11. Hukuk Dairesi 2011/10571 E. , 2012/17640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2011 tarih ve 2010/280-2011/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2011/10571 E. , 2012/17640 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2011 tarih ve 2010/280-2011/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/42 E.-162 K. sayılı ilamı ile iflasına karar verilen, halen hakkında Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/1 sayılı dosyasında iflas takibi bulunan müvekkilinin, 19/07/2008 tarihinde yapılan 2007 yılı Olağan Genel Kurulu’nda “sermayesinin 1.250.000 TL’den 2.500.000 TL’ye çıkarılmasına” karar verildiğini, kararın Ticaret Sicil Gazetesi’nin 19/08/2008 tarihli sayısında ilan edildiğini, artırılan sermayenin 1.237.000 TL’lik kısmının ortaklarca ödenmediğini, davalının da ödenmeyen 450.000 TL sermaye borcu bulunduğunu, bu nedenle davalının aleyhinde icra takibine geçildiğini, başlatılan takibe davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı şirketin iflasına karar verilmekle müvekkilinin sermaye artırım taahhüdünün sona erdiğini, Eskişehir 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/552 Esas sayılı dosyasında görülen şikayet davası sonunda da iflas idaresinin sermaye artışı sebebiyle ortakların bu alacağı iflas müdürlüğüne yatırmalarına dair yaptığı işlemin iptal edildiğini, müvekkilinin imzaladığı herhangi bir iştirak taahhütnamesinin olmadığını, sermaye artırım prosedürünün şirket ana sözleşmesine ve TTK. hükümlerine aykırı olarak yapıldığı için geçersiz olduğunu, bu artırıma dayalı taahhüdün de geçersiz sayılacağını, müvekkilinin temerrüde düşürülmesi söz konusu olmadığı için temerrüt faizi talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermaye artışına ilişkin tüm yasal prosedürün tamamlanmış olduğu, alınan ve tescil edilen karara rağmen davacının 450.000 TL sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmediği, davalının takip tarihi itibariyle temerrüt faizi dahil 548.478,13 TL borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın bu miktar yönünden kabulü ile itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir. Dava, sermaye artırım borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi, sermaye artırım kararının oy birliği ile alındığı gerekçesiyle davalının sermaye taahhüt borcunun bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, şirket sermaye artırım kararının oy birliğiyle alınmış ise de, genel kurulda hem sermayenin artırılmasına karar verilmesi hem de sermayenin tamamının taahhüt edilip gerekli ödemelerin yapılması yoluyla kısa yoldan esas sermaye artırımı söz konusu olmadığı gibi davalının davacı şirkete verdiği bir iştirak taahhütnamesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. İştirak taahhüdü kural olarak, ortaklığa yöneltilmiş bir icap niteliğindedir. Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283.maddesinde açıkça, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir. İştirak taahhüdünde bulunan ortak, belli bir miktar pay veya pay senedi bedeli olan esas sermaye kısmını ödemeyi taahhüt ederek, ortaklığa katılmak istediğini açıklar. Buna göre, payların veya pay senetlerinin satın alınması için, ortaklıkça yapılan ilan veya çağrı kural olarak icaba davet niteliğindedir. TTK'nun 283/2.maddesine göre arttırılan sermayeye katılma, iki nüsha iştirak taahhütnamesinin düzenlenip, imzalanması suretiyle olur. Bu hususları içermesi geçerlilik koşuludur. Öte yandan, sermaye artırımına katılan ortakların, iştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile ana sözleşme içeriğine vakıf olduklarını bildiren ve imzası noterce onanmış bir mektupla ortaklığa yapacakları bir başvuru da, katılma taahhütnamesi hükmündedir. Pay sahipleri bir hak olarak yeni pay alma hakkını kullanıp kullanmamakta özgürdürler. Pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullanmalarının ihtiyari olmasının doğal sonucu, iştirak taahhüdünde bulunmalarının da ihtiyari olmasıdır. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta, yasanın aradığı şekilde gerçekleştirilmiş bir sermaye taahhüdü bulunmadığı anlaşılmış ve dosyada mevcut yönetim kurulu üyelerinin imzasının taşıyan listenin, ortakların imzasını yukarıda açıklanan şekil koşulların taşımaması nedeniyle sermaye taahhüdü olarak kabul edilemeyeceğinden davalının artırılan sermayeye katılma borcunun bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir sermaye taahhüdü bulunmadığına göre, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.