T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/252 Esas KARAR NO : 2025/1491 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/380 Esas - 2022/416 Karar TARİH: 18/05/2022 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı isti…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/252 Esas KARAR NO : 2025/1491 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/380 Esas - 2022/416 Karar TARİH: 18/05/2022 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında düzenlenen “ön protokol” gereğince ... ... ... San. Tic. Şirketindeki hisselerin tamamının devri konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin bu ön protokol gereğince davalı tarafa 3.500.000,00 USD “teminat senedi” verdiğini, ancak müvekkilinin, davalı tarafın şirkete ait hisselerin tamamının devri konusunda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği gibi şirketin gerek faaliyeti gerekse de malvarlığı değerleri konusunda kendisinin yanıltıldığını ve gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu tespit ettiğini, davalı tarafın, şirketin 942 hisseli ortağı olan ...'nun hisse devrini “ön protokolün”12. maddesi gereğince gerçekleştiremediğini, şirkete ait banka kayıtları incelendiğinde, kayıtlarda herhangi bir mal giriş çıkış kaydı olmadığı halde kaynağı hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde Çin'den şirkete para transferinin gerçekleştiğinin müvekkilince tespit edildiğini, yine şirketten 8.000.000 USD para çekildiği halde buna ilişkin ilgili ve yetkili vergi dairesine beyanname verilmediğini, ön protokolün 7. maddesi gereğince şirketin stoklarının satış değerinin 1.200.000USD olduğunun belirtildiğini, ancak şirketin stoklarını 750.000,00USD olduğunun tespit edildiğini, devamla müvekkilinin Çin'e yaşan birisi ile yapmış olduğu görüşmede şahsın müvekkiline “devre konu şirketin kendilerinin olduğunu, davalının hisseli olduğu bu şirketin kendilerine 6.000.000,00USD borcu olduğunu, ayrıca sözleşmede geçen 31.01.2018 tarihli 1.500.000USD teminat senede konu paranın kendisine gönderilmesi gerektiği” şeklinde beyanda bulunduğunu, şirketin bu gerçek durumu nedeniyle müvekkilinin ne davalıya ne de başka bir şahsa herhangi bir ödeme yapmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin kendisinin yanıltıldığını ve aldatıldığını belirterek davalıdan teminat senetlerinin kendisine iadesini istediğini, davalının ise senetleri vermeyeceğini ve icraya koyarak tahsil edeceğini müvekkiline bildirdiğini, ön protokol gereğince şirketin devri nedeni ile verilen teminat senetlerinin temel borç ilişkisinden kaynaklı bir senet olduğunu ve bu devir sözleşmesinin temelinin hukuken sakat olması nedeniyle, bu senetlerin bir güvence teşkil etmediğini, davalının buna rağmen bu senedi icra takibine konu yapmasının ve teminat senedindeki bedeli müvekkilinden tahsil etmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini vekâleten talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında düzenlenen sözleşme gereğince, ... ... ... San. Tic. Ltd. Şti deki hisselerinin tamamının davacıya devri ve bu devrin şartlarının düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, fakat davacının sözleşmenin hiçbir şartını yerine getirmediğini, Sözleşmenin 2. maddesi uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken 1.500.000,00USD'nin yatırılmadığını, yine sözleşmede kararlaştırılan 1.500.000,00USD'nin yatırılmaması durumunda davacının vadeleri geçen her bir senet için ayrı ayrı olmak üzere her ay %6 faiz uygulanacağının sözleşmede kararlaştırıldığını, yine sözleşmenin 9. maddesi uyarınca tarafların sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi durumunda yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın karşı tarafa 1.000.000,00 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırıldığını, davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesine rağmen müvekkilinden hisse devrini gerçekleştirmesini ve 12. maddenin yerine getirilmesini talep etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu sebeple davacı tarafın müvekkilinin yükümlülüklerine uymadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarının müvekkiline ait defterler incelendiğinde hakikatin ortaya çıkacağını, davacının iddialarının gerçeklikten yoksun olduğunu beyanla, haksız davanın reddine, 9620'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazimatına hükmedilmesine karar verilmesini vekâleten talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/05/2022 tarih ve 2020/380 Esas - 2022/416 Karar sayılı kararında; "Dava, 08/01/2018 düzenleme tarihli, 28/02/2018 vade tarihli 200.000,00 USD bedelli bono nedeniyle İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası uyarınca menfi tespit talebidir. Taraflar arasında ön protokol niteliğinde dava dışı ... ... ... Ticaret Şirketinin hisselerinin tamamının satılmasına konusunda anlaşmaya varıldığı ve hisse senedi satışı karşılığında toplamda 3. 500.000 USD bedelli senetler verilmiştir. Uyuşmazlık ise, taraflar arasındaki 08/01/2018 tarihli ön protokol uyarınca dava dışı ... ... ... Ticaret Şirketteki hisselerin tamamının davacıya devredilip edilmediği ve bu devir işlemi için verilen toplam 3.500.000 USD'nin davacı tarafından ödenip ödenmeyeceği konusudur. Yapılan inceleme sonucu dava dışı ... ... ... Ticaret Şirketinin kayıtları incelemiş, Şirketin Ortaklar Kurulu Karar defteri incelendiğinde yargılama sırasında vefat eden davacı muris ...'a devredileceği konusunda yapılan "ön protokol" uyarınca bir karar olmadığı tespit edilmiştir. Yine şirketin 2018-2019 yıllarına ilişkin ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucu dava konusu edilen bonoların şirket kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir. Şirketin Ortaklar Kurulu karar defterinin incelenmesi, ticari kayıtlarının incelenmesi sonucu taraflar arasındaki ön protokol uyarınca şirketteki hisselerin tamamının muris davacıya devredileceğine ilişkin bir bilginin olmaması, ticari kayıt defterlerinde pay devrinin bedeli olarak verildiği belirtilen bonoların yer almaması yine şirketteki hisselerin davacı murise devredilmemiş olması göz önüne alındığında dava konusu edilen 08/01/2018 düzenleme tarihli, 28/02/2018 vade tarihli 200.000 USD bedelli bono nedeniyle herhangi bir pay devrinin söz konusu olmadığından davacının takip nedeniyle borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Ancak davalının pay devri olmadığını bilmesine rağmen ve bahse konu bono yapılan ön protokol ile pay devri karşılığında verilendiğinden kötü niyetli olarak bonoyu takibe koyduğundan mahkememiz tarafından davalının kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kötü niyet tazminatının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Açılan davanın KABULÜ İLE, Davacı mirasçıların İstanbul Anadolu 13.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası için 08.01.2018 düzenleme tarihli, 28.02.2018 vade tarihli, 200.000,00 USD bedelli bono nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatının kabulü ile İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün... Esas numaralı takip dosyası yönünden 13/03/2018 takip tarihli, 200.000,00 USD bedelli bono yönünden takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak asıl alacağın %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak mirasçılarına paylar oranında verilmesine, (İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/687 Esas, 2021/635 Karar sayılı ilamı uyarınca) '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olayda müvekkili davalı ile davacı ... ... ... Sanayi Ticaret Şirketi'ndeki hisselerin tamamını devri konusunda anlaşmaya vardıklarını; buna dair bir ön protokol imzalandığını ancak müvekkilinin devre ilişkin kendisine düşen tüm edimleri yerine getirmesine rağmen, davacı tarafın sözleşmenin ilgili maddeleri yerine getirmeyince müvekkilinin bu sefer alacağını kanunun sağladığı hakka dayanarak icra yolu ile tahsil etmek istediğini; ardından İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası açılmış olup ardından davacı tarafın menfi tespit talepli davayı açtığını; ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, Haksız ve mesnetsiz olan işbu kararın kaldırılmasını talep ettiklerini; davacı tarafın açıkça yapılan ön protokole aykırı davrandığını; sözleşmenin 2. Maddesinde, ilk ödeme olan 1.500.000,00-USD'nin ... tarafından müvekkili ...'nin ... nolu hesabına 31.01.2018 tarihine kadar taksitli veya nakden ve defaten yatırılacağının sözleşmede kararlaştırıldığını, fakat ...'ın bu tarihte bu miktarı yatırmadığını; müvekkilinin tüm işçilerin giderlerini karşıladığını, üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini; ayrıca sözleşmede kararlaştırılan 1.500.000,00-USD'nin ... tarafından müvekkilinin hesabına yatırılmaması durumunda, davacı ...'ın vadeleri geçen her bir senet için ayrı ayrı olmak üzere her ay yüzde 6 faiz uygulanacağının sözleşmede düzenlendiğini; ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, vadesi geçen ilk senedin icra takibine konulduğunu, Sözleşmenin 9. Maddesinde ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen müvekkilinin şirketi devretmemesi durumunda, yükümlülüklerini yerine getirmeyen tarafın karşı tarafa 1.000.000,00-USD cezai şart ödemekle yükümlü olacağının kararlaştırıldığını, Ancak davacı tarafın bu sorumluluklarını ve cezai şartları yerine getirmediği gibi müvekkilini sorumluluklarını yerine getirmemekle suçladığını, Davacı tarafın, müvekkilin sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasının abesle iştigal olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde 'Davalı taraf, şirketin %2 hisseli ortağı olan ...’nun hisse devrini “ön protoklün” 12. Maddesi gereğince gerçekleştirememiştir.' iddiasında bulunduğunu ancak bu iddiası gerçeklikten ve izahtan uzak olduğunu; sözleşmenin 12. maddesinde alıcı ve satıcı arasındaki yükümlülükler sona ermeden (Notere hisse devrine gitmeden önce) diğer ortak ...'nun ... TC kimlik numaralı ...'a hisse devri için vekaletname vereceğinin kararlaştırıldığını; yani bu vekaletnamenin verileceği süre için net bir tarihte bulunulmadığı gibi, hisse devrinden önce olacağının kararlaştırıldığını; davacı tarafın bu iddiasını tanımlamak gerekirse bunun fahiş hata olacağını; ayrıca davacı ...'ın ilk ödemesinin tarihi olan 31.01.2018 tarihinde 1.500.000,00-USD ödemesi yerine getirilmemiş olmasına rağmen, müvekkilinin hisse devrini gerçekleştirmesinin ve 12. Maddenin yerine getirilmesinin hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olacağını; en basit ticari ilişkilerde bile gerekli maddi yükümlülükler yerine getirilmeden edimler gerçekleşmiyorken, yüksek meblağlı bu sözleşme gereğince müvekkilinin böyle bir fiiliyatı yapmasının ticari hayatın güven ilişkisine de aykırı olduğunu, Müvekkili hakkında kötü niyet tazminatına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, icra takibinde kötü niyet tazminatına mahkum edilebilmesinin, açıkça, takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlandığını, müvekkilinin açmış olduğu icra takibi haksız olmayıp her halükarda böyle bir niyeti de bulunmamakta olduğunu; gerek kanun gerekse yüksek mahkeme kararlarında alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususunun, borçlu tarafından kanıtlanmasına bağlandığını, Müvekkilinin açmış olduğu icra takibi taraflar arasında yapılmış olan ön protokole dayanmakta olup, müvekkilinin mağdur olan taraf konumunda olduğunu; yaşanan olayda sözleşme hükümlerinin açıkça şartları belirlemiş olmasına rağmen davacı taraf bu edimleri yerine getirmediğini, ayrıca ne borcuna ne de cezai şartlara riayet ettiğini; işbu sebeplerle başlatılıp mahkemeniz ilamıyla durdurulan icra takibinin devamına, müvekkili hakkında verilmiş olan kötü niyet tazminatının iptaline karar verilerek Mahkemenin 2020/380 E. 2022/416 K. Sayılı ilamının kaldırılmasına ve istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, arz ve izah edilen nedenler ile re'sen nazara alınacak nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin devamına ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki limited şirket pay devrine ilişkin adi yazılı ön sözleşme kapsamında teminat olarak davalıya verildiği iddia olunan bonolardan, İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takibine konu edilen bonodan ve takipten ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, davalının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karar karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Yargılama sırasında davacının ölümü nedeniyle yasal mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. Davacı yan, taraflar arasındaki limited şirket pay devrine ilişkin ön sözleşme kapsamında davalının şirketteki tüm paylarını 3.500.000,00-USD bedelle davacıya devretmesi hususunda anlaştıklarını, pay devir bedelinin teminatını teşkil etmek üzere davalıya ön sözleşmede yazılı bonoların verildiğini, ancak davacının şirketin değeri ve stok durumu hususunda yanıltıldığını, davalının pay devir edimini de kendisinden kaynaklanan sebeplerle yerine getirmediğini, buna rağmen davalının elindeki teminat senetlerinden vadesi geçen senedi dava konusu takibe konu ettiğini ileri sürerek davanın kabulüne ve davalının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan; asıl davalının taraflar arasındaki ön sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmediğini, peşinen ve nakden ödenecek 1.500.000,00-USD'lik ilk taksidin ödenmemesi nedeniyle pay devrinin gerçekleştirilmediğini, ön sözleşme ile davalının bu ilk taksidi ödemesi sonrası pay devrinin gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede davalının geciken her taksit için gecikme faizi ödemeyi taahhüt ettiğini, yine tarafların yükümlülüklerine aykırı davranmaları halinde ise cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının elinde bulunan ve vadesinde ödenmeyen bonoyu takibe koymakta haklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; takip dosyası, dava dışı şirketin sicil kayıtları celbedilerek, dava dışı şirketin defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bir hukukçu ve bir mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılmış ve dava dışı şirket karar defterinde davacıya pay devri yapılacağına ilişkin bir karar bulunmadığı, bonoların şirket defterinde kayıtlı olmadığı, davacıya pay devri de yapılmadığı gerekçesi ile dava konusu takibe dayanak 08/01/2018 düzenleme tarihli, 28/02/2018 vadeli 200.000,00-USD bedelli bono ve takip nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının borçlu olmadığını bilerek bonoyu takibe koyan davalının kötü niyetli olduğu gerekçesi ile kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında 08/01/2018 tarihli adi yazılı; davalının dava dışı ... ... ... Sanayi Ticaret Şirketi'ndeki paylarının tamamının davacıya devri konulu ön akit yapıldığı, bu ön akdin III-1 fıkrasında, davacı üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikten sonra davalının yedi iş günü içerisinde davacıya paylarının tamamını noter huzurunda devredeceğinin, III-2 maddesinde davacı tarafından 3.500.000,00-USD'lik devir bedelinin 1.500.000,00-USD'lik kısmının 31/01/2018 tarihine kadar ödeneceğinin, bakiye kısmının ise 200.000,00-USD'lik taksitler halinde ödeneceğinin, taksitlerin teminatı olarak davacının davalıya vade tarihleri taksit tarihine uygun şekilde düzenlenen bonoların teslim edileceğinin, bu bonoların kesinlikle üçüncü kişilere ciro edilmeyip, vadeleri geldiğinde davalı tarafından davacıya ibraz edileceğinin, davacının da ibraz edilen bono bedelini nakden veya davalının bildirdiği hesaba havale yolu ile ödeyeceğinin, 1.500.000,00-USD'nin veya bonoların herhangi birinin vadesinde ödenmemesi halinde, vadesi geçen tutar ve vadesi geçen her bir bono için aylık %6 faiz uygulanacağının, ayrıca davalıya verilen bonoların da teminatını teşkil etmek üzere davacının, bonoların toplam değeri üzerinden, veya bonoların toplam değerinden %10 fazlasını aşmayacak şekilde davalı lehine ipotek tesis edeceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Ön protokol ekinde ilki 28/02/2018, sonuncusu 30/11/2018 vadeli her biri 200.000,00-USD bedelli on adet bononun keşide edilerek davalıya teslim edildiğine dair teslim tesellüm tutanağı bulunduğu ve taraflarca imzalandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından takibe konu edilen bononun da aralarında bulunduğu on adet bononun teminat bonosu olduğu iddia edilmiş ise de; an akitte anılan bonolara ilişkin olmak üzere "kesinlikle ciro edilip 3. kişilere verilmeksizin vadeleri geldiğinde ...'a ibraz edilecek, ... tarafından ya nakden ya da ... tarafından yukarıda belirtilen (...) (veya kendisi tarafından ayrıca bildirilen) banka hesabına nakden ödeme yapılacaktır. Süresinde Ödeme yapılmayan 1.500.000,00 USD ve vadeleri geçen her bir senet için ayrı ayrı olmak üzere her ay % 6 (altı) faiz uygulanacaktır. Ayrıca yukarıda belirtilen bonoların haricen teminat altına alınması amacıyla bilirkişi tarafından eksper değerlendirilmesi yapılmış bedeli yazılı olarak belirtilmiş, bonolarının kümülatif toplam değeri yada toplam değerinden Y 10 ( On) fazlasını geçmeyecek şekilde gayrimenkul ipotek verilecektir. " şeklindeki düzenleme karşısında bonoların teminat bonosu olmayıp, pay devir bedeli karşılığında verildikleri görülmektedir. Davacı tarafından pay devir bedelinin ilk taksidi olan 1.500.000,00-USD'nin ve 28/02/2018 vadeli bononun ödenmediği, davalı tarafından da pay devri yapılmadığı ihtilaf konusu değildir. Davacı yan, ön protokolün irade sakatlığı(hile) nedeniyle geçersiz olduğunu, bu nedenle bonolarının da geçersiz hale geldiğini ileri sürmüş ise de, irade sakatlığı iddiasına yönelik herhangi bir delil sunmamıştır. Öte yandan 6102 Sayılı TTK'nun 595/1 fıkrası uyarınca; limited şirketlerde, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullar da belirtilir. TTK'nun 595/1 maddesinde aranan şekil geçerlilik şeklidir. Hükmün gerekçesinde de belirtildiği üzere limited şirketlerde esas sermaye payının devri sözleşmesi, yazılı şeklin ve imza onanmasının; hem ispat yönünden gerekli oluşu, hem güvenliği sağlaması, hem de tarafları, devir, özellikle ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri ve diğer sözleşmesel borçlar bakımından düşünmeye yöneltmek için uygun bir araç niteliğine sahip bulunması nedenleriyle, yazılı şekle bağlanmış ve 6762 sayılı Kanunda olduğu gibi imzaların noterce onayı da aranmıştır. Hükümde yer alan “hem esas sermaye payının devri hem de devir borcunu doğuran işlemler”in yazılı şekle bağlandığı belirtilerek, “devir vaadi”, “ön sözleşme”, “borçlanma işlemi” gibi terimler söz konusu edilerek açılan tartışmalara son verilmek istenmiştir (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/8431 esas, 2022/1588 karar sayılı, 07/03/2022 tarihli ilamı). Buna göre, dava konusu limited şirket pay devir vaadi niteliğindeki 08/01/2018 tarihli adi yazılı protokol, noterde onaylama şeklinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olup, taraflar geçersiz sözleşmeye dayalı olarak aldıklarını karşılıklı olarak iade etmekle yükümlüdürler. Somut olayda sözleşmenin büyük ölçüde ifa edilmemiş olması nedeniyle geçersizliğin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını da teşkil etmeyecektir. Sözleşme geçersiz olduğundan, davalı yanın davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davanın reddi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. Mahkemece davanın bu gerekçe ile kabulü gerekirken, doğrudan davalıya verilmiş bonoların dava dışı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı ve dava dışı şirketin pay devrine ilişkin karar almadığı yönündeki eksik gerekçe ile davanın kabulüne karar vermesi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki ön protokolde, alıcı davacının yüklendiği edimleri yerinde getirmesi akabinde pay devrinin gerçekleşeceği kararlaştırılmış olduğundan, davalı yanın geçerli olduğunu düşündüğü sözleşmeye dayalı olarak davacının edimini yerine getirmesini talep etmesi ve bu amaçla vadesi geçen bonoyu takibe konu etmesi, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle haksız ise de davalının takipte kötü niyetli olduğu ispat olunamadığından, mahkemece İİK'nun 72/5 fıkrası kapsamında koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun usulen ve kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne, davacı mirasçıların İstanbul Anadolu 13.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına konu 08/01/2018 tanzim tarihli, 28/02/2018 vadeli, 200.000,00 USD bedelli bono nedeniyle ve takipten ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2022 tarih ve 2020/380 Esas 2022/416 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın KABULÜNE,3-Davacıların İstanbul Anadolu 13.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına konu 08/01/2018 tanzim tarihli, 28/02/2018 vadeli, 200.000,00 USD bedelli bono nedeniyle ve takipten ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespitine,4-Yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 101.423,96-TL harçtan, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak ödenen 13.056,20-TL'nin (54,40 TL peşin harç ve 13.001,80 TL tamamlama harcı toplamı) mahsubu ile bakiye 88.367,76-TL' nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından 13.056,20-TL peşin harç ve 54,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 13.110,60-TL'nin davalıdan alınarak davacı mirasçılara verilmesine,7-Davacı mirasçılar tarafından sarf edildiği anlaşılan 3.186,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı mirasçılara verilmesine, 8-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9- Davacı taraflar (mirasçılar) vekille temsil edildiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 70.999,70 - TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara (mirasçılara) verilmesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 1-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 80,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere; toplam 300,70-TL'nin davacı mirasçılardan tahsili ile davalıya verilmesine, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.