11. Hukuk Dairesi 2022/1272 E. , 2023/5977 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı temlik alan vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebini
**11. Hukuk Dairesi 2022/1272 E. , 2023/5977 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı temlik alan vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı temlik eden vekili HSBC Bank A.Ş. tarafından davacı aleyhine 11.02.2008 ve 15.01.2010 tarihli genel kredi sözleşmeleri, 11.02.2008 ve 15.01.2010 tarihli hızır hesap sözleşmeleri ve 11.08.2008 tarihli genel faktoring sözleşmesine istinaden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin süresinde itiraz edemediği için takibin kesinleştiğini, sözleşmelerin tarafı olan dava dışı Zeta Tekstil Turizm Gıda Otomotiv İnş. Reklam San. Tic. Ltd. Şti. yetkililerinin, şirketin bir kısım hissesini müvekkiline devrederek küçük ortak ve müdür sıfatıyla temsile yetkili kıldıklarını, bunların müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini, müvekkilinin, sözleşmelerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla borçlu gösterildiğini, sözleşmelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2012/20911 E. sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı temlik eden vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili banka ile dava dışı Lupine Giyim San.ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 04.01.2008 tarihli genel faktoring sözleşmesi, 11.02.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilaveten ve hızır hesap sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, söz konusu kredi borcundan kaynaklı borçlulara hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ancak, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davacının Lupine Giyim San.ve Tic. Ltd. Şti. ve Zeta Tekstil Turizm Gıda Otomotiv İnş. Reklam San. Tic. Ltd. Şti.nin hissedarı olduğunu, davacının, noterlikçe yapılan devir teslim sözleşmeleri ve ticaret sicil kayıtlarına göre rızası olmadan ve bilgisi dışında ortak yapıldığı ve yapılan hiçbir işlemden haberi olmadığı iddiasının yersiz olduğunu, davacının imza itirazının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.02.2009 revizyon tarihli 004 revizyon nolu genel faktoring sözleşmesindeki ve 04.01.2008 revizyon tarihli 002 revizyon nolu genel faktoring sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olmadığı, davacının bu sözleşmelerden kaynaklı takibe konu borçlardan kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, 11.02.2008 tarihli 2 adet hızır hesap sözleşmesi ve 11.02.2008 tarihli 2.000.000 USD'lik genel kredi sözleşmelerindeki imzaların davacıya ait olduğu, bu yönden bilirkişi raporunda hesaplanan davalı bankanın davacıdan alacağının 115.219,78 TL olduğu, davalı alacaklı tarafça çek yaprakları için talep edilen toplam 47.000,00 TL depo bedeli miktarı dışında kalan sözleşmelerden kaynaklı borçlardan davacının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı borçlunun hakkındaki İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2012/20911 E. sayılı dosyasında takip tarihi olan 25.09.2012 günü itibarı ile davalı tarafa hızır hesap kredisinden (KMH) 112.448,23 TL asıl alacak, 1.803,67 TL işlemiş faiz, 90,18 TL BSMV ve 877,00 TL masraf olmak üzere toplam 115.219,78 TL ile davalı alacaklı tarafça çek yaprakları için talep edilen toplam 47.000,00 TL depo bedeli miktarları dışındaki alacak miktarları ve kalemleri yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı temlik alan vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı temlik alan vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kandırılarak, rızası hilafına şirket ortağı yapıldığı gerekçesinin ileri sürülmesine rağmen, davacının rızası hilafına yapılan işlemlerle ilgili hiçbir şikayeti olmadığını, bu konuda soruşturma dosyası da bulunmadığını, bu şartlar altında davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, genel faktoring sözleşmesindeki imza itirazı kabul edilirken hızır hesap kredisindeki imzasının kendisine ait olduğunu ancak sözleşmeler arasında sadece 1 aylık süre mevcut olduğunu, davacının rızası dışında bir işlem var ise hızır hesap sözleşmesindeki imzanın da davacıya ait olmaması gerektiğini, davacının kötüniyetle borçtan kurtulmak için işbu davayı açtığını, kötüniyetin davada korunmaması gerektiğini tüm sebeplerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; çek yaprakları için talep edilen 47.000,00 TL depo bedelinin kabulüne karar verilmiş olmasının hem Yargıtay içtihatlarına hem de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bankaların çek yaprağı başına ödemek zorunda oldukları garanti bedelinin asıl borçlu ve keşideci ve kefillerinden istenebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiğini, bilirkişi raporunun gerek ilgili kısımlarında gerekse de sonuç kısmında davalı bankanın çek bedellerini haklı gösterecek bir sözleşme hükmü bulunduğunu belgelendirmesi halinde kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, Mahkemenin belge olmadan karar verdiğini belirterek kararın bu sebeple kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan çek taahhütnamesi gereğince çek depo bedelinden hesap sahibi olan dava dışı şirketin sorumluluğunun bulunduğu, ancak, kredi sözleşmeleri ile kefalet sözleşmesini imzalayan müteselsil kefil olan davacının çek yaprakları sebebiyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde ve kefalet sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunmadığından, bu bedelden hukuken sorumlu olamayacağı, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararının bu yönden usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüne, davalı vekili her ne kadar davacının imzalanan kredi sözleşmeleri arasındaki süre ve davacının suç duyurusunda bulunmaması sebebiyle kötü niyetli olduğunu ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiş ise de, incelenen dosyada aldırılan bilirkişi raporlarında imza incelemesinin usulüne uygun yapıldığı, davalının iddia ettiği hususların davacının kötü niyetini kanıtlayamayacağı, elde yazılı başkaca bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı temlik alan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temlik alan vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temlik alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dosya kapsamında alınan 27.04.2016 tarihli adli tıp raporunun bulgular ve sonuç bölümünün 6.2 nci maddesinde; 04.01.2008 revizyon tarihli 002 revizyon nolu üzerinde adres yazıları bulunmayan "Genel Faktoring Sözleşmesinin" 2 nci sayfasında Oktay Turğut'un basit tersimli mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel Oktay Turğut'un eli ürünü olmadığı, 6.3 üncü maddesinde ise inceleme konusu 6.2 inci maddede belirtilen sözleşmenin 2 inci sayfasında belirtilen imza dışında kalan diğer imzalar ve diğer sözleşmelerde Oktay Turğut'a atfen atılı basit tersimli imzalar ile Oktay Turğut'un basit tersimli mukayese imzaları arasında; yukarıda sayılan tanı unsurları bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel Oktay Turğut'un eli ürünü olduğu tespiti yapılmıştır. Buna göre davacının söz konusu genel faktoring sözleşmesinin son sayfasındaki imza ve ikinci sayfa dışında bütün sayfalarında imzasının bulunduğu gözetildiğinde, davacı 04.01.2008 tarihli genel faktoring sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle de müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumludur. Her ne kadar raporda sözleşmenin ikinci sayfasında imzası bulunmadığı tespiti yapılmış ise de bu sayfada davacının borç yükümlülüğünü kaldıracak bir husus da bulunmamaktadır. Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla davacının 04.01.2008 revizyon tarihli genel faktoring sözleşmesinden kaynaklanan borcunun bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise borçlu olduğu miktarın tespiti yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı temlik alan vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.