11. Hukuk Dairesi 2009/8343 E. , 2011/7620 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/03/2009 tarih ve 2009/47-2009/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ... tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23/06/2011 gününde davacı avukatı gelmedi, davalı avukatı ... geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı din…
**11. Hukuk Dairesi 2009/8343 E. , 2011/7620 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/03/2009 tarih ve 2009/47-2009/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ... tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23/06/2011 gününde davacı avukatı gelmedi, davalı avukatı ... geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı ...,davalı ... Ticaret A.Ş.’nin 1993 ve 1994 yılına ilişkin yapmış olduğu genel kurulunda alınan kararların İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1999/763 E.2000/337 K. 3.4.2000 tarih ve 3.9.2001 tarihinde kesinleşen ilamı gereği iptal edildiğini,bunun üzerine 1993 ve 1994 yıllarına ilişkin genel kurulunun 16.4.2002 de yapıldığını,bu genel kurulun da İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/707 E., 2006/301 K, 7.6.2006 tarihli kararı ile iptal olduğunu,bu iptal kararı gereği şirketin organsız kaldığını,bu aşamada TTK.hükümlerine aykırı olarak şirketin hem mali müşaviri hem de denetçisi olan ...’nun çağrısı üzerine iptali istenen 02.02.2007 tarihli genel kurulun yapıldığını,02.02.2007 tarihinde yapılan genel kurulun 1993 ve 1994 dönemlerine ilişkin olan ve mahkeme kararı ile iptal edilen genel kurul olduğunu,ancak buna rağmen genel kurul gündeminin iptal edilen gündeme uygun olmadığını,daha önce yoklukla iptal olan genel kurulun yeniden yapılması durumunda tüm işlemlerin yapılmamış sayılacağından genel kurulun da iptal olan ilk genel kurul gündemi ile toplanması gerektiğini,ancak yapılan genel kurul gündemlerinde farklılıklar olduğunu,1995 yılında yapılan genel kurulda 31.12.1993 ve 31.12.1994 tarihleri itibarı ile çıkarılmış bulunan bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunup müzakeresi ve ayrı ayrı tasdikinin yer aldığını, ancak 02.02.2007 tarihinde yapılan genel kurulda sadece bilançoların okunduğunu,1995 yılında yapılan genel kurulda 31.12.1993 ve 31.12.1994 tarihleri itibarı yönetim kurulu ve denetçilerin faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibra hususunun görüşülmesi ve karara bağlanmasının yer almasına rağmen 02.02.2007 tarihinde yapılan genel kurulda bu yönde bir gündem maddesi bulunmadığını,1995 yılında yapılan genel kurulda sermaye artırımına gidilmesi ve bu artırımla ilgili olarak ortaklara rüçhan haklarının kullandırılıp kullandırılmaması hususunun görüşülüp karara bağlanması yer almakta iken 02.02.2007 tarihinde yapılan genel kurulda bu yönde bir gündem maddesi bulunmadığını,02.02.2007 tarihinde yapılan genel kurulda her ne kadar mahkeme kararının yerine getirilmesinden bahsedilmekte ise de genel kurul gündeminin eksik ve hatalı belirlendiğini,bu arada davalının iptal edilen diğer genel kurulları 04.04.2007 tarihinde yapacağını bildiren genel kurul çağrısını müvekkiline gönderdiğini,bu genel kurul gündemi ile 02.02.2007 tarihli genel kurul gündemi beraber değerlendirildiğinde 1993 ve 1994 yıllarına ilişkin yönetim kurulu ve denetçinin faaliyet raporları ile bunların bu döneme ait faaliyetlerinin ibralarının iki genel kurulun gündeminde de yer almadığını,ancak iptal edilen genel kurul da bu maddenin de mevcut olduğunu,ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin güvenilirliklerinin de tartışılmalı olduğunu,ayrıca genel kurul üyeleri ve denetçilerin kanuna karşı hile yolunu kullanarak sorumluluktan kaçmaya çalıştığını,02.02.2007 tarihinden önce geriye doğru iptal edilen 8 genel kurulda iptal nedeninin müvekkilinin imzalarının taklit edilerek tutanak düzenlenmesi ve genel kurulların yapılması olduğunu,bu konu ile ilgili olarak Bakırköy 7.Ağır Ceza mahkemesinde yönetim kurulu üyeleri hakkında 2006/320 E. Sayılı ile ceza davası halen devam ederken seçilen yönetim kurulu üyelerinin güvenilirliklerinin de mevcut olmadığını,aynı zamanda müvekkilinin 18.01.2007 tarihinde tebellüğ ettiği genel kurul çağrısı üzerine 22.01.2007 tarihinde Beşiktaş 15. Noterliği’nden 10329 Yevmiye numarası ile denetçi ...’na bir ihtar çektiğini,kendisine bilgi verilmesini talep ettiğini,ancak denetçinin ne bu ihtara cevap verdiğini ne de müvekkilinin istediği belgeleri genel kurula ibraz ettiğini, müvekkilinin bu nedenle özel denetçi atanması talebinde bulunduğunu ancak bu isteğinin gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, 02.02.2007 tarihinde yapılan genel kurulda müvekkiline ortaklardan İbrahim Yerebakan tarafından verilmiş olan yazılı vekaletname ile noterden onaylı imza beyannamesi bulunduğu halde haklı neden olmadan temsil hakkının kullandırılmadığını, belirterek usul ve kanuna uygun yapılmayan genel kurulun iptal edilmesine,organsız kalan şirkete kayyım tayinine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2.Şubat,2007 tarihli genel kurulunun, şirketin mahkemece tayin edilen denetçisinin T.C.Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru sonucunda gerçekleştirildiğini yapılan genel kurul kararlarının tescil ve ilan edildiğini,tescil ve ilan işlemi tamamlandığına göre bu işlemi İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu tamamladığından bu işlem için açılacak davanın muhatabının ticaret sicil memurluğu olduğundan husumetin bu kuruma yöneltilmesi gerektiğini,İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/707 E.sayılı dosyasında davacının 09.04.2004 tarihli genel kurulunun iptaline ilişkin dava açıldığını,yargılama sırasında diğer Genel Kurullarda yapılan noksanlıkların tespit edildiğini,yargılama sonucu genel kurul kararının iptal edildiğini,temyiz edilmeyen kararın kesinleştiğini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/441E. 2005/82K.sayılı kararı ile ...’nun müvekkili şirkete denetçi olarak atandığını,bu denetçinin dava konusu genel kurul için gerekli başvuruyu yaptığını,davacının dilekçesinde 2.2.2007 tarihli genel kurulun gündeminin mahkeme kararı ile iptal edilen genel kurul gündemine uygun olmadığını ileri sürmekte ise de bu iddiaların yerinde olmadığını,İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/707 E. 2006/301 K. sayılı 7.6.2006 tarihli kararı gereğince esasen 800.000 YTL olan fiili sermayesine rağmen önceki yıllara ilişkin genel kurulların yoklukla malul olması neticesinde geriye dönüldüğünden şirket sermayesinin 25.000TL’ye düşmesinin söz konusu olduğunu, böylelikle de şirketin sicil kayıtları yönünden münfesih duruma düşmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını,bu nedenlerle şirketin yoklukla malul olan genel kurullarının yapılması için öncelikle organ seçimi ve bilahare sermaye artışına ilişkin genel kurul ve gündemi konusunda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile İstanbul Sanayi Ticaret İl Müdürlüğü’nün Bakanlıkla yaptığı yazışmalar neticesinde Bakanlık izni alınarak genel kurulların yapıldığını,davacının genel kurula katılıp şerhlerini yazdırdığını, genel kurulda birçok maddeye ilişkin muhalefet veren davacının şirketin tasfiyesine ilişkin maddede diğer ortaklarla birlikte ret oyu verdiğini, sonuçta sermaye maddesinin oybirliğiyle kabul edildiğini,gündeme tasfiye maddesinin konulmadığı takdirde komiserin genel kurula katılamayacağı bildirildiğinden alınan görüş doğrultusunda tasfiye maddesinin gündemde yer alması gerektiğini,davacının diğer ortaklarla birlikte bu hususta oybirliğiyle ret oyu kullanılmışken bu defa gündem maddesinin iptal edilen önceki genel kurullardan farklı olmasını gerekçe göstererek böyle bir iptal talebinde bulunmasının davacının kötü niyetini gösterdiğini, müvekkili şirketin diğer ortaklarının pay oranının genel kurullarda karar alınması için yeterli olduğunu ve davacının oyuna ihtiyaç bulunmadığını, bir anlamda davacının imzasının iddia edildiği gibi taklit edilmesine de ihtiyaç olmadığını, buna rağmen aleyhlerinde herhangi bir ceza kararı bulunmayan müvekkili ortaklar aleyhinde davacının her fırsatta kamu davasını öne sürmesinin diğer ortakların kişilik haklarını zedelediğini, diğer ortakların maddi ve manevi zararlara uğramalarına neden olduğunu, dava dilekçesinde sözü edilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006 sayılı dosyasındaki davanın ise müvekkili şirketin açtığı bir dava olmadığını, davacının denetçiye ihtar çektiğini ve kendisine bilgi verilmesini istediğini ileri sürdüğünü, pay sahibi olarak davacının malumat alma hakkının T.T.K.’nun 362. maddesinde yazılı olup davacının müvekkili şirketten böyle bir talebi olmadığını,denetçinin görevlerinin ise T.T.K. madde 353’te hüküm altına alındığını, mahkeme kararıyla atanmış olan denetçiyle ilgili mahkemeye daha önce hiçbir itirazda bulunmamış olan davacının bu aşamadaki itirazlarının da dayanaksız ve kötü niyetli olduğunu,denetçi seçilme engellerinin T.T.K.md 349’da sınırlı olarak sayılmış olup davacının bu husustaki itirazlarının da yersiz olduğunu, 2.2.2007 tarihli genel kurulun ilanı için yapılan başvuruda tüm tutanakların muhalefet şerhleriyle birlikte sicil müdürlüğüne sunulmuş olmasına rağmen davacının muhalefet şerhinin Ticaret Sicil Müdürlüğünce sehven ilan olunmadığının anlaşıldığını,bu nedenle de “düzeltmeler” başlığıyla davacının muhalefet şerhlerinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan olunduğunu,bu arada 4.4.2007 tarihli genel kurulda davacının bilançoların görüşülmesine dair talebi doğrultusunda belirlenen gündem maddeleriyle yapılacak genel kurul yönünden 12.6.2007 saat 11:00’de yapılacak toplantıya komiser tayini talebiyle İstanbul Sanayi Ticaret İl Müdürlüğü’ne 4.5.2007 günü başvuruda bulunulduğunu, bu nedenlerle davacının davada ileri sürdüğü hiçbir itirazının dinlenmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iddia,savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 1996/96, K. 1998/307, T. 11.3.1998 sayılı ilamına göre davacı ... Yerebatan tarafından açılan genel kurul kararının iptali davasında,davalı ... Tic. A.Ş. tarafından yapılan 26.10.1995 tarihli genel kurulun toplantı tutanağındaki ..., ..., ... adları altında bulunan imzaların bu şahısların eli mahsulü olmayıp takliden atılmış sahte olduklarının anlaşılması nedeniyle iptaline karar verildiği, bu kararın, davalı şirket yanında davalı ...’ya karşı davanın kabul edilmiş olması nedeniyle bozulduğu, daha sonra ayni mahkemenin davalı ... açısından husumet nedeniyle reddetmek suretiyle 1999/763.E K. 2000/337, T. 3.4.2000 sayılı ilamıyla yeniden karara bağladığı, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin E. 2004/707, K. 2006/301, T. 7.6.2006 sayılı dosyasında ise TTK 370. maddesi uyarınca yapılan 9.4.2004 tarihli genel kurulundaki hazurun cetvelindeki imzanın davacıya ait olmadığından ve bu madde uyarınca yapılmış toplantılarda bütün ortakların katılımı zorunlu olduğundan, 9.4.2004, 9.7.1996, 15.10.1997, 5.10.1998, 15.12.1999, 1.9.2000 ve 16.4.2002 tarihli genel kurulların ve bu kurulda alınan kararların butlan nedeniyle iptaline karar verildiği, bu kararın 26.7.2006 tarihinde kesinleştiği ,2.2.2007 Tarihli genel kurulun gündeminin, iptal edilen genel kurul gündemiyle aynı olması gerektiği hususunda TTK’nda bir hüküm bulunmadığı,TTK. 369.maddesinde olağan genel kurulların gündemi gösterilmiş olup, bu maddenin 5. bendi uyarınca, “lüzumlu görülen sair hususlar”ın gündeme eklenmesinin mümkün olduğu,olağanüstü genel kurulların gündeminin de,TTK. 364/son uyarınca, “lüzumu halinde” toplantı yapılmasını gerektiren hususlara göre belirleneceği,bu hükümler dikkate alındığında genel kurul gündemlerinin aynı olması zorunluluğunun bulunmadığı,bu durumda 2.2.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların, ancak şartları varsa TTK 381 maddesinde öngörülen iptal nedenlerinin bulunması durumunda iptaline, genel hükümlere göre yok veya batıl olduklarının tespitine karar verilmesi gerektiği, anonim şirketlerde bilgi alma hakkının konusu ve kapsamı TTK. 362 ve 363. maddelerinde düzenlendiği, TTK 363.maddesine göre denetçinin, davacı tarafından kendisine çekilen ihtar neticesinde, şüpheli noktaları inceleyip gerekli açıklamayı davacıya yapması gerekiyor ise de gündemde doğrudan veya dolaylı ilgili bir madde bulunmadıkça veya genel kurul talep etmedikçe denetçinin bu hususları genel kurulda açıklamasının zorunlu olmadığı,bu durumda TTK. 359 hükmüne istinaden şartları varsa denetçinin hukuki sorumluluğunun doğacağı,bu nedenlerle, bilgi verilmemesi gerekçesiyle iptal talebinin de yerinde olmadığı ,davacının kendisine bilgi verilmemesi nedeniyle özel denetçi atanması talebinde bulunduğu,TTK’nın 348. maddesine göre, “son iki yıl içinde şirketin kuruluşuna veya yönetim işleriyle ilgili olarak bir suiistimalin gerçekleştiğini veya kanun yahut ana sözleşme hükümlerine önemli bir şekilde aykırı hareket edildiği” gerekçesiyle özel denetçi atanması mümkün olduğu,bu madde hükmünden anlaşılacağı üzere bilgi alınamaması nedeniyle özel denetçi atanabilmesine TTK 348 olanak tanımadığı,buna göre özel denetçi tayininin reddi durumunda, mahkemeye başvurabileceğinden redde ilişkin kararın iptalininde istenemeyeceğini, davacıya İbrahim Yerebakan tarafından verilmiş olan yazılı vekaletname ile noterden onaylı imza beyannamesi bulunmasına rağmen oy kullandırılmaması gerekçesine dayalı iptal talebinin incelenmesinde 2.2.2007 tarihli genel kurul tutanağında, belge asıllarının olmaması nedeniyle, davacıya oy kullandırılmadığı ayıca vekaletnamede pay sahibinin pay adedinin yazılı olmadığı Bakanlık Komiserince tespit edildiği,Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları ve Bu Toplantılarda Bulunacak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre halka açık olmayan şirketlerde gerek nama gerek hamiline yazılı hisse senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için vekaletnamenin ekli örneğe (Örnek-3) uygun olarak düzenlenmesi ve vekalet verenin imzasının notere tasdik ettirilmesi veya noterce onaylanmış imza sirkülerinin eklenmesi şarttır” denildiği,23. maddeye göre vekaletnamede şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı soyadı veya unvanı ve imzasının bulunmasının şart olduğu, bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekaletnamelerin geçersiz bulunduğu,bu nedenle pay adedinin vekaletnamede yazılı olmaması ve vekaletname aslının bulunmaması nedeniyle davacının İbrahim Yerebakan adına oy kullandırılmamasının yasa ve yönetmeliğe uygun olduğu ayrıca bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davacının haklı olduğu kabul edilse dahi kullanılmasına izin verilmediği iddia edilen pay sayısının kararı etkilemediğinden davacının bu sebebe dayalı iptal talebinin kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/956 E,2007/216 K sayılı ilamıyla yargılama safhasında genel kurul yapılarak şirket yetkili organlarının seçildiğinin anlaşılmasına göre konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olup,bu durumda denetçi tarafından yapılan çağrıda bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan.alınarak davalıya verilmesine aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/06/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.