11. Hukuk Dairesi 2023/3923 E. , 2024/6253 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/318 Esas, 2023/472 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının çıkma talebinin kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/53 E., 2021/725 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, t…
**11. Hukuk Dairesi 2023/3923 E. , 2024/6253 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/318 Esas, 2023/472 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının çıkma talebinin kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/53 E., 2021/725 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette diğer davalıyla birlikte ortak olduğunu, davalı ...'in şirketi münferiden temsil yetkisi bulunduğunu, ortaklığın kurulmasından önce müvekkilinin davalı ...’e borç para verdiğini, borcu ödemediğini, müvekkilinin alacağını talep etmesi üzerine davalı ...'in müvekkilini ortaklığa sokmamaya, ortaklık hakkında bilgi almasını engellemeye çalıştığını, anılan davalının güveni kötüye kullandığını, ortaklığı ve müvekkilini zarara uğrattığını, şirketin faaliyetlerinden kaynaklanan hak ve alacakları zimmetine geçirdiğini, muvazaalı şekilde şirketi borçlandırarak dolaylı şekilde müvekkiline zarar vermeye çalışmakla tehdit ettiğini, şirketin kazanç ve masraflarını şirket kayıtlarına işlemediğini, vergi ve SGK mükellefiyetlerini yerine getirmediğini, şirketin faaliyetlerinden elde edilen kazançları kendi hesabına ya da çalışan hesabına havale ettirerek tahsilatları gerçekleştirdiğini, müvekkilinin talebine rağmen şirket defter ve kayıtlarını incelemeye açmadığını, şirketin faaliyetleri hakkında müvekkiline bilgi vermediğini, kar payı dağıtmadığını, şirketin mali durumunu gizlediğini, şirkete ait mali kayıtları tahrif etmeye çalıştığını, şirket müdürü davalının kendi nam ve hesabına sözleşmeler yaptığını, rekabet yasağına aykırı davrandığını belirterek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, buna bağlı olarak ayrılma akçesi ve ayrılmaya bağlı olarak şirket defter ve kayıtlarıyla sabit mali hakların kendisine ödenmesine, bunun mümkün olmaması halinde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; somut deliller ileri sürülmediğini, müvekkili ...'e husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, şirket ortaklığından ayrılma için haklı sebep bulunmadığını, davacının şirkete olan esas sermaye payını koyma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının kendisine fesih sebebi doğduğundan dava açma hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, çıkma payı istemi, olmadığı takdirde şirketin fesih ve tasfiye istemine ilişkin davanın sadece şirkete yöneltilebileceği, davalı ...'in açılan davada husumet ehliyeti bulunmadığı, şirketin haklı sebeple feshi ve şirket ortaklığından çıkma için haklı sebeplerin hangi haller olduğunun kanunda sayılmadığı, şirket kuruluşundan önce ... ve doğrudan illiyet bağı bulunmayan borç para verildiği hususunun fesih ve çıkma talebine gerekçe oluşturmayacağı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla şirketin 30.06.2018 tarihi itibarıyla faaliyetinin durdurulduğu, bu tarihe kadar faaliyeti nedeniyle 71.658,85 TL zarar ettiğinin saptandığı, şirketin stoklarının ve duran varlıklarının defter değerinden daha düşük değerlerle satılacağı, şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği, şirketin kuruluşundan itibaren 1,5 yıllık sürede sürekli zarar ettiğinin belirlendiği, bu hususun şirketin kötü yönetilmesi, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya istarf edilmesi sonuçlarını doğurduğu, bu hususların şirketin feshi için haklı neden oluşturduğu, davacının ilk talebinin haklı nedenle çıkma olduğu, tespit edilen hususların çıkma için haklı neden sayılacağı, bilirkişi raporundan davacının şirket kuruluşunda taahhüt ettiği sermaye borcunun 1/4'nü ödediği halde kalanını ödemediği, pay sahibinin kendi borcunu yerine getirmediği, davacının kendi edimini ifa etmeden karşı edim olan çıkma payı talebinde haklılık bulunmadığı, kaldı ki şirketin borca batık olduğu, faaliyetini terk ettiği, şirketin feshinin haklı olduğu gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Andora Mutfak ... Limited Şirketi yönünden çıkma payına ilişkin açılan davanın reddine, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin açılan davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak re'sen Mali Müşavir ...'in atanmasına, kararın ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddine, davacının 40.000,00 TL sermaye koyma borcu bulunduğu halde, 10.000,00 TL sermaye borcunu ödediği, bakiye 30.000,00 TL sermaye borcu bulunduğunun dosya içeriğiyle sabit olduğu, bu durumda Mahkemece davacının limited şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin haklı nedenin oluştuğu, sermaye koyma borcunu tamamen yerine getirmeyen davacının limited şirket ortaklığından çıkmayı talep edebileceği, çıkma payı alacağının bulunması halinde ödediği sermaye miktarı gözetilerek çıkma payı alacağının hesaplanması gerektiği gözetilerek davacının terditli taleplerinden ilki olan haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, kaldı ki, Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı şirketin haklı nedenle feshine yönelik karara karşı davalı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmadığından somut olayda haklı neden koşulunun gerçekleştiği hususunun da sabit hale geldiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile vergi dairesi müzekkere cevaplarından davalı şirketin faaliyetine son verdiği, kuruluşundan bu yana her yıl artacak şekilde zarar ettiği, davacı tarafından ibraz edilen sözleşmelerin davalı şirket tarafından akdedilen sözleşmeler olmayıp, davalı şirket müdürünün şahıs firması tarafından akdedilen sözleşmeler olduğundan davacının çıkma payı alacak miktarı yönünden sonuca etkili olmayıp, ileri sürülen bu sebepler sorumluluk davasına konu olabileceği, çıkma payı alacağının karar tarihine en yakın tarih gözetilerek tespiti gerekmekte ise de, yargılama aşamasında alınan ve kök rapordan yaklaşık 18 ay sonra tanzim edilen bilirkişi ek raporuyla kök rapora esas alınan muhasebe kayıtları dışında yeni/farklı bir muhasebe kaydı bulunmadığı, şirketin gayri faal olduğu tespit edildiğinden Dairece duruşma açılarak çıkma payına ilişkin yeniden rapor alınması yoluna gidilmediği, limited şirket ortaklığından çıkma koşulları oluşan davacının davalı şirketin borca batık olup, ortaklıktan çıkmaya ilişkin talep edebileceği bir çıkma payı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı şirket hakkında kurulan hükmü yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının davalı şirket yönünden kaldırılmasına, davacının çıkma talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma, çıkma payı alacağının tahsili, mümkün olmadığı takdirde haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 638 inci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.