11. Hukuk Dairesi 2008/14123 E. , 2010/5738 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2003 tarih ve 2003/477-2008/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2008/14123 E. , 2010/5738 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2003 tarih ve 2003/477-2008/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin 1.000 TL nominal değerde 100.000 adet müşterek hisseleriyle davalının ortağı bulunduklarını, 31.03.2003 tarihli genel kurulda kar payı dağıtılmasına karar verildiğini, karara uygun şekilde birinci taksit kâr payını aldıklarını, ikinci taksitin ödenmediğini, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu, şirkete el konulması sonrasında yönetim kurulu kararı ile kar payının ödenmesinin ertelenmesine karar verildiğinin bildirildiğini, yönetimin böyle bir hakkının bulunmadığını, şirkete el konulmasının ortağın sorunu olmadığını, alacağın muaccel olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ortakların doğrudan dava açamayacağını, 12.06.2003 tarihli karar ile müvekkili şirkete Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığınca el konulduğunu, yöneticiler dahil kimsenin şirket merkezine giremediklerini, 11.09.2003 tarihli karar ile yönetimin Bakanlığın müvekkilin döner varlıklarını yaratan, duran varlıkları müsadere etmesi, Bakanlar Kurulu’nun imtiyaz sözleşmesini feshetmesi nedeniyle Danıştay’a açılan dava sonucuna kadar kâr payının ikinci taksitinin ödenmesinin ertelenmesine, bu kararın ilk genel kurul toplantısında ortakların onayına sunulmasına karar verdiğini, kararın SPK ve İMBK’ya de bildirildiğini, SPK tarafından da durumun mücbir sebep olarak kabul edildiğini, ayrıca Şişli Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/391 Müteferrik Sayılı Kararı ile 4208 sayılı Kanunu’n 2, 7 ve 9 ncu maddeleri uyarınca müvekkil şirketin mevduatları, tüm hak ve alacaklarının dondurulduğunu, fiilen ve hukuken ödeme kabiliyetinin ortadan kalktığını, mücbir sebep bulunduğunu, kâr payı dağıtmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı genel kurulunda ortaklara temettü dağıtılmasına karar verildiği, davacıların ortak olarak hak kazandıkları bedelin birinci taksitini aldıkları, ikinci taksitin ödenmesinden önce davalının imtiyaz sözleşmesinin bakanlıkça tek taraflı olarak feshedildiği, mahkeme kararı ile mevduat hesaplarına, hisse senetlerinin, diğer gerçek kişi ve tüzel kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının dondurulmasına, bunlar üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılmasına, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına karar verildiği, yönetim kurulunca ikinci taksitin ödenmesinin açılmış dava sonucuna kadar ertelenmesinin karar altına alındığı, bu kararın yetki gaspı olduğu, karar alma yetkisinin genel kurulda bulunduğu, imtiyaz sözleşmesinin feshinin ve sonraki işlemlerin davalının kendi kusurundan kaynaklandığı, basiretli tacir gibi davranmadığı, bu durumun mücbir sebep kabul edilemeyeceği, esasen imtiyaz sözleşmesinin feshinin yerinde olduğunun Danıştay kararı ile sabit bulunduğu ve davacılarının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, aynı şartlarda takibin devamına ve 15.382.17 YTL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, kâr payı alacağının ikinci taksitinin tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacıların ortak oldukları davalı şirketin 31.03.2003 tarihli genel kurul toplantısında ortaklara kar payı dağıtılmasına, belirlenen kar paylarının birinci taksitinin 20.05.2003, ikinci taksitin ise, 19.09.2003 tarihinde ödenmesine karar verilmiş, iptal edildiği veya yoklukla malul olduğu savunulmayan ve dosya kapsamından kesinleştiği anlaşılan bu karar uyarınca davacılar adına tahakkuk eden kâr payının birinci taksiti ödenmiştir. Kâr payının ikinci taksitinin ödenmesi zamanı gelmeden 3096 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren davalı şirketin 09.03.1998 tarihli imtiyaz sözleşmesi, dava dışı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından 12.06.2003 tarihinde tebliğ edilen yazı ile feshedilmiş, işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gereçlere el konulmuştur. Ayrıca, Şişli C.Başsavcılığı’nın 31.07.2003 tarih ve 2003/30350 Hazırlık sayılı kara paranın aklanması soruşturması dolayısıyla aynı yer 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2003/391 Müteferrik kararı ile 4208 sayılı Kanun kapsamında tedbiren mevduat hesaplarına, hisse senetlerine, diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere hak ve alacaklarının dondurulmasına, bunlar üzerindeki tasarruf yetkilerinin tamamen kaldırılmasına, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına karar verilmiştir. Bu gelişmelerden sonra da davalı şirketin yönetim kurulu 11.09.2003 tarih ve 21 sayılı kararı ile imtiyaz sözleşmesinin haksız feshi ve dava dışı Bakanlığın şirketin döner varlıklarını yaratan, duran varlıklarını haksız ve hukuksuz bir şekilde müsadere ettiği gerekçesiyle uyuşmazlığa konu kâr payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen tarihte ödenmesinin, bu işlemin iptali için Danıştay’da açılan davanın sonuçlanmasına kadar ertelenmesine, bu kararın yapılacak ilk genel kurul toplantısında şirket ortaklarının tasvibine sunulmasını kararlaştırmıştır. Davacılar adlarına tahakkuk eden kâr payının ikinci taksitinin ödenmediği iddiasıyla 28.10.2003 tarihinde icra takibi başlatmışlardır. Davalı vekili, yukarıda açıklanan hususlardan bahsederek davacılara ödeme yapılmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki çekişme, davacıların hak ettikleri kâr payının ikinci taksiti olan tutarı ödenmesi gereken 19.09.2003 günü veya takip tarihi itibariyle talep edip edemeyecekleri noktasında toplanmaktadır. Anonim şirketlerde kâr payının nasıl ve hangi şartlarda ödeneceğine karar verme yetkisi, genel kurula aittir. İcra organı olan yönetim kurulunun bu kararı kendiliğinden değiştirme veya erteleme hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının yönetim kurulunun kâr paylarının ikinci taksitinin ödenmesini erteleme kararı yerinde değildir. Ancak, ikinci taksitin muacceliyetinden önce tedbiren de olsa davalı şirketin tüm malvarlığı 4208 sayılı Kanun kapsamında dondurulmuş, dolayısıyla yönetim kurulunun tasarruf yetkileri de ortadan kaldırılmıştır. Esasen, bu tedbir kararına rağmen icra organı olan yönetim kurulunun ortaklara ödeme yapması da bu kurulun üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarını doğuracak bir durumdur. O halde, mahkemece verilen tedbir kararı uyarınca davalı şirketin tüm malvarlığının dondurulduğu, her türlü tasarruf yetkisinin askıya alındığı, kâr payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen günde veya dava tarihi itibariyle ödenmesi bakımından davalı şirket açısından hukuki ve fiili engelin bulunduğu dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.