7. Hukuk Dairesi 2012/1038 E. , 2012/5535 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 77 parsel sayılı 1610,86 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve…
**7. Hukuk Dairesi 2012/1038 E. , 2012/5535 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 77 parsel sayılı 1610,86 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davalı yararına edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 451,07 m2 yüzölçümündeki bölümün hali arazi niteliği ile davacı Hazine adına, geriye kalan ve aynı rapor ve haritada (B) harfi ile gösterilen 1159,79 m2 yüzölçümündeki bölümün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava ve temyize konu 108 ada 77 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 22.08.2011 günlü rapor ve haritada (B) harfi ile işaretli 1159,79 m² yüzölçümündeki bölümü üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı Hazine, taşınmazın Gökbel yaylası olarak bilinen kadim yayla sınırları içinde kaldığını, taşınmazın niteliği gereği kişi adına tescilinin mümkün olmadığını öne sürerek dava açmıştır. Davacının dilekçesindeki bu açıklama gözetilerek somut olayda mera-yayla araştırması yapılması zorunludur. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera-yayla olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera(yayla) olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera(yayla) olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera(yayla) tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera(yayla) tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera ve yayla tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.