İSTİNAF KARAR TARİHİ: .../12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul İli, Kartal İlçesi, 1.Bölge Bucağı, Bağlarbaşı Köyü, Bağlarbaşı Mevki, ... Pafta, ... Ada, 836 Parselde kayıtlı zemin kat dükkanın davacının yüzde 50 orta…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1864 KARAR NO : 2025/2043 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/10/2025 NUMARASI : 2024/262 Esas - 2025/846 Karar DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) İSTİNAF KARAR TARİHİ: .../12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul İli, Kartal İlçesi, 1.Bölge Bucağı, Bağlarbaşı Köyü, Bağlarbaşı Mevki, ... Pafta, ... Ada, 836 Parselde kayıtlı zemin kat dükkanın davacının yüzde 50 ortağı olduğu, davalı ... adına kayıtlı iken, şirket müdürü diğer yüzde 50 ortak davalı ... tarafından diğer davalı olan, davalı ...'in halasının oğlu ...'a muvazaalı olarak devredildiğini, muvazaa nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu iptali ve şirket adına tesciline, mahrum kalınan müspet ve menfi zararların gerçek kişi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bunun olmaması halinde taşınmazın gerçek satış bedeli ile mahrum kalınan müspet ve menfi zararların davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini sağlamak maksadıyla dava açma zaruretinin hasıl olduğunu, şirketin 400.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, şirket müdürü olarak davalı ... seçildiği, davacı ve ... her biri şirketin yüzde 50 ortağı olduğunu, taşınmazın gerçek bedelinin tespit edilip, bu bedel üzerinden şirket hesabına bedelin yatıp yatırılmadığı hususu ve gerçek bedel üzerinden yatırılmış ise paranın nerelerde kullanıldığının araştırılması gerektiğini beyan ederek muvazaa nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu iptali ve şirket adına tesciline, mahrum kalınan müspet ve menfi zararların gerçek kişi davalılardan zararın oluştuğu tarihten itibaren faiziyle birlikte şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'sinin müştereken ve müteselsilen tahsiline; tapu iptal ve tescili olmaması halinde; taşınmazın gerçek satış bedeli mahrum kalınan müspet ve menfi zararların davalı gerçek kişilerden zararın oluştuğu tarihten itibaren faiziyle birlikte şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 2,000,00 TL'sinin müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu İstanbul İli, Kartal İlçesi, 1.Bölge Bucağı, Bağlarbaşı Köyü, Bağlarbaşı Mevkii, ... Ada, 836 Parselde kayıtlı zemin kat depolu dükkanın devrini önlemek amacıyla taşınmazın kaydına tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediğini, 06/12/2018 gün ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Hakkında Kanunla yapılan değişiklikler ile konusu bir miktar paranın ödenmesi veya tazminat olan ticari davalar bakımından da arabuluculuk özel bir dava şartı haline getirildiğini, dava dilekçesinde dava konusu "Tapu İptal Ve Tescil- Tazminat" şeklinde belirtildiğini, uyuşmazlığın tarafları arabulucuya başvurmuş ve anlaşamamış olmakla birlikte son tutanağı mahkemeye sunmayı unutmuşlarsa mahkemenin vereceği bir haftalık kesin süre içinde bu eksikliği gidermeleri mümkün olduğunu, verilen süreye rağmen belgenin sunulmaması durumunda ise açılan dava usulden reddinin gerektiğini ve davanın dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddini talep ettiklerini, dava konusu, şirket ortaklarının birbiriyle olan ilişkisi olduğunu ancak müvekkilinin, taraf sıfatına haiz olmadığını, müvekkilinin, iyiniyetli malik olduğunu, davalı ... ile akrabalığı bulunmadığını beyan ederek öncelikle müvekkilinden bağımsız şekilde limited şirketlerinin ortaklık ilişkileri konulu davanın taraf sıfatı eksikliği ve zorunlu arabuluculuk dava şartı eksikliği sebepleri ile usulden reddine; Mahkeme aksi kanaatte ise dahi TMK m. 1023 kapsamında iyiniyetli malikin kazanımları korunacağından davanın müvekkil bakımından esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde müspet ve menfi zarar talep ettiğini, müspet ve menfi zarar TBK gereği birlikte talep edilemeyeceğini, bu yönüyle davacının dava dilekçesinde ne talep ettiği anlaşılamadığını, ayrıca TTK madde 560 gereğince tazminat isteme hakkı 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu taşınmaz satımı ile davacının satışı öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl geçmiş olması sebebiyle tazminat isteme hakkı zamanaşımına uğradığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, davalı müvekkilinin şirket olması ve dava konusu taşınmazın tapu iptali ve şirket adına tescili olduğu için dava zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, bu nedenle esasa girilmeden davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, dava dilekçesi ve içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının yapılan her işlem hakkında açık ve net bilgisi anlaşılmakta olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin yapmış olduğu taşınmaz satışları usulüne uygun olduğunu ve satışlar gerçek satış olduğunu, şirketin usulüne uygun gerçekleştirdiği satış işlemlerini bilen davacı zaten bugüne kadar sözlü yada yazılı beyanda bulunmadığını, davacı, şirketin kötü yöneltildiğine, şirketin yapmış olduğu satışların muvazaalı olduğuna ilişkin olarak sözlü yada yazılı beyanı olmadığını, nitekim dava dosyasına da bunlara ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, davacının bu yöndeki iddiası net şekilde kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını göstermekte olduğunu, yapılacak olan bilirkişi incelemesinde de davacının haksız olduğu kanıtlanmış olacağını beyan ederek öncelikle tarafımızca yapılan usule itiraz nedeniyle davanın usulden reddine, taraflarınca yapılan beyanlarımızın kabulüne, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davacı tarafın İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/506 Esas-2025/601 Karar sayılı dosyasında ise dava konusu, davalı şirkete ait 2 bağımsız bölümün, ... tarafından 3.kişilere satıldığını, dava konusu taşınmazların ve diğer taşınmazların gerçek satış bedelinin şirket kayıtlarına geçmediğin müvekkili tarafından bilinmekte olduğunu, satılan 2 adet bağımsız bölüm bedelinin şirket hesabına yatırılıp yatırılmadığı, yatırılmışsa rayiç bedel üzerinden mi, gerçek bedel üzerinden mi yatırıldığı hususu araştırılması gerektiği, bu bedellerden paylarına düşen kısmın taraflarına ödenmesini ve uğranılan zararın tazminini talep ettiklerini, şirket hesaplarında gerçek bedel mevcutsa, satılan 2 bağımsız bölümün müvekkilinin payına düşen yüzde 50 kısmının taraflarına ödenmesi gerektiği ,gerçek bedel şirket hesabına yansıtılmamışsa, gerçek bedellerinin şirket hesabına davalı ... tarafından ödenmesine ve yine kendisine düşen payın ödenmesini ayrıca mahrum kalınan zararların tespiti ile gerçek kişi davalıdan zararın oluştuğu tarihten itibaren faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep ettiği, davalı tarafça davacı iddialarının asılsız olduğunu, bu taleplerinin daha önce İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin .../09/2020 Tarih, 2019/387 Esas, 2020/420 Karar Sayılı dosyasında ileri sürüldüğünü, davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunduğu, yapılan değerlendirmede davacının taşınmazların değerinin tespiti ile bedellerinin şirkete ödenip ödenmediğinin tespitinin mahkeme eliyle gerçekleştirilmeye çalışıldığı oysa davacının davalı şirket ortağı olarak, dava öncesinde ortaklığa bağlı haklarından TTK'nun 614. maddesinde düzenlenen bilgi alma ve inceleme hakkını kullanabileceği, bu hakkını kullanmak suretiyle elde edeceği bilgiler çerçevesinde eda davası açarak dava dilekçesindeki taleplerini ileri sürebileceği, bu nedenle mahkemeyi araç kılarak öncesinde başvuracağı yolları tüketmeden dava konusu taşınmazların gerçek değeri ile satış bedellerinin şirkete ödenip ödenmediğine yönelik tespit talebinde bulunmasında hukuki yararının bulunmadığı, dosya kapsamına göre davacının bilgi alma ve incele hakkını kullanmaya yönelik bir girişiminin bulunmadığı, bu nedenle taşınmazın satış bedellerinin şirkete ödenip ödenmediğinin ve buna bağlı olarak ödenmemişse şirkete ödenmesinin sağlanmasına yönelik talebinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmış, diğer talebi olan söz konusu taşınmazların satışından payına düşen alacağın ödenmesi talebinin ise nitelik olarak kar payı ödenmesi olarak değerlendirilerek karın dağıtılmasına karar verme yetkisinin münhasıran şirket genel kuruluna ait olduğu dosyada, şirket genel kurulu tarafından kâr payı dağıtımına dair herhangi bir kararın mevcut olmadığı, bu durumda bu talebininde dosya kapsamına uygun olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın taleplerinin yukarıda belirtilen dosyalarda da değerlendirildiği, iş bu dava ile bağlantılı olan dava konusu taleplerinin şirkete doğrudan başvuru suretiyle tüketilmeden dava yoluyla istenmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığı, yine davaya konu edilen taşınmazların satış bedellerinin kendilerine ödenmesi talebinin kar payı talebi niteliğinde olduğu, buna ilişkin değerlendirmenin de mahkememizin .../09/2020 Tarih, 2019/387 Esas, 2020/420 Karar sayılı dosyasında yapıldığı, kararın Yargıtay denetiminden dahi geçtiği anlaşılmakla davacının açtığı davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararının gerekçesiz olduğunu, İstanbul Anadolu 11.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasındaki davanın alacak talebine ilişkin olduğunu, bu alacağın 3.kişilere satılan şirket adına kayıtlı taşınmazlarla ilgili olduğunu, İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının ise şirket ortaklığından çıkma ve kar payının dağıtımına ilişkin olduğunu, mahkemenin talep sonucunu anlamaması durumunda davacı tarafa açıklattırması gerektiğini, vekalet ücretine dava dilekçesinde gösterilen dava değeri üzerinden hükmedilmesi gerektiğini, bu yönüyle de kararın hatalı olduğunu, davalı ... dışında şirket adına kayıtlı olan taşınmazlardan birinin de İsmigül Güneri isimli kişiye devredildiğini, ...'ın, ...inin kardeşi olduğunu, İsmigül'ün ve Sebahattin'in babası ile davalı ...'in kuzen olduklarını, yani şirket adına olan taşınmazların akrabalara devredildiğini, muvazaanın açık olduğunu, gerekçeli kararın gerekçesiz, hatalı, hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; davalı limited şirket ortağı ve yöneticisi olan davalı ...'in ... İnş. San ve Tic Ltd. şirketine ait gayrimenkulü davalı ...'a muvazalı olarak davacı ortağı zararlandırmak amacıyla devrettiği iddiası ile açılan muvazaa nedeniyle tapu iptali ve taşınmazın şirket adına tescili, mahrum kalınan müspet ve menfi zarar tahsili, tapu iptalinin kabul edilmemesi halinde taşınmazın gerçek satış bedeli ile mahrum kalınan müspet ve menfi zararların tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı ... ile davalı ...’in iki ortaklı ...et Limited Şirketinin iki ortağı olduğu, davalı ...'in 200/400 sermaye paylı ortağı ve ... yıl süreli münferit imza ile şirketi temsile yetkili olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... şirkete ait Maltepe ilçesi, Bağlarbaşı Mah., ... parsel sayılı taşınmazın zemin kat 6 nolu dükkanın davalı ...'a .../11/2020 tarihinde satış işlemiyle devretmiştir.Davacının iddiası, satışın davalı ...'in halasının oğlu olun diğer davalı ...'a muvazaalı olarak şirket malvarlığını azaltma kastı ile yapıldığıdır. Davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılma ve şirketin feshine ilişkin davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairimizin 18/01/2024 tarih ve E:2020/2224-K:2024/51 sayılı kararı ile reddine ilişkin kararın temyiz incilemesi sonucu Y11.H.D nin11/03/2025 tarih ve E: 2024/2826-K: 2025/1668sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği anlaşılmıştırİki ortak arasında şirkete ait 2 taşınmazın satışı nedeniyle şirketin uğradığı zarara ilişkin İstanbul 11 ATM' nin 2024/506 esas dosyası ile görülen davanın reddine karar verildiği, kararın İstinafı üzerine Dairemizin 25/12/2025 tarih ve E:2025/1640-K:2025/1988 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçekten de, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır. Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir. Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.Bu nedenle, ortağın doğrudan zararı ile dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir.6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı; 6098 sayılı TBK’nun 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuksal nedenine dayanmaktadır.TTK 644 maddesi atfı ile 555 maddesi gereğince şirketin zarara uğraması halinde tazminatın şirkete ödenmesini talep etmeleri şartı ile şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan davacının işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. (Yargıtay 11.HD nin 2014/1111 esas - 2014/18464 karar sayılı emsal ilamı )Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacının şirketin muvazaalı işlem ile zarara uğratıldığı iddiasının usulünce araştırılıp taraf delilleri toplanarak ulaşılacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak bu aşamada taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın esasına girilerek yapılacak araştırma sonucu oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanı kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasındadeğerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025