7. Hukuk Dairesi 2023/771 E. , 2023/1572 K. Taraflar arasında görülen muhdesat aidiyetinin tespiti istemiyle ilgili olarak verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı; asıl …
**7. Hukuk Dairesi 2023/771 E. , 2023/1572 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen muhdesat aidiyetinin tespiti istemiyle ilgili olarak verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı; asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili, davalı ... (TMSF) vekili ve davalı ... Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin... Mahallesi, 2336 No.lu parsel sayılı taşınmazda paydaş olup, davalılardan TMSF tarafından açılan ortaklığın giderilmesi istemli davada verilen süre içerisinde eldeki davanın açıldığını, üzerinde fiili paylaşım bulunan dava konusu parselin ortasında 150 metre uzunluğunda harpuştalı taş duvar, 4-6 yaşlarında 13 adet çam ağacı, 10-15 yaşlarında 1 adet kavak ağacı, 10-15 yaşlarında 16 adet çam ağacı, 8-10 yaşlarında 2 adet incir ağacı, 4-5 yaşlarında 3 adet armut ağacı, 4-6 yaşlarında 2 adet vişne ağacından ibaret muhdesatın müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir. Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/235 sayılı birleştirilen dosyasında davacı vekili; müvekkilinin Mersin ili, Toroslar ilçesi, Gözne Mahallesi, 2336 No.lu parsel sayılı taşınmazda paydaş olup ortaklığın giderilmesi istemli davada verilen süre içerisinde eldeki davanın açıldığını, üzerinde fiili paylaşım bulunan parselin kuzeyinden güneyine doğru üçüncü parselde; üzeri harpuştalı taş duvarla çevrili saha içerisinde 30x30 karo mozaik ile kaplı, duvarları sıva, üzeri plastik badanalı, dış cephesi hazır renkli sıva ile kaplı zemin katı 100 m², birinci katı 60 m², ve ikinci katı 60 m² olmak üzere toplam 220 m² alana sahip 3 katlı müstakil binanın, yaklaşık 20 m² yüzme havuzunun, kademeler arası ulaşımı sağlayan merdiven ve tretuar betonun, 8-14 yaşlarında 6 adet vişne ağacı, 5-6 yaşlarında 20 adet çam ağacı, 6-8 yaşlarında 1 adet incir ağacı, 4-5 yaşlarında 1 adet ayva ağacı, 6-8 yaşlarında 4 adet elma ağacı, 8-10 yaşlarında 1 adet asma ağacı, 10-15 yaşlarında 3 adet çam ağacı, 8-10 yaşlarında 1 adet trabzon hurması ağacı, 6-8 yaşlarında 2 adet erik ağacı, 4-5 yaşlarında bir adet ceviz ağacından ibaret muhdesatın müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Bankanın dava konusu taşınmazın mülkiyetini satın alırken arsa payı olarak ve alacağına karşılık aldığını, 28.04.1988 tarihli fiili taksim protokolünden ise haberdar olmadığını, tapuda buna ilişkin şerh de bulunmadığını, protokole göre muhtesat tespiti yapılması hâlinde müvekkilinin büyük zarar göreceğini, tapuda kayıtlı arsa payları üzerinden mülkiyet sahibi olunabileceğini beyan ederek; davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2015 tarih ve 2013/183 Esas, 2015/367 Karar sayılı kararıyla; "...Asıl davanın kabulüne, 02.03.2015 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinde, 2336 parsel sayılı taşınmaz üzerinde "B" harfiyle gösterilen kısım içindeki ağaçlar ve duvarın davacıya ait olduğunun tespitine, tapunun beyanlar hanesine yazılmasına; birleşen davanın kabulüyle, 02.03.2015 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinde, 2336 parsel sayılı taşınmaz üzerinde "C" harfiyle gösterilen kısım içinde bulunan ağaçlar, havuz ve villanın davacıya ait olduğunun tespitine, tapunun beyanlar hanesine yazılmasına..." karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Bankası A.Ş. vekili, davalı TMSF vekili ve asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarih ve 2020/141 Esas, 2020/1330 Karar sayılı kararıyla; "... 1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı Yapı Kredi A.Ş. vekili, davalı TMSF vekili ve davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince; a. Mahkemece, hüküm fıkrasının 1. paragrafında ''…B ile işaretli kısım içerisinde bulunan ağaçlar ve duvarın davacıya ait olduğunun tespitine...'' 2. paragrafında da ''... C ile işaretli kısım içerisinde bulun ağaçlar, havuz ve villanın davacıya ait olduğunun tespitine...'' karar verilmiştir. Bu haliyle hükmün, açık, anlaşılır ve infaz edilebilir şekilde tesis edilmediği anlaşılmaktadır...Dava konusu 2336 parselde "B" ve "C" harfleriyle gösterilen yerlerde özellikle ağaçların cins ve adedi yönünden Mahkemece verilen kararın infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. b. ...Kavak ve söğüt gibi ağaçların taşınmazın mütemmim cüzü yani tamamlayıcı parçası niteliğinde kabul edilmediği, 22/12/1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ise, muhdesatın, mütemmim cüz niteliğinde olduğu, bir başka deyişle geçici ve taşınabilir olmaması ve taşınmaza sıkı sıkıya bağlı bulunması gerektiğini söylemenin yanlış olmayacağının vurgulandığı, kavak ve söğüt gibi ağaçların ise muhdesat niteliğinde olmadığı, taşınır hükümlerine tabi mal niteliğinde olduğu, Mahkemece davanın kavak ağaçları yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi de doğru olmamıştır. c. TMK'nın 1006 ncı maddesinde hangi hakların tapu kütüğüne tescil, 1009, 1010 ve 1011 maddelerinde hangi hakların şerh edilebileceği, 1012 nci maddesinde ise taşınmaz eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılacağı, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceği açıklanmış, özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur... Tapu Sicil Tüzüğü'nde, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın tapu kütüğüne tescil veya şerh edilebileceğine veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceğine ilişkin başkaca bir hüküm bulunmamaktadır... Açıklanan nedenle, mahkemece, muhdesatın tapunun beyanlar sütununa tesciline karar verilmesi de doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Asıl davanın kısmen kabulüne, Dava konusu ...Mahallesinde, 2336 parsel sayılı taşınmazda, 09/03/2021 tarihli krokili raporda "B" harfiyle gösterilen kısım içerisindeki 13 adet 7-8 yaşlarında çam, 16 adet 13-15 yaşlarında çam, 2 adet 10-12 yaşlarında incir, 3 adet 6-7 yaşlarında armut, 2 adet 6-7 yaşlarında vişne ile; fiili paylaşımlı parselin yaklaşık ortasında, kuzeyden güneye doğru 1,00 metre yükseklikte ve 50 cm genişliğinde, üzeri basit beton harpuştalı derzsiz taş duvarın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespit ve kabulüne, Birleşen,...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/235 Esas sayılı dosyası üzerinde açılan davanın kabulüne, Dava konusu ...Mahallesi, 2336 parsel sayılı taşınmazda, 09/03/2021 tarihli krokili raporda "C" harfiyle gösterilen kısım içerisindeki 6 adet 15-16 yaşlarında vişne, 20 adet 7-8 yaşlarında çam, 1 adet 9-10 yaşlarında incir, 1 adet 7-8 yaşlarında ayva, 2 adet 8-9 yaşlarında kayısı, 3 adet 7-8 yaşlarında armut, 4 adet 9-10 yaşlarında elma, 1 adet 11-12 yaşlarında asma, 3 adet 15-17 yaşlarında çam, 1 adet 10-11 yaşlarında Trabzon Hurması, 2 adet 9-10 yaşlarında erik, 1 adet 6-7 yaşlarında ceviz ağaçları ile tribleks mesken, bahçe duvarı, harpuşta, havuz, teras ve merdivenlerden oluşan muhtesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespit ve kabulüne" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Bankası A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili; ağaç bedellerinin eksik hesaplandığını, müvekkilinin hissesine karşılık gelen 1.323 m² yerin müvekkili adına tescili ile birleştirilen davanın müvekkili yönünden de reddi gerektiğini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesinin yerinde olacağını beyan ederek; hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili; bilirkişi raporuna ekli krokide "B" ve "C" harfleriyle gösterilen kısımlardaki ağaçların en yaşlısının 15, en gencinin 4 yaşında olduğunun tespit edilmiş olmasına göre bu durumda dava konusu taşınmazın 4/40 hissesinin TMSF'ye devredien Pamukbank T.A.Ş'ye satışının yapıldığı 1997 yılında zaten mevcut olduklarının kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda davaya konu edilen ağaçların üçüncü bir kişiye aidiyetinden de bahsedildiğinden ağaçların davacılara ait olmadığını, "B" harfiyle gösterilen yerdeki duvarın ve "C" harfiyle gösterilen yerdeki havuz ve villanın da Pamukbank T.A.Ş'ye satışının yapıldığı 1997 yılında zaten mevcut olup söz konusu satışın davaya konu muhdesatlarla yüklü olarak yapıldığını, yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına yönelik taleplerinin reddedilmiş olması nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığını, müvekkili TMSF'nin her türlü yargı harcından muaf olması nedeniyle hükmün yargılama giderlerine yönelik kısımlarının müvekkili aleyhine olduğunu, hükmün eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmelere dayandığını beyan ederek; hükmün bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... Bankası A.Ş. vekili; yargılamada ileri sürdükleri itirazların Mahkemece dikkate alınmadığını, asıl ve birleştirilen davaların ispatlanamadığını, denetime elverişsiz raporların hükme esas alındıklarını, müvekkilinin taraf olmadığı "fiili taksime yönelik protokolün" müvekkili yönünden geçerli olmadığını, delillerin hangisinin diğerine üstün tutulduğunun hükümde tartışılmadığını, hükmün gerekçesinde illiyet bulunmadığını, davanın açılmasına müvekkilince sebebiyet verilmemiş olması nedeniyle davanın kabulü hâlinde dahi yargılamada harç ve giderlerden müvekkilinin sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını beyan ederek; hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.). 4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 5. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140/2 nci maddesi uyarınca, Fon (TMSF) tarafından bankaların borçlarının ve taahhütlerinin üstlenilmesi veya alacaklarının devralınması hâlinde Fon'un bu borçlar, alacaklar ve taahhütlerle ilgili işlem, dava ve takipleri harçtan bağışıktır. Anılan Kanun'un 140 ıncı maddesinde, Fon’un devraldığı borçlar arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İncelenen dosya kapsamına göre yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya gelince; Mahkemece hüküm fıkrasının 1.b ve 2.b. bentlerinde davalılardan müştereken ve müteselsilen harç alınmasına karar verilmiş ise de, yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca davalı ... her türlü yargı harçlarından muaf olduğundan yargılama gideri olarak aleyhine harç yükletilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin ve davalı ... Bankası A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkeme kararına yönelik diğer temyiz itirazının kabulü ile, hüküm fıkrasının "1.b." ve "2.b." numaralı bentlerindeki tüm ibarelerin hükümden çıkartılarak "1.b." bendi yerine, "b) Davalı TMSF yargı harçlarından muaf olduğundan; davacının yargılamada yaptığı 259,60 TL peşin harç, 372,90 TL keşif harcı toplamı 632,50 TL harcın kabul - ret oranına göre 613,52 TL'sinin davalı ... Bankası A.Ş.'den alınmasına, bakiye 19,50 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 2.857,70 TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan 2.771,96 TL'sinin ... Bankası A.Ş.'den alınmasına, bakiye 85,74 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına," ve "2.b." bendi yerine, "b) Davalı TMSF yargı harçlarından muaf olduğundan; davacının yargılamada yaptığı 1.627,05 TL peşin harç, 1.234,00 TL yargılama gideri toplamı 2.861,05 TL yargılama giderinin davalı ... Bankası A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.