İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı şirket arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı açık hesap ilişkisi olduğunu, davalı şirketin sözleşmede olmayan bedelleri müvekkil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/762 KARAR NO : 2025/2058 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI : 2020/499 Esas - 2021/1004 Karar DAVA: Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı şirket arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı açık hesap ilişkisi olduğunu, davalı şirketin sözleşmede olmayan bedelleri müvekkil şirketten talep ettiğini, taleplerin müvekkil şirketçe karşılanmadığını, müvekkil şirketle davalı şirket arasında mutabakatlar yapıldığını, buna rağmen müvekkil aleyhine haksız yasal takip yapıldığını, haksız ücretlerin cariye yansıtılması sonrasında mail yoluyla yazışmalar yapıldığını, bu ücretlerin indirilerek iade faturaları kesilmesinin talep edildiğini, müvekkilce iade faturaları kesilmesine rağmen davalı karşı tarafça ticari defterlerine ve BS formlarına işlenmediğini, müvekkilin borçlandırıldığını, böyle bir borcun bulunmadığını, gönderi ücreti dışında sözleşmede belirtildiği gibi navlun ücreti ve yurtdışı vergilendirmesi üzerine anlaşıldığını, davalı şirket tarafından Şubat ayında müvekkilden gönderi başına 15 Euro x gönderi adedi şeklinde haksız bir ek gönderim ücreti istendiğini, müvekkilin sözleşmede bu yönde bir hüküm olmadığından bunu kabul etmediğini, Mart ayında bu ücretin 2 $ a indirildiğini beyan ettiklerini, cariye yansıyan bedellere ilişin iade faturası kesmelerini söylediklerini, müvekkilin iade faturası kesmesine rağmen bunların işlenmediği ve BS bildirimlerinin yapılmadığı, yasal takipte gönderilen hesap ekstresinde görüldüğünü, mutabakat sonrası bekleyen fatura dahi olmadığını ifade ettiklerini, icra dosyasından Müvekkilin ... Bankası ... HESAP NUMARALI (IBAN ...) hesabındaki 8392,01 Euro, 701,49 GBP, 8,48 TL lik parasına haciz konulduğunu, bu miktarların tl olarak karşılığının toplamda 81.465,00 tl olduğunu, müvekkilin bu durumdan internet bankacılığı ve banka şubesinin araması sonucu haberdar olduğunu, Banka şubesi telefon ile arayarak İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyasından haciz konduğunu bildirdiğini, her an bu paranın icra dosyasına ödenmesinin muhtemel olacağını, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi gerektiğini, bu sebeple ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile borç bulunmadığının tespitine, Ödeme halinde ödeme tarihinden itibaran banka reeskont faizi (avans faizi ile) ile birlikte davalıdan geri alınmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı hakkında başlatılan İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası davacının e-tebligat adresine tebliğ edilmekle aynı gün içerisinde davacı tarafından takibe vakıf olunduğunu, fakat davacı borcunu ödeyemeyince son çare olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, takip süresi içerisinde itiraz etmeyen davacının ispat külfetini de üzerine aldığını, davacının hizmet almasına rağmen müvekkil tarafından gönderilen faturaları müvekkile iade ettiğini, müvekkilin davacı tarafından gönderilen iade faturasını davacıya iade ettiğini, müvekkille, davacı arasındaki ticari ilişki taşıma işinden kaynaklanıp süreklilik arz ettiğini, müvekkilin hizmet ifası karşılığında alacağı doğduğunu, müvekkilin, davacıya hizmet sunduğunu, alacağının bu sebeple mevcut olduğunu, davacı tarafından, müvekkile karşı kötü niyet tazminatı vaki olduğunu, müvekkil tarafından davacı aleyhine başlatılan takibin tarihi 17.08.2020 tarihli olduğunu, davacı taraf kendisine elektronik yolla tebligat yapılmasına rağmen borçlu olduğunu bildiği için itiraz etmediğini, davacının dava dilekçesinde bankadaki parasına haciz konulduğunu ve bu husus hakkında kendisinin bilgilendirildiğini parasının icra dosyasına gönderilme ihtimalinin bulunduğunu bu nedenle teminatsız olarak takibin durdurulmasını talep ettiğini, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin davacıdan alacaklı olduğunu, davacının müvekkile olan borcunu ödediğine dair dosyaya delil de sunmadığını, bu nedenle davacının tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, bu nedenle tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yargılama sırasında uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla bilirkişi incelenmesine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, davacı kayıtlarında davalı UPS'in 6.344,41 TL tutarında faturası mevcut iken, davalı UPS kayıtlarında 66.014,09 TL davacı borcu olduğu mevcut olduğu, taraflar arasında 59.668,44 TL tutarında fark olduğu, takip Tarihinden sonra 2020 yıl sonunda davacıda 6.344,41 TL davalı UPS alacağı mevcut iken, davalı UPS kayıtları uyarınca 29.116,15 TL tutarında davacı borcu olduğu, taraflar arasındaki farklılığın 22.771,74 TL'ye düştüğü, takip tarihinden önce davacının 25.06.2020 tarihinde tanzim edilen faturaya ilişkin takipten önce ve sonra karşılıklı iade faturalaşmaları söz konusu olduğu, davacının tanzim ettiği 07.07.2020 tarihli faturasının davalıda takipten sonra 25.08.2020 tarihinde davacı alacağı olarak kayıtlandığı, ancak iade faturalamanın devam ettiği, en son davacının iade faturalarının kayıtlara alınmaması nedeniyle 22.770,50 TL taraf kayıtları arasında fark oluştuğu, davalı UPS tarafından 22.04.2020 tarihinde 1 gönderiye ait Atr hazırlanması hizmet bedeli ve 78 adet gönderiye ait yurt dışında ödenen gümrük vergileri açıklamalı toplam 22.631,75 TL tutarında fatura tanzim edildiği, davacının takipten önce tanzim ettiği 37.037,67 TL tutarındaki faturasının, davalı tarafından takipten sonra davacı alacağı olarak kayıtlandığı ve bu faturaya ilişkin herhangi bir iade faturası tanzim etmediği, takip öncesi davacı alacağı olduğundan davalıda takipte kayıtlı 66.014,09 TL alacağından 37.037,67 TL fatura bedelin düşülmesi gerektiği, davacının 37.037,67 TL tutarındaki faturasının davalının takip tarihinde mevcut 66.014,09 TL davacı borcundan düşümü neticesinde kalan davacı borcunun 28.976,42 TL olacağı, davacı yan ticari kayıtlarında ise; davalı tarafından “gümrük vergisi ve hizmet bedeline ilişkin” tanzim ettiği faturaya ilişkin davacı yanın 22.630,77 TL iade faturası düzenlenmesine karşın; bu iade faturasının davalı yan ticari kayıtlarına işlenmediği için ticari defterlerde davacının borcu 28.976,42 TL olduğu, eğer 22.630,77 TL iade faturasının davalı yanca kabul edilmiş olsaydı, davacının davalı yana takip tarihinde borcunun 6.345,65 TL olabileceği, sonuç olarak bu haliyle davacı yan menfi tespit talebi kapsamında İstanbul 2.icra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyadan 28.976,42 TL asıl borç miktarında borçlu olduğu belirtilmiştir. Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınmış olup; ek raporda itirazlar değerlendirilmiştir. Gerçekten de ek raporda tespit edildiği gibi tarafların arasındaki ana ihtilafın 22.630,77 TL tutarındaki 78 adet gönderiye ait gümrük vergisi ve 1 adet ATR hazırlanması hizmet bedeli olarak tanzim edilen faturadan kaynaklandığı, gümrük vergilerinin davacıya fatura edileceği davacı tarafından sunulan çeşitli maillerde mevcut olduğu, Gümrük vergisi tutarlarına ilişkin indirimli tutarlardan işlem görülmesi için yazışmalar yapıldığı, mail yazışmalarında davacı taraf her ne kadar 02.04.2020 tarihli maile ilişkin hususları bildirmiş ise de 13.03.2020 tarihli mail de birlikte değerlendirildiğinde, 02.04.2020 tarihli mailde 05.03.2020 tarihli 27.515,21 TL'lik davacı tarafça tanzim edilen iade faturasının bu hesaplamada yer almadığı anlaşıldığından davacının itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, davacının bildirdiği mail yazışmaları kapsamında Gümrük Vergilerine ilişkin davalının bildirdiği tutarda 37.037,67 TL'lik iade faturasını kestiği belirlenerek davalının takipten sonra kayıtlarına aldığı bu fatura sebebiyle fatura tutarı kadar davacının borçlu olmadığı, kalan cari hesap bakiyesi ile davalının 22.04.2020 tarihinde 1 gönderiye ait ATR hazırlanması hizmet bedeli ve 78 adet gönderiye ait yurt dışında ödenen gümrük vergileri açıklamalı toplam 22.631,75 TL tutarında faturalar toplamı olan 28.976,42 TL tutarında davacının borçlu olduğu anlaşılmıştır. Takibe konu edilen asıl alacak tutarı 66.014,09 TL'den davacının borçlu olduğu miktar çıkarıldığında davacının takip tarihi itibariyle 37.037,67 TL asıl alacak tutarında borçlu olmadığı sonucuna varılmıştır. İşlemiş faiz açısından yapılan değerlendirmede; takibe konu edilen cari hesap alacağının kesin vadeli olmadığı, davalı tarafından ihtarla davacının takipten önce temerrüte düşürülmediği anlaşılmakla takibe konu edilen 813,87 TL işlemiş faiz alacağından da davacının borçlu olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı icra takibinden takip talebinde belirtilen 813,87 TL işlemiş faiz ve 37.037,67 TL asıl alacaktan borçlu olmadığının tespitine, davacının takipten dolayı borçlu olduğu miktarın 28.976,42 TL asıl alacak olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafından 29/12/2020 tarihinde yapılan ödemeden 37.037,67 TL asıl alacak ve 813,87 TL işlemiş faizin ferileriyle birlikte (vekalet ücreti, icra masrafı) ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına, feriye ilişkin ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesine, ödeme davadan önce icra müdürlüğüne yapıldığından istirdadına ilişkin hesaplamaların infaz aşamasında yapılmasına, kötüniyet olgusu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından düzenlenen kök rapora itirazları doğrultusunda mahkemece ek rapor aldırılmış, itirazlarının bu raporda da kabul görmemiş, bu doğrultuda yeni bir bilirkişi raporu talebi de reddolunmuş ve rapora göre karar verilmiş olduğunu, kararda istirdada konu ödemenin avans faizi ile istirdadına karar verilmesi gerekirken yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğini, bu hususun da yasaya aykırı olduğunu, yine davalının kötü niyet olgusu ispatlanamadığından bahisle kötüniyet tazminatı taleplerinin reddolduğunu, ki ticari şirket olan davalı tüm ticari kayıtları sabitken haksız ve kötü niyetli olarak davacı aleyhine yasal takibe geçmiş, davacı şirketin döviz cinsinden parasını haczetmiş ve elde ettiğini, döviz kurunun söz konusu haciz tarihi ile davanın açılış veya karar tarihi arasında oldukça fazla farklı olduğu da sabit olup bu hususun dahi kötüniyet göstergesi olduğunu, haklı olarak kabul etmedikleri rapora ilişkin yeniden yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken davada karar verildiğini, bilirkişi, dava dosyasında bulunan mail yazışmaları, mutabakatları ve diğer delilleri tam olarak incelemediğini, mail mutabakatı dikkate alınmamış ve kesilen faturalara TTK gereği itirazların yapılmamasından bahisle hiçbir değerlendirme yapılmadığını, mail mutabakatlarına bakıldığında içeriği aşağıdaki gibi olan ve dosyada mübrez mailler mutabık kalınan borç miktarını ve gelecek fatura (borç) olmadığı konusunda mutabık kalındığını gösterdiğini, 22/04/2020 tarihli ... No'lu faturayı davalı şirket vekil edene kestiğini, aynı gün vekil eden davacı şirket bu faturaya karşılık 22/04/2020 tarihli ... numaralı iade faturası kestiğini, davalı şirket iş bu faturaya TTK gereği hiçbir şekilde itiraz etmediğini ancak davalı şirket, 03/07/2020 tarihinde vekil eden davacı şirkete önce kesilen iade faturasına istinaden, davalı şirket ... numaralı faturayı düzenlediğini, mail yazışmalarından görüldüğü üzere herhangi bir, geleceğe dönük faturaları olmadığını (alacağı olmadığını) içeren mail yazışması dikkate alındığında ve buna göre kesilen faturaya 8 (sekiz) gün içinde davalı taraf itiraz etmediğini, bu yönde aksi taleplerin ispatının davalıda olduğunu, yine, davalı firmanın yukarıda belirtilen 03/07/2020 tarihinde, vekil eden şirkete kestiği iade faturasına istinaden 07/07/2020 tarihinde ... numaralı iade faturası vekil eden şirketçe düzenlendiğini, davalı şirket bu faturaya da TTK da düzenlenen yasal itirazını yapmadığını, 18/08/2020 tarihinde davalı şirket, vekil eden davacı şirket aleyhine işbu davaya konu yasal icra takibine geçtiğini, bu yasal takibin haksız, kötüniyetli ve dayanaksız olduğunu, davalı şirketin tüm faturaları vekil eden şirketin kayıtlarında yer aldığını ancak üçüncü maddede belirtilen ve hesap farklılığının davalı şirketin düzenlediği 37.037,67 TL vekil eden davacı faturasından ve yine vekil eden davacı şirketin düzenlediği ancak davalı şirketin kayıtlarında olmayan 22.630,77 TL bedelli iade-hesaplaşma amaçlı faturadan kaynaklandığı ve davacı vekil eden şirketin 22.630,77 TL iade amaçlı fatura tanzim konusunda mutabakatı olmadığında bahisle haklılığını ortaya koyamadığı belirtilmişse de yukarıdaki mail yazışmaları dikkate alındığında 2 Nisan 2020 itibariyle herhangi bir bekleyen faturası olmadığını ifade eden mutabakat maili dikkate alınmadığından bu farkın çıktığını, bu 22.630,77 TL'lik farkın mutabık kalınan borcun olmadığı beyanıyla çeliştiği ve davalı aleyhine değerlendirilmesi gerektiğini, bu miktar davacı vekil eden tarafından kabul edilmediğini, yeni bir bilirkişi raporu almadan karar verildiğini, bu kararında da itirazlara da yer vermediğini, verilen kararda istirdada konu ödemenin avans faizi ile istirdadına karar verilmesi gerekirken yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğini, yine ticari defter kayıtları sabit olan davalının kötüniyetle haksız bir şekilde takip yaptığı, davacı şirketin döviz hesaplarından haciz yoluyla paraların alındığı sabit olmakla kötüniyetin varlığının ortada olup döviz kuru farkının oldukça fazla mağduriyete sebep olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök ve ek raporuna yönelik haklı ve hukuka uygun itirazlarının gözetilmemesi sebebiyle mahkemenin eksik incelemeye dayalı karar verdiğini, sırf, fatura düzenleme ve faturanın deftere işlenip işlenmemesine göre alacak borç durumunun tespiti, gerçek haklılıkta yanılgıya düşürür nitelikte olduğunu, davacı taraf, “borcum yok” iddiasında bulunurken, dayanak icra takibine itiraz etmemesini ve takibin kesinleşmesini soyut ve afaki ifadelerle ortaya koymaya çalıştığını, davacı tarafın dava konusu iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı taraf, kendisine elektronik ortamda tebligat yapıldığını, bu sebeple ödeme emrinden haberdar olmadığını iddia etmiş davacının elektronik tebligata yönelik itirazda bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı borçlunun dava konusu borca itirazı bulunmadığını, bu husus gözetilmeksizin oluşturulan nihai karar hukuka aykırı olduğunu, davacı, dayanak icra takibine itiraz etmediği gibi, sözleşmesel ilişkiye ve davalı şirket tarafından sözleşmesel ediminin gereği olan hizmetin sunulduğuna da itiraz etmediğini, davacının elektronik faturalara da süresinde ve usulüne uygun itirazı bulunmadığını, davacının kendisinden haksız gönderi ücretleri alındığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, haksız gönderi iddiasının varlığı iddia edilen bir kısım mail yazışmalarıyla ispatlanmasının hukuken olanaksız olduğunu, bir kısım mail yazışmalarının varlığı iddiasıyla kısmen dahi olsa hizmeti sunduğu açıkça ortada olan davalının şirket aleyhine nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf hizmet ifasını usul ve yasaya uygun ifa etmiş davalının şirket aleyhine haksız yere huzurda görülen davayı açtığını, bu sebeple kötüniyet tazminatı istemimizin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine yönelik nihai karar oluşturulması usul ve yasaya aykırı olmakla kötüniyetli davacı aleyhine dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesine dayalı cari(açık) hesap ilişkisinden dolayı borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit), davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacıya sözleşme dışı ücret yansıtılıp yansıtılmadığı noktasındadır.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 66.014,09 TL asıl alacağın, 813,87 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 17/08/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıya 6.344,41 TL borçlu durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacıdan 66.014,09 TL alacağı görünmektedir. Davalı, icra takibinden sonra davacının 37.037,67 TL tutarlı faturasını ticari defterine kaydetmiştir.Son durumda taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davalı UPS kayıtları uyarınca 22.771,14 TL'ye düşmüş olup, bu fark esasen davacının 22.630,77 TL bedelli iade faturasının davalının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır.Davalı UPS tarafından ilk olarak 22.04.2020 tarihinde 1 gönderiye ait ATR hizmet bedeli ve 78 adet gönderiye ilişkin yurt dışında ödenen gümrük vergileri açıklamalı olarak düzenlenen 22.631,75 TL bedelli faturanın davacı tarafından ticari defterlerine kaydediltikten sonra karşılıklı faturalaşmalar neticesinde en son davacı tarafından 22.630,77 TL bedelli iade faturası olarak düzenlendikten sonra davalı tarafından bu fatura ticari defterlerine kaydedilmemiştir.Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, tacirin kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı, davacının 37.037,67 TL tutarlı faturasını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Ancak, dosyada bu yönde bir ispat bulunmamaktadır.Davacı da, davalının 22.630,77 TL bedelli faturasını benimseyerek ticari defterlerine kaydettiğine göre, bu kaydın aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Ayrıca davacı, başta davalının faturası benimsenerek ticari defterlerine kaydettiğine göre, bu aşamadan sonra düzenlediği iade faturasının, kendi ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle düzenlendiğini ispatlaması gerekir. Ancak buna ilişkin dosyada herhangi bir ispat bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince hükümde yazılı olduğu gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, taraflar tacir olup, davacı da istirdat istemi bakımından avans faizi talep etmiş olmasına rağmen yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince avans faizine karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davacının İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı icra takibinden takip talebinde belirtilen 813,87 TL işlemiş faiz ve 37.037,67 TL asıl alacaktan borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafından 29/12/2020 tarihinde yapılan ödemeden 37.037,67 TL asıl alacak ve 813,87 TL işlemiş faizin ferileriyle birlikte (vekalet ücreti, icra masrafı) ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle istirdadına, feriye ilişkin ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesine, kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 2.585,64 TL nispi karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 1.141,26 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.444,38 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.141,26 TL peşin harç ile 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.195,66 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 1.923,75 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.089,62 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından belgelendirilen herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 5.677,73 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın reddedilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 646,41 TL harcın, alınması gerekli olan 2.585,64 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.939,23 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, c-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 112,50 TL olmak üzere toplam 333,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025