İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... arasında 13/03/2008 tarih…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1323 KARAR NO:2026/183 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:20/06/2022 NUMARASI:2021/44 Esas - 2022/633 Karar DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... arasında 13/03/2008 tarihli 28.000,00 TL tutarlı bono düzenlendiğini, davalı ...'in kötüniyetli bir şekilde 13/03/2008 yılında düzenlenen bononun yıl kısmını 2018 olarak değiştirdiğini ve Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ...sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ileri sürerek davacı aleyhine açılan icra dosyasında takibe konu kambiyo senedi üzerinde yapılmış olan tahrifatın tespiti ile kıymetli evrak statüsünü kaybetmiş olduğu tespit edilerek bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı ..., ... ve davalı olarak ...'in ortak olduğu .... Şti. 'nin 2000 li yıllarda kurulduğunu, şirketin borçlarının ödenmesi için tarafına ait olan Esenyurt'ta bulunan taşınmazına ipotek konularak kredi çekildiğini, çekilen kredi ile şirketin borçlarının ödenmemiş olduğunu, diğer ortakların banka borçlarına ortak olmayarak tüm banka borçlarının tarafından ödendiğini, davacı ... 2018 yılında banka borcuna istinaden tarafına davaya konu olan 28.000,00 TL tutarında ki bonoyu düzenlediğini, taşınmazında ki ipotek kentsel dönüşüm yapıldığı sırada müteahhit firma tarafından ödenmediğini, davacının dava dilekçesinin 2, bendinde belirttiği hususun gerçeği yansıtmadığını, tarafına 30.000,00 TL ipotek bedeli devredilmediğini, davacı ...'in şirket borçlarını ödemediğini, davacı ... ve ... 'nin haksız kazanç sağlayarak ve yaşlılığımı kullanarak kendilerine çıkar sağlamaya çalışmakta olduklarını, davacı ...'in senette yazdığı adresin kendi el yazısı ile yazıldığını, gerek görüldüğü takdirde davacının mahkeme huzurunda yemin etmesini talep ettiğini, davaya konu olan senette, davalı olarak kendisinin ve eşi ... tarafından herhangi bir tahrifat yapılmadığından, senette bunun imza ve tarih davacı tarafından yazıldığının tespiti ile davacının davasının reddine, Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının devamına ve davacının haksız inkar sebebi ile %40 tan az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı tarafına bırakılması talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda," ,Davacı tahrifat iddiasına dayandığından senette tahrifat olup olmadığına dair mahkememizce ATK'dan rapor alınmış, ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından 131/03/2022 tarihli, ... nolu raporu ile; İnceleme konusu senette iddia doğrultusunda düzenleme tarihi bölümünde tahrifat açısından yapılan incelemede; Söz konusu senedin düzenleme tarihi bölümünde yıllar hanesi onlar basamağında evvelce mevcut ''0'' rakamının üzerine farklı fiziki evsafta siyah mürekkepli kalemle ''1'' rakamının yazılmış olduğu, yıllar hanesi birler basamağında evvelce mevcut tarafımızca okunamayan ibarenin üzerine optik ve spektroskopik olarak ayırt edilemeyen bir kalemle üzerinden gitmeler bulunan ''8'' rakamının yazılmış olduğu hususlarını bildirir kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Yapılan tespit ile uyuşmazlık konusu senedin sadece düzenleme tarihinde değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır. Kambiyo senedinin zorunlu unsurlarına bakacak olur isek, düzenleme tarihi her ne kadar zorunlu olsa da ancak bu tarihin gerçeğe uygun olması gerekmez (Yargıtay 12. HD 27.02.2007 tarih, 2007/648 E. 2007/3350 K Sayılı İlamı). Somut olayımızda uyuşmazlık konusu bonoda esas müessir tahrifat olmadığı, bononun vasfını koruduğu, zaman aşımının vadeden itibaren 3 yıl olduğu, zaman aşımı süresinin dolmadığı, davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği dosya kapsamından sabit olduğu anlaşılmakla davanın Reddine .." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan ...'in ortaklarından olduğu .... Şti'nin borçlarına karşılık çekilen krediye karşılık gayrimenkulüne konulan ipoteğe teminat teşkil etmek üzere 13/03/2008 tarihli davaya konu bononun düzenlendiğini, şirketin alacaklısı olduğu bir davanın şirket lehine sonuçlanması üzerine buradan alınan miktardan 30.000,00 TL'nin davalının gayrimenkuldeki ipoteğini kaldırmada kullanılması için ...'e verildiğini, bu hususun davalı ...'nın eşi olan diğer davalı ...'in Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dolandırıcılık suçlamasıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında alınan dava dilekçesi ekinde sunulan ifadesine de yansıdığını, davalı ...'nın bononun vadeden 3 yıl geçmekle zaman aşımına uğramasından dolayı senedin yıl kısmındaki 2008'i elle 2018 olarak düzeltip, eşi olan diğer davalıya ciro ettiği ve ardından kötü niyetli olarak Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... numaralı dosyası kapsamında davacı hakkında icra takibi yapıldığını, ödendiği bizzat davalı tarafından ikrar edilen ve 2008 yılında tanzim edilmesine rağmen 2018 yılında düzenlendiği şeklinde tahrifat yapılarak geçersiz hale gelen bononun geçersizliğinin tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini, yapılan yargılamada bilirkişi raporu alındığını ve 13/03/2022 tarihinde ATK Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen ... No'lu raporda kambiyo senedinin tanzim tarihinde " -0- rakamının üzerine -1- rakamının farklı fiziki evsafta ve siyah mürekkepli kalemle tahrifat yapıldığının " tespit edildiğini, bununla birlikte davalılardan ..., Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca dolandırıcılık suçlamasıyla yapılan ... numaralı soruşturma kapsamında alınan ifadesinde kendisinden alınan krediyle ilgili olarak 30.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalıların senet metninde yapmış oldukları tahrifat, davalıların hem temel borç ilişkisindeki 10 yıllık zamanaşımı süresini hem de 3 yıllık kambiyo senedinin keşide tarihinden itibaren başlayan zamanaşımı süresini bertaraf etmelerini sağladığını, mahkemenin gerekçeli kararında davalıların kendi kusurlu eylemlerinin korunduğunu, davalıların hukuka aykırı bir şekilde yapmış olduğu tahrifat alınan bilirkişi raporuna da yansımasına rağmen tahrifat olması ve geçerliliğini yitirmesi durumu senedin kambiyo senedi gibi hukuki değer görmeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu bononun bedelsiz kalıp kalmadığı, senedin tahrif edilip edilmediği, davacının senet nedeniyle borçlu olup olmadığı noktalarındadır.Dava konusu bono, 30.07.2019 ödeme günlü, 28.000,00 TL bedelli olup davacı ... tarafından, davalı ... lehine keşide edilmiş, davalı ... tarafından davalı ...'e ciro edilmiş, bonoda nakden kaydı olduğu görülmüştür.Davalı takip alacaklısı ... tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında," 13.03.2018 düzenleme tarihli 30.07.2019 vade tarihli 28.000,00 TL bedelli bono" sebebine dayalı olarak 28.000,00 TL asıl alacak, 918,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.918,25 TL alacağın tahsili tahsili istemiyle 10.12.2019 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca, davacı ile davalı ...'in birlikte şirket ortağı oldukları, şirketin borçlarına karşılık bankadan kredi çekilerek, davalı ...'in taşınmazına ipotek konulmasının teminatı olarak söz konusu bononun verildiğini, davalıya ödeme yapıldığından bedelsiz kaldığını ve bononun tahrif edilmiş olması nedeniyle takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra Ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372).Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır.Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri Ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir.Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.Bonoya ilişkin zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı”kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Sözü edilen bu kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 31.03.2022 tarihli raporda, söz konusu senedin düzenleme tarihi bölümünde yıllar hanesi onlar basamağında evvelce mevcut ''0'' rakamının üzerine farklı fiziki evsafta siyah mürekkepli kalemde ''1'' rakamının yazılmış olduğu yıllar hanesi birler basamağında evvelce mevcut okunamayan ibarenin üzerine optik ve spektroskopik olarak ayırt edilemeyen bir kalemde üzerinden gitmeler bulunan ''8'' rakamının yazılmış olduğu tespit edilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 776/f maddesi uyarınca bonolarda tanzim edildiği gün ve yerin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/c maddesi gereğince bononun vade tarihinin "keşide gününden muayyen bir müddet sonraya" ait bulunması zorunludur. Aksi takdirde dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımaz. Öte yandan takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Ancak tahrifat öncesi tanzim tarihinin, bononun vade tarihinden sonrası olduğunun belirlenmesi halinde ise senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden İİK'nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerekir.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 207. maddesinde; "Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir" hükmü yer almaktadır (1086 Sayılı HUMK'nun 298. maddesi). Buna göre mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekir. Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. "açıklamasında da yer aldığı gibi senedin keşide tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Bonoda vadenin 6102 Sayılı TTK'nun 703 ve 704. (6762 Sayılı TTK'nun 615 ve 616.) maddelerine aykırı olarak düzenlenmesi ve vade tarihinin tanzim tarihinden önceki bir tarihi taşıması halinde senet, bono vasfını yitirir. Bu kuralın tespitinde ve yukarıda yazılı hükümlerin uygulanmasında senedin tahrifattan önceki durumu geçerli kabul edilir (HGK. 14.05.2003 tarih ve 2003/12-347 E. 2003/345 K.). Takibe konu bonoda keşide tarihinde tahrifat yapıldığı ileri sürülmüş ve mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde de tahrifat yapıldığı tespit edilmiş ve takibe konu bonoda vade tarihinin 30.07.2019 olduğu, tahrif edilmemiş hali ile keşide tarihinin 13/03/2008 olduğu, takip dayanağı bononun tanzim tarihi ve davacı tahrif edilmiş haliyle oluşturulan tanzim tarihi vade tarihinden önce olduğundan kambiyo vasfını etkilemediğinden, buna göre senedin geçerliliğini koruduğu görülmüştür.Somut olayda, takip dayanağı bono olup 6102 sayılı TTK'nun 778/h maddesi göndermesiyle aynı kanunun 749/1 maddesi (6762 sayılı TTK'nun 661. Maddesi) gereğince bonoyu düzenleyene karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren 3 yıldır. Takip tarihi itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davacı tarafın bu iddiası da yerinde görülmemiştir. Davacı tarafın imzaya itirazı bulunmamaktadır. Açık bono düzenlenmesi mümkün olup, davacının ortağı olduğu şirketin borçları için, davalı ...'in taşınmazına ipotek koyulduğu, davacının da bu borçlar için davalıya bizzat dava konusu bonoyu keşide ettiği, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/34083 soruşturma dosyasında davalı ...'in ifadesinde, 30.000,00 TL'yi aldığını ancak kalan 39.000,00 TL'nin ödenmediğini, şirketin borçlarını halen eşi davalı ...'in ödediğini beyan ettiği, söz konusu ödemenin dava dışı şirket tarafından yapıldığı, açıkça davacının borcu için yapıldığının ve davacının söz konusu bonoya ilişkin herhangi bir ödeme yaptığını ispatlayamadığı, ipoteğinde devam ettiği görülerek, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026