İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; ASIL DAVA : Davacılar vekili, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2015/620 esas, 2017/186 karar sayılı, 01/03/2017 tarihli (kesinleşme 24/01/2019) kararı ve bu karar uyarınca düzenlenen nama yazılı muvakkat ilmühaberler gereği, 25/07/1994 tarihinden itibaren geçerli olmak …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1498 KARAR NO : 2025/2083 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/04/2022 NUMARASI: 2019/399 ESAS - 2022/331 KARAR DAVA: Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ: 16/07/2019 BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 9. ATM'NİN 2019/442 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ: 29/07/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; ASIL DAVA : Davacılar vekili, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2015/620 esas, 2017/186 karar sayılı, 01/03/2017 tarihli (kesinleşme 24/01/2019) kararı ve bu karar uyarınca düzenlenen nama yazılı muvakkat ilmühaberler gereği, 25/07/1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı şirkette pay sahibi olduklarını, müvekkillerinin 25/07/1994 tarihinden 10/07/2019 tarihine kadar şirketin hiç bir genel kuruluna davet edilmediğini, bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmadığını, müvekkillerinin pay sahibi olduğunun tescillendiği İstanbul Anadolu 3. ATM kararının 24/01/2019 tarihinde kesinleşmesine rağmen, müvekkillerinin şirketin 12/04/2019 tarihinde yapılan çağrısız olağan genel kurul toplantısına davet edilmediklerini,anılan toplantıda yönetim kurulu üyeleri ve bağımsız denetçilerin ibra edildiğini, kar dağıtılmamasına karar verildiğini ve şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinin tadil edildiğini; müvekkillerinin kesinleşen mahkeme kararıyla pay sahibi oldukları diğer ortaklar ve şirket tarafından bilinmesine rağmen toplantıda tüm pay sahiplerinin hazır olduğunun kabul edildiğini; bir pay sahibi dahi genel kurula gelmemiş ise, toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 12/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınmış kararların TTK 445, 446 ve 447. maddeleri uyarınca iptaline ve batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin kararıyla dava dışı ortak ...'ın müvekkili şirketteki %58,47 hissesine tekabül eden 9.355.200 hissede %0,27875 hisse karşılığı 44.600 adet hissenin davacılara ait olduğunun tespit edildiğini, mahkemece bu payların şirket pay defterine kayıt ve tescili karar verilmediğini, kararın 24/01/2019 tarihinde kesinleştiğini, şirketin o davada taraf olmadığını, davacıların 29/04/2019 tarihli ihtarla yani toplantıdan sonra pay defterine kayıt talebinde bulunduğunu, ihtara istinaden davacıların pay defterine kaydedildiğini; davacıların aktif taraf ehliyeti olmadığını, TTKnın 448 maddesi gereğince davacılar pay sahibi olmadığından dava açma hakları bulunmadığını; toplantıya pay defterinde kayıtlı herkesin katıldığını, toplantının TTK 416'ya uygun olarak yapıldığını; davanın 3 aylık sürede açılmadığını; alınan kararların esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, kararların oybirliğiyle alındığını, davacıların oy oranının bir anlam ifade etmediğini; şirketin kar zarar tabloların görüşüldüğü ve anılan tarihe kadar yönetim kurulunun oybirliğiyle ibra edildiğini; davacıların İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2019/316 esas sayılı dosyasında, davacılara 2018 yılına ait finansal tabloların, konsolide finansal tabloların, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu ve denetleme raporlarının teslim edilmesi yönünde karar verildiğini, bu bilgilerin noter kanalıyla davacılara teslim edildiğini; TTK hükümlerine aykırılık teşkil eden ve uygulanma imkanı bulunmayan esas sözleşmenin 6. maddesinin tadil edildiğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN DAVA : Davacılar vekili, müvekkillerinin İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 01/03/2017 tarihli kararıyla davalı şirkette 25/07/1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere pay sahibi olduklarını, müvekkillerinin 25/07/1994 tarihinden 10/07/2019 tarihine kadar genel kurul toplantılarına çağrılmadıklarını, bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmadığını, müvekkillerinin 10/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına katıldıklarını ve olumsuz oylarına ilişkin muhalefet şerhlerini tutanağa kaydettirdiklerini, şirketin...a satışına neden ihtiyaç duyulduğunun, şirketin satışına ilişkin şartların neler olduğunun açıklanması, satışa ilişkin sözleşme örneklerinin ve yazışmaların incelenmesine yönelik taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, bu durumun eşit işlem ilkesine açıkça aykırı olduğunu, bilgi alma ve inceleme hakkının esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamayacağını ve sınırlandırılamayacağını ileri sürerek, davalı şirketin 10/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış kararların iptaline ve batıl olan kararların hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, İstanbul Anadolu 7. ATM'nin kararı gereğince, 2018 mali yılına ilişkin olarak herhangi bir kar payı dağıtım kararı alınmadığının ve dağıtımı yapılmadığı hususlarının müvekkili şirket tarafından açıklandığını, dava dilekçesinde taleplerin sebebinin belirtilmediğini; davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını; kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, gerekli tüm belgelerin incelenebilmesi için hazır edildiğini, bilgi ve belgelerin tamamının paylaşıldığını, yönetim kurulu üyelerinin usulüne uygun olarak seçildiğini ve davacıların pay adedi dikkate alındığında davanın kabul edilemeyeceğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece asıl davada, davacıların paylarının tespitine ilişkin İstanbul Anadolu 3. ATM'nin dava dosyasında davalı şirketin taraf olmadığını, mahkemenin "... söz konusu payların şirket defterine kayıt ve tescili ile ilgili olarak şirket aleyhine açılmış bir dava olmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına ..." şeklinde karar verildiğini, karara karşı davacıların temyiz yoluna başvurduğu ve kararın onandığı, şirketin davada taraf olmaması nedeniyle verilen karar uyarınca hak sahipleri tarafından kendisine bildirim yapılmasından önce pay defterine kayıt işlemi yapılmadığı, davacıların 29/04/2019 tarihli ihtarla şirket pay defterine kayıt talebinde bulundukları, ihtarın davalı şirkete ulaştığı 30/04/2019 tarihinde davacıların 44.600 adet paya ilişkin pay defterine kayıt yaptığını, 12/04/2019 genel kurul toplantısından önce davacıların şirkete pay defterine kayıt için başvurmadıkları, buna göre 12/04/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının TTK 415 ve 417. maddelerine uygun şekilde o tarihte pay defterinde pay sahibi olarak kaydı bulunanların tamamının katılımıyla gerçekleştirildiği ve kararların yok hükmünde olduğu yönündeki iddia varit görülmediği; birleşen davada, 10/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlar incelendiğinde, davacıların bilgi alma taleplerine ilişkin verilen red kararı nedeniyle olumsuz etkilenen yani illiyet bağı bulunan herhangi bir karar bulunmadığı, kaldı ki davacıların daha önce TTK 437 uyarınca başvurdukları İstanbul Anadolu 7. ATM ve 2. ATM'deki gibi dava yolunun bulunduğu, bu nedenle davacıların iddialarına itibar edilmediği; TTKnın 395 ve 396 kapsamındaki izin kararıyla ilgili oylamaya katılmaması gerektiği iddia edilen... aynı zamanda seçilen yönetim kurulu üyesi olduğundan oy hakkından yoksunluk hükümlerine aykırılık bulunduğu, yönetim kurulu üyelerinin kendilerine verilen izinle ilgili bir oylamada pay sahibi sıfatıyla oy kullanmayacakları, fakat oy kullanan...'nun şirkette 2.880.000 (%2,88) hissesinin bulunduğu, buna göre şahsın oy kullanmasaydı dahi genel kurul kararı alınabileceğinden kullandığı oyun karara etkili olmadığından iptali şartlarının bulunmadığı şirketin ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin belirli pay grubundan gösterilen adaylar arasından seçileceğinin düzenlendiği, bu kapsamda (B) grubu pay sahiplerine aday önerme hakkı tanındığı, genel kurulda (B) grubu pay sahipleri arasından ayrıca aday önerilmediği, TTKnın 360 uyarınca bu hususun bir iptal sebebi teşkil edebilmesi için hükmün öngörülme amacına uygun şekilde (B) grubu pay sahipleri arasından seçilmek üzere bir yönetim kurulu üyesinin önerilmesi ve önerilen adayın haklı bir sebep olmaksızın genel kurul tarafından seçilmemiş olması gerektiği, bu hükmün imtiyazlı pay sahiplerine tanınan bir hak olduğu, kullanılmasının zorunlu bulunmadığı, bu hakkın (B) grubu pay sahipleri tarafından kullanılmadığı ve (B) grubunu temsil eden ortak ...'nin de yönetim kurulu üyesi seçiminde olumlu oy kullandığı ve kararın oy birliğiyle alındığı, TTK 445 anlamında iptal-butlan sebebi sayılamayacağı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili asıl davada, kök bilirkişi raporunda asıl davaya ilişkin iptal koşullarının oluştuğu ve birleşen davada davacıların bilgi alma ile inceleme haklarının ihlal edildiğinin belirtildiğini, ancak ek raporda ise asıl ve birleşen davalar yönünden iptal şartlarının oluşmadığı yönünde rapor verildiğini, buna göre her iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini; müvekkillerinin 1994 tarihinden beri davalı şirketteki pay sahipliğinin ve şirket ile şirket hakim ortağı ...'ın TMK nın 2 ve TBKnın 27. maddelerine aykırı hareketlerin dikkate alınmadığını, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 24/01/2019 tarihinde kesinleşen kararına göre müvekkillerinin 25/07/1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şirkette pay sahibi olduklarına karar verildiğini, bu davanın şirket ortağı ...'a karşı açıldığını, bu kişinin hisselerini ... şirketine satmadan önce hakim ortak olduğunu, şirketin tüzel kişilik perdesi kaldırıldığında bu kişiyle karşılaşıldığını, asıl davaya konu genel kurul toplantısından önce mahkeme kararının kesinleştiğini, davada ...'ın hisseleri üzerine konulan tedbirin şirket defterlerine işlendiğini, yani şirketin dava ve pay sahipliğinden haberler olduğunu,tüm yönetimin ...'ın elinde olduğunu, müvekkillerinin ortaklık haklarının önüne geçmek için çağrısız olağan genel kurul yapıldığını ve toplantıdaki amacın ana sözleşmenin 6. maddesinin değiştirilmesi olduğunu, söz konusu maddede hisseleri devralan ... şirketi lehine değişiklikler yapıldığını; müvekkillerinin bu toplantıya çağrılmadığını ve ortaklık haklarının zayi edildiğini öğrendiklerini; Yargıtay 11. HD'nin 2006/3112 esas ve 2007/6230 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere pay defterine kaydın kurucu değil bildirici nitelik taşıdığının belirtildiğini, dolayısıyla 12/04/2019 genel kurul tarihi itibariyle müvekkilleri tarafından şirkete başvurularak pay defterinde bulunulmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu; davadaki önemli olan hususun pay defterine kayıt işlemi değil, asıl davadaki genel kurul kararlarının TTK 447 vd, TMK 2. maddesindeki iyi niyet kuralına ve TBK'nın 27. maddesine aykırılığı olduğunu; genel kurul kararlarının yokluk ve butlanla malul olduğunu; müvekkillerinin uzun süredir uğradığı haksızlıkların şirket tarafından yapılan hukuka aykırı ve kötü niyetli işlemlerin daha önce mahkemeye sunulduğunu, TTKnın 462/3 uyarınca 06/04/2005 tarihinden 2009 yılına kadar olan bedelsiz sermaye artırımlarından doğan hisselerin miktarı da hesaplanarak müvekkilleri adına şirket pay defterine kayıt edilmesi istemiyle İstanbul Anadolu 12. ATM'nin 2020/383 esas sayılı davasının açıldığını, buna göre müvekkillerinin şirkette aslen %48,90 pay sahibi olduğunu ancak şirket ve ...'ın kötü niyetli hareketleriyle müvekkillerinin haklarını almasının engellendiğini; müvekkillerinin hak sahipliğini tescilleyen kararın kesinleşmesinden hemen sonra, alel acele yapılan genel kurulun ana sözleşmenin değiştirilmesi kararının da bu durumu açıkça gösterdiğini; birleşen davada, 10/07/2019 tarihli toplantıda Anonim Şirketlerin Genel Kuruluna İlişkin Yönetmeliğin 15. maddesi uyarınca, şirket esas sözleşmesinin, yıllık faaliyet raporunun, denetçi raporunun ve finansal tabloların toplantı yer ve zamanında fiziki veya elektronik ortamda hazır edilmediğini, toplantıya katılan müvekkillerine inceleme imkanı tanınmadığını, bu defter ve belgelerin toplantıdan en az 2 hafta önce hazır bulundurulması gerektiğini ancak buna uyulmayarak kanun ve yönetmeliğe aykırı toplantı yapıldığını, kararların iptali gerektiğini; toplantıda TTK 437 gereğince bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması kapsamında, en azından hazır edilmeyen defter ve belgelerin incelenmesi için toplantının 45 güne ertelenmesinin istenildiğini, fakat kanuna aykırı olarak reddedildiğini, TTKnın 447 maddesine göre pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunla izin verilen ölçü dışında sınırlandıran kararların batıl olduğunu; eşitlik ilkesine aykırı olarak, şirketin müvekkilleri dışında diğer pay sahiplerine bilgi verdiğinin basında ve...un kamuya duyurusunda görüldüğünü; TTK nın 395 ve 396 uyarınca, şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin izinden yararlanacak yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda oy kullanamayacağını, ama...'nun genel kurulda kendi yararına oy kullandığını; esas sözleşmeye göre, yönetim kurulu üyelerinden birinin (B) grubu pay sahipleri tarafından gösterilen adaylar arasından seçilmesi kuralının ihlal edildiğini belirterek, kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Asıl dava, davalı şirketin 12/04/2019; birleşen dava, 10/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış kararların iptaline ve batıl olduğunun tespiti ile hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2015/620 esas ve 2017/186 karar sayılı dava dosyasında, dava tarihinin 06/04/2005 olduğu, asıl ve birleşen davada davacılar tarafından ... mirasçısı ... ve ... aleyhine, inanç sözleşmesiyle davalıların murisi ...'a devredilen davalı ... Boya ..AŞ hisselerinin, davacılara iadesi ve şirket pay defterine tescilinin talep edildiği, mahkemece verilen kararların Yargıtay 11. HD ve HGK tarafından bozulmasına karar verildiği, en son 01/03/2017 tarihli nihai kararla, "... davalı şirketin dava tarihi itibariyle toplam 16.000.000-TL tutarındaki sermayesinin % 0,27875 oranındaki tutarının 44.600-TL olup, bir hisse beheri 1 TL'den olmak üzere 44.600-TL nin davacılara ait olduğu,davacıların dava tarihi itibariyle hisse miktarları eski TL (TL'den 6 sıfır atılmadan önceki) 'den 44.600.426 hisse olup, yeni Türk Lirası karşılığı olarak 16.000.000- TL sermayenin 0.27875 karşılığı 44.600-TL olmakla, uyulan Yargıtay bozma kararı ve Hukuk Genel Kurulu karşısında davalı ... aleyhine açılan davada davanın bu davalı yönünden husumet nedeni ile reddine ilişkin olan verilmiş olan 18.09.2007 tarihli 2006/21 Esas - 2007/534 Karar sayılı hüküm kesinleştiğinden..." gerekçesiyle, davalı ... hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına; davalı ... yönünden davacıların talebinin kısmen kabulü ile ... Boya Kimya San ve AŞ'deki % 58,47 hisseye tekabül eden 9.355.200 hissede % 0,27875 hisse karşılığı 44.600 adet hissenin davacılara ait olduğunun tespiti ile bu hisselerin davacılara eşit olarak iadesine, fazla talebin reddine, tespit ve iadeye konu payların şirket pay defterine kayıt ve tescil ile ilgili olarak şirket aleyhine açılmış bir dava bulunmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği; kararın Yargıtay 11. HD'nin 10/05/2018 tarihli ilamıyla onandığı ve 24/01/2019 tarihli karar düzeltme talebinin reddi ilamıyla söz konusu tarihte kesinleştiği anlaşılmaktadır.İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2019/316 esas ve 2019/918 karar sayılı dosyasında, dava tarihinin 01/06/2019 olduğu, davacılar tarafından davalı şirket defterleri üzerinde TTK'nın 437. maddesine göre bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmasının talep edildiği; mahkemece, 11/07/2019 tarihinde davanın kısmen kabulü ile şirketin 2018 yılına ait finansal tabloları, konsolide finansal tabloları, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kar dağıtımı hakkındaki görüşleri yönünden davacılara bilgi verilmesine kesin olarak karar verilmiştir.İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2019/476 esas ve 2021/90 karar sayılı dosyasında, dava tarihinin 16/07/2019 olduğu, davacılar tarafından davalı şirket defterleri üzerinde TTK'nın 437. maddesine göre bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmasının talep edildiği, mahkemece 27/01/2021 tarihinde davanın kısmen kabulü ile şirketin 01/06/2019 tarihi ile dava tarihi olan 16/07/2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olmak üzere yönetim kurulu faaliyet raporları, bağımsız denetim raporları, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporları ve yönetim kurulunun kar dağıtım önerileri, genel kurulun kar dağıtım kararları, yatırım kararları,şirketin muhatap olduğu ve olabileceği davalar, şirketin teknik açıdan iflas veya aciz halinde bulunup bulunmadığın,yönetim kurulunun neden istifa ettiğine ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmesi ile sınırlı olarak davacıların inceleme ve bilgi alma hakkının kullanılmasına izin verilmesine kesin olarak karar verilmiştir.Asıl davaya konu 12/04/2019 tarihli 2018 mali yılına ilişkin çağrısız olağan genel kurul toplantısında, (3. madde) 2018 yılına ilişkin yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve bağımsız denetçi raporunun okunduğu, müzakere edildiği ve kabul edildiği; (4. madde) 2018 yılına ilişkin bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunduğu, müzakere edildiği, tasdik edildiği; (5. madde) şirketin 2019 yılı faaliyetleri dikkate alınarak kar dağıtılmamasına karar verildiği, 2018 yılı döneminden dolayı yönetim kurulunun ve bağımsız denetçinin ibra edildiği; (6. madde) 2019 yılı için bağımsız denetçinin belirlendiği; (8. madde) yönetim kurulu üyelerine 150-TL brüt aylık ücret ödenmesine karar verildiği; (9. madde) esas sözleşmenin 6. maddesinin tadiline karar verildiği; tüm kararların oybirliğiyle alındığı; tadil edilmiş maddede şirket sermayesinin 100.000.000-TL'ye çıkarılarak 75.000.000 adet (A) Grubu nama yazılı ve 25.000.0000 adet (B) Grubu nama yazılı olmak üzere toplam 100.000.000 adet paya bölündüğü, sermayenin pay sahipleri arasındaki dağılımının ... %57,43 A Grubu, ... %1,38'i (A) grubu ve %25'i (B) grubu olmak üzere toplam %26,38, ... %6,42 (A) Grubu, ... Boya ... AŞ %4,04 (A) Grubu, ... %2,88 (A) Grubu, Ali Sİnan Üstünel %2,82 (A) Grubu ve ... %0,03 (A) Grubu, pay devrinin yönetim kurulunun yapacağı değerlendirme neticesinde kabul kararına bağlı olduğu devrin pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği, devir için onay verilmez ise payların mülkiyeti ve bağlı hakların devredende kalacağı ve önemli sebepler var ise şirketin devredene payın gerçek değeri ödenmek suretiyle satın almayı önereceği ve onay isteminin reddedileceği, sınırlı sayıda olmamak üzere örnek olarak bir kısım sebeplerin yazıldığı ve sermaye artırımlarında pay sahiplerinin sermayedeki paylarıyla orantılı olarak kanuni rüçhan haklarının bulunduğu ve ilgili usulün düzenlendiği görülmüştür.Asıl davaya konu 12/04/2019 tarihli genel kurulun yapıldığı tarihde şirketin 57.430.000 (%57,43) hissenin ...'a, 26.380.000 (% 26,38) hissenin ...'ye, 6.420.000 (6,42) hissenin ... ...'a, 2.880.000 (%2,88) hissenin...'na, 2.820.000 (%2,82) hissenin...'e, 4.040.000 (%4,04) hissenin ... Boya ... AŞ'ye ve 30.000 (% 0,03) hissenin ...'a ait olduğu; tüm ortakların genel kurula katıldığı tespit edilmiştir.irleşen davaya konu 10/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurulda, davacılar vekilinin toplantıda hazır bulunduğu; gündemin 3. maddesinde, mevcut yönetim kurulu üyelerinin istifalarının kabulünün oylamaya sunulduğu, bu sırada davacılar vekilinin söz alarak müvekkillerinin ortak ...'ın hisselerinin tamamının yani şirketin %50'sinden fazla hissesine sahip olduklarını, 1994 yılından beri ilk defa şirket genel kuruluna davet edildiklerini, mahkeme kararı uyarınca revize edilen ortaklık yapısının ilan edilmesini istediklerini, hisselerin...a satılmasına muvafakat etmediklerini, %50'den fazla pay sahibi olarak gündeme madde eklenmesini talep ettiklerini, bilgi alma ve inceleme hakları kapsamında 25/07/1994 tarihinden bugüne kadar şirkete ilişkin raporların, finansal tabloların, yönetim ve ticari ilişkide bulunulan kişiler gibi bir çok hususta izahat istediklerini, 20/05/2019 tarihli ihtar gereğince şirkete ilişkin belge-kayıtların suretlerinin verilmesi ve uzmanlar tarafından incelenmesi için 3 aylık süre tanınmasını istedikleri, kök paya bağlı rüçhan hakları kullandırılması ve 25/07/1994 tarihinden bugüne kadar kar paylarının ödenmesine, 06/04/2005 tarihinden itibaren bedelsiz sermaye artırımlarından doğan payların teslim edilmesini; istifa eden yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmeden yeniden seçilemeyecekleri; şirketin önemli ölçüde zarara uğratıldığı; yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerine göre izin verilmesine karşı olduklarını; şirkete özel denetçi atanmasını isteyerek, bu hususların toplantıya gündem maddesi olarak eklenmesini istediklerini; ilgili yönetmelik uyarınca toplantıda hazır bulundurulacak belgelerin toplantı yer ve zamanında hazır edilmediğini, bu nedenle bilgi-belgelerin temini ile toplantının 45 gün ertelenmesini istedikleri; davacıların 44.600 olumlu oyuna karşılık 95.915.400 adet olumsuz oyla gündem maddesi eklenmesi talebinin reddedildiği; akabinde davacılar vekilinin şirket defterlerinin tamamım fotokopisinin verilmesini istediği, bu talep reddedilirse uygun bir süre için genel kurul ertelenmesini istediği, bunun için yapılmış oylamada yukarıdaki nisaplarla talebin reddedildiği; 3. maddede, mevcut yönetim kurulu üyelerinin istifalarının davacıların ret oyuna karşı oy çokluğuyla kabul edildiği ve davacıların red oyuna karşı yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiği; 4. maddede, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde belirtilen faaliyetlerde bulunabilmeleri için izin verilmesine davacıların red oyuna karşı karar verildiği; 5. maddede, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmemesine oybirliğiyle karar verildiği; kararlara karşı davacılar vekilinin muhalefet şerhini tutanağa yazdırdığı belirlenmiştir.Birleşen davaya konu 10/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibariyle davalı şirketin sermaye pay oranlarının; 57.385.400 (%57,39) hissenin ... 'a, 26.380.000 (%26,38) hissenin ...'ye, 6.420.000 (%6,42) hissenin ... ...'a 2.880.000 (%2,88) hissenin...'na, 2.820.000 (%2,82) hissenin...'e, 4.040.000 (%4,04) hissenin ... Boya ... AŞ'ye, 30.000 (% 0,03) hissenin ...'a, 14.867 (%0,01) hissenin davacı ...'a, 14.867 (%0,01) hissenin davacı ... ...'a ve 14.866 (%0,01) hissenin davacı ...'ya ait olduğu; tüm ortakların genel kurulsa temsil edildiği tespit edilmiştir. Davacıların, şirkete ve dava dışı ...'a gönderdiği 29/04/2019 tarihli ihtarla, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2015/620 esas sayılı dosyasındaki kesinleşen karara göre, 14.867'şer hissenin davacılar ... ve ...'a, kalan 14.866 hissenin ...'ya devrinin ve ayrıca bu hisselerin fiilen devir tarihinden beri elde edilmiş ve dağıtılmış karlardan hisselerine düşen kısmın da kendilerine eşit olarak ödenmesi gerektiği, hisselerin basılı ise keşidecilere gönderilerek pay defterinde gerekli düzeltmenin yapılması, basılı değil ise devrin pay defterine kaydedilerek bilgi verilmesinin istenildiği; yine davacıların şirkete ve ...'a (bilgi için de Nippon Paint Turkey ... AŞ'ye) gönderdiği 20/05/2019 tarihli ihtarda, şirket pay defterindeki tescile ilişkin düzeltmenin 25/07/1994 tarihi itibariyle yapılması gerektiği, hangi tarihte kime ve ne miktarda kar payı ödemesinin yapıldığının açıklanması, rüçhan hakkından doğan payların davacılar adına kayıt ve tescilinin gerektiği, bilgi alma ve inceleme istemlerinin bulunduğu, hisselerin...a satılmasına muvafakat etmediklerinin bildirildiği; davalı şirketin davacılara gönderdiği 17/07/2019 tarihli ihtarda, İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2019/316 esas sayılı davadaki kararda belirtilen bilgi ve belgelerin ihtarname ekinde gönderildiği bildirilmiştir.Davacıların, şirkete gönderdiği 29/04/2019 tarihli ihtara istinaden, 30/04/2019 tarihinde İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 01/03/2017 tarihli ilamı nedeniyle davacıların pay sahibi olduklarının şirket pay defterine tescil edilmiş ve davacılara (14.867+14.867+14.866) 23/05/2019 tarihinde (A) grubu payı temsilen nama yazılı muvakkat ilmühaber teslim edilmiştir.Yargılama aşamasında alınan kök bilirkişi raporunda, asıl dava bakımından, davacıların dava dışı ortak ...'a karşı 06/04/2005 tarihinde açtıkları İstanbul Anadolu 3. ATM'nin hisselerin iadesine ilişkin davada, adı geçen ortağın hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulduğu, mahkemece bu kararın 07/02/2011 tarihli müzekkere ile şirkete bildirilerek icra edildiği, dolayısıyla şirketin karardan ve pay sahipliğinden haberdar olmadığı savunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davanın 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olmadan açılabileceği, toplantıdaki kararların TTK'nın 416. maddesine aykırı olarak tüm pay sahiplerinin hazır olmaması ve çağrılmaması sebebiyle kararların yok hükmünde olduğu, yine TTK'nın 446. maddesine aykırı olacak şekilde davacıların genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğinden kararların butlanla malul olduğu; birleşen dava bakımından, davacıların bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği, TTK'nın 395 ve 396. maddelerine ilişkin oylamada eski yönetim kurulu üyesi...'nun %2,88 olan hisse oranının sonuca etkisi olmadığından iptal şartlarının oluşmadığı ve toplantıdaki diğer kararların da iptalini gerektirecek bir ihlal bulunmadığı görüş olarak belirtilmiştir. Taraf vekillerinin itirazı üzerine alınmış bilirkişi heyetinin 23/08/2021 tarihli ek raporunda, kök rapordaki görüşlerinde değişiklik bulunmadığı bildirilmiştir.İkinci bilirkişi heyetinden alınmış 18/02/2022 tarihli raporda, asıl dava konusu 12/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısı öncesinde davacıların şirkete başvurarak pay defterine kayıt talebinde bulunmadıkları, bu nedenle TTK'nın 415 ve 417. maddelerine uygun olarak o tarihte pay defterinde pay sahibi olarak kaydı bulunanların tamamının katılımı ile toplantı yapıldığı ve alınan kararlarda geçersizlik sebebinin olmadığı; birleşen davaya konu olağanüstü genel kurulda, davacıların bilgi alma taleplerine ilişkin verilen ret kararının sıhhatini etkileyen bir durumun bulunmadığı, bilgi alma hususunda davacıların başvurabilecekleri dava yolu bulunduğundan kararların geçersizliği şartlarının doğmadığı görüşü ifade edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Yine TTK'nın 447. maddesine göre ise, genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.Asıl davada davacılar, çağrısız yapılan bir toplantının batıl olduğunun tespiti ile hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmektedir. Buna göre eldeki asıl dava bakımından, davacıların dava dışı ortak ...'a karşı 06/04/2005 tarihinde açtıkları, nihai olarak İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2015/620 esas, 2017/186 karar sayılı ve 01/03/2017 tarihli ilamla, ...'ın eldeki davanın davalısı olan şirketteki %58,47 oranındaki 9.355.200 adet hissenin %0,27875 oranındaki 44.600 adet hissenin davacılar ait olduğunun tespiti ile hisselerin davacılara eşit oranda iadesine karar verilmiştir. Karar Yargıtay 11. HD'nin 10/05/2018 tarihli onama ve 24/01/2019 tarihli karar düzeltmenin reddi kararlarına istinaden, 24/01/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar, davalı şirkete 29/04/2019 tarihinde ihtar göndererek,kesinleşen kararın gereğinin yerine getirilmesini talep etmişler ve davalı şirket 30/04/2019 tarihinde pay defterine talep doğrultusunda 14.867'şer hisse davacılar ... ve ..., kalan 14.866 hisse de ... adına kayıt edilmiştir. Yani söz konusu 29/04/2019 tarihli ihtara kadar, belirtilen davada davacıların pay sahipliğine ilişkin kararın yerine getirilmesi hususunda davalı şirkete bir başvuru yapılmamıştır. TTK'nın 414/1. maddesinde pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, genel kurul toplantısının bildirileceği; 415/1. maddesinde genel kurul toplantısına, yönetim kurulu tarafından düzenlenen "hazır bulunanlar listesi"nde adı bulunan pay sahiplerinin katılabileceği; 417/2. maddesinde yönetim kurulunun, kayden izlenmeyen paylar ile ilgili olarak genel kurula katılabilecekler listesini düzenlerken, senede bağlanmamış bulunan veya nama yazılı olan paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarını, hamiline yazılı pay senedi sahipleri bakımından da giriş kartı alanları dikkate alacağı ve 499. maddesinde ise (1. fıkra) şirketin, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydedeceği; (2. fıkra) payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibinin pay defterine yazılamayacağı; (4. fıkra) şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimsenin pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre, davacıların ortak olduklarını ispat eden başvuruları olmadan davalı şirketin davacıları ortak olarak pay defterine kayıt edemeyeceği ve pay defterinde kaydı bulunmayan kişilerin de hazirun listesinde gösterilemeyeceği dolayısıyla genel kurul toplantısına katılmaları imkanı bulunmamaktadır. Asıl davaya konu çağrısız genel kurul toplantısı da, bu esaslara göre 12/04/2019 tarihinde şirket pay defterinde kayıtlı ortakların tamamının katılımıyla gerçekleştirilmiş olup, pay defterinde kayıtlı olmayan davacıların toplantıya çağrılmadıklarını ileri sürerek alınan kararın geçersizliğini veya iptalini talep edemeyeceklerdir. Ancak davacılar vekili, müvekkillerinin pay sahipliği için açılan davada ortak ...'ın hisseleri üzerine konulan ihtiyati tedbir kararının 07/02/2011 tarihli müzekkereyle şirkete bildirilerek icra edildiğini, şirket davadan haberdar olduğundan iyiniyetli olmadığını iddia etmektedir. Fakat 2011 tarihinde söz konusu kararın şirkete bildirilmesi ve ortak ...'ın hisseleri için o kararın şirket tarafından işlenmesi, tarafı olmadığı davada verilen karar sonucunun şirketçe bilinmesi ve hemen yukarıda zikredildiği üzere şirketi kendiliğinden davacıları pay defterine kayıt etmesi sonucunu doğurmayacaktır. Zaten davacıların pay defterine kayıt edilmeleriyle ilgili bir sorun yaşanmadığı, davacıların talebi üzerine kayıt da derhal yapılmıştır. Bu tespitler karşısında, ...'ın şirketin hakim ortağı olması, davacıların hakkını elde etmesi hususunda zorluk çıkartması, değiştirilen ana sözleşmenin 6. maddesi içeriği ve nihai hukuki değerlendirmenin hakime ait olduğu gözetildiğinde bilirkişi raporları arasındaki farklılık sonuca etkili bulunmamıştır.Birleşen davada, davalı şirketin 10/07/2019 tarihli olağanüstü gnel kurulunda, Yönetmelik gereğince toplantıda ve toplantı öncesinde 2 hafta boyunca hazır bulundurulması gereken defter ve belgelerin bulundurulmadığı ve davacıların bilgi alma ile inceleme haklarının TTK'nın 437. maddesine aykırı bir şekilde engellendiği, bu nedenle kararların butlanla malul olduğu iddia edilmiş; yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 3 nolu gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin (B) Grubu pay sahipleri tarafından gösterilen adaylar arasından seçilmesi zorunlu olmasına rağmen bu zorunluluğa uyulmadığını ve 4 nolu gündem maddesinde de TTK 395 ve 396. maddeleri uyarınca şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağının kaldırılması kararından yararlanacak yönetim kurulu üyelerinin bu konudaki oylamaya katılamayacağını belirterek, bu kurallara aykırı kararların iptalini istemiştir.Davacıların toplantıda vekilleri aracılığıyla temsil edildiği, temsilcinin davaya konu kararlara karşı olumsuz oy kullandığı ve TTK'nın 446/1-a maddesi uyarınca muhalefet şerhini tutanağa yazdırdığı ve davanın da üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.TTK'nın "Butlan" başlıklı 447. maddesinde pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran kararların batıl olduğu düzenlenmiştir. Toplantı gündeminde alınmış kararların eski yönetim kurulunun istifasının kabulüne, yeni yönetim kurulunun seçimine, şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet etmeme yasağı ile yönetim kurlu üyelerine huzur hakkı ödenmemesine ilişkin kararların, davacıların bilgi alma ve inceleme haklarını sınırlandıran bir tarafı bulunmamaktadır. Kaldı ki davacılar bu hususta yukarıda incelenmiş toplantıdan önce İstanbul Anadolu 7. ATM ve toplantıdan sonra İstanbul Anadolu 2. ATM'ye açtıkları davalarda bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmışlardır. Bu kapsamda şirket davacılara gönderdiği 17/07/2019 tarihli ihtarla, İstanbul Anadolu 7. ATM'deki davadaki bilgi ve belgeleri göndermiştir. Yine davacılar vekili, toplantıda ve öncesinde bulundurulması gerekli defter ve belgelerin bulunmadığını iddia etmekte ise de, gündeme bağlılık ilkesiyle toplanmış olağanüstü genel kurul gündemine göre, söz konusu defter ve belgelerin bulundurulmadığına ilişkin iddia, alınan kararların butlan veya iptal yaptırımına tabi olduğu sonucunu doğurmamaktadır. "Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi" başlıklı TTK'nın 360. maddesinde, esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabileceği; bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabileceği genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7/2. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinden birinin (B) grubu pay sahipleri tarafından gösterilen adayalar arasından seçileceği düzenlenmiştir. Davacılar (B) grubu pay sahibi olmayıp, 10/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurul tarihi itibariyle şirketteki tek (B) grubu pay sahibi ..., toplantıda temsil edilmiş ve yönetim kurulunun seçimine ilişkin maddede olumlu oy kullanmıştır. (B) grubu pay sahibi tarafından söz konusu hakkın kullanılmaması ve yapılan seçimde de olumlu oy kullanması karşısında, toplantı gündeminin 3. maddesinde yapılmış yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin kararın butlanını veya iptalini gerektiren bir husus bulunmamaktadır.Yönetim Kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde belirtilen gerekli iznin verilmesine dair (4) numaralı kararın iptali istemi bakımından ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde belirtilen gerekli iznin verilmesine dair kararın, %2,88 oranında hissedar...'nun oy hakkından yoksunluk durumu da dikkate alındığına yeterli nisap ile alındığı, kararın iptaline ilişkin somut bir gerekçe ileri sürülmediği dikkate alındığında bu kararın da iptali şartları oluşmamıştır.Öte yandan TTK'nın 420. maddesine göre, davacılar sermayenin onda birine sahip olmadıklarından, toplantının ertelenmesini talep hakları bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken toplam 1.230,80-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 161,40-TL harcın mahsubu ile kalan 1.069,40-TL harcın asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025