T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1221 - 2026/1157 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1221 KARAR NO : 2026/1157 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : 2022/... Esas, 2024/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. …
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1221 - 2026/1157 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1221 KARAR NO : 2026/1157 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : 2022/... Esas, 2024/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. .. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 13/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.01.2024 tarih ve 2022/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/04/2012 günü dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan kendisine ait ... plakalı traktörün hakimiyetini kaybetmesiyle meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiğini, kaza tespit tutanağına göre araç sürücüsü müteveffa ...'ın tamamen kusurlu olduğunu, eşinin ölümünden bu yana Halil Kirazla yaşayan, her türlü bakım ve ihtiyacı müteveffa tarafından karşılanan annesi müvekkili ...'ın ölen oğlunun desteğinden yoksun kaldığını, davacıların salt mirasçı sıfatıyla değil destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatı ile dava açtıklarını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarına göre aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi işletenin tam kusuru olsa bile üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığını, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... Esas, 2016/... Karar sayılı ilamı doğrultusunda mirasçıların 3. kişi sıfatıyla açmış oldukları destekten yoksun kalma davasının kabulüne karar verilip kesinleştiğini belirterek; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL (4.500,00 TL destekten yoksun kalma 500,00 TL cenaze ve defin gideri masrafı) maddi zararın temerrüt tarihi olan 03.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yasal başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, dava konusu hakkında ...'a 12/08/2016 tarihinde 196.020,00 TL ödeme yapıldığını, desteğin müterafik kusur oranı tespiti ile bu oranda davacının talep et tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın davacıya destek olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, davacının SGK'dan rücuya tabi herhangi bir tazminat ve yardım alıp almadığın sorulması gerektiğini, desteğin gelir durumun delillerle ispatlanması gerektiğini, davacının faiz talebinde bulunamayacağını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile; 96.901,76 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 03/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı sigorta vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan aktüer raporunun hatalı olduğunu, yerel mahkemece aldırılan 12.08.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının maddi zararı 11.000,00 TL olarak tespit edilmiş olmasına rağmen rapora karşı yalnızca davacının itirazları dikkate alınarak aldırılan 19.12.2023 tarihli ek raporda bu kez davacının maddi zararının 96.901,76 TL olarak tespit edildiğini, iki rapor arasındaki fahiş fark ve çelişkiler bulunduğunu, bu nedenle yeniden rapor aldırılması gerektiğini, hesaplama yapılırken TRH 2010 ölüm tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması ve müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş tutarının hesaplanacak olan tazminattan tensil edilmesi gerektiğini, ölenin davacıya destek olduğu hususunun davacı tarafından kanıtlanmadığını, davacının dava dışı kurumlardan rücuya tabi ödeme alıp almadığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrütünün söz konusu olmadığının bu nedenle davacının yanın talep edebileceği faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi değil dava tarihi olması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile; 96.901,76TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 03/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili istinaf dilekçesinde hükme esas alınan aktüer raporunun hatalı olduğunu, yerel mahkemece aldırılan 12.08.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının maddi zararı 11.000,00 TL olarak tespit edilmiş olmasına rağmen rapora karşı yalnızca davacının itirazları dikkate alınarak aldırılan 19.12.2023 tarihli ek raporda bu kez davacının maddi zararının 96.901,76 TL olarak tespit edildiğini, iki rapor arasındaki fahiş fark ve çelişkiler bulunduğunu, bu nedenle yeniden rapor aldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Dairemizce davalının hesap raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenebilmesi amacı ile 24.02.2026 günlü tensip ara kararı ile dosyanın hesap uzmanı bilirkişiye teslimi ile davacı ...'ın oğlu olan ...'ın 29.04.2012 gününde meydana gelen kazada vefatından kaynaklı olarak destekten yoksun kalma zararının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar miktarda destek zararı olduğu hususunun kaza tarihinde geçerli olan teminat limiti ile birlikte dava dışı üçüncü kişilere ödenen tazminatlar ve bakiye teminat miktarı ile dava dışı üçüncü kişilerin pay oranları da dikkate alınarak davacının gerçek destek zararının tespiti hususunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verildiği görülmüştür. Söz konusu tensip zaptının davalı sigorta vekiline usulünce 14.03.2026 gününde tebliğ edildiği, ne var ki davalı vekili tarafından tensip zaptında belirtilen tebligat ve bilirkişi ücretine yönelik delil avansının tensip zaptının tarafına tebliğ tarihiden itibaren verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 358/3 maddesi: istinaf incelemesi sırasında yatırılması gereken giderlerin yatırılmaması halinde, uygulanacak yaptırımı belirlemiştir. Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesi’nce tahkikatla ilgili giderler süresi içinde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir. Bununla birlikte, öngörülen tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine imkân bulunmayan hâllerde başvuru reddedilir. Burada verilecek başvurunun reddine dair karar, usulden değil, esastan ret kararıdır." şeklindedir. Bu açıklamalar ve yasa hükümleri ışığında somut olay incelendiğinde; davalı tarafın 6100 sayılı HMK 358-(3) maddesi kapsamında bilirkişi ücretine dair delil avansı yatırılmadığından bilirkişi raporu alınamamış, davalı vekilinin yeniden hesap bilirkişi raporu alınması gerektiği istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 358/1-3-son. maddesine göre esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili her ne kadar hesap raporunda TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak destekten yoksun kalma zararının belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, Anayasa Mahkemesinin 2019/...-2020/... E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/... Esas ve 2021/... karar sayılı kararları, 2021/... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hesaplama yapılması yerinde görülmüş olup davalının tazminat miktarındaki çelişkilerin düzeltilmesine ilişkin istinaf başvuru yönünden ise Dairemizce verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücreti yatırılmamış olmakla hesap raporu alınamadığından HMK 358/3 maddesi gereğince bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin davacının dava dışı kurumlardan rücuya tabi ödeme alıp almadığının belirlenmesi ve tazminattan indirilmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili her ne kadar davacının dava dışı kurumlardan rücuya tabi ödeme alıp almadığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, dosya içerisinde mevcut SGK Toroslar Sosyal Güvenlik Merkezinin 05.07.2022 günlü cevabı yazısı ve eki belgeler incelendiğinde davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmiş olup, davalı davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin faize yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili müvekkili şirketin temerrütünün söz konusu olmadığının bu nedenle davacının yanın talep edebileceği faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi değil dava tarihi olması gerektiğini ileri sürmüştür. 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince kendisine başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacı tarafından davalı sigorta şirketine davadan önce 11.04.2022 gününde usulünce başvuru yapılmış olup, sigorta şirketi tarafından bu başvuru üzerine herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Bu nedenle davalı sigorta şirketi kendisine başvuru yapıldıktan itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüdün oluştuğu, başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olan 22/04/2022 gününden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği halde davalı lehine olacak şekilde 03.05.2022 gününden itibaren faize hükmedilmesi yerinde değil ise de bu durum istinaf eden davalının lehine olduğu ve istinaf eden taraf aleyhine hüküm kurma yasağı gereğince davalı aleyhine hüküm kurulamayacağından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.01.2024 tarih ve 2022/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.619,35 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 1.655,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 4.964,35 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.13.04.2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır