İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/04/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; .....Ltd Şti ile müvekkili bankanın Merter Şubesi arasında Genel Nakdi ve Gayrınakdi Kredi Sözleşmesi ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı,borçluya çeşitli krediler kullandırıldığını, ancak geri ödemelerin yapılmadığını, hesabın kat edilerek borçlu şirkete ve kefiline Bakırköy 27. Noterliği’nden 10.09.2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1848 KARAR NO : 2026/624 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/04/2023 NUMARASI : 2022/87 Esas - 2023/324 Karar DAVA: İtirazın İptali(Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/04/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; .....Ltd Şti ile müvekkili bankanın Merter Şubesi arasında Genel Nakdi ve Gayrınakdi Kredi Sözleşmesi ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı,borçluya çeşitli krediler kullandırıldığını, ancak geri ödemelerin yapılmadığını, hesabın kat edilerek borçlu şirkete ve kefiline Bakırköy 27. Noterliği’nden 10.09.2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarın keşide edildiğini,İstanbul 23. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında Taksitli Ticari Krediden kaynaklanan alacaklar nedeniyle ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline,%20’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkiline ihtarnamenin tebliğ olmadığını, tüm tebligatların çıkış mercine iade olduğunun görüldüğünü,sözleşmedeki yetki şartının geçerli olmadığını, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından icra dosyası kapsamında müvekkilinin davacıya borcu olmadığını,kefalette eş rızası bulunmadığını, faize itirazın yerinde olduğunu, zira davalı kredi lehtarı şirket ile kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu varsayımında kefil yönünden takip tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak, işlemiş faiz miktarının yanlış olduğunu, 08.09.2019- 12.11.2019 tarihleri arasında işlenmiş temerrüt faizi 5.992,73-TL olarak hesaplandığını, kat ihtarının tebliğ olmaması sebebiyle faiz hesaplanamayaacğını,takibe kötü niyetli bir itiraz olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; icra takibinde Taksitli Ticari Kredi Borcu için 66.154,36-TL asıl alacak, 5.992,73-TL Temerrüt faizi, 299,64-TL BSMV olmak üzere toplam 72.446,73-TL nakit alacağın tahsili ve 32.480-TL gayri nakit alacağın depo edilmesi amacıyla 12/11/2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı,davalının asıl borçlu şirketin 20.09.2019 tarihine kadar dava ve takip konusu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerde ortağı ve yetkilisi olduğundan eş rızası gerekmediği, ihtarnamenin muhatapların sözleşme adreslerine tebliğe çıkarıldığı, iade döndüğü, sözleşmelerin ilgili maddeleri gereği ihtarnamede verilen 7 günlük sürenin dolması ile temerrütün 16.09.2019 tarihinde oluştuğu; Taksitli Ticari Kredi nedeniyle davacı bankanın takip tarihi itibarıyla 66.154,36-TL asıl alacak olmak üzere toplam 71.454,44-TL alacağı bulunduğu; %48 oranda temerrüt faizi istenilebileceği, davacı bankanın davalıdan 32.480-TL gayri nakdi alacak depo talebinin yerinde olduğu davalı/borçlular alacağın miktarını bildiği, icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bildiği, alacağın likit(belirli) bulunduğu, gerekçesiyle Nakit alacak yönünden, 66.154,36-TL asıl alacak, 5.047,70-TL işlemiş faiz, 252,38-TL BSMV olmak üzere toplam 71.454,44-TL alacak yönünden kısmen iptaline,fazla istemin reddine, gayrinakit alacaktan 32.480-TLnin davacı banka nezdinde ve faiz getirmeyen bir hesapta davalı tarafından depo edilmesine, nakde dönüştüğü tarihden itibaren yıllık %48 oranında temerrüt faizi,%5 oranda bsmv uygulanmasına, nakit alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı vekili; itirazın iptali davasında davalı, yani borçlu itirazında haksız görülürse itirazı iptal edilerek ayrıca, alacaklının talebi üzerine icra inkâr tazminatına mahkûm edileceği, borçlunun itirazının haksızlığı net bir şekilde ortaya konulamıyorsa borçlu icra inkâr tazminatına mahkûm edilmemesi gerektiğini, müvekkile kat ihtarnamesi ulaşmamış, alacağın doğru hesaplanıp hesaplanmadığı bilinmediğinden icra dosyasına itiraz edildiğini, davacı tarafın talep ettiği miktarların yanlış olduğu ancak bilirkişi incelemesi ve yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesi’nin kararıyla tespit edilebildiğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmetmesi yerinde olmadığını, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacağın likit olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına veya talepleri doğrultusunda düzeltilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili kararı icra inkar tazminatına hükmedilmesi nedeniyle istinaf etmiştir. İtirazın iptali davasında; Alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması gereklidir.Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmektedir. Davalı şirket yetkilisi ne miktarda kredi kullandığını, ne miktarda ödeme yaptığını bilebilecek durumdadır. Takip ve dava konusu alacak genel kredi sözleşmesine dayalı taksitli kredi alacağına ilişkin olup olup likit(bilinebilir, belirlenebilir) nitelikte olduğu, bu nedenle davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 1.047-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 315-TL harcın talebi halinde davalıya iadesine, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/04/2026