T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:10/02/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:10/02/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkil adına alacağın tahsili için 18.03.2021 tarihinde Denizli 8. İcra Dairesi nezdinde başlatılmış olan takip davalının 06.04.2021 tarihinde yapmış olduğu itiraz ile durdurulduğunu, davalı, müvekkil şirketten takip konusu faturanın içeriğinde belirtilen ürünleri satın aldığını ve bunların bedeli ödediğini, muhtelif hırdavat satışından kaynaklı takip konusu e-arşiv fatura borcunu ifa etmeyen davalıya Bingöl 2. Noterliğinden 13.01.2021 tarihinde ... nolu ihtarname ile birlikte fatura 23.02.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının bu süre zarfından faturaya itiraz etmemekle birlikte borcunu da ödemediğini, şu hale hem süresi içinde yapılmayan bir itiraz ve tahsil edilemeyen bir alacağın söz konusu olduğunu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, itirazın iptalini ve alacağımızın tahsilini talep ettiklerini, bu nedenlerle davalının yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan ve alacak miktarı likit olduğundan dolayı takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu; bu ilişki neticesinde davacı şirketin davalıya 06/04/2020 tarihli fatura kestiği; faturanın her iki taraf defter ve kayıtlarına işlendiği ve her iki tarafça vergi dairelerine bildirilerek kayıtlara geçtiği; bu durumda davalının faturaya konu malların davacı tarafça kendisine teslim edilmediği yönündeki iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiği fakat davalı tarafça bu yönde bir delil sunulmadığından mahkememizce teslim olgusunun sabit kabul edildiği; davacı taraf defterlerinde fatura bedelinin 31.12.2020 tarihli banka tahsilatı ile kapatıldığının, davalı kayıtlarında ise 10.09.2020 tarihinde banka ödemesi ile kapatılmış olduğunun kayıtlı olmasına rağmen her iki taraf defter ve kayıtlarında fatura bedelinin ödendiğine dair yazılı dayanak belge bulunmadığının bilirkişi raporunda görüş ve mütalaa olunduğu; davacı tarafça, ödemeye dair banka kayıtlarına delil olarak dayanıldığı ve banka kayıtlarında bilirkişi tarafından yapılan incelemede banka kayıtlarında fatura bedeline dair ödeme kaydına rastlanmadığının belirtildiği; davalı tarafça fatura bedelinin ödendiğine dair bir savunmanın da bulunmadığı; HMK 222/3 maddesi gereği usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği; tarafların ticari defter ve kayıtları her ne kadar fatura bedelinin ödendiği yönünde kayıt içererek birbirini doğruluyor ise de ödemeye dayanak belgenin ticari defter ve kayıtlarda bulunmadığı ve banka hesap hareketlerinde de fatura bedelinin ödendiği hususunda bir kayda rastlanmadığı; bu durumda davalının fatura bedelinin ödendiği yönünde bir savunmasının da olmadığı nazara alınarak fatura bedelinin ödendiği davalı tarafça kesin delille kanıtlanamadığından davacının davasının icra takibine konu asıl alacak yönünden kabulüne; icra takibine konu işlemiş faiz yönelik talebin incelenmesinde ise TBK'nın 117. maddesi uyarınca “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle...borçlu temerrüde düşmüş olur" şeklinde düzenleme mevcut olup somut uyuşmazlıkta davacı tarafından davalı hakkında icra takibine geçilmeden önce Bingöl 2. Noterliğinin 13/01/2021 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davaya konu 06/04/2020 tarihli fatura bedelinin davacıya ihtarın tebliğinden itibaren 10 gün içinde ödenmesinin talep edildiği; ilgili ihtarın davalıya 23/02/2021 tarihinde tebliğ edildiği; bu durumda davalının 10 günün dolduğu tarih olan 06/03/2021 tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağı; icra takibinin ise 18/03/2021 tarihinde başlatıldığı; bu durumda davacının temerrüt tarihi ile icra takip tarihi arasında her iki taraf tacir olduğundan ticari temerrüt faizi isteyebileceği; mahkememizce resen yapılan hesaplamada davacının 06/03/2021-18/03/2021 arası 12 gün için yıllık % 16,75 ticari temerrüt faiz oranı ile hesaplandığında 392,48 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu bu durumda neticeten davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ve İİK.'nun 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve ... E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından düzenlenen faturayı defter kayıtlarına işlemiş olmasına rağmen tarafına herhangi bir mal veya malzeme teslimatı yapılmadığını, faturanın iade edilmemesinin kendisinin veya mali müşavirinin ihmalinden kaynaklandığını, söz konusu malzemelerin irsaliye, kantar fişi veya nakliye belgesi olmaksızın tesliminin mümkün olmadığını ve noter evraklarında teslimata dair imzasının bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin davacı firmanın ticari defterlerinde alacak kaydı bulunmadığını tespit eden bilirkişi raporunu dikkate almadığını, davacı firmanın yaklaşık on yıldır gerçek bir ticari faaliyeti bulunmayıp sahte fatura düzenleyerek haksız kazanç elde ettiğini ve bu durumun maliye kayıtları ile sabit olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklı düzenlenen fatura alacağının tahsili amaçlı başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının içeriğini ve teslimini kabul etmediğini beyan ettiği faturayı defterine işlediğinin anlaşılmasına, faturaların ticari deftere işlenmesi ile teslimin karineten gerçekleştiğinin kabul edilmesine, aksini ise davalının yazılı delillerle ispatlamasının gerekmesine (aynı yönde içtihat için bakınız; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/7951 Esas - 2013/12822 Karar sayılı ilamı), davalının ödeme yaptığına ilişkin savunmasının bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalının istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.895,40 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.223,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.671,55 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...