T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/533 Esas KARAR NO : 2025/922 DAVA : Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/07/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/230 Esas, 2025/200 Karar, 24/07/2025 tarihli Gönderme Kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı v…
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/533 Esas KARAR NO : 2025/922 DAVA : Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/07/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/230 Esas, 2025/200 Karar, 24/07/2025 tarihli Gönderme Kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava konusunun, sermaye artırımına ilişkin şirket genel kurul kararının iptaline yönelik olup, Türk Ticaret Kanunu hükümlerinden kaynaklanan bir ticari dava olduğunu, Türk Ticaret Kanunu m. 4 uyarınca, taraflar arasında şirket ortaklığı ilişkisine dayanan bu ihtilaf, mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, bu nedenle, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalı ... Şti.’nin ticaret siciline kayıtlı merkez adresi ... ili ... ilçesinde olduğunu, HMK m. 6 ve TTK m. 5/1 hükümleri gereğince, şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, dolayısıyla, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, davacı müvekkil ...'in işbu davayı açmakta hukuki yararının mevcut olduğunu, davacının şirket işlemlerine karşı hukuki menfaati ve dava açma ehliyetinin mevcut olduğunu, davalı şirketin hissedarı olan ... tarafından müvekkil aleyhine 12.01.2022 ... 3. Aile Mahkemesi...E. Sayılı dosyası ile boşanma davası açıldığını, davacının işbu davaya konu davalının kötü niyetli, muvazaalı, müvekkilin haklarını gasp edici şekilde yapmış olduğu sermaye artışı ile karşı karşıya kaldığını, ...'in davalı şirketin %50 hissesinin sahibi olması, bu şirket hisselerinin de edinilmiş mal olması sebebiyle ve aynı zamanda bu şirketin büyümesinde, ticari olarak kazanç sağlamasında, marka olmasında bizzat müvekkilin büyük bir katkısı olması hasebiyle müvekkil tarafından ...'e karşı 21.03.2022 tarihinde ... 1. Aile Mahkemesi ...E. Sayılı dosyası ile katılma alacağına ilişkin dava açıldığını, bu davada 24.03.2022 tarihli ara karar ile ...'in davalı şirketteki %50 hissesinin dava sonuçlanıncaya kadar 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı konulmuş ve bu karar hem davalı şirkete hem de ... Ticaret Sicil İl Müdürlüğü'ne tebliğ edildiğini, Mahkemeden yine davalı şirket üzerine kayıtlı ... ili ... ilçesi .... Mah. 5533 ada 5 parsele kayıtlı taşınmaza ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş isek de bu tedbir taleplerinin reddedildiğini, bu arsanın fabrika arazisi olup gerek satış tarihinde gerekse halihazırda çok değerli bir taşınmaz olduğunu, bahsedilen taşınmaza ilişkin konulması taleplerinde haklı oldukları davalı şirketin 16.12.2022 tarihinde taşınmazı satması ile ortaya çıktığını, ... taraf sürekli olarak şirket hissesindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması talep edilmiş fakat Mahkeme tarafından bu taleplerinin reddedildiğini, ... 03.07.2024 tarihindeki duruşmada yine tedbirin kaldırılmasını, kötü niyetli olmadığını, kötü niyetli olsa idi şirket hisselerini devredebileceğini, tedbirin kaldırılması mümkün olmaması halinde sermaye artışına izin verilmesini, tedbir yüzünden sermaye artışı yapamadığı ifade ettiğini, Mahkeme 03.07.2024 tarihli ara karar ile ...Tic Ltd Şti'nin sermaye artırımına izin verdiğini, ...'in kötü niyetinin fabrikanın satışı ile başlamış sermaye artışı yapacağım diyerek Mahkemeden izin alması ile devam ettiğini, ...'in bu sermaye artırımını kötü niyetli kullanarak, kanunun arkasından dolanmak suretiyle, asıl amacının satış veya mal kaçırmak olduğu halde muvazaalı olarak sermaye artırımını kullanarak DAVAYA KONU ŞİRKETTEKİ HİSSELERİNİ şirketin diğer ortağı ...'a devrettiğini, davalının bunu nasıl yaptığını?, Boşanma ve mal paylaşımı davasının açıldığı tarihte ...Tic Ltd Şti'nin %50 hissesi ... adına, %50 hissesi ise dava dışı ...adına kayıtlı olduğunu, hatta şirket yetkilisi / müdürünün davalı ... olduğunu, 21.10.2022 tarihinde Türk Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan açık kaynaklardan görüleceği üzere ... şirketin yetkilisi / müdürü iken 20.10.2022 tarihinde şirket içinde alınan karar ile şirketin temsile yetkili kişisi ... olduğunu, bunun akabinde ...'in ... Ltd Şti de bulunan %50 hissesinde mal paylaşımı davasında konulan ihtiyati tedbir kararı olduğudnan ... bu hisselerini devretmesi / kaçırması mümkün olmadığını, ... hisselerini devretmenin / kaçırmanın bir yolunu bulduğunu, bu yolun sermaye artırımı olduğunu, ...Şti. sermaye artırımına gidecek ... bu sermaye artırımına katılmayacak ve sonuç olarak başlangıçta %50 hissesi varken bu sermaye artımını sonucunda %15,51 hissesi kaldığını, diğer ortak ...'ın hisseleri ise %84,49 a çıktığını, sonuç olarak ...'in davaya konu %34,49 hissesi el değiştirerek ...'ın üzerine geçtiğini, bunun adının mal kaçırmaktan başka bir şey olmadığını, davalının dava dilekçesinde ayrıntılı açıklanan tüm bu yaptıklarının mal kaçırmak için, kanundan, mahkeme kararından kaçmak için, müvekkilin ve müvekkil ile müşterek 2 çocuğunun hakkını yemek için yaptığı kötü niyetli davranışlar olduğunu, şirketin kuruluş tarihi itibariyle şirket %50–%50 oranında ortaklıkta olduklarını,.. ve ...'ın İhtiyati tedbir kararıyla ...’in hisselerine tedbir konulmuş, şayet sermaye artırımı yapılacaksa buna mahkeme izni arandığını, Sermaye artırımına ilişkin mahkeme izni sonucunda, 16.07.2024 tarihinde hissedar payları 9.000’den 29.000 paya çıkarılmış; ancak ... bu sermaye artışına katılmadığını, bu işlem sonucunda: ...’in payı 4.500 payda sabit kalmış (%15 civarına düşmüş), diğer ortak ... ise payını 24.500 paya çıkardığını, bu işlemin açık bir şekilde, müvekkilin mal rejimi tasfiyesini engellemek, mal kaçırmak amacı taşıdığının ortada olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 589 ve devamı maddelerinde sermaye artırımına ilişkin karar toplantı ve karar nisaplarına uygun şekilde alınmalıdır şeklilnde olduğunu, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ortakların en az 3/4'ünün onayının gerektiğini, Sermaye artışından önceki hali ile ...'in %50 , ...'ın %50 hissesi vardır. Mal rejimi davasında davalı olan ve hisselerine tedbir konulan ... bu sermaye artışını genel kurulda kabul etmemiş olsa idi %35 civarı hissesi ...'ın üzerine devrolmayacağını, ... bu hali ile kendi aleyhine işlem yapmış olarak gözüktüğünü, bu sebeple bu durum muvazaa iddilarının gerçek olduğunun tamamıyla ortada olduğunu, ... edinilmiş malı azaltmaya yönelik kötü niyetli, muvazaalı tasarruf yaptığını, Yargıtay'ın birçok kararında, bir eşin hisseleri kendi üzerinde tutup diğerini mahrum etmek amacıyla devir, iptal veya sermaye artırımı yoluna başvurduğu hallerde bu tasarrufların kötü niyetli olduğunu kabul ettiğini, Sermaye artırımına katılmayan ...'in hisseleri düşmüş, diğer ortağın payı %15’ten %85’e yükselmiştir, bu durum eşitsizlik yarattığını, bu durumun temel şirket ilkeleri ile TMK 376 (eşitlik) hükümlerine aykırı olduğunu, mal paylaşım davasının görüldüğü ... 1. Aile Mahkemesi ...E. Sayılı dosyasından alınan sermaye artışına ilişkin izin hukuka aykırı şekilde kullanılmış, amaç, edinilmiş mala konu olabilecek değerin diğer eşe aktarılmaması olduğunu, işlem, mal rejimi tasfiyesini engellemek üzere yapılmış olup, muvazaa teşkil ettiğini, Yargıtay’ın uygulamasına göre de bir işlemin muvazaalı olarak kabul edilebilmesi için; tarafların iradeleri ile beyanları arasında isteyerek oluşturulmuş bir uygunsuzluk olması, üçüncü kişileri aldatma niyetinin olması, taraflar arasında gizli işlemi oluşturan muvazaa sözleşmesi bulunması gerektiğini, sermaye artırımı, edinilmiş mal kapsamındaki hisseleri azaltmayı amaçlayan kötü niyetli, muvazaalı bir tasarruf olduğunu, dolayısıyla bu kararın iptali hem şirkette eşitlik ilkesi hem de mal rejimi tasfiyesi açısından zorunlu olduğunu, ... davalı şirketin %50 hissesine sahip iken ve bu hisselerinde ... 1. Aile Mahkemesi...E. Sayılı dosyası ile tedbir kararı varken sermaye artırımı ile hisselerini kötü niyetli ve muvazaalı olarak devrettiğini, bu sebeple yine bu yola başvurabileceğinden dolayı ...'in hisselerinin üzerine tedbir konulmasını talep ettiklerini, işbu davanın kabulü halinde sermaye artırımı kararı iptal edilecek ve şirket hisseleri eski haline döneceğini, şu an görünürde ...'in %15 civarı, ...'ın ise %84 civarı hissesinin olduğunu, ... hisselerini başka birine devretmesi halinde işbu dava konusuz kalacak ve telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağını, tüm bu sebeplerle şirket ortakları ... ve ...'ın şirket hisselerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, aynı zamanda sermaye artırımının öncelikle ticaret sicile tescilinin durdurulmasına, tescil edilmiş ise kararın uygulanmasının durdurulması yönünde tedbir karar verilmesini talep ettiklerini, davacının üzerine kayıtlı herhangi bir taşınmaz veya araç bulunmamakta ve çocukları ile birlikte kirada yaşadığını, davacının kıt kanaat olarak kendisinin ve okuyan iki çocuğunun geçimini sağladığını, bu sebeple yargılama giderlerini karşılayacak gücü olmadığından adli yardım talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, belirterek davacının çalışmaması ve müşterek 2 çocuğu ile birlikte hayatını idame ettirmeye çalışması sebebiyle yargılama giderleri ve harçları karşılayacak durumda olmaması sebebiyle öncelikle adli yardım taleplerinin kabulüne, ....Tic. Ltd. Şti.’nin 16.07.2024 tarihli sermaye artırımı kararının iptaline, Sermaye artırımının öncelikle ticaret sicile tescilinin durdurulmasına, tescil edilmiş ise kararın uygulanmasının durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini, davalı şirket ortakları ... ve ...'ın şirket hisselerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizin 04/09/2025 tarihli tensip ara kararı ile davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Mahkememizin 04/09/2025 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davası usul ve yasaya aykırı olup davanın reddi gerektiğini, şirket genel kurul karalarının iptali davası TTK'da açıkça düzenlediğini, buna göre, davacının dava açma ehliyetinin olmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 446. Maddesi düzenlemesine göre ...'in genel kurul kararının iptali talebi ile dava açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, bu bakımından davanın usulden reddi gerektiğini, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, 16.07.2024 tarihinde şirket ana sermayesinin arttırılmasına karar verilerek şirket ana sermayesi 14.500.000 TL'ye çıkarıldığını, bu sermaye artışına davacı ...'İn eski eşi ... katılmadığını, şirket hisseleri beheri 500,-TL'den toplam 29000 eşit paya bölünmüş, bu sermaye artışı sonunda ...'ın hisseleri 24500 iken davalının hisseleri 4500 olduğunu, açılan davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde de açılmadığını, şirkette davacı tarafından açılan mal rejiminin tasfiyesi talepli davada ... 1. Aile Mahkemesi 'nin ...E. Sayılı dosyasında tedbir kararı verilmiş, şirkette sermaye artışına karar verildiğini, sermaye artışı yapılabilmesi için ... 1. Aile Mahkemesin'den izin talep edilmiş, davacının vekilinin de hazır olduğu duruşmada Mahkemece sermaye artaışına izin verilmiş, bu hususta ara karar yazılarak durum Ticaret Sicil Memurluğuna bildirilmiş ve genel kurul kararı ilan ve tescil edilmiş olduğunu, davacının tüm süreçler hakkında bilgisi var iken ve sermaye artışına da davacının bilgisi dahilinde ve vekilinin hazır bulunduğu duruşmada izin verilmişken açılan dava açıkça kötü niyetli olduğunu, kuruluş aşamasında büyük emek ve çaba ile, pek çok kişiden borç alınarak sermayesi temin edilen şirket her iki şirket ortağının da iyi anlaşması, tüm mesailerini şirketin büyümesi, gelişimi için ayırması sonucunda kısa sürede büyüyerek piyasada tanınır ve bilinir hale geldiğini, ortaklar arasında ki ortaklık ilişkisi şirketin merkezinin...'a taşınmasının gündeme gelmesi ve daha sonra da bunun ciddi bir biçimde değerlendirilmesine kadar sorunsuz bir biçimde devam ettiğini ancak taşınma hususunun gündeme gelmesinden sonra öncelikle davacı taşınmaya karşı olduğunu belirterek bunu engellemeye çalışmış, öncelikle şirket çalışanları ile tartışma ve sorunlar çıkarmış, daha sonra da şirket merkezinin naklinin engellenmesi için mahkemeye başvurarak "TEDBİR" talep ettiğini, davalının eşi şirket çalışanı iken de çalışanlar ile sorunlar yaşanmasına sebebiyet vermiş, şirket sevk ve idaresine müdahale etmeye çalışmış, daha sonra da iş yerinde sorunlar yaşanmasına sebebiyet verdiğinden işten çıktığını, yaşanan bu süreç ortaklar arasında sorunlar çıkmasına, ortaklık ilişkisinin bozulmasına, taraflar arasında görüş birliği ve işbirliğinin bozulmasına, davacının eski eşi olan ...'in şirketin iş ve işleyişinden uzaklaşarak şirkette ki görevlerini yerine getirmemesine sebebiyet verdiğini, şirket merkezinin nakline kadar şirket müdürü olan, sorumluluk almaktan, şirket içinde zaman geçirmekten tereddüt etmeyen, şirketin faaliyetleri ile de yakından ilgilenen davacının eski eşi, şirket merkezinin ...'a taşınmasından sonra eşinin İstanbul'a gelmek istemediğini, çocuklarının da İzmir'de kaldığını, bu sebeple onlara daha çok zaman ayırması gerektiğinden şirket müdürlüğünden ayrılmak istediğini bildirmiş, bunun üzerine 15/10/2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 20/10/2022 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldığını, davalı şirket müdürlüğünden ayrılmasını takip eden süreçte şirkete düzenli bir biçimde gelip gitmemeye, sorumluluk almamaya başlamış, bu durum ortaklar arasında ki ilişkinin de ciddi biçimde bozulmasına, çalışanlar önünde tartışma ve gerginliklerin yaşanmasına sebep olduğunu, davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren, şirket ortaklarının yoğun emek ve çalışması ile güven veren, başarılı ve kârlılığı yüksek bir şirket haline gelmiş, özellikle yurtdışı ticari ilişkileri ile güçlü bir kurumsal yapıya kavuştuğunu ancak ülkenin içinde olduğu bu ekonomik olarak ağır ve zor dönemde davalı şirket faaliyetlerine katılmadığı gibi edinmiş olduğu tecrübeyi de şirket yararına kullanmayı istememiş, şirket içinde zaman geçirmemeye, uzak durmaya başlamış, hatta evlilik birliğinde yaşanan sorunlardan da diğer ortağın İstanbul'a taşınma fikrinin sebep olduğunu defaten dile getirdiğini, davacı ile eski eşi şirket ortağı ... arasında boşanma davasında ... 3. Aile Mahkemesi tarafından boşanma kararı verilmiş, taraflarca boşanma kararı istinaf edilmemiş, karar kesinleştiğini, boşanma davasının açılmasından sonra ortak ...'in eşinin talebi ile şirketin ... adına kayıtlı payına tedbir konulduğunu, verilen tedbir kararı sonrasında şirket kaydında ki tedbir şirketin faaliyetlerini olumsuz etkilemiş, şirketin bankalar nezdinde ki itibarı zedelenmiş, nakit akışında zaten sorun yaşayan müvekkil şirketin sorunları bu süreçte daha da arttığını, ... bu süreçte şirketin sorunlarının çözümü için herhangi bir çaba harcamadığını, davalının eşi şirket aleyhine icra takibi yapmış, itiraz süresi davalının, "ben gereğini yapacağım" demesine rağmen yapılmaması sonucunda sürenin kaçması sebebi ile şirketin tüm banka hesapları bloke edilmiş ve haczedilmiş olduğunu, ayrıca davalının eşinin ... 1. Aile Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasında açtığı davada verilen ihtiyati tedbir kararının 100.000,-TL teminat karşılığı kaldırılmasına karar verilmiş, davacının eski eşi ... bu teminatı yatırmadığından tedbir bugüne kadar devam etmiş ve şirketin hisselerinde ki tedbir sebebi ile şirketin faaliyetlerinde zaman zaman aksamalar meydana geldiğini, ortaklar arasında bu konuda ki tartışma çalışanların önünde de yapılmış, zaman zaman büyüyerek dışarıdan müdahale ile sakinleşebildiğini, böylece taraflar arasında ki ortaklık ilişkisi ciddi biçimde bozulmuş, şirket ortakları şirketin sevk ve idaresi bakımından en basit konularda bile sürekli tartışmaya başlamışlar, durum çözümsüz bir hal aldığını, davacının eşinin uzun zamandır şirkete hiçbir şekilde uğramadığını, bu hali ile tarafların ortaklığının daha fazla devamının koşulları ortadan kalktığını, davacının iddia ettiği gibi davacıdan mal kaçırma vs herhangi bir plan ile hareket edilmiş, sermaye artışı da bu sebep ile yapılmış olsaydı bu güne kadar beklenmez, dava açılmadan önce hisseler devredilebilir ya da ....1. Aile Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında belirlenen 100.000,-TL teminat bedeli depo edilerek tedbirin kaldırılmasının sağlanabileceği ancak ne müvekkil ne de davacının eski eşi buna tevessül etmediğini, özel hukuk tüzel kişisi olan davalı müvekkil şirketin faaliyetine devam edebilmesi için gerekli olan kararları almak hak ve yetkisi olduğu gibi mal rejiminin tasfiyesi davasında şirketin mal varlığına dair bir karar verilebilmesi imkanı da bulunmadığını, şirket tarafından alınan kararlarda usul ve yasaya aykırı herhangi bir işlem söz konusu olmadığı gibi davacının iddia ettiği gibi şirket hissesinin muvazaalı olarak devri de söz konusu olmadığını, davalının eski eşi kendi kararı ile sermaye atışına katılmadığını, tasfiyeye konu olan şirket değil boşanma davasında ki tarafların mal varlıkları olduğunu, davacı tarafın davalı şirkete sürekli olarak müdahale etmiş, çalıştığı dönemde şirkette çalışma ortamının bozulmasına sebebiyet vermiş, şirketin İstanbul'a nakline engel olmaya çalıştığı halde başaralı olamayınca evliliğinin dahi sona ermesine sebep olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 1. Aile Mahkemesinin ...Esas, ... 3. Aile Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP suretleri, davalı şirket ticaret sicil kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır. Davacının talebi üzerine dava davalı şirket ortakları ... ve ...'a ihbar edilmiştir. Dava, Ticari Şirketteki sermaye artırım kararının iptali (Sermaye Artırımından Kaynaklanan) davasıdır. Bilindiği üzere limited şirketlerde sermaye artırımı TTK 590 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 589. ve 616/1-(a) maddesine göre ortaklar kurulu kararı ile bu kararın alınması mümkündür. Eldeki davada davacı esas itibari ile TTK 622. yollaması ile 445. maddesine göre açılmış bir genel kurul kararının iptali davasıdır. Bilindiği üzere, genel kurul kararının iptalini talep edebilecekler TTK 446. maddesinde sınırlı olarak sayılmış, olup davacı bu kimselerden değildir. Davacının aktif husumet ehliyeti yoktur. Öte yandan, 445. maddede genel kurul kararlarının iptalinin üç ay içinde dava edilmesi mümkündür. Eldeki dava sermaye artırım kararından yaklaşık bir yıl sonra açıldığından aynı zamanda, süresinde de değildir. Eldeki davanın klasik ticaret hukuku hükümlerine göre açılmış bir genel kurul iptal davası olmadığı, 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesine göre açılmış bir muvazaa davası olduğu kabul edilse ve haliyle davacının aktif husumet ehliyeti olduğu ve muvazaa davalarının bir süreye tabi olmadığı kabul edilse bile, bu defa davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Zira; Davacı eldeki davasını, boşanmanın neticelerinde elde edeceği maddi payın azaltıldığı hukuki gerekçesine dayandırmaktadır. Bu iddia yerinde değildir. Zira bilindiği üzere, eşler arasındaki mal tasfiyesi, boşanma davası açıldığı andaki malvarlığı durumuna göre yapılır. Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerden birinin elindeki menkul, gayrimenkul bir malı elinden çıkarmasının sonuca etkisi yoktur. Zira, mal tasfiyesine dair yapılacak bilirkişi incelemesinde, tarafların dava açıldığı tarih itibari ile mallarının neler olduğu (sonradan elden çıkarılanlar da dahil) tek tek envanter olarak çıkarılacak, bunların hükme en yakın tarihteki değerleri hesaplanacak ve tarafların birbirinden alacaklı borçlu olma durumu buna göre tayin edilecektir. Şu halde, dava konusu sermaye artırımı, yani eşin payının azaltılması, boşanma davasının açılmasından çok sonra yapılmıştır. Bu sebeple boşanma davasında yaptırılacak bilirkişi incelemesinde, bu sermaye azaltımı dikkate alınmaksızın, boşanma davası açıldığı anda eşin davalı şirkette %50 hissesi olduğu kabulü ile ve şirketin dava tarihindeki tüm aktif ve pasiflerinin ne olduğu nazara alınacak, bu aktif ve pasiflere göre hükme en yakın tarihteki hisse değerlemesi yapılarak davacının %50 payının değeri ortaya çıkarılacaktır. Dolayısı ile eşin sermaye payının, boşanma davası açıldıktan sonra azaltılmasının mal rejimi tasfiyesine etkisi olmadığından, sermaye artırım kararının iptalini talep etmekte davacının hukuki yararı yoktur. Bu sebeple davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK.'nın yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/12/2025 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır