11. Hukuk Dairesi 2022/4710 E. , 2024/1356 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/803 Esas, 2022/145 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/209 E. - 2020/39 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmi
**11. Hukuk Dairesi 2022/4710 E. , 2024/1356 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/803 Esas, 2022/145 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/209 E. - 2020/39 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2002 yılından beri terlik, ayakkabı ve diğer her türlü ayak giysileri ile bağlantılı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, Türkiye dahil ..., Avustralya, Afrika, Avrupa, ... ve Kuzey Amerika ve ... ...’da dünya çapında satış ağı bulunduğunu, müvekkili şirketin ve markasının Türkiye dahil pek çok ülkede tanınmış ve pek çok ülkede 25 nci sınıfta tescilli olduğunu, müvekkili şirketin ayrıca tasarım tescillerinin de bulunduğunu, müvekkili şirketin Türkiye’de de tanınmış olan markası için dava konusu marka başvurusu yaptığını, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 23.12.2016 tarihli karar ile 556 sayılı Markanın Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince başvurunun reddine karar verildiğini, karara karşı yapılan itirazın da YİDK’nın 31.03.2018 tarih ve 2018-M-1990 sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, oysa söz konusu başvurunun müvekkili şirketin ürettiği ... tasarımlı terlik ürününün 3D görseli olduğunu ve bu görselin müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, müvekkili şirketin marka ve ürününün pek çok haber ve makaleye konu olduğunu müvekkili şirketin ürününün ezber bozan tasarımı ile seven sevmeyen tüm tüketicilerin dikkatini çektiğini, müvekkili şirketin 3 boyutlu markalı ürünlerinin Türkiye’de tanıtımı için yoğun reklam faaliyetlerinde bulunduğunu ve 2008-2012 yılları arasında 8.354.034,00 TL harcama yaptığını, müvekkili şirketin 3 boyutlu markası altındaki ürünlerin Türkiye’de 2008 yılından bu yana satıldığını ve 2008-2011 yılları arasında satıştan 4.999.871,00 USD net kâr elde ettiğini, dava konusu marka başvurusunun ... bir şekilde müvekkili şirket tarafından yaratılan bir şekil olduğunu ve marka olarak tescil edilebilirlik kriterlerine fazlasıyla haiz bulunduğunu, dava konusu işaretin ... yıllardır Türkiye de dahil olmak üzere dünya çapında pek çok ülkede yoğun olarak satışa sunulan ve kullanımlar neticesinde ayırt edici hale geldiğini ve bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin son fıkrası gereğince de dava konusu kararın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihadları çerçevesinde 3D görseline konu markalarda formun ötesinde ... ve ayırt edici unsurlara sahip olup olmadığının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markanın bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan şekil olarak nitelendirilemeyeceğini 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin e fıkrası gereğince teknik özellik olarak belirtilen niteliklerin müvekkili şirketin ürününden tamamen farklı tasarımlarla da sağlanabileceğini ileri sürerek 31.03.2018 tarih ve 2018-M-1990 sayılı kararının iptali ile 2016/85724 sayılı marka başvurusunun tescil işlemlerinin başvurulduğu tüm ürünler bakımından devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu marka başvurusuna konu işaretin ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, söz konusu ibarenin markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getirmeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafından sunulan belgelerin davacının marka başvurusuna konu işaretin kullanım sonucu ayırt ediciliğini bakımından ispata yeter olmadığını, öte yandan alışılagelmiş genel ürün şeklinden her ayrışmanın şeklin marka işlevi gördüğünü ve ayırt edici olduğu sonucunu doğurmayacağını, bir ürünün şeklinin ... nitelikleri itibariyle sadece teknik bir sonucu elde etmek için tasarlanmışsa aynı teknik sonuca diğer şekillerle ulaşılabilse dahi bu durumun ilgili şeklin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilmesine engel olmayacağını, bu nedenle aslında fonksiyonel olan bir şekle tesadüfi, keyfi olarak yapılan karakteristik eklemelerin şeklin fonksiyonelliğini etkilemeyeceğini ve dolayısıyla tescil edilebilir nitelikte olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2016/85724 sayılı marka başvurusunun 25 nci sınıf ayak giysileri yönünden ayırt edici olmadığı, davacının 2016/85724 sayılı marka başvurusunun Türkiye’de kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığının ispat edilemediği, dava konusu marka başvurusunun malın ... doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan, kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı bulunduğunu, anılan raporda ilk bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazları dikkate alınmadığı gibi sundukları uzman görüşün de dikkate alınmadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının 21.01.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunun birebir sureti niteliğinde olduğunu, müvekkili ve dava konusu marka başvurusunu oluşturan şekil markasının Türkiye dahil dünya çapında tanındığını, dava konusu şeklin birçok ülkede 25. sınıfta tescilli bulunduğunu, dava konusu 3 boyutlu şekil markası altında üretilen ürünlerin 2008 yılından beri Türkiye'de yoğun olarak satıldığını, dava konusu şeklinin son derece ... ve markanın kaynağını gösterecek düzeyde ayırt edici olduğunu, müvekkilinin piyasaya çıkışından önce dava konusu marka başvurusuna oluşturan terlik tasarımının bir benzerinin piyasada bulunmadığını, dava konusu şeklin müvekkili ile özdeşletiğini, kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini, davalı Kurum nezdinde dava konusu başvuru ile aynı nitelikte pek çok marka tescilinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun Paris Sözleşmesinin 4 ncü mükerrer 6 ncı maddesi uyarınca tescili gerektiğini, dava konusu başvurunun, ürünün doğal yapısından kaynaklanan zorunlu bir şekle ilişkin bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuruyu oluşturan şeklin tescil ettirilmek istendiği 25 nci sınıf ayak giysileri yönünden 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde atıfta bulunduğu, yine5 nci maddesi uyarınca ayırt edici olmadığının ve aynı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca da tescil engeli bulunduğunun mahkemece alınan 17.05.2019 tarihli ilk bilirkişi heyeti raporunda ve davacı tarafça sunulan uzman görüş ile anılan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yine mahkemece alınan 21.01.2020 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporunda açıklandığı, dava konusu başvurunun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının ispatlanamadığı, diğer taraftan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.01.2012 tarih, 2010/7855 E-2012/273 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere TRIPS 15 nci maddesi uyarınca bir işaretin marka olarak korunabilmesi için ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiği gibi, Paris Sözleşmesi'nin 4 üncü mükerrer 6 ncı maddesi gereğince bir ... ülkesinde tescil edilen markanın ... üyesi diğer ülkelerde kabul edilip korunabilmesi için de aynı maddenin B.(2) bendine göre ayırt edicilik vasfını haiz olmasının zorunlu olduğu, bu itibarla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 2.556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.