İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/04/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...’un kardeş olduklarını, 1995 yılında .....Ltd. Şti'ni eşit hisse kurduklarını, 2005 yılında temsilciliğini yaptıkları ürünlerin eşdeğerlerini üretmek üzere .... Ltd Şti'nin kurulduğunu, davalının müşaviri ... Bay’ı göndererek altında "ortak ...-imz…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/362 KARAR NO : 2026/637 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/12/2025 NUMARASI : 2024/545 Esas 2025/986 Karar DAVA: Şirket Hissesinin Tescili DAVA TARİHİ: 08/11/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/04/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...’un kardeş olduklarını, 1995 yılında .....Ltd. Şti'ni eşit hisse kurduklarını, 2005 yılında temsilciliğini yaptıkları ürünlerin eşdeğerlerini üretmek üzere .... Ltd Şti'nin kurulduğunu, davalının müşaviri ... Bay’ı göndererek altında "ortak ...-imza" ve "ortak ...- imza" yazılı ve ... tarafından imza bulunan 4-5 adet A4 boş kağıdı müvekkiline imzalattığını, bu kağıtların daha sonra şirket sermaye artışlarında müvekkilinin haberi olmadan kullanıldığını, bu şekilde müvekkilinin hissesinin %50'den %33'e düşürüldüğünü, davalının hakim hissedar haline geldiğini, mevcut durumda müvekkilinin ... ...AŞ'de %34 hisseye sahip olduğunu, esasında müvekkilinin her iki şirkette de % 50 hisseye sahip olduğunu belirterek davalı ...'un her iki şirkette bulunan %50 payın üzerindeki hisselerin iptali ile bu oranda davacı adına tesciline, her iki şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. TEFRİK: Mahkemece; 14.10.2020 tarihli ara karar ile şirketin feshi, olmadığı takdirde bölünme ve alternatif başka bir çözüme hükmedilmesine ilişkin talep yönünden davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine, hisse tespiti ve tescili talebi yönünden ise yargılama aynı esas üzerinden devamına karar verilmiştir. CEVAP: Davalılar vekili; davacının dava dilekçesinde müvekkili ...'un adına kayıtlı tüm taşınmazların ortaklıkla birlikte feshine karar verilmesini talep ettiğini, davacının 2007 ve 2008 yıllarındaki hisse değişimlerini o gün dava edercesine kendi hisselerinin %50'ye çıkarılmasını ve müvekkili üzerinde bulunan %50'nin üzerindeki hisselerin iptalini istemesi, her halükarda 5 yıl içerisinde açacağı iptal davası ile talep edilebilecek bir uyuşmazlık iken, aradan 12 yıl geçtikten sonra bunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacı yan, her ne kadar dava dilekçesinde müvekkilini uzlaşmaz anlaşmaz olarak addetmekte ise de davacı ile eş dost ve akrabaların araya girmesi ile yapılan sözleşmeler ile kendisine hakkı olmayan tavizler verildiğini, davacının daha fazla hak elde etmek için çaba sarf ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece 20/09/2023 tarihli (2019/630 E. 2023/587 K. sayılı) kararıyla; 28/02/2022 tarihli ATK raporunda, inceleme konusu belgenin imzadan faydanılarak oluşturulduğunu gösterir teknik bir bulgu saptanamadığı şeklinde rapor sunulduğu, davacının her iki davalı şirkette de hisse oranlarının %50 - %50 olduğunu iddia ettiği, davacının ... Ltd. Şti'de ortaklık payının %33 ve ... ...i AŞ'de ortaklık payı oranının %5 olarak göründüğü, ancak ... ... AŞ'de ... Ltd. Şti'nin ortaklık payı oranı %89 olduğundan bu pay içerisinde davacının payının 1.780.000 x %33 = 587.400-TL sına karşılık geldiği, davacının doğrudan ve dolaylı olarak .... AŞ'deki pay tutarının 100.000+587.400 = 687.400-TL ve bu tutarın 2.000.000-TL tutarındaki sermaye içerisindeki oranının %34,37 olarak hesaplandığı, 10.05.2007 tarihli genel kurul kararının geçersizliği yada iptali gibi bir durum söz konusu olmadığı sürece tarafların şirketteki ortaklık paylarının tespitinin başka bir yolu olmadığı gibi, bu kararın varlığına rağmen, bu karara uygun şekilde tesisi edilen ortaklık paylarının kural olarak iptalinin istenemeyeceğini, davacının talebine konu payları 05.04.2007 tarihli ortaklar genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararına istinaden aslen iktisap ettiği, iş bu kararın boş kâğıtlar imzalatılarak sermaye artırımı kararının alındığı iddia edilmişse de, bu konu ile ilgili C.Başsavcılığı'na yapılan şikayet sonucunda olayın hukuki uyuşmazlık çerçevesinde kaldığından bahisle takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, karar tarihinden itibaren geçen süre boyunca sessiz kalındıktan sonra bu iddianın ileri sürülmesinin MK 2.maddeye aykırı olduğu, kaldı ki iş bu dosyada sunulan deliller çerçevesinde bu olgunun ispat edildiğinin söylenemeyeceği, yine 10.05.2007 tarihli genel kurulda alınan kararın geçersizliği noktasında ileri sürülen bu sermaye artırımında, ortaklar cari hesabının kaynak olarak kullanılması olduğu iddiasının ispatlanmadığı, geçersizliği kanıtlanamayan 10.05.2007 tarihli genel kurul kararına aykırılık teşkil edecek şekilde, bir ortağa ait pay iptali ile diğer ortak adına tesciline karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Dairemiz'in 16/07/2024 tarihli, 2024/28-1123 sayılı kararıyla davalı ... adına kayıtlı payların iptali, davacı adına kaydı talepli dava nispi harca tabi olup, harcın tamamlanması halinde davanın kabul veya red durumuna göre dava değeri üzerinden tarafların yargı giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu doğacağından davacı adına kaydı istenilen payların dava tarihindeki değeri üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması için taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, karar kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Dava değeri belirlenip harç tamamlatılarak devam eden yargılamada mahkemece; davacının, talebine konu payları, 05.04.2007 tarihli ortaklar genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararına istinaden aslen iktisap etmiş olduğu, iş bu kararın boş kâğıtlar imzalatılarak, sermaye artırımı kararının alındığı iddia edilmişse de, bu konu ile ilgili C.Başsavcılığına yapılan şikayet sonucunda olayın hukuki uyuşmazlık çerçevesinde kaldığından bahisle takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, karar tarihinden itibaren geçen süre boyunca sessiz kalındıktan sonra bu iddianın ileri sürülmesinin TMK'nın 2.maddesine aykırı olduğu, kaldıki iş bu dosyada sunulan deliller çerçevesinde bu olgunun ispat edilmiş olduğunun da söylenemeyeceği, yine 10.05.2007 tarihli genel kurulunda alınan kararın geçersizliği noktasında ileri sürülen bu sermaye artırımında ortaklar cari hesabının kaynak olarak kullanılması olduğu iddiasının da ispatlanamadığı, ...'un şirketten gerçekten alacaklı olup olmadığının dosya kapsamından anlaşılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından da imzalanan genel kurul tutanağında geçtiği üzere aksi de ispat edilmemiş olduğundan alacağın var olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sonuç olarak geçersizliği kanıtlanamayan 10.05.2007 tarihli genel kurul kararına aykırılık teşkil edecek şekilde, bir ortağa ait pay iptali ile diğer ortak adına tesciline karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; davanın savcılık soruşturması tamamlanmadan açıldığını, takipsizlik kararının 23.12.2019 tarihinde verildiğini, ancak müvekkilinin başvurusu üzerine takipsizlik kararının kanun yararına bozulduğunu ve soruşturmanın İstanbul CBS'nin 2024/144284 sayılı dosyasında devam ettiğini, bahsi geçen dosyada ...'ya yazılan müzekkere cevabında usulsüz işlemleri ... ile birlikte organize eden ... Bay hakkında meslekten 6 ay men cezası verildiğinin belirtildiğini, bahsi geçen sermaye artırımına ilişkin kararın geçersizliğini ortaya koyan bu delilin incelenmeden karar verilmesinin savunma hakkını kısıtladığını, 10/05/2007 tarihli genel kurul ile 05/04/2007 tarihli sermaye artırımı kararının temelinin bulunmadığını, müvekkilinin banka işlerinin ilerlemesi ve kardeşine duyduğu güven nedeniyle imzaladığı boş kağıtların üzerinin müvekkilinin sanki toplantıya katılmış gibi toplantı ve karar tutanakları olarak gerçeğe aykırı olarak oluşturulduğunu, bahsi geçen toplantı ve kararların müvekkilinin gıyabında alınması ve herhangi bir çağrı yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, mali müşavir belgelerini ... Bay'a kullandıran ...hakkında yapılan şikayet üzerine oluşturulan dosyaların ... ve ...'dan getirtilmesi halinde usulsüzlüklerin tespit edilebileceğini, ceza yargılamasında kusurlu olduğu tespit edilen davalı ve bu kişilerin yaptıkları işlemlerin batıl olduğunun ortaya çıkacağını, davalı ve ... 'ın yeniden ifadeye çağrıldığını, 16/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna itirazların giderilmediğini, davalı şirketlerin vergi ve SGK borçlarının bulunmadığını, bu nedenle davalı şirketlerin davalı ...'a borçlanmasına gerek bulunmadığını, davalının sadece şirket gelirleri ile elde ettiği taşınmazların raporlarda eksik bedelle belirlendiğini, bilirkişi raporunda şirketin duran varlığı olarak hesaplanan tutarın gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin hisse değerinin hesaplanmasında hataya düşüldüğünü belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davacının davalı şirketlerde % 50 hissedar olduğunun tespiti ve tescili istemine ilişkindir. Davacının davalı ... ... ...Ltd Şti'nin kuruluşunda diğer davalı ... ile yarı yarıya hissedar görünmekteyken ve 10/07/1998 tarihli sermaye artırımında da eşit hissedarlık korunmuşken 05/04/2007 tarihli sermaye artırımı kararı ile davacının hissesinin % 33'e düştüğü, davalı ...'un hissesinin ise % 67'ye yükseldiği görülmektedir. Diğer davalı ... şirketinde ise ... ve ...'un % 5'er, dava dışı ...'un % 0,5'er, davalı ... ... ...Ltd Şti'nin ise % 89 hisseye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, davalı ... ... ...Ltd Şti firmasında davalı ... ile yarı yarıya hissedar olduklarını, boş kâğıtlar imzalatılıp sonradan üstü doldurulmak suretiyle oluşturulan 05/04/2007 tarihli (10/05/2007 TSG tarihli) geçersiz olan sermaye artırımı kararı ile şirketteki hissesinin gizlice % 33'e düşülürken davalı ...'un hissesinin % 67'ye çıkarıldığını, ... ... ...Ltd Şti'nin % 89 hissedar olduğu ... ...AŞ firmasında da bu usulsüzlüğe bağlı olarak müvekkilinin hissesinin dolaylı olarak % 34,87'ye düştüğünü belirterek davalı ...'un usulsüz elde ettiği fazla payın iptali ile her iki şirkette % 50 oranında pay sahibi olduğunun tesciline karar verilmesini talep etmektedir. Bu durumda uyuşmazlık 05/04/2007 tarihli sermaye artırım kararından kaynaklanmaktadır. Davacının, bahsi geçen 05/04/2007 tarihli karar metninde yer alan imzasına itirazı bulunmamakta olup, boş kağıda attığı imzasının üstünün sermaye artırımı kararı olarak doldurulduğunu, herhangi bir toplantı yapılmadığını ve bu yönde alınan karar bulunmadığını ileri sürmekte olup ispat yükü davacının üzerindedir. Mahkemece alınan 28/02/2022 tarihli ATK raporunda inceleme konusu belgenin imzadan faydanılarak oluşturulduğunu gösterir teknik bir bulgu saptanamadığı yönünde görüş bildirilmiştir. ATK'nın 28/02/2022 tarihli raporundaki teknik tespitler karşısında açığa imzanın kötüye kullanıldığına dair tanık beyanları davacının iddiasını ispata yeterli görülmemiştir. Dosyadaki delillere göre bahsi geçen toplantı tutanaklarının gerçeğe aykırı olarak oluşturulduğu iddiası ispatlanamamıştır. 05/04/2007 tarihli genel kurulda alınan kararın geçersizliğine ilişkin olarak ileri sürülen diğer husus, sermaye artırımında ortaklar cari hesabının kaynak olarak kullanılmasıdır. ...'un o tarih itibariyle şirketten alacağının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de ortakların şirketten olan alacaklarının sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararında belirtildiği, bahsi geçen genel kurul kararının geçersizliğine ilişkin bir mahkeme kararı bulunmadığı gibi geçersizlik olgusu ispat da edilemediğinden davacının aksi yöndeki iddiaları yerinde değildir. Soruşturma dosyasında verilen takipsizlik kararının kaldırılması üzerine, soruşturmanın 2024/144284 nolu dosyada devam ettiği, bu soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de Yargıtay'ın18/12/2023 tarihli kanun yararına bozma ilamında 05/04/2007 tarihli genel kurul kararı yönünden herhangi bir tespite yer verilmediği, yine İSMMMO'nun dava dışı muhabeci ... Bay hakkındaki 30/04/2024 tarihli kararında 05/04/2007 tarihli genel kurul kararıyla ilgili bir usulsüzlük tespiti bulunmadığı anlaşılmakla davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Dolayısıyla geçersizliği kanıtlanamayan 05/04/2007 tarihli genel kurul kararına aykırılık teşkil edecek şekilde, bir ortağa ait payın iptali ile diğer ortak adına tescil kararı verilemeyeceği nazara alındığında mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 1.464-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 732-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/04/2026