İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı olan sigorta şirketinin sigortalısına…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1465 KARAR NO:2026/293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/12/2021 NUMARASI:2021/82 Esas - 2021/1152 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı olan sigorta şirketinin sigortalısına ait emtiaların davalıların sorumluluğunda iken çalındığını ve bu olaydan davalıların kusurlu olduğunu, bu nedenle sigortalıya 20.366,82 USD ödeme yapıldığını, davalıların bu nedenle açılmış olan icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini davalı ... aracına ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmilini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıların olayda kusuru bulunmadığını, hasar miktarı ve kusur oranının bilirkişi marifeti ile tespit edilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; bu davalının sadece dava konusu emtiaların hırsızlandığı aracın kayıt maliki olduğu, zararın trafik kazası sonucu meydana gelmemesi nedeni ile KTK'nun işletenin sorumluluğu hükümlerinin uygulama alanı bulmayacağı, dolayısıyla bu davalının dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceğine ilişkin bir yasa hükmü bulunmadığı anlaşılmakla davanın bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. Dava konusu rücu talebinin sigorta poliçesi yönünden uygun olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; söz konusu blok abonman sigorta poliçesinde notlar kısmında yer alan yer alan ve davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği hükümde, "Konaklama halinde nakliyenin yapıldığı aracın emniyetli ve daimi gözetim altında bulunan kontrollü bir alana park edilmesi ve aracın kısa bir süre terk edilmesinden önce araç sorumlusunun herhangi bir hırsızlığı önlemek açısından gereken tüm emniyet tedbirlerini almış olması gerekmektedir. Aksi takdirde her türlü çalınma rizikosu teminat haricidir" denildiği belirtilmiş ve fakat davalı araç sürücüsünün araçtaki emtiaların zarar görmemesi için her türlü önlemi aldığı ileri sürülmüş olup, davalı tarafın, davalı ara sürücüsünün gerekli her türlü önlemi aldığını savunması nedeni ile belirtilen hükümden faydalanarak hırsızlığın poliçe kapsamı dışında kaldığını ileri sürmesi kendi iddiaları ile çelişkili olduğundan mahkememizce itibar edilmemiştir. Diğer yandan, mahkememizce alınan son bilirkişi raporunda, çalınan malların kamyon veya tır ile çalınmayıp açık kasa kamyonetle çalınması nedeni ile zararın poliçe kapsamı dışında olduğu belirtilmiş ise de, davalı tarafın cevap dilekçesinde bu yönde bir itiraz mevcut olmadığından bu durumun sonradan ileri sürülmesinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Kaldı ki; davacının rücu talebini yasal dayanağının sadece TTK'nın 1472.maddesi uyarınca halefiyet hükümlerine dayanmadığı, dava dilekçesi ekinde 30/05/2016 tarihli temliknamenin de bulunduğu, davacının işbu temlikname ile alacağı dava dışı sigortalısında temlik aldığı, bu nedenle davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalının davalılardan talep edebileceği tazminatı sigortalı gibi davalılardan talep edebileceği kanaatine varıldığından dava konusu ödemenin poliçe kapsamında bir ödeme olup olmamasının, eş değişle hatır ödemesi sayılıp sayılmamasının davacının davalılardan talep hakkını ortadan kaldırmayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; sigortalıya yapılan ödemenin piyasa şartlarına uygun olduğunun alınan bilirkişi raporlarından da anlaşılması karşısında, davanın davalılar ... Tekstil ve davalı ... yönlerinden kabulüne, diğer davalı yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lütuf ödemesi gerçekleştiren sigorta şirketinin rücu hakkı olmamasına rağmen mahkemece bu husus göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da tespit edildiği üzere, rücuen tazmini talep edilen alacak sigorta poliçesi ile teminat altına alınan bir alacak olmadığını, teminat dışında kalan sebeplere dayalı ödeme yapan, yani hatır ödemesi gerçekleştiren davacı sigorta şirketi rücu hakkını kaybettiğini, sigorta şirketinin, teminat harici rizikolar neticesinde meydana gelen zararı tazmin etmesi durumu poliçe kapsamında bir ödeme olarak kabul edilmemekle birlikte sigorta şirketinin halefiyete bağlı üçüncü kişilere rücu davası açma hakkının ilk koşulu olan “poliçe kapsamında ödeme yapma” durumu gerçekleşmediğinden, halefiyete bağlı olarak üçüncü kişilere karşı talepte bulunma hakkının da ortadan kalktığını, alınan bilirkişi raporunda çalınan malların kamyon veya tır ile çalınmayıp açık kasa kamyonetle çalınması nedeniyle, zararın poliçe kapsamı dışında olduğu belirtilmiş ise de davalı tarafın cevap dilekçesinde bu yönde bir itiraz mevcut olmadığından, bu durumun sonradan ileri sürülmesinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı yönünde değerlendirmede bulunulmuştur ki, bunun yasalar karşısında hiçbir şekilde kabulü mümkün olmadığını, bilirkişi heyetince tanzim edilen 29/07/2021 tarihli raporda davalıların hasar tazminatından sorumlu tutulamayacağı tespit edilmiş olmasına rağmen, mahkemece raporun aksi yönünde hüküm kurulmuş olmasının yasalara aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda sigorta hasarının ... Poliçesi teminatı altında olmadığı tespit edildiğini, mahkemece bu husus tümüyle göz ardı edilerek cevap dilekçemizde bu yönde bir itirazımız mevcut olmadığından, sonradan ileri sürülmesinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığının değerlendirilmesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, mahkemece kabul edilen hasar miktarının da tümüyle hatalı olduğunu, dosyada hasara uğrayan ürünler yönünden davalı şirkete fason üretim bedeli ödendiğine dair de hiçbir bilgi ve belge de olmadığını, buna rağmen tamamlanmış bir ürün bedeli üzerinden hasar hesaplaması yapılması yasalarımıza açıkça aykırı olduğu gibi hakkaniyete de açıkça aykırı olduğunu, itirazın iptali davalarında alacaklı ancak takipte dayandığı belgelere dayanarak alacak talebinde bulunabileceğini, ödeme emrinin incelenmesinden de açıkça görüleceği üzere, davacı hiçbir dayanak belge sunmadığını, sonradan sunulan temlik belgesine mahkemece itibar edilmesi yasal olarak mümkün olmadığı gibi Yargıtay içtihatlarına da açıkça aykırı olduğunu, sigorta şirketleri ancak poliçe teminatı kapsamında ödemiş olduğu hasar tazminatını rücuen talep edebileceğini ve hasar teminatı dışındaki ödemelerin rücuen talep edilmesinin imkanı bulunmadığını, mahkemenin kabulünde olduğu gibi, eser sözleşmesinden kaynaklanan bir hakkın sigorta şirketi tarafından temlik alınarak talep edilmesinin de yasal düzenlemeler karşısında imkansız olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE;Dava,sigortalı emtiaların çalınması nedeniyle ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılar .... Şti. ile davalı ... yönlerinden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar davalılar ... ve .... Şti. vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının ödediği zarar bedelini davalılardan talep edip edemeyeceği, davalıların zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı, zararın ne kadar olduğu noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü .... sayılı takip dosyasında, " 58.992,49 TL asıl alacak 19.07.2016 açıklama alacağımızın sorumluluğumuz dahilinde iken 07.05.2018 günü meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda sigortalı ...A.Ş. Ait emtialarında uğranılan zararın ekli belgeler gereğince rücuen ve ayrıca halefiyet ve temlik hükümlerine göre müştereken müteselsilen tahsili talebidir" sebebine dayalı olarak toplam 60.282,24 TL alacağın tahsili istemiyle 10.10.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır Davacı, ... poliçesi ile teminat altına alınan sigortalı ... AŞ’ne ait konfeksiyon emtialarının davalı şirketin hakimiyeti altındayken çalışanı davalı ...’in sevk ve gözetimindeki ... plakalı araçtan çalındığını, diğer davalı ...’ın ise ... plakalı aracın maliki olduğunu, hasar bedelinin sigortalıya ödenerek haklarına kanunen halef olunduğunu ve bunun yanında sigortalının hasar nedeniyle dava ve talep haklarının temlik alındığını iddia ederek rücuen alacağın tahsili için davalılar aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptalini istemiş, davalılar ise, sigortalıya yapılan ödemenin teminat kapsamında olmadığını, olayda davalıların kusurunun bulunmadığını, sigortalının olaydan dolayı uğradığı zararın kumaş emtiası ile sınırlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamından dava dışı sigortalı ... A.Ş. ait kumaşların tişört olarak dikilmesi için davalı ....Şti.'nin çalışanı tarafından alınarak dikim için davalı .... Şti.'ye, dikimden sonrada temizlik ve el işçiliği için dava dışı ... Tekstil'e götürüldüğü, sonrasında tekrar davalı .... Şti. 'nin deposuna getirildiğinde aracı park ederek, sürücü ...'in yemek için şirketin yemekhanesine gittiği ve döndüğünde aracın arka camının kırık olduğunu, tişörtlerin yerinde olmadığını gördüğü, aracın arka bagajında bulunan 4.900 adet dikilmiş tişörtün çalınmış olduğu görülmüştür.Davacı ile dava dışı sigortalı arasındaki 03.02.2016 başlangıç, 03.02.2017 bitiş tarihli ... Poliçesinde nakil vasıtasının kamyon-tır olarak belirtildiği, notlarda, ''ıslanma riskleri için, emtianın kapalı kasa ve/veya brandalı kamyon ve/veya tırla taşınması ve ıslanma risk açısından her türlü önlemin alınmış olması gerekmektedir. Hasar tespit raporunda nakliyecinin bu konudaki herhangi bir ihmali veya tedbirsizliği olduğunun anlaşılması halinde, ıslanma riskleri teminat haricidir. Konaklama halinde nakliyatın yapıldığı aracın emniyetli ve daimi gözetim altında bulunan kontrollü bir alana parkedilmesi ve aracın kısa bir süre terk edilmesinden önce araç sorulusunun herhangi bir hırsızlığı önlemek açısından gereken tüm emniyet tedbirlerini almış olması gerekmektedir.Aksi takdirde her türlü çalınma rizikosunu teminat haricidir.'' düzenlemesi bulunmakta olup, söz konusu emtianın taşındığı aracın kapalı kasa kamyonet olduğu, hırsızlık sonucu meydana gelen zararın söz konusu poliçe teminatı kapsamında olmadığı, bilirkişi raporundaki tespitlere göre de hasarın teminat kapsamında kalmadığı gözetildiğinde davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin ex gratia, lütuf ödemesi olduğu açıktır. Bu durumda, dava konusu rücuya dayanak ödeme, zarardan sorumlu gösterilen davalıları bağlamaz.Davacı sigorta şirketinin sigortalıya sigorta bedelinin ödeme koşulları ve TTK 1472. Maddesinde düzenlenen sigortalının haklarına halef olarak rücu edebilmenin yasal koşulları oluşmamıştır. Sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmayan hasar ödemeleri nedeniyle sigortalının mesul olanlar hakkındaki dava hakkını veya alacağının sigorta şirketine devir ve temlik etmesi halinde sigorta şirketinin temlik alan sıfatıyla zarar sorumlularına başvuruda bulunmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. (Y11.H.D 11.09.2017 tarih ve 2016/7257 E-2017/4196 K.)Davacı tarafça dosyaya sunulan 30.05.2016 Tazminat Makbuzu ve Temliknamede, dava dışı sigortalı tarafından bu olaydan doğan rücu ve dava haklarının sigorta şirketine devredildiği ve anılan ibranamenin Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 183. ve devamı maddelerinde düzenlenen alacağın temlikine ilişkin tüm şekil ve içerik şartlarını sağladığı gözetildiğinde sigortalısına ödeme yapan ve bu ödeme ile birlikte sigortalısının haklarını Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre temlik alan davacının sigortalısının haklarına halef olduğunun kabulü gerekir.Yardımcı şahsın fiilinden dolayı sorumluluk TBK m. 116’da düzenlenmiş olup, bu madde hükmünde,“Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” denilmektedir. Bu hükmün birinci fıkrasında yer alan “ birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına” ibaresi hükümde sayılan yardımcı kişilerin örnek olarak verildiğini, dolayısıyla sınırlı olmadığını göstermektedir. Söz konusu hüküm uyarınca tişörtlerin taşındığı ve hırsızlık olayının gerçekleştiği araç sürücüsü ... davalı şirketinin yardımcısı konumundadır.Somut olayda, davacının dava dışı sigortalısı ile davalı ....Şti. arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davaya konu tişört emtiasının, davalı ...'ın maliki olduğu, davalı ...'in kullandığı araç ile taşıma işi, davalı .... Şti. tarafından organize edilmiş olduğu, 4.900 adet tişörtün taşındığı sevk irsaliyelerinden anlaşılmaktadır. ...'in kullandığı ... plakalı araç ile Esenyurt'tan ürünleri alıp, Büyükçekmece de bulunan davalı ....Şti. 'nin binasına getirdiği, yemek yemek için şirketin yemekhanesine gittiği, sonrasında aracın başına geldiğinde aracın sol arka camının kırık olduğunu, aracı bagajında bulunan 4900 adet tişörtün yerinde olmadığını gördüğü, açık otoparkın olduğu ancak kapısında görevli yada kontrollü giriş çıkışı sağlayan bariyer düzeninin olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede, sürgülü kapının açık olduğu, aracın otoparka park etmediği, park ettiği yerin bina ile olan sınırında tel çit olduğu görülmüştür. Davalı sürücü ...'in aracın içindeki malzemelerin değerini bilerek, yemek ihtiyacı için terk edip giderken daha güvenli ve emniyetli bir yere özellikle de göz önünde bulunabilecek yere park etmesi ve hırsızlığın önlenmesi için aracı terk etmeden önce tüm tedbirleri almış olması gerekirken, davalı şirketin kontrollü giriş çıkışın tam olarak sağlandığı kapısı olmasa da yine de hırsızlık gibi art niyetli şahısların ulaşmasının zor olduğu binanın bahçe otoparkına yada binanın malzemelerin teslim edileceği hırsızlığın meydana geldiği yere göre daha güvenli ve bina müştemilatının tam içinde kalan deposunun kapısının tam önüne park etmediği, depo kapısının önüne park etmesi gerektiği, ancak sokak üzerine, aracın arka kapılarının sokak tarafına bakacak şekilde park ettiği, bu şekilde dikkatsizlik ve tedbirsizlik ayrıca özensiz davranışı neticesi dava konusu hırsızlık olayının meydana gelmesi nedeniyle kusurlu olduğundan Mahkemece davanın davalılar .... Şti. İle davalı ... yönlerinden, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak davacı tarafça davalı .... Şti. tarafından düzenlenen 16.04.2016 tarihli ... numaralı 152.334,00 TL bedelli faturanın ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunulmadığından, iş bedelinin ödendiği ispatlanamadığından, 03.05.2018 tarihli raporda yapılan hesaplama denetime elverişli bulunarak, davacı söz konusu kumaşların tişört haline getirilmesi için herhangi bir ödeme yaptığını ispatlayamadığından, kumaşın kesim+ dikim+ ütü + paket bedeli olan KDV hariç 19.600 TL, 6.701,1 USD 'nin toplam maliyetten düşülerek 13.665,20 USD, 39.969,30 TL anaparadan sorumludur. Davalı taşıyıcı ile dava dışı sigortalı ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunmadığından meydana gelen hasardan haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu olup, TBK 117 maddesi uyarınca haksız fiilin işlendiği tarihte borçlu temmerüdü gerçekleşecektir. Buna göre hasarın gerçekleştiği tarihten itibaren takip tarihine kadar tarihine kadar tarafların tacir olması sebebiyle avans faizi oranında işlemiş faiz talep edebilecektir. (Yargıtay 11. HD'nin 2008/10498 Esas 2010/1096 Karar sayılı ilamı). Usul ekonomisi gereği bilirkişi incelemesine başvurulmaksızın resen işlemiş faiz alacağı takip talebindeki taleple bağlı kalınarak ödeme tarihinden takip tarihine kadar (19.07.2016 ile 10.10.2016 arasındaki 83 gün için yıllık %10,50 faiz oranı üzerinden) 954,34 TL işlemiş avans faiziyle birlikte toplam 40.923,64 TL yönünden itirazın iptali isteminin de kabulüne karar verilmesi gerektiği hususu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kabulü isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı .... Şti. ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar .... Şti. Ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA, 1- Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2- Davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 3- Davanın davalılar .... Şti. İle davalı ... yönünden KABULÜ ile, Bu davalıların Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibe yaptığı itirazının kısmen iptali ile, takibin 39.969,30 TL asıl alacak, 954,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.923,64 TL yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya dair istemin REDDİNE, 4- Alınması gerekli 2.795,49 TL harçtan peşin alınan 1.029,47 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.766,02 TL harcın davalılar .... Şti. İle davalı ... 'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5- Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı ve 1.029,47 TL peşin harcın davalılar .... Şti. İle davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6- Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 4.077,30 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.767,94 TL'sinin davalılar .... Şti. ile davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7- Davalılar tarafından dosyada yapılan toplam 31,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 9,96 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına, 8- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 40.923,64 TL vekalet ücretinin davalılar .... Şti. İle davalı ... 'den tahsili ile davacıya verilmesine, 9- Davalılar .... Şti. İle davalı ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 19.358,60 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine, 10- Davalı ... taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.100,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11- İstinaf yargılamasına ilişkin olarak; a -Davalılar .... Şti. İle davalı ... vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalılar .... Şti. İle davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL posta ve tebligat gideri yargılama masrafının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2026