T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1774 - 2026/360 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1774 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/360 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/652 E - 2023/525 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27/03/2026 YAZILDIĞI T…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1774 - 2026/360 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1774 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/360 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/652 E - 2023/525 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27/03/2026 YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05/10/2020 tarihli 'Ortaklık Sözleşmesi ile 04/11/2020 tarihli Mal Alım Sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşmede miktarı ve özellikleri yazılı olan ürünü müvekkiline zamanında teslim etmek ve müvekkili sözleşme koşullarına uyduğu sürece başka bir alıcıya ürün satmamak, ruhsat sahibi ile sözleşmenin uygulanmasına yönelik koordinasyonu sağlamak ve gerekli tüm izinleri almakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin ise sözleşme şartlarına göre davalı tarafından üretilmiş, teslim edilmiş cevherlerin limana naklini ve fatura bedelini davalıya ödemekle yükümlü olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, yapılan tüm ihtarlara rağmen sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının sözleşmede kararlaştırılan koşullara uygun şekilde ürünü üretmeden, üretilecek cevherin müvekkili şirket tarafından alınıp alınmayacağı, alınmayacaksa başka bir firmaya satılacağına dair ihtarnameler yollayarak müvekkili şirketi caydırmaya ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina ettiğini gerekçe göstererek sözleşmeyi feshettirmeye çalıştığını, müvekkilinin taraflar arasında hangi koşullarda ve hangi bedel üzerinden üretilen miktarların alınıp alınmayacağının ilgili sözleşmede açıkça düzenlendiği, üretim planının bildirimi ile bildirilen miktardaki cevherin taahhüt edilen tarihlerde çıkarılması ve zenginleştirme işlemlerinin tamamlanması sonrasında sözleşme maddelerinde (madde 4,5 ve 6) belirtilen usul ve şartlar çerçevesinde cevherin alım işlerini gerçekleştireceği hususlarının davalıya defaatle bildirildiğini, davalı her nekadar ihtarnamelerinde taahhüt etmiş olduğu ürünün özelliklerini sağlayamadığını ileri sürerek müvekkili şirketçe ürünlerin alınmayacak olma ihtimallerinden bahsetmiş ise de, müvekkili ve davalı arasındaki önceki alım satımlara bakıldığında ürünlerin her zaman tamamının alındığını, müvekkili şirketçe gerektiğinde davalıdan fiyat kesintisi yapıldığını, dilekçe ekinde sunulan dava dışı ... firmasının müvekkiline kesmiş olduğu faturalarda da görüldüğü üzere, söz konusu ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan özelliklerin altında olması durumunda müvekkili şirketin hakedişine kesinti uygulandığını, müvekkili şirketin de cevherlerin değerinin düşük olması nedeniyle kendisine uygulanan kesintiyi, davalı şirkete uygulamakta olduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki alım - satım ilişkisinin hep bu şekilde olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile ruhsat alanlarındaki tüm cevherin satın alma hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, davalının sözleşmede belirtilen ürünü müvekkili şirkete teslim etmediği gibi müvekkili şirketin öğrendiği üzere davalı tarafın söz konusu ürünlerin başka bir alıcıya satılmış olduğunu, bu hususu davalının gönderdiği 22/08/2022 tarihli ihtarnamede kabul ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranarak ve müvekkilini aradan çıkararak doğrudan ... Firmasına ürün satmayı hedeflediğini, sözleşmenin 14. maddesine göre davalının ürünleri başka alıcıya satması halinde alıcının haklı fesih yoluna gidebileceği ve tüm zararlarını talep edebileceğini, sözleşmenin davalı şirket tarafından tek taraflı olarak ihlal edilmesi nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, müvekkili şirketin davalıdan teslim alacağı ürünleri kullanıp belli bir forma getirdikten sonra başkaca maden firmalarına sattığını, davalı tarafından ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin de kendi anlaşmış olduğu 3. kişi firmalara ürünleri gönderemediğini, hem ürünü satamamış olması nedeniyle kazanç sağlayamayarak zarara uğradığını, hem de anlaşmış olduğu 3.kişi firmalara ürün teslimi yapamamış olması nedeniyle piyasada güvenilirliğinin zedelendiğini, davalı tarafın piyasadaki rekabet dengelerini haksız şekilde değiştirmiş olması nedeniyle müvekkil şirketin rekabetten kaynaklanan zararının bilirkişilerce hesaplanması ve bu zararın davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin ürünlerin teslim edilmemiş olması sebebiyle uğramış olduğu zararlar için şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 30/01/2023 tarihli beyan dilekçesi ile talebini kalem kalem kuruşlandırarak davalı tarafından haksız olarak müvekkilinin rakiplerine fayda sağlanmış olması nedeniyle rekabetten kaynaklanan zarar için şimdilik 10.000,00 TL ile müvekkiline ürünlerin teslim edilmemiş olması sebebiyle uğramış olduğu kazanç zararlarının tazmini için 90.000,00 TL'nin tahsilini istemiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 04/11/2020 tarihli demir cevherin satışına ilişkin sözleşmede ürünün özelliklerinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde baz değerin %58 Fe olarak kabul edildiğini, Fe değeri %57 altında olduğunda alıcının ürünü red edeceğini, bu durumda alıcının isterse satıcıya uygun bir fiyat teklifinde bulunup red edilen cevheri alabileceğini, sözleşmede toplam satış miktarının tonaj olarak ve teslim süresinin tarih olarak kararlaştırılmadığını, sözleşmenin 2. maddesinde müvekkili satıcının iki ayrı ruhsat sahasından çıkaracağı demir cevherinin tamamını, yine kendisi tarafından yapılacak saha çalışması ve ürün modellemesi neticesinde hazırlayacağı zeyilname ile satacağı cevherin aylık miktarını ve teslim zamanlarını davacı-alıcıya sunacağını ve zeyilnamenin karşılıklı olarak imzalanacağını, hazırlanacak ve taraflarca imza altına alınacak zeyilnamenin sözleşmenin eki niteliğinde olacağını, sözleşmede her ne kadar ruhsat sahasından çıkan cevherin tamamının alıcıya satılacağı şeklinde bir düzenleme varsa da yine sözleşmeye göre bu zorunluluğun sadece Fe değeri %57 ve üstünde olan cevher için geçerli olduğunu, Fe değiri %57 altında kalan cevherin red kapsamında kaldığını, sözleşmede bu değerin altındaki cevherin alıcıya satışı konusunda bir zorunluluk bulunmadığını, Fe değeri %57'nin altında olan cevher için alıcıya uygun bir fiyat teklif edip satın alma hakkı tanınmakta olduğunu, müvekkilinin ruhsat sahalarından çıkarıp davacıya satmadığı ya da satmaktan kaçındığı Fe değeri 57 ve üstünde demir cevheri bulunmadığını, davacının red kapsamındaki ürün için teklifte bulunmaması ve satın almayacağının anlaşılması üzere müvekkili şirketin cevhere ulaşmak için zorunlu olan yüksek gerilim hattının nakli ve yol yapımı masraflarını karşılamak amacıyla karşılığını çıkacak cevher satışı ile ödemek üzere başka bir şirketten avans almış olduğunu, bu avans ile yüksek gerilim hattı nakledilmiş olup yol yapıldığını ve sonrasında da üretime başlandığını, bu açık ocaktan çıkarılan cevherin söz konusu firmaya satıldığını, satılan cevherin tamamının davacı ile yapılan sözleşmeye göre red kapsamındaki değerlere sahip olduğunu, müvekkili şirket tarafından 3. kişilere yapılan satışın tamamının 67.591,84 ton olduğunu, sözleşmeye göre davalı şirketin asıl ediminin sözleşmeye konu ruhsatlı sahadan çıkardığı Fe değeri %57 üzerinde ve sözleşmedeki imputeleri sağlayan demir cevherini davacıya satmak olduğunu ve sözleşme süresince ruhsatlı sahadan bu niteliğe sahip çıkıp da davacıya satmadığı veya 3. kişilere sattığı cevherin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranışının ve dolayısıyla temerrütünün olmadığını, davacının daha önceki ürün satışlarında da Fe değeri %57'nin altında olup red kapsamındaki ürünler için dahi pro-rata uygulanarak satın alındığını ileri sürdüğünü ancak sözleşmenin 15.B maddesinde aksi yönde açık bir düzenleme bulunduğu için daha önce böyle bir uygulama yapılmasının davacıya bir hak sağlamayacağını, ihtarnamelerde de açıkça belirtildiği üzere müvekkili şirketin sözleşmeyi feshetmediğini, TBK 126. maddesine göre sözleşme feshedilmeden kar yoksunluğu talep edilemeyeceğini, davacı tarafça açıkça fesih bildiriminde bulunulmamışsa da gecikmiş ifanın değil de yoksun kalınan karın talep edilmiş olmasının fesih iradesini de kapsadığını, TBK'nın 112. maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerektiğini, müvekkili şirketin davacı şirketin satış yaptığı ... firmasına satış yaptığına ilişkin iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, alınan bilirkişi kurulu raporlarında davacının dava dışı ... AŞ ile olan ticari ilişkilerinde özelikle davalı satıcı ile yapılan sözleşmeye güvenerek teslim etmesi gerekirken teslim edemediği ürün miktarını ispatlayan deliller ile yapılan sözleşmenin imzalı bir suretinin dosyaya sunulması gerektiğinin belirtildiği, davacının verilen sürede bu sözleşmeyi sunmadığı, davalı ticari defterleri incelendiğinde, davacı ile dava dışı ... firması arasında varsa bir sözleşmenin mutlaka ibrazının gerektiği, yazılı sözleşme sunulmadığı, yazılı sözleşmenin varlığına ilişkin herhangi bir kabul bulunmadığı belirtilmiş olup bilirkişi kurulunun raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya uygun olduğu kanaatiyle HMK'nun 190 ve TMK'nun 6. maddeleri uyarınca davacının davasını ispat edemediği ve dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmek yerine mesnetsiz bahaneler içeren ihtarnameler göndererek sözleşmeyi feshetmeye çalıştığını, müvekkilinin belirtilen sahalarda daha önce davalı şirketten alım yaptığını, davalı tarafından teslim edilen miktarların da sözleşmede belirlenen değerlerin çok altında olduğunu, her ne kadar davalı ihtarnamelerinde taahhüt ettiği ürünün özelliklerini sağlayamadığını ileri sürerek müvekkili tarafından ürünlerin alınmama ihtimalinden bahsetmiş ise de, önceki alım satımlara bakıldığında ürünlerin her zaman tamamının alındığını, gerektiğinde müvekkili tarafından davalıdan fiyat kesintisi yapıldığını, davalının sözleşmede kararlaştırılan koşullara uygun olarak ürünü üretmeden üretilecek cevherin müvekkili tarafından alınıp alınmayacağını, alınmayacak ise başka firmaya satılacağına dair ihtarnameler yollayarak müvekkilini caydırmaya çalışarak yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina ederek sözleşmeyi feshettirmeye çalıştığını, ancak müvekkilinin karşı ihtarlarla üretim planının bildirilmesi, bildirilen miktarda cevherin taahhüt edilen tarihte çıkartılması ve zenginleştirme işleminin tamamlanması sonrasında sözleşme maddelerinde belirtilen şartlarda cevherin alımının yapılacağının defaeten bildirildiğini, sözleşmede belirtilen ruhsat alanlarındaki tüm cevheri satın alma hakkının müvekkiline ait olduğunu, davalının ürünleri müvekkiline teslim etmediği gibi başka alıcıya sattığını, sözleşmeyi tek taraflı olarak ihlal etmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği ürünlere güvenerek müvekkilinin ... firması ile sözleşme imzaladığını, ürünler teslim edilmediği için müvekkilinin ilgili firmaya teslimat yapamadığından kazanç sağlayamadığını ve zarara uğradığını, davalı tarafından sözleşme ihlal edilmemiş olsa idi dava dilekçesi ekinde taslağı sunulan sözleşmenin akdedileceğini, ... firması ile yapılan imzalı sözleşmenin dosyaya sunulduğunu, ancak süresinde sunulmadığı için mahkemece kabul edilmediğini, mahkemece verilen sürenin kesin olmadığını, rapora itirazlar nedeniyle yeniden rapor alınması gerektiğini, davalının sözleşmeyi ihlal edip etmediğinin değerlendirilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, taraflar arasındaki maden cevherinin satışına ilişkin sözleşmenin davalı tarafından ihlal edilip edilmediği, davacının tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmemiş olmasına, karşılıklı ihtarlarda davacının net olarak iradesini ve seçimini belirtmemiş olmasına, talep edilen zararların ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 27/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."