İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalı şirketin müvekkili şirketten Üsküdar 25. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 05.09.2018 tarihli araç satış sözleşmesi ile 2017 model ... marka ... plakalı aracı 1.750.000-TL bedelle satın aldığını, davalı şirketin aracı satın almasına rağmen araç bede…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/735 KARAR NO : 2026/715 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2023 NUMARASI : 2020/889 Esas - 2023/50 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalı şirketin müvekkili şirketten Üsküdar 25. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 05.09.2018 tarihli araç satış sözleşmesi ile 2017 model ... marka ... plakalı aracı 1.750.000-TL bedelle satın aldığını, davalı şirketin aracı satın almasına rağmen araç bedelini ödemediğini, davalıdan defalarca ödemeye dair talepte bulunulmasına rağmen ödemenin yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece 3. İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, ancak davalı borçlunun haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; alacağa dayanak olarak gösterilen araç satış sözleşmesinin, satış bedelinin ödenmesi ve aracın teslimi yönünden hem ani edimli bir sözleşme türü olması, hem de bu edimlerin yerine getirildiğini tevsik eden ve ayni hakkın devrini gerçekleştiren bir tasarruf işlemi olması sebebiyle, ortada borçlandırıcı bir işlem mevcutmuş gibi söz konusu araç-alım satım işlemine dayalı olarak alacak iddiasında bulunulamayacağını, araç satış sözleşmesinde davalı şirket yetkilisinin satış bedelini nakden ve tamamen aldığına dair beyanının müvekkili yönünden satış bedelinin ödendiğini gösteren makbuz hükmünde olduğunu, davacının satış bedelinin ödenmediği iddiasını ancak eşdeğer nitelikte bir ilam veya noter senedi ile ispat edebileceğini, takibin araç satışından 21 ay sonra başlatılması da dikkate alındığında iddianın gerçek dışı olduğunu, davanın asıl sebebinin, müvekkili şirket yetkilisinin akrabalarıyla söz konusu satış işlemine aracılık eden ... isimli şahıs arasında, araç satışından çok sonra ortaya çıkan ve karşılıklı olarak çok sayıda ceza davasına konu olan ciddi husumet olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflarca düzenlenen araç satış sözleşmesinde, davacı satıcının satım bedelini tamamen aldığını açıkça beyan ettiği, davacının, noter satış sözleşmesinin aksine bedelin ödenmediğini iddia ettiği, tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde,verildiği iddia edilen 120.000-TL bedelli çekle ilgili olarak her iki tarafın ticari defterlerinde bir kayda rastlanılmadığı, bu çekin hangi amaçla verildiğinin ve alındığının tespit edilemediği, davacı şirket tarafından dava konusu aracın faturalandırılarak ticari defter kayıtlarına alındığı ve davalı tarafı kendi ticari defterlerine göre araç tutarı kadar borçlandırdığı, davalı tarafça ise dava konusu araç bedeli kasa hesabından nakit ödenmiş gibi ticari defter kayıtlarına alındığı ve davacı şirkete borç görünmediği, davalının ticari defterlerine göre satış bedelinin ödendiğine dair kayıt bulunmadığı, davalının araç satış bedelini ödediğine dair araç satış sözleşmesi dışında bir delili bulunmadığı, davalının ticari defterlerinin yasal olarak tutulmadığının tespit edildiği, asıl alacak tutarı olan 1.750.000-TL'den iddia edilen ancak kayıtlarda mevcut olmayan 120.000-TL tutarlı çek bedeli düşülerek davacının 1.630.000-TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 1.630.000-TL asıl alacak ve 40.593,70-TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazla talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; mahkemece noter satış sözleşmesinin ilam hükmünde olduğu dikkate alınmadan, salt davacı tarafın ticari defterlerine üstünlük tanınarak hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, noter satış sözleşmesinde davacı şirket yetkilisinin satış bedelini nakten ve tamamen aldığına dair beyanının, müvekkili şirket yönünden araç satış bedelinin ödendiğini gösterir makbuz hükmünde olduğunu, yine HMKnın 204. maddesi gereğince ilamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetlerinin, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılacağını, davacı tarafça cevaba cevap dilekçesi ile müvekkili şirketin keşidecesi olduğu 120.000-TL tutarlı çekin araç bedeline karşılık verildiğinin, bu çekin kendilerince tahsil edildiği, ancak önceki vekil tarafından hata yapılarak icra takibinde mahsup edilmediğinin ileri sürüldüğünü, oysa söz konusu çekin davacı şirket tarafından tahsil edilmiş bir çek olmadığını, bu çekin araç satışından çok sonra başka bir ticari ilişki sebebiyle davacı şirkete teslim edildiğini, ancak bu ticari ilişkinin kurulamayacağı anlaşıldığında müvekkili şirkete iade edildiğini, söz konusu çekin müvekkili şirket yetkililerinin aile dostu ve bir dönem müvekkil şirkette sigortalı olarak çalışmış olan ... tarafından, kendisine verilen talimat uyarınca davacı şirketten teslim alındığını ve bedelinin de bizzat kendisi tarafından bankadan tahsil edilerek müvekkili şirketin o tarihteki nakit ihtiyacı sebebiyle müvekkili şirket yetkililerine teslim edildiğini, davacının çeki müvekkili şirkete iade etmelerine rağmen bedelini tahsil ettiklerine dair gerçeğe aykırı beyan bulunduğunu, 05.09.2018 yılında gerçekleşen bir satış dolayısıyla müvekkili şirketten alacak iddiasında bulunan davacının, 22.02.2019 keşide tarihli çeki alacağından mahsup etmek üzere tahsil etmek yerine müvekkili şirkete iade etmesinin de davacının iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin araç satış sözleşmesinden dolayı davacıya borcu bulunmadığını gösterdiğini, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusunda çekin tarafların ticari defterlerinde yer almadığı belirtilmiş ise de, müvekkili şirketin 2018 yılı defterleri incelendiğinden, 2019 yılına ait çekin 2018 yılı ticari defterlerinde yer almasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan müvekkilinin dava konusu araç bedeli kasa hesabından nakit ödenmiş gibi ticari defter kayıtlarına aldığı şeklindeki tespit karşısında, mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hatalı olduğunu, noterde satışın 05.09.2018 tarihinde yapılmasına rağmen, davacı tarafça satış bedelinin ödenmediğine dair ihtarın aradan yaklaşık 1,5 yıl geçtikten sonra 21.02.2020 tarihinde düzenlenmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, araç satış bedelinin tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın, Üsküdar 25. Noterliği'nin 05.09.2018 tarihli araç satış sözleşmesi ile davalıya satıldığı, satış bedelinin 1.750.000-TL olarak belirlendiği, sözleşmede satıcının aracı alıcıya satarak bedelini nakden ve tamamen aldığı, alıcının da bedelini nakden ve tamamen ödediğinin belirtildiği, araç satışından yaklaşık 1,5 yıl sonra 21.02.2020 tarihinde davacı satıcı tarafından davalı alıcıya hitaben düzenlenen ihtarname ile araç satış bedelinin ödenmediği ileri sürülerek 1.750.000-TL araç satış bedelinin 10 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, davalı tarafça keşide edilen 02.03.2020 tarihli cevabi ihtarname ile bedelin ödendiğinden talebin reddi üzerine davacı tarafça davalı aleyhine 1.750.000-TL asıl alacak ve 236.465,75-TL işlemiş faizin tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, davalının süresinde borca itirazı üzerine de işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacının ticari defterlerinde araç satışı kayıtlı olup davalının 1.750.000-TL borçlandırıldığı, davacının araç satışına karşılık aldığını beyan ettiği 22.02.2019 tarihli 120.000-TL bedelli çekin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, çekin kim tarafından tahsil edildiğinin belli olmadığı, çekin araç satışına yönelik alındığına dair bir bilgi olmadığı gibi, davacı şirket defterlerinde çek bedelinin araç satış bedelinden düşülmediği, davalının ticari defterlerinde ise araç satış bedelinin davacıya kasa hesabından nakit olarak ödendiğinin kayıtlı olduğu tespitleri yapılmıştır. İlgili noterlikte düzenlenen araç satış sözleşmesinde, davacı satıcının satış bedelini nakden ve tamamen aldığı yazılı olup, resmi şekilde düzenlenen araç satış sözleşmesinin aksini yani araç satış bedelinin ödenmediğini iddia eden davacı satıcı, bu iddiasını ancak yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Ancak davacı tarafça bu hususta yazılı bir delil sunulmamıştır. Bu kapsamda davalının ticari defter kayıtları ile doğrulanmayan davacı ticari defter kayıtları dikkate alınarak, kesin delil niteliği taşıyan noterde düzenlenmiş araç satış sözleşmesinin aksinin kanıtlandığının kabulü mümkün değildir. Yine davalı tarafça davacıya verilmiş olan 22.02.2019 keşide tarihli 120.000-TL bedelli çekin akıbeti mahkemece araştırılmamış ise de, sunulan kayıtlara göre çekin bedelinin dava dışı ... adlı kişi tarafından tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu çekin davalı tarafından davacıya araç satış bedeline mahsuben verildiği yönünde bir delil bulunmamaktadır. Ödeme vasıtası niteliğindeki çekin kambiyo senedi vasfı nedeniyle soyutluk ilkesi gereği temel ilişkiden bağımsız olduğu da gözetildiğinde, çekin davalı tarafça davacıya verilmiş olması da, tek başına araç satış bedelinin ödenmediğini kabule elverişli değildir. Nitekim bilirkişi incelemesinde de söz konusu çek bedelinin davacı şirket defterlerinde araç satış bedelinden düşülmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle noterde düzenlenen araç satış sözleşmesinin aksi, yani satış bedelinin ödenmediği iddiası kanıtlanamadığından, davanın reddi gerekirken mahkemece kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılıp yeniden karar verilerek "davanın reddine" karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 Tarih 2020/889 Esas - 2023/50 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 732-TL karar harcının davacı tarafça yatırılan 23.991,54-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 23.259,54-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 296.105,21-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, " Yatırılan 28.530-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde davalıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 129-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.15/04/2026