T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/289 Esas KARAR NO : 2025/1464 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/124 Esas - 2022/597 Karar TARİHİ: 14/06/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/289 Esas KARAR NO : 2025/1464 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/124 Esas - 2022/597 Karar TARİHİ: 14/06/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin geçmişten ortak çalışmalar yürüterek ticari ilişkide bulunduğunu, davalının ticari ilişkiden kaynaklı alacağı ödememesi üzerine Bakırköy 7.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın haksız olduğunu, müvekkilinin ticari ilişkiden kaynaklı 38.871,66TL alacağı bulunduğunu, bu hususun ticari defterlerden anlaşılabileceğini, kalan bakiyenin ödenmediğini, 20/12/2015 tarihli 9.499,69TL'lik sahte faturanın alacaktan mahsup edilmeye çalıştığını, müvekkilinin faturayı Bakırköy 29 Noterliğinin ihtarı ile iade ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketlerin ortaklarından ...'ın o tarihte davalı şirketinde ortağı olduğunu her iki şirketin mali müşavirinin de ... olduğunu, ...'ın davalı şirketten ayrılırken davacı şirkette ortaklığının devam ettiğini, ayrılma sırasında yapılan anlaşma ile davacı şirket için 20.000,00TL bedelli 20/09/2016 tarihli çek ile pay değeri için 30.000,00TL bedelli 26/11/2016 tarihli çeklere verildiğini, davalı şirketle arasında kalan bakiye için elindeki malzemeleri iade edip 18.871,66TL'lik iade faturası kesilerek, şirket ortağı ...'ın malzeme faturaların teslim edildiğini, ancak her iki şirketin muhasebeci olan Ramis Karamoğlu'nun resmi işlemleri bu şekilde yapmadığını tarafların ortaklıktan ayrılma konusunda sulh olduklarını, 2015 yılından bu yana talepte bulunulmamasının bunun kanıtı olduğunu, ...'ın davacı şirket ortaklığından ayrılması nedeniyle sorunların çıktığını, davalının borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/06/2022 tarih ve 2022/124 Esas - 2022/597 Karar sayılı kararında;"......Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı vekili tarafından sunulan 24/05/2016 tarihli 18.870,00TL bedelli irsaliyeli fatura davacı şirket aleyhine düzenlenmiş, faturayı teslim alan kişinin ise ... olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili ayrıca ... Bankası'na ait 26/11/2016 tarihli 30.000,00TL bedelli ... seri nolu çek ile 24/09/2016 tarihli 20.000,00TL bedelli ... çek seri nolu müşteri çeklerini ortaklıktan ayrılırken ortaklık payı karşılığında verdiğini savunmaktadır. Çek bilgileri muhatap bankadan talep edilmiş 06/02/2019 tarihli yazıda çeklerin tahsil edildiği, çeklerin davalı şirket tarafından ciro edildikten sonra İbrahim Karakaş tarafından ciro edildiği 20.000,00TL'lik çekin bu kişi tarafından tahsil edildiği 30.000,00TL'lık çekin ise ...'a ciro edildiği ve bu kişi tarafından tahsil edildiği görülmüştür. Davalı ... ... A.Ş'nin ortak ve yetkilisinin İbrahim Karakaş olduğu şirketin tür değiştirerek A.Ş olduğu görülmüştür.Davalı vekili tarafından ibraz edilen 24/05/2016 tarihli protokolün davalı şirketin ortakları olan ... ile ... arasında düzenlendiği protokolün ...'ın pay değeri ile ilgili olduğu, verilen 50.000,00TL bedelli iki adet çek ile 18.870,19TL'lik fatura ile her iki şirket arasındaki bakiyenin sıfırlandığı iddia edilmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş davalı şirketin ticari defter ve belgelerini ibraz etmemesi sonucu davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda, yapılan ödemeler dikkate alındığında, davacının davalıdan 20.001,47TL alacaklı bulunduğu belirlenmiştir. Tacir olan davalı bir kısım iddialarda bulunmasına rağmen mahkememizce yapılan ihtar üzerinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş nedeniyle Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23/01/2017 tarih 2016/4087 esas, 2017/261 karar sayılı ilamı gereğince iddiasını ispat edemediği düşünülmüştür. Bilirkişi raporunda çeklerin tahsil edilip edilmediği, belirlenememiş ise de mahkememizce yapılan araştırmada çek bedellerinin tahsil edildiği anlaşılmıştır. Ancak çeklerin davalı şirketin eski ortağı olan ...'ın davalı şirketteki ortaklığın sona ermesi nedeniyle davalı şirket ortakları arasında düzenlenen 24/05/2016 tarihli protokol kapsamında verildiği, çeklerin davacı şirket emrine ciro edilmediği ve şirket kaşesi ile ciro edilerek tahsil edilmediği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde her iki şirket arasında taraflarca niteliği belirtilmeyen ticari ilişki (mal veya hizmet alımı) bulunduğu davalı tarafın ticari defter ve belgelerini ihtara rağmen ibraz etmediği davacının ibraz edilen defterlerine göre 20.001.00TL alacağının bulunduğunun belirtildiği görülmüştür.Davacı vekili tarafından dava değerinin açıklanması ve harcın tamamlanmasına ilişkin dilekçe sunulmuş olup dava değerinin 37.871,60 TL olduğu belirtilmiştir.Söz konusu protokolde ... şirket ortağı ...'ın imzasının bulunduğu ve protokolün hisse devrine ilişkin olduğu, çeklerin de buna karşılık alındığı belirtilmiş olup faturadan bakiye alacağa ilişkin hesaplamada mahsup için bahsedilmiştir. Faturanın tebliği ve itiraz olmaması da dikkate alındığında bakiye alacaktan mahsubu gerektiği değerlendirilmiştir. Buna göre dava değeri olan 37.871,60 TL'den iade faturası olan 18.870,19 TL'nin mahsubu sonucu alacak miktarının 19.001,41 TL olduğu tespit edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 19.001,41 TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Bakırköy 7.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 19.001,41 TL asıl alacak üzerinden iptaline, itiraz iptal edilen miktara takip tarihinden itibaren %10,75 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Hükmedilen alacağın %20'i olan 3.800,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı ... ... arasında geçmişte ortak iş ve çalışmalar yapıldığını, fakat ... ...'in yapılan son işlerde müvekkile ödemesi gereken ödemeleri gerçekleştirmediğini, müvekkil şirketin cari hesap dökümleri ve ticari defterleri bilirkişi tarafından incelendiğinde davalıdan 38.871,66 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığını, ancak dava dışı şahıslar arasındaki sahte bir protokole istinaden davalı tarafından düzenlenen 18.870,19 TL bedelli 24.05.2016 tarihli sahte iade faturası düşülerek BAM'ın kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporu ile alacaklarının 20.001,00 TL olduğuna kanaat getirildiğini, Yerel mahkemenin hataya düşerek sahte fatura bedeli 18.870,19 TL'yi alacaklarından mahsup ettiğini, ancak mahsup işleminin bile hatalı yapıldığını, bilirkişice tespit edilen 38.871,66 TL üzerinden değil, harçlandırdıkları 37.871,60 TL üzerinden mahsup ettiğini, bu sebeple alacaklarının da 19.001,41 TL'ye düştüğünü, böylesine fahiş bir hata yapılmasının kabul edilemeyeceğini, Davalı tarafın mahkemeye 18.870,19 TL bedelli “iade faturası” adı altında bir belge sunduğunu ve bu belgenin taraf ticari defterlerinde yer almaması ve sahte olmasına rağmen nazara alındığını, bu belgenin müvekkil firmaya tebliğ edilmediğini, bahsi geçen sahte faturanın, müvekkil şirketin ticari defterlerinde yer almayan bir fatura olduğunu, karşı tarafın defterleri de usulüne uygun tutmadığını, davalının ""sahte"" fatura ile mahkemeyi aldattığını, her ne kadar davalı vekili iade faturası düzenleyerek borcunun kalmadığını belirtse de müvekkil şirkete böyle bir fatura tebliğ edilmediğini, söz konusu faturanın müvekkil şirket kayıtlarında ve defterlerinde bulunmadığını, bu faturanın dayanağı olan bir sözleşme ve irade butabakatı da bulunmadığını, Faturanın borçlandırıcı işlem olmadığını, ortada bir sözleşme varsa, ancak o takdirde faturanın mündericatı geçerlilik kazanacağını, ancak taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi (irade mutabakatı) mevcut değilse, sırf fatura düzenlenmiş olmasının tek başına borç doğurucu olmadığını, somut olayda da müvekkilin ticari defterlerinde bu şekilde bir faturaya yer verilmediğini, karşı taraf ile aralarında bu faturada belirtilen şekilde bir borç ilişkisinin de doğmadığını, karşı tarafın defterlerini ibraz etmeyerek müvekkilin ticari defter ve belgelerindeki kayıtları da kabul etmiş sayıldığını, Dosyadaki bilirkişi raporunda müvekkil şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiğini, ve karşı tarafın defterlerini sunmadığının da raporda yazılmış olmasına rağmen mahkemece dosya kapsamındaki delillere ve hukuka aykırı bir sonuca ulaşıldığını, Bilirkişi raporunda müvekkilin taraf dahi olmadığı 24/05/2016 tarihli protokolün ...’ın pay değeri ile ilgili olduğu, verilen 50.000 TL bedelli iki adet çek ile 18.870,19 TL’lik fatura ile her iki şirket arasındaki bakiyenin sıfırlandığının anlaşıldığının belirtildiğini, diğer paragrafta ise bu protokolün şirketler arasındaki ticari ilişkiye ait olmadığı, çeklerin davacı şirket emrine ciro edilmediği, şirket kaşesi ile ciro edilerek tahsil edilmediğinin anlaşıldığının ifade edildiğini, bu durumda protokol ve iade faturasının hükme esas alınmaması gerektiğini, Davalı tarafından sunulan 24.05.2016 tarihli protokolün davalı şirket ortağı ... ile yine davalı şirket ortağı ... arasında imzalanmak üzere hazırlandığını, müvekkilin taraf olmadığı gibi, taraflardan ...'ın imzasının dahi bulunmadığını, kaldı ki protokolde dahi "noterde düzenlenen devir teslim sonunda bu protokol yürürlüğe girecektir" yazdığını, noterde düzenlenmiş devir teslim protokolünün de bulunmadığını, hem imzasız hem taraf olunmayan hem de geçerlilik şartı yerine getirilmeyen bir protokolde yer alan hükümlerin müvekkili bağlamayacağını, sahte bir protokole dayanarak sahte olarak hazırlanmış bir faturanın hükme esas alınamayacağını, Sahtelik iddialarının değerlendirmeye alınmamış olmasının kabul edilebilir olmadığını, davalı tarafın 13.11.2018 tarihli dilekçesinde, ... ile her iki firmanın da muhasebecisi ...'nun tanık olarak dinletilmesini talep ettiğini, davaya konu hususlarda bu kişilerin de tanık olarak dinletilmesinin olayı aydınlatacağını, her iki tarafın da muvafakati olduğundan bu iki ismin dinletilmesi gerektiğini, ...'nun savcılıf ifadesinde 24.05.2016 tarihli faturanın gerçek bir mal karşılığında düzenlenmediği, faturaya konu malların ... firmasına hiç teslim edilmediği, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğunu ifade ettiğini, bu kişinin her iki firmanın da muhasebecisi olması sebebiyle beyanlarının kayda değer olduğunu, Öte yandan iade edilen fatura ile iade edilen malın bedeli ninsatıcı tarafından kesilen ilk faturadaki bedel ile aynı olması gerektiğini, davalı şirketin söz konusu iade faturasını hangi faturanın iadesi olarak kestiğinin belli olmadığını, söz konusu faturada 7.941,11 TL fiyat farkı eklendiğini, hiçbir iade faturasına kar farkı eklenerek yazılamayacağını, davalı şirketin söz konusu faturaya fiyat farkını eklediğini, bu kaydın yazılmasının da hukuka ve usule aykırı olduğunu, bahsedilenlerden hareketle alacaklarında haklılıklarının ispatlandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisine dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafça, davalı hakkında cari hesaptan kaynaklı 37.871,60 TL. Asıl alacak, 13.964,76 TL. İşlemiş faiz, 1.893, 58 TL. Tazminat olmak üzere toplam: 53.729,94 TL. alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe davalı/borçlunun itirazı üzerine 5.372,94 TL TL. Alacak yönünden itirazın iptali davası açılıp bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verildiği dairemizin 19/01/2022 tarih ve 2020/19 Esas - 2022/53 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda davacı vekili 25/02/2022 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu ve takibin 37.871,60 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesini talep edip eksik harcın ikmal edildiği anlaşılmıştır.Davacı şirketin sicil kaydına göre, ...'ın davacı şirketin kurucu ortaklarından olup ... ve ...'ın 15/10/2009 kuruluşdan itibaren 20 yıl için münferit imzalı müdür seçildikleri, Davacı şirketin 25.01.2017 tarihinde “... ... Tic. Ltd. Şti.” olan unvanını “... ... Tic. A.Ş.” olarak değiştirdiği, davacı şirketin 26/03/2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 28/02/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağına göre; Yönetim kurulu başkanı ... 'ın istifası nedeniyle yönetim kurulu başkanlığı görevine son verilmesine ve yapılan oylama sonucunda yönetim kurulu üyelerinin oybirliği ile ibralarına karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile dava dosyası incelenmek suretiyle düzenlenen mali müşavir bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi (06.06.2017) itibariyle davacının davalıdan 38.871,66 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından 24.05.2016 tarihli sevk irsaliyesi ile o tarihte davacı şirket yetkilisi olduğu olan ...'a teslim edilen irsaliye fatura konusu 18.870,19 TL. bedelli emtia bedeli ile ... Vali Konağı Şb.'ne ait 24 Eylül 2016 tarihli ... çek no.lu çekin dikkate alınıp alınmayacağı, alınacak ise teslim edilen emtia bedelinden yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı var ise miktarı noktasında uyuşmazlık olduğu anlaşılmaktadır.Bilirkişi tarafından davalının dosyada mübrez cari hesap ekstresi ile davacının ticari defterleri arasında yapılan değerlendirmede; taraf ticari cari hesaplarının 31.12.2013 tarihi itibari ile birbiri ile uyumlu olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yapılan ödemeler ve davalı tarafından davacıya düzenlenen iade faturasından ve davalının davacıya vermiş olduğunu iddia ettiği 2 adet toplamda 50.000,00 TL tutarlı çek ödemesinden kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalının davacıya vermiş olduğunu iddia ettiği 2 adet toplamda 50.000,00 TL tutarlı çeklerin davacıya teslimini gösteren herhangi bir tediye, tahsilat makbuzunun bulunmadığı, cari hesaba ait borca mahsuben verildiğini gösterir herhangi bir belgenin olmadığı, davalı tarafça ispat edilemediğinden bu çek bedellerinin davacı cari hesabından mahsup edilmediği, davalı tarafın bu yönde istinafı da olmadığından bu yöndeki tespitin kesinleştiği anlaşılmıştır.Davalı şirketin davacı şirket adına düzenlemiş olduğu 24.05.2016 tarihli irsaliye iade faturasındaki ürünleri ve faturayı davacı şirketin o tarihte yetkilisi ve aynı zamanda ilgili tarihlerde şirket ortağı olan ... tarafından teslim alındığı, dolayısıyla davalının davacıya düzenlemiş olduğu fatura ve iade ürünlerin tesliminin ispatlanmış olduğu, faturanın sahte olarak düzenlendiği ve içeriği malların teslim edilmediği iddiasının kesin delillerle davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, bu yönde kesin delil ibraz edilmediği, sahtelik iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, bu itibarla irsaliye iade faturası bedelinin davacının davalıdan olan alacağından mahsubunun gerekeceği, buna göre takip tarihi itibari ile davacının davalıdan (38.871,66 - 18.870,19 TL) 20.001,47 TL alacaklı olduğu tespit edilmekle, mahkemece bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 19.001,41 TL. asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizce, davanın kısmen kabulü yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih ve 2022/124 Esas - 2022/597 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,Davalının Bakırköy 7.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazının 20.001,41 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin 20.001,41 TL. Asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren %10,75 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2- Hükmedilen alacağın %20'si olan 4.000,28 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İLK DERECE YÖNÜNDEN:3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 1.366,30 TL. Karar ve ilam harcından peşin alınan 91,76TL. Harç ile 600,00 TL. tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 674,54 TL.'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan 91,76 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı ve 600,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 727,66 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından sarf edilen 950,00 TL bilirkişi ücreti, 195,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.145,00 TL'nin davanın kabul ve ret oranına göre hesap olunan 583,95 TL.'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından sarf edilen 83,40 TL posta masrafının davanın kabul ve ret oranına göre hesap olunan 40,86 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 20.001,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.870,13 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 11-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 238,00 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 458,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Artan gider avanslarının talep halinde yatıran taraflara iadesine,14-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,15-Kararın tebliğ ile harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.