11. Hukuk Dairesi 2009/6033 E. , 2010/12096 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Hopa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.03.2009 tarih ve 2008/70-2009/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm …
**11. Hukuk Dairesi 2009/6033 E. , 2010/12096 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Hopa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.03.2009 tarih ve 2008/70-2009/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının ortağı bulunan müvekkilinin ihracına karar verildiğini haricen öğrendiğini, kendisine tebligat yapılmadığını, kararın yerinde olmadığını ileri sürerek, 15.08.2001 tarih ve 15 numaralı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının ortaklığını devir ettiğini, bu sıfatı kaybettiğini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, ihraç kararının iptali davasının üç aylık hak düşürücü sürede açılması gerektiği, 1163 sayılı Kanunun 16/3.maddesinde bu kararın noter aracılığı ile tebliği düzenlenmiş ise de geçerliliği için şart olmadığı, somut olayda ‘ihraç tebligatı’ veya sair ibare yer almasa da davacı adına gönderilen iadeli taahhütlü mektubun davacı imzasına tebliğ edildiği, bu tebligatın usulüne uygun olmadığı veya haberdar bulunmadığı düşünebilir ise de ihraç kararına 10.08.2004 tarihinden önce muttali olduğunun replik layihasındaki beyanlarla anlaşıldığı, davanın üç aylık sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kanunu’n 16. maddesinde çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğin yapılmamasının veya usulsüz tebliğin müeyyidesi, ihraç edilen ortağın iptal davası açması için gerekli hak düşürücü sürenin başlamamasıdır. Bu durum, ihraç kararının usulsüz olduğu sonucu doğurmaz. Somut olayda davacının davalı kooperatif ortaklığına 02.02.2000 tarihinde kabul edildiği, bu ortaklıktan 15.08.2001 tarih ve 15 sayılı yönetim kurulu kararı ile ihraç edildiği, davacının replik layihasında bu karardan sonra minibüs işletmeciliği yapmasının engellenmesi nedeniyle dava dışı kooperatif ortağı ...’ın ortaklığını 10.08.2004 tarihinde devir aldığını, daha sonra devir yoluyla edindiği ortaklığı 07.05.2008 tarihinde davadışı ...’na devrettiğini açıkladığı hususları çekişmesizdir. Davacı vekili, uyuşmazlığın 02.02.2000 tarihli ortaklığa ilişkin olduğunu açıklamıştır. Davalı vekili, bu ortaklıkla ilgili 15.08.2001 tarihinde ihraç kararı verildiğini, anılan kararın iadeli taahhütlü mektupla davacıya bildirildiğini savunarak, mektup alındı belgesini sunmuştur. 20.09.2001 tarihinde davacı ile aynı adreste bulunan amcasına tebliğ edildiği açıklamasını içeren bu belgede ihraç kararının tebliğine dair olduğu yönünde bir bilgiye rastlanılmamıştır. O halde, ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edildiğinin kabulü mümkün değildir. Ancak, davacının, ihraç kararından sonra ortaklık hakkının kullanılmasının engellendiğini kabul etmesi, bu ortaklıkla ilgili hakkını kullanmasına yönelik girişiminin olmaması, esasen 10.08.2004 tarihinde başka bir ortağın ortaklığını devir alması, devir aldığı bu ortaklığı 07.05.2008 tarihinde başkasına devir ettikten sonra yaklaşık 7 yıl sonra ilk ortaklıkla ilgili olarak verilen ihraç kararından haricen haberdar olduğunu ve bu kararın yersiz bulunduğunu ileri sürerek dava açmasının TMK.nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığının kabulü gerekir. Bu durum karşısında, davacının talebinin TMK.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan gerekçeyle onanması gerekmiştir. SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.