İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle; davacının, ... Şirketi’ndeki pay devrinin tesciline ve yalnızca bu yöndeki şirket ortaklar kur…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/220 KARAR NO: 2026/353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:07/01/2026 NUMARASI:2025/710 Esas (Derdest) DAVA :Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle; davacının, ... Şirketi’ndeki pay devrinin tesciline ve yalnızca bu yöndeki şirket ortaklar kurulu kararlarının tedbiren uygulanmasının durdurulmasına dair verilen karara itiraz ettiklerini, davacı tarafından zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartının yerine getirilmediğini, davanın esasına girilmeden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacıya ait pay devrinin, 2018 yılında 10.000.000 TL nakit bedel karşılığında gerçekleştirildiğini ve devrin yapıldığı 2018 tarihi itibarıyla şirket pay defterine kaydedildiğini, bu kayda dayanılarak genel kurul toplantıları yapıldığını, alınan kararların ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen bir kaydın, şirket ortakları tarafından bilinmediğinin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunun somut olayda yerine getirilmediğini, bugün itibarıyla bu pay devrine dayalı ortaklar kurulu kararlarının uygulanmasının durdurulmasının, hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, ayrıca hükmedilen teminat miktarının son derece düşük olduğunu, söz konusu pay devrinin, 2018 yılında nakden ödenen 10.000.000,00 TL bedel karşılığında gerçekleştirildiğini beyan ederek; öncelikle 11.12.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise HMK’nın 392. maddesi gereğince takdir edilen teminat miktarının artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati tedbire itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "..Somut olayda, uyuşmazlığa konu pay devrinin tescili ve bu yöndeki şirket ortaklar kurulu kararının uygulanması halinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi" halinin mevcut olduğu, hisselerin dava konusu olduğu gibi davacıların korunması gereken güncel hukuki menfaatlerinin bulunduğu, pay devrinin yapılması durumunda telafisi imkansız zararların doğma ihtimali bulunması hususları göz önüne alınarak HMK ' nın 389 maddesinde belirtilen şartların mevcut olduğu anlaşılmakla aynı gerekçelerle mahkememiz kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu yönde yapılan itirazın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartının yerine getirilmediğini, zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartı sonradan tamamlanabilir nitelikte olmadığından, davanın esasına girilmeden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacıya ait pay devrinin, 2018 yılında 10.000.000 TL nakit bedel karşılığında gerçekleştirildiğini, söz konusu pay devrinin, devrin yapıldığı 2018 tarihi itibarıyla şirket pay defterine kaydedildiğini ; bu kayda dayanılarak genel kurul toplantıları yapıldığını ve alınan kararlar ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, ticaret sicilinin aleniyeti ilkesi gereğince, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen bir kaydın bilinmediğinin ileri sürülmesinin, şirket ortakları bir yana üçüncü kişiler bakımından dahi mümkün olmadığını, bu kapsamda, ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunun da somut olayda yerine getirilmediğini, dolayısıyla, 2018 yılında gerçekleştirilen pay devrine ilişkin olarak açılan davada, bugün itibarıyla bu pay devrine dayalı ortaklar kurulu kararlarının uygulanmasının durdurulmasının hukuka ve dosya kapsamına açıkça aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından HMK’nın 392. maddesi uyarınca 100.000 TL teminata hükmedildiğini, ancak hükmedilen teminat miktarının son derece düşük olduğunu, zira söz konusu pay devrinin 2018 yılında nakden ödenen 10.000.000 TL bedel karşılığında gerçekleştirildiğini, bu bedel dikkate alındığında takdir edilen teminat miktarının açıkça yetersiz olduğunu, istinaf taleplerinin kabulü ile 11.12.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının bozularak kaldırılmasına, aksi kanaatte olunması hâlinde ise HMK’nın 392. maddesi gereğince takdir edilen teminat miktarının artırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, hisse devrinin iptali ile dava dışı şirketteki hissedarlığın tespiti ve ortaklık pay defterine tescili istemine ilişkin derdest davada verilen ihtiyati tedbir kararının itirazen kaldırılması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince 11.12.2025 tarihli ara karar ile davacının, .... A.Ş.'deki pay devrinin tescilinin ve yalnızca bu yöndeki şirket ortaklar kurulu kararlarının uygulanmasının durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin 100.000,00 TL nakdi teminat yatırılması veya aynı miktarda bankadan kesin ve süresiz teminat mektubu sunması kaydıyla kabulüne karar verilmiş, ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine mahkemece duruşma açılarak 18.12.2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbirin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Somut olayda davacı, dava dışı şirketin %10 hissedarı olduğunu, 02.03.2018 tarihinden önce ve sonra davacının şirket hissesini devir, bağışlama vs. işlemlerde bulunmamasına rağmen 27.04.2018 tarihli 2017 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantı kayıtlarında davacının şirkette sahibi olduğu %10'luk hissenin hukuka aykırı ve muvazaalı işlemlerle murisleri ...'na geçirildiğini, pay devrine ilişkin işlemlerin ve belgelerin yasaya aykırı olduğunu belirterek hisse devrinin iptali ile dava dışı şirketteki hissedarlığının ve bu hisselerin davacıya aidiyetinin tespitini ve durumun ortaklık pay defterine tescilini talep etmiş olup, mahkemece uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir kararı verildiği gözetildiğinde yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından farklı olarak yaklaşık ispatla yetinilmiş olduğundan; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.Teminatın tutarı ve türü, HMK 87 maddesine göre hakim tarafından serbestce tayin edilecektir. Eldeki uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir kararında 100.000 TL nakdi teminat yatırılması veya aynı miktarda bankadan kesin ve süresiz teminat mektubu sunulması kaydıyla tedbir kararı verilmiş olup, ilk derece mahkemesinin teminata ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026