11. Hukuk Dairesi 2009/4896 E. , 2011/3663 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.02.2008 tarih ve 2004/613-2008/31 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2011 gününde davacı avukatı ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıld…
**11. Hukuk Dairesi 2009/4896 E. , 2011/3663 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.02.2008 tarih ve 2004/613-2008/31 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2011 gününde davacı avukatı ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında 02.12.2003 tarihinde 05.02.2004-04.02.2007 dönemini kapsayan standart yer hizmetleri sözleşmesinin sona erme tarihinden önce davalı tarafından hiçbir neden gösterilmeden usule aykırı biçimde 14.04.2004 tarihinde fesh edildiğini, oysa sözleşmenin süre bitiminden önce kısmen ve ya tamamen feshedilemeyeceğini ileri sürerek, şimdilik sözleşmenin 6.1.3. maddesi hükmünce 250.000 USD tutarındaki cezai şartın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkilince haklı nedenelerle feshedildiğini savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar aarsındaki işgörme sözleşmesinin BK.nun 386 ncı maddesi hükmünce vekalet sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği, vekilin hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, sözleşmede kararlaştırılmış olan işin yapımı sırasında davacı yanca gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, birbiri ardınca şikayetlerin doğduğu, bu durumun davacı yanca kabul edilmesine rağmen düzeltme yoluna gidilmediği, sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, dolayısyla davacının cezai şart talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar mahkemece taraflar arasındaki sözleşme iş görme sözleşmesi olmasına rağmen karar yerinde vekalet sözleşmesi olarak kabul edilmesi doğru değil ise de esasen iş görme sözleşmesine vekalet hükümlerinin uygulanacak olmasının tabi bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.