11. Hukuk Dairesi 2014/9105 E. , 2014/16536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2013 tarih ve 2013/450-2013/693 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2014/9105 E. , 2014/16536 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2013 tarih ve 2013/450-2013/693 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin ... Bankası ... Şubesi'nden 31.1.2012 tarihinde 21.000 TL tüketici kredisi çektiğini, tüketici kredi sözleşmesinin 11. maddesi ve ilgili diğer maddeleri çerçevesinde müteveffaya davalı tarafından hayat sigortası yapıldığını, müteveffanın kullanmış olduğu kredi borçlarını ödeyemeden 23.6.2012 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinden Nurşen'in murisin ölümünden sonra 4.7.2012 tarihinde kredinin çekildiği banka şubesine müracaat ederek bakiye kalan kredi tutarının tüketici sözleşmesi gereğince akdedilen hayat sigortasından karşılanmasını talep ettiğini, işbu başvuruya hem banka hem de davalı tarafından cevap verilmediğini, bunun üzerine müvekkillerinin ödenemeyen bakiye kalan kredi tutarının ilgili banka şubesine ve müteveffanın ölümünden sonra müvekkilleri tarafından ödenen kredi taksitlerinin taraflarına ödenmesi için davalıya ihtarname gönderdiklerini, davalı tarafından ihtarnameye verilen cevapta müteveffanın beyan yükümlülüğünü kasıtlı ihlal etmesi nedeniyle tazmin talebini kabul etmediklerini beyan ettiğini oysa, müteveffanın kredi başvurusunda bulunduğunda hastalığını bilmediğini, bu sebeple de sigortalının sigorta sözleşmesi yapılırken teklifnamede kanser olduğunu bildirmemesinin gerçeğe aykırı beyanda bulunmak olarak addedilemeyeceğini, müvekkillerinin sigorta kapsamındaki bakiye kredi bedelini ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla murisin ölümü sonrasında bakiye kalan kredi borcunun davalı sigorta şirketince ödenmemesi nedeniyle müvekkillerince ödenen kredi taksit bedellerinden şimdilik 10.000 TL'nin taksitlerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların taraf sıfatının bulunmadığını, sigortalının beyan ve ihbar mükellefiyetinin bulunmasına rağmen sağılığına ilişkin konularda müvekkiline yanlış bilgi verdiğini, her ne kadar davacı tarafça sigortalının hastalığını bilmediği iddia edilmiş ise de, kredi işlemlerinin son derece zor ve uğraştırıcı işlemler olup, bunları başarabilen bir insanın hastalığını bilemeyeceği iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, sigortalının kanser hastası olup, poliçenin tanziminden 4 ay sonra öldüğünü, yani hastalığının son evrelerinde poliçe düzenlendiğini, kişinin kanser tedavisi gördüğü halde kanser olduğunu bilmemesinin hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığını, müvekkilini poliçeyi yapmaya sigortalının hileli davranışlarının yönlendirdiğini, bu nedenle poliçenin müvekkili açısından hükümsüz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisinin 31.01.2012 tarihinde ... Bankası ... Şubesi'nden tüketici kredisi çektiği, aynı tarihte bir yıl süreli ve teminatı 21.000,00 TL olan poliçe ile hayat sigortası yapıldığı, sigorta poliçesi tanzim edilirken murisin önemli bir rahatsızlığının olmadığını ve tamamen sıhhatli olduğunu beyan ettiği, bu beyan üzerine hayat sigortasının yapıldığı, murisin ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi kayıtlarına göre 13.04.2009 tarihinde kanser tanısıyla tedavisine başlanıldığı, 29.04.2009 ve 09.09.2009 tarihli ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporları ile de murisin kronik lenfositik lösemi hastası olduğunun anlaşıldığı, murisin hayat sigortası sözleşmesini 31.01.2012 tarihinde imzaladığı, sözleşmenin imzalandığı tarih ile kanser tanısının konulduğu tarih arasında 2,5 yıllık bir sürenin geçtiği, bu dönem içerisinde kendisine iki defa daha kanser tanısı konulduğuna ilişkin raporların bulunduğu, tedavisinin başladığı, sözleşme tarihi itibariyle murisin kanser tedavisi gören bir hasta olmasına rağmen hastalığını gizleyerek beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği, gerek tedavi süresinin uzunluğu, gerekse hastalığının gittikçe daha kötüye seyir izlemesi nedeniyle murisin hastalığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 31/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.