11. Hukuk Dairesi 2013/9104 E. , 2013/21780 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2012 tarih ve 2011/4-2012/338 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, …
**11. Hukuk Dairesi 2013/9104 E. , 2013/21780 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2012 tarih ve 2011/4-2012/338 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'nın ... isimli kişiden davalı şirketin hisselerini devraldığını, ödenen anapara ve fazin ödenmesi için davalı şirkete gönderilen ihtara, murisin şirket ortağı olduğundan bahisle cevap verildiğini, anonim şirketlerin gücünü ve sermayesini ortaklarından alan, bu sermaye ile ticari faaliyetlerini yürüten ticari kuruluşlar olduklarını, şirket ortaklığının belli bir süreyle sınırlandırılamayacağını, anonim şirketlere egemen olan temel ilkelerin başında sermayenin korunması ilkesinin yer aldığını, sermayenin korunmasına yönelik emredici hükümler getirildiğini, TTK'nın 405. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, davalı şirketin müvekkillerinin murisinin parasını alıp kullanmasına rağmen uzun süredir kâr payı vermemesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete yatırılan 10.000 TL anaparanın ve faizinin, olmadığı kâr payının yatırılış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların murisinin müvekkili şirketin ortağı olduğunu, TTK'nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisinin davalı şirkete ortak olduğunun bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacının şirket ortaklığını hisse devralmak yoluyla kazandığı, 6762 sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf, murislerinin davalı şirketin hisselerini devraldığını, ödenen anapara ve faizin kendilerine ödenmesi için davalı şirkete gönderilen ihtara rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, davalı şirkete yatırılan paranın, olmadığı takdirde kâr payının tahsilini istemiştir. Mahkemece, davacıların murisinin davalı şirkete ortak olduğu ve şirket ortağının sermaye olarak şirkete verdiği parayı geri isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu gerekçe yerinde bulunmamaktadır. Zira, davacı tarafın talebi açık ve anlaşılır değildir. Diğer bir deyişle, davacıların, murislerinin davalı şirkete usulünce ortak edilmemesi nedeniyle şirkete ödediği parayı ya da ortaklık ilişkisini kabul ederek kâr payını istedikleri açık ve kesin bir biçimde ortaya konulmamıştır. O halde, mahkemece öncelikle dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 75/2. ve yargılama sırasında yürürlüğe giren HMK'nın 31. maddeleri uyarınca davacı tarafa talebinin açıklattırılması, istemin açıklığa kavuşturulmasından sonra sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.