7. Hukuk Dairesi 2009/5623 E. , 2010/3764 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 104 ada 15 parsel sayılı 15.730,64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Dav…
**7. Hukuk Dairesi 2009/5623 E. , 2010/3764 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 104 ada 15 parsel sayılı 15.730,64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davalı ... da ayrı tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu 104 ada 15 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafın tutunduğu iskanen oluşan tapu kaydı kapsamında kaldığı, davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, davalı zilyet yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ve eki haritalar keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı hazinenin tutunduğu 8.8.1940 tarih ve 36 sicilden gelen Mayıs 1946 tarih ve 194 sayılı tapu kaydı ile davalı tarafın tutunduğu 6.6.1932 tarih ve 192 sayılı iskanen oluşmuş tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve İl Özel İdare Müdürlüğünden getirtilmeli, davalı tarafın tutunduğu tapu kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kayıtlarının hangisinin kapsamında kaldığı açıkça belirlenmeli, tapu kayıtları iç içe giriyorsa önceki tarihli hukuki değerini koruyan tapu kaydına değer verileceği, şayet hazine tarafından kayden kişilere verilmiş ise hazinenin kayda dayalı bir hakkının kalmadığı düşünülmeli ve değerlendirilmeli, kayıt uygulaması yapılırken davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının davalı tarafın tutunduğu tapu kayıt malikini sınır gösterdiği hususu göz önünde tutulmalı, dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.