T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1099 - Karar No:2026/458 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1099 KARAR NO : 2026/458 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2024 NUMARASI : 2020/269 E-2024/583 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2026 Davacı ve…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1099 - Karar No:2026/458 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1099 KARAR NO : 2026/458 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2024 NUMARASI : 2020/269 E-2024/583 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkili şirketin tünel açma işleri ifa ettiğini, davalı şirketin ise, Artvin İl Özel İdaresinden içme suyu projesi ihalesini alarak işi yüklenen şirket olduğunu, taraflar arasında tünel açma işi sözleşmesi imzalandığı; sözleşme gereği müvekkilinin alt yüklenici olarak işe başladığını ve davalı tarafından işin durdurulduğu tarihe kadar müvekkilinin bütün yükümlülüklerini ifa ettiğini, sözleşmede iş bedelinin 429.000,00TL olarak belirlendiğini, müvekkilince, işin biten kısmı kapsamında düzenlenen 188.210,00TL’lik faturaya karşılık ksımi ödemeler yapıldığını ancak bakiye alacağın ödenmediğini, müvekkili şirketin Ankara 28. İcra Dairesinin 2019/9675 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça davaya süresinde cevap verilmemiş, davalı vekili 05/09/2020 tarihli beyan dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibi ve açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğunu, davacı ile müvekkili arasında tünel açma işi sözleşmesinin akdedildiğini, davacı tarafça sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmediği için sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğini, davacıdan kaynaklı problemler dolayısıyla yer tesliminin geç yapıldığını, davacının sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmediğini, sözleşmede davacı yükümlülüğünde olan ödemelerin müvekkili şirketçe yapıldığını, davacı tarafından yerine hiç getirilmeyen veya eksik yapılan işler açısından müvekkil şirketin işi dava dışı üçüncü bir şirkete yaptırmak zorunda kaldığını, ayrıca ödeme yapmış olduğunu, bununla birlikte davacı tarafından müvekkil şirketin bilgisi dışında işin durdurulduğunu ve personel çalıştırılmadığını, müvekkil şirketçe durumun SGK kayıtlarından görülüp haberdar olunduğunu, davacının işbu davaya dayanak tuttuğu fatura işin bitimi esnasında değil, iş devam ederken kesilmiş bir fatura olduğundan müvekkili tarafından kesintiler yapıldığını, dolayısıyla sözleşmenin ilgili maddeleri ve hali hazırda işin durumu incelendiğinde söz konusu kesintilerin haklı ve yerinde olduğunun görüleceğini, kaldı ki kesin hesabın da yapılmadığını, bu halde, müvekkil şirketin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı şirket aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince:Davanın eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında tünel açma işi ile ilgili olarak sözleşme imzalanmış olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı; bununla birlikte söz konusu "tünel açma işinin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı" hususunda uyuşmazlık olduğu, davalı şirket tarafından yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış olup; müteakiben 05/09/2020 tarihinde sunulan beyan dilekçesi kapsamında özetle; sözleşmeye konu "tünel açma işinin" sözleşmeye uygun olarak tamamlanmamış olduğundan ve bunun yanı sıra davacı adına piyasada muhtelif ödemeler yapılmış olduğundan bahisle ödemenin yapılmadığı, davalı şirketin borcu bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, işin tamamlanıp tamamlanmadığı ve anılan iş kapsamında eksiklik/ayıp bildirimi bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla Artvin Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak aldırılan bilirkişi raporu kapsamında özetle; ihale makamı olan Artvin İl Özel İdaresi ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeye konu işin başlama tarihinin 06/06/2018 olduğu, yüklenici davalı şirket ile taşeron davacı şirket arasında imzalanan sözleşmenin tarihinin bulunmadığı, bahse konu sözleşmenin 6. maddesinde "Sözleşme imzalandığı tarihten itibaren 20 ( yirmi ) gün içerisinde yer teslimi yapılarak işe başlanır." hükmünün düzenlendiğinin ve sözleşme tarihinin bulunmaması sebebiyle yer teslim tarihinin tam olarak tespit edilemediği, ancak davacı şirketin 22/07/2018 tarihinde işe başlamış ve sözleşmede belirtilen "işyeri teslim tarihinden 90 (doksan) gün içinde tamamlayarak geçici kabule hale getirilmek zorundadır." maddesi gereğince 19/10/2018 tarihinde geçici kabule hazır halde teslim etmiş olması gerektiği, ancak yer teslimine dair bir belge bulunmadığı ve bu nedenle yer teslimine ilişkin tespit yapılamadığı, hakediş belgelerinin yapılan incelemesinde 1,2,3,4,5,6 ve 7 nolu hakedişlere ilişkin ödeme yapılmış olduğunun tespit edildiği, İçme Suyu Yapım İşi kapsamında 6 nolu hakediş belgeleri incelendiğinde 13/03/2019 tarihinde ödemesi yapılan iş kalemlerinin yalnızca yol kazısı ve reglaj yapılması imalatlarına ait olduğu, davaya konu tünel imalatlarının ödemesinin ise 25/06/2020 tarihindeki 7 nolu hakedişte ödenmiş olduğu, ancak davaya konu tünel imalatına dair herhangi bir inşaat imalatı ödemesinin yapılmamış olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut 23/09/2021 tarihli Geçici Kabul Tutanağında "Yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve geçici kabule engel olabilecek arızaların bulunmadığı görülmüştür." şeklinde belirtildiği üzere davaya konu Yanıklı Köyü Birinci Kısım İçme Suyu İşinin Kabul Komisyonu tarafından noksansız olarak geçici kabulünün yapılmış olduğu, işin yapımında herhangi bir eksik veya kusurlu imalatının bulunmadığının tespiti sonrası imza altında alındığı, neticeten dava konusu tünel açma işinin ifası ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede; 23/09/2021 tarihli Geçici Kabul Tutanağında, işin kabule engel nitelikte olmadığı, bunun yanı sıra yapılan işte kusur ve eksiklik tespit edilmemiş olduğunun belirlendiği ve Kabul Komisyonu tarafından noksansız olarak kabul edilmiş olan işe dair nefaset kesintisinin yapılamayacağının rapor edildiğinin anlaşıldığı, icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında mali olarak ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ve bu hususta düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporları kapsamında özetle; taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında yapılan incelemede; Artvin Merkez Yanıklı Köyü Birinci Kısım İçme Suyu Yapım İnşaatı işinin yapılması için yüklenici davalı şirket ile taşeron davacı şirket arasında 429.000,00 TL bedel karşılığında birim fiyatlı Tünel Açma İşi Yapım Sözleşmesinin imzalanmış olduğu, söz konusu işin tek taraflı feshedildiğine dair düzenlenen ihtarnamenin yapılan incelemesinde; yüklenici davalı şirket tarafından davacı şirkete yönelik keşide edilmiş olan 31.12.2018 tarih ve 34639 yevmiye nolu ihtarname kapsamında, davacı şirketin sözleşme gereği üstlendiği ve taahhüt ettiği yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı 03/07/2018 tarihinde aralarında imzalanan Tünel Açma İşi Sözleşmesi'nin, söz konusu sözleşmenin 12. maddesine dayanılarak ... 31/12/2018 tarihi itibarıyla tek taraflı olarak feshedildiği şeklinde davalı şirket tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirimini içerdiği, davacı ve davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarının incelemesinde ise; davacı şirketin beyan ettiği adreste ibraz edilen ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu yapılan değerlendirmede, davacı şirket tarafından 2018-2019 yıllarına ilişkin ticari defter açılış ve kapanış tasdiklerinin mevzuata uygun olarak zamanında yaptırıldığı, davacı şirket ticari defterlerinde, davalı şirket ile yapılan ticari işlemlerinin 120.00.77 nolu hesap kodunda ... Mühendislik Dan. Mad. Ltd. Şti. olarak isimlendirilmiş hesap ile takip edildiği, davaya konu 05/11/2018 tarih ve 046369 seri numaralı, 188.210,00 TL tutarındaki faturanın cari hesaba kaydedilerek işlendiği, 02/12/2018 tarihinde ise cari hesabın nakit ödeme karşılığı fatura tutarı kadar alacaklandırılarak kapatıldığı, ticari işlem kayıtlarında parasal tutarın nakit karşılığının kasa hesabıyla belgeye dayandırılmaksızın kaydi olarak gerçekleştirildiği, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında, davalı taraf cari hesap borç tutarının 0,00 TL olarak kapatıldığı, davacının davalı adına düzenlemiş olduğu 188.210,00 TL tutarlı satış faturasına istinaden, davalı şirketin 20/10/2018-10/01/2019 dönemi itibariyle davacı şirkete toplam 109.249,27 TL'lik ödeme yaptığı ve 10/01/2019 tarihi itibariyle davalı şirket yevmiye kaydına göre davalı şirketin, davacı şirkete 78.960,73 TL'lik borcu bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişi kök ve ek raporlarının, davanın esasına etkili ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak mahkemece yapılan nihai değerlendirmede; dava konusu "tünel açma işinin" tamamlanmış bulunduğu ve herhangi bir eksik/ayıp bildiriminde bulunulmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelemesinde, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında dava konusu alacağın kapatılmış olduğunun tespit edildiği, davacı vekili tarafından ise yargılamada "söz konusu kaydın sehven kapatıldığı" iddiasında bulunduğu; bununla birlikte, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, dava konusu borcun 78.960,73 TL tutarlı kısmının kapatılmamış olduğu ve davacı vekili tarafından ise bakiye 14.249,27 TL'lik alacağın ispatlanamadığı anlaşıldığından davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı bulunan 78.960,73 TL asıl alacağın davalı şirketten tahsili yönünde davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Ankara 28. İcra Dairesinin 2019/9675 sayılı icra takibine yapılan itirazın 78.960,73 TL.'lik (asıl alacak) kısmının iptaline; asıl alacak olan toplam 78.960,73 TL. üzerinden, (asıl alacağa, icra takip tarihinden itibaren) işletilecek reeskont avans faiz oranı ile icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmolunan alacağın %20’si olan 15.792,15 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:Davanın ve icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğunu, mahkeme kararında davacının gecikmesinden kaynaklı müvekkilinin idareye ödediği gecikme cezasının, davacı adına yine müvekkili tarafından ödenen SGK ve akaryakıt giderlerinin düşülmediğini, mahkeme kararında yer teslim tarihinin tam olarak tespit edilemediğinden ve bulunamadığından bahsedilse de taraflar arasındaki yer tesliminin 07.08.2018 tarihinde yapıldığını, kaldı ki işin bitirilmesi gereken tarih olan 05.11.2018 tarihinden, fesih tarihi olan 31.12.2018 tarihine kadar geçen 56 gün gecikme için ceza bedelinin 257,40 TL/gün x 56 gün = 14.414,40 TL’nin en azından davacı için mahkeme tarafından haksızca öngörülen 78.960,73 TL’den düşülmesi gerektiğini, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinin 5.8 maddesi gereğince tahkimat giderlerinin %50 oranında yüklenici–taşeron arasında paylaştırılacağını, müvekkilinin bu maddeye yönelik davacı taşeron adına ödediği tutarlar ve sözleşmenin ilgili diğer maddelerine göre davacı taşeron adına ödediği motorin, market, piyasa, personel vb giderler için toplam yaklaşık 44.518,00 TL tutanaklı ödemelerinin mevcut olduğunu, bu tutarın, taşeronun cari hesabına işlenmesi için taşeronla aralarında mutabakat yapılması gerektiğini, ancak taşeronun art niyetli bir şekilde sürekli hesap görmekten kaçtığı için, bu tutarın bu nedenle taşeronun cari hesabından düşülemediğini, benzer şekilde müvekkilinin davacı adına davacı şirketin kendi personellerinin SGK primleri ve muhtasarları için 2018/07-10 arası dönem için toplam 4.576,76 TL ödediğini, bahsedilen tutarların toplamı 63.509,16 TL olmakla birlikte bu tutarın zaten taşeronluk sözleşmesine göre aslında taraflar arasındaki ihtilafsız bir tutar olduğunu, üstelik fatura ve dava tarihinden sonra müvekkili şirket tarafından davacı taşeron şirket adına yapılmak zorunda kalınan diğer piyasa, şantiye, personel vb. ödemeler de dikkat alınırsa bu tutarın üstüne müvekkili tarafından ayrıca yaklaşık 35.000,00 TL tutarında daha ödeme yapıldığını, ancak davacının sürekli hesap görmekten kaçtığı ve mutabakat imzalanamadığı için yaklaşık 93.500,00 TL tutarın davacının cari hesabından düşülemediğini, bu tutarın da zaten müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını gösterdiğini, nitekim davacının ticari defterlerinde müvekkiline ait bir borca rastlanmadığını, davacının ticari defterlerin sehven böyle tutulduğunu beyan etmişse de kötü niyetli olduğunu, borç miktarının belirsiz olduğunu, dolayısıyla icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacak miktarının likit olmadığını, davacı tarafça sözleşmenin yükümlülükleri yerine getirilmediğinden sözleşmenin müvekkili şirketçe feshedildiğini, davacı tarafça her ne kadar müvekkili şirkete kesmiş olduğu faturaya ilişkin bakiye alacak talep edilmişse de davacı yanca sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmediği gibi davacı adına piyasada bir çok ödeme yapılmış olduğundan davacının taleplerinde haksız olduğunu, davacı kaynaklı problemler dolayısıyla yer tesliminin geç yapıldığını, sözleşmenin 6.1. maddesinde "sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 20(yirmi) gün içerisinde yer teslimi yapılarak işe başlanır" hükmünün yer aldığını, buna rağmen davacı yanca gerek lojistik sevkiyatındaki eksikler, gerek personel temini sıkıntıları dolayısıyla teslimin geç yapılmış olduğunu, yine sözleşmenin 6.4.maddesinde "işin zamanında teslim edilememesi(verilecek süre uzatımı dahil) durumunda taşeron günlük onbinde altı oranında ceza ödeyecektir." hükmü yer almakta olup, taşeronun gecikmeden kaynaklı olarak cezai şart bedeli ödenesi gerektiğini, davacının sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmediğini, davacı yanca 90 gün içersinde iş tamamlanmadığı gibi taahhüt edilen ancak yapılmamış işlerin mevcut olduğunun tespit edildiğini, sözleşmede davacının yükümlülüğünde olan ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkili yükümlülüğünde olmamasına rağmen, her türlü personel ödemesi davacının sorumluluğundayken müvekkili tarafından davacı personellerine ilişkin personel avansı ödemesi yapılmış, yine aynı şekilde personel SGK-muhtasar giderleri müvekkil şirket tarafından ödenmiş olduğunu, bununla birlikte motorine ilişkin ödemeler (sözleşmede taşeronun alacağına mahsuben kesileceği öngörülmüş olduğunu.), alet-edavat, davacının yükümlülüğündeki bir kısım saha işleri ve saha düzenlenmesi için ödemeler yine müvekkili tarafından yapıldığını, kereste ödemeleri yarı yarıya anlaşılmışken kereste ödemelerinin ve davacının piyasaya ödemesi gereken bir kısım ödemelerin de yine müvekkil şirket tarafından yapılmış olduğunu, bu süreçte müvekkil şirket tarafından hiçbir ödeme aksatılmadığı gibi her türlü iyi niyetin davacıya gösterildiğini, ancak tespit edilen nedenler ve müvekkil şirketin doğan zararları ve sorumluluğu göz önüne alındığında tüm yukarıda açıklanan hususlar ile sair nedenlerle müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeyi fesih zorunluluğunun doğduğunu ve 31.12.2018 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiğinin davacıya bildirildiğini, davacı tarafından yerine hiç getirilmeyen veya eksik yapılan işler açısından müvekkilinin işi dava dışı üçüncü bir şirkete yaptırmak zorunda kaldığını, ayrıca ödeme yaptığını, bununla birlikte davacı tarafından müvekkilinin bilgisi dışında işin durdurulduğunu ve personel çalıştırılmadığını, müvekkilince durumun SGK kayıtlarından görülmüş ve haberdar olunduğunu, SGK dökümlerinde de görüleceği üzere davacı taşeronun, işi teslim etmesi gereken tarih olan 05.11.2018 tarihinden önce müvekkilinin bilgisi dışında işi durdurmuş ve zaten taahhüdünü tamamlamama konusundaki iradesini ve art niyetini açıkça ortaya koymuş olduğunu, bu ve benzeri diğer nedenlerle de müvekkilince sözleşmenin 31.12.2018 tarihinde tek taraflı olarak haklı gerekçelerle 12.maddeye göre feshedildiğini, davacının işbu davaya dayanak tuttuğu faturanın işin bitimi esnasında değil, iş devam ederken kesilmiş bir fatura olduğundan müvekkili tarafından kesintiler yapıldığını, dolayısıyla açıklanan sözleşme maddeleri ile sözleşmenin diğer ilgili maddeleri ve hali hazırda işin durumu incelendiğinde söz konusu kesintilerin haklı ve yerinde olduğunu, kaldı ki kesin hesabın da yapılmadığını, bu halde, müvekkil şirketin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının ticari defter kayıtları ile müvekkilinin borcunun bulunmadığının tespit ve tasdik edildiğini, kaldı ki karşı tarafın cari hesabında borç görünmemesine rağmen onların “söz konusu kaydın sehven kapatıldığı” ifadesini dikkate alan mahkemenin beyanlarını dikkate almadan bir de haksız bir şekilde icra inkar tazminatına hükmettiğini, bu durumda kendi defter kayıtlarını aslında inkar edenin davacı olduğunu, müvekkil şirket kayıtlarında görünen bakiyenn, davacının alacağı anlamında değil, hesap görülmediği için emanette ve açıkta görünen tutarlar olduğunu, bilirkişi tarafından ikili bir hesaplama yapılmasının yanlış olduğunu, müvekkilinin borcunun bulunmadığını, zira davacı adına yapılan tüm ödemeler için karşı taraf ile mutabakat zaptı imzalanıp deftere işlenince zaten müvekkili şirket defterlerinde de aynen davacının kayıtlarında olduğu gibi borç veya alacak çıkmayacağını, zaten davacının da resmi kayıtlarında alacaklı olmadıklarını ikrar ettiğini, bu halde müvekkilinin karşı tarafa ödemekle yükümlü olduğu bir borcu olmadığının davacının ticari defterleri üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi ile de tespit edildiğini, davacının iddia ve itirazlarında haksız olduğunun somut olarak ortaya konulduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığı açık iken bilirkişi tarafından hakedişlere bakılarak dava konusu işin bedelinin ödenmediğinin tespit edilmesinin gerçeklerle uyuşmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı tarafça kesilen ve takibe dayanak yapılan davalı defterlerinde kayıtlı 05.11.2018 tarihli fatura 188.210,00 TL bedelli olup, itirazın iptali davasının bakiye 93.210,00 TL alacak olduğu iddiasıyla açılmış olmasına, davalı defter kayıtlarıyla da fatura kapsamında 78.960,73 TL borçlu olduğu anlaşılmış olup bu kapsamda da davalı tarafça belirli ve bilinebilir nitelikte alacak bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 5.393,81 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.348,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.045,35 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 24/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır