T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/253 Esas KARAR NO : 2025/1815 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/524 Esas- 2022/1004 Karar TARİH: 08/11/2022 DAVA: Alacak (Ticari Satım Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulm…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/253 Esas KARAR NO : 2025/1815 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/524 Esas- 2022/1004 Karar TARİH: 08/11/2022 DAVA: Alacak (Ticari Satım Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kapak tedariki için davalı firma ile anlaştıklarını, şişe numunelerinin davalıya gönderildiğini, davalının kendilerine kapak numunesi verdiğini, kapak numunelerinin ihracat firmasınca onaylandığını, bunun üzerine son beş hanesi ... ve ... kodlu kapakları sipariş ettiklerini, sipariş için 8.536,50-USD avans ödemesi yaptıklarını, davalının, sipariş edilen şişe kapaklarını gecikmeli olarak ve anlaşmadan belirtilen ... kodlu kapaktan farklı şekilde teslim ettiğini, ürünlere ilişkin iade faturasının kesildiğini, ödeme iadesi talep edildiğini, davalının ise iptal tarihine kadar üretilen ve faturaya konu ... kodlu kapakların üretildiğinden bahisle iptalinin kabul edilmediğini, davalı tarafça hatalı üretilen ürünlerin kendilerine teslim edilmediğini, buna rağmen ödenen avansın iadesinin gerçekleşmediğini, söz konusu kapakların hem gecikmeli olarak hazır edildiğini hem de ayıplı olduğunu, peşin ödemeye haksız şekilde el konulduğunu beyanla şimdilik 25.207,16-TL bedelin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... ve ... kodlu iki tip flop kapak üretiminin bulunduğunu, bunlar dışında kapak numunelerinin olmadığını, sipariş açılması esnasında kapak numunelerinin davacıya gönderildiğini, davacı tarafça sipariş oluşturulduğunu, ürünlerin son 3 hanesinin kapakların renklerine ilişkin kod olduğunu, termin süresi için davacıya 6-8 haftalık sürenin bildirildiğini, davacıya şişe numunelerinin gelmemesi durumunda uyumsuzluk yaşanabileceğinin hatırlatıldığını fakat davacının işin acele olduğu yönündeki talebi nedeniyle, kendileri tarafından gönderilen kapak numunelerine binaen siparişin onaylandığını ve üretime başladıklarını, davacının kendilerine kapak numunesi göndermediğini, davacıya gönderdikleri numune ile üretilen ürünün aynı olduğunu, siparişi kesinleşmeden davacıya gönderilen ürünlere ilişkin iptal talebinin kabul edildiğini, fakat üretim durduruluncaya kadar yapılan 110.000 kapak üretimine ilişkin 25.207,16-TL fatura kesildiğini, cari hesabın ödeme ile kapatıldığını, davacının kapak üretimi için kendilerine başvurduğunu, müvekkilinin üretmediği bir kapak üzerinden davalıyı aldatmasının söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2021/524 Esas ve 2022/1004 Karar sayılı kararında;"Uyuşmazlık; davacının, kapak sipariş ettiği şişelere ait numuneleri göndermeden davalıdan üretime geçmesini isteyip istemediği, davalının verilen siparişten farklı bir boyutta ayıplı kapak teslim edip etmediği, ayıplı ifanın söz konusu olması halinde avans olarak ödenen bedelin davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, sözleşmeden dönmenin mümkün olup olmadığı hususlarına ilişkindir. .....Somut olayda; davalının, davacıya kapak numuneleri gönderdiği, davacı tarafça davalıya kapak üretimi hususunda sipariş verildiği, sipariş onayının ise e-posta yolu ile 18 Mart 2020’de verildiği, 19-20 Mart tarihlerinde davalı tarafça şişe numunesinin kendilerine iletilmediği hususunun davacıya bildirildiği, davacının 23 Mart tarihinde 234.000 bin adet ürün için 03.04.2020 termin tarihi talep ettiği, davalının şişe numuneleri gelmeden üretime başladığı, 31.03.2020 tarihinde davalının, sipariş edilen kapakların ait olduğu şişe numunelerini kargo ile teslim ettiği, şişe ve kapak numunelerinin kontrol edilmesi ile üretilen kapaklarla istenen kapakların uyuşmadığının anlaşılması üzerine davalının üretimi durdurduğu anlaşılmıştır. Davacının, davalıdan kapak sipariş etmesine ve termin tarihini 03.04.2020 tarihi olarak talep etmesine rağmen ve davacı tarafça ikaz edilmesine rağmen şişe ve kapak numunelerini 31.03.2020 tarihinde davalıya ulaştırdığı, siparişin mevcut bir kapak modeli üzerinden verilerek, ücretininin ödenmiş ve siparişin kesinleştirilmiş olması ve termin tarihi taleplerinde davacının ısrarcı olduğu e-posta yazışmaları ile anlaşılmakla, davacı her ne kadar ... ile numuneleri ve şişeleri gönderdiğini iddia etse de, şişelerin hangi tarihte teslim edildiğinin açıkça tespitinin mümkün olmaması, davalıca 31.03.2020 öncesi şişe numunesi teslim alındığı hususunun inkar edilmesi kapsamında, davalının şişe numunelerini beklemeden üretime başladığı değerlendirilmiştir. Davacı, ayıp iddiasına dayanmakla, ürünlerin daha erken teslim edildiğine dair bir delil sunulmamış olmakla ürünlerin 07.04.2020 tarihinde teslim edildiği, aynı gün davacının ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin ihbarını davalıya ilettiği, bu halde ayıp ihbarının süresinde gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Davacı, ürünlerin ayıplı olduğunu iddia etmekle, ayıplı ürüne ilişkin seçimlik haklarına başvurabilmesi için söz konusu ayıbın kendi kusuru sonucunda ortaya çıkmamış olması gerekmektedir. Bu halde, davacının, davalının taleplerine rağmen şişe numunesini davalıya geç teslim ettiği, davacının termin tarihi talepleri kapsamında davacının sipariş verilen kapakları üretmeye şişe numuneleri gönderilmeden başladığı, ürünlerin şişeler ile uyumlu olmamasının, şişe numunelerinin geç teslim edilmesi ile siparişi kesinleştirerek, erken teslim talebi nedeniyle üretime başlanmasını talep etmesinden doğduğu ve söz konusu ayıbın davacı kusuru ile ortaya çıktığı değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, tanık beyanları, yazışmalar ile haklılıklarının ortada olduğunu, numuneler gelmeden üretime başlanmayacağının bir teamül olduğunu, teamülün aksini davalının ispatlaması gerektiğini, davacının numuneler gelmeden üretime başlayın şeklinde bir talimatı olmadığını, davalıya 2 kere numune gönderildiğini, mahkemenin 31/03/2020 teslim tarihli kargoyu baz alarak hatalı değerlendirme ile karar oluşturduğunu, davalı numuneler gelmeden üretime başlamışsa, sorumluluğunun kendisine ait olduğunu, ayıplı malların kendilerine 07/04/2020 tarihinde teslim edildiğini, yani üretimin her koşulda numunelerin kargo ile teslim tarihi olan 31/03/2020 tarihinden sonra yapıldığını;Dosyada davalı tanığı olan ...'in davacıya gönderdiği 15/04/2020 tarihli mailinde, "Öncelikle tüm yaşanan bu bilgi karışıklığına istinaden belirtmek isterim ki tarafınızdan önce beyaz bir şişe, ardından ise gönderilen 2 adet şişe numunesi tarafımızca teslim alınmıştır ve bu numuneler önce bana, benden de kalite departmanına iletilmiştir.... Şişelerin veya kargonun bize ulaşmadığı ile ilgili bir bilgi asla vermedik, yazılı olarak da sözlü olarak da bunu teyit etmekteyiz. ... Şişe numunesi gelmedi gibi bir bilgiyi asla vermedik, şişeler bizdedir..." diyerek numunelerin geldiğini belirttiğini, bu mailde açıkça davalı şirkete 2 kere numune gönderildiği ve numunelerin davalı tarafından teslim alındığının ispatlandığını, davacı tanığı ...'in Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/316 Talimat sayılı dosyasına verdiği beyanında; "......Plastik kapak üreticisidir, yurtdışından aldığı bir sipariş için kendisinde olmayan bir kapak temini hususunda ... Plastik ile anlaşmış, beden yol güzergahım olması sebebiyle yani Silivri'den ikametgahım Gebze'ye dönerken Topkapı'da bulunan ... Plastik'e numune şişe ve kapakları teslim etmemi istedi. Bu tarihleri tam hatırlamıyorum. Ancak başında da söylediğim gibi Covid-19 pandemisinin başlarıydı. ...Plastik'in bana vermiş olduğu numuneler yurtdışından gelen şişe ve kapaktı. Bunların üzerinde bir kod görmedim. ...'ten yalnızcaşişeye uygun kapak üretilmesi istendi. Ben yalnızca bu numuneleri teslim ettim...Ben numuneleri teslim ettikten sonra ...Plastik'in yetkilisi şişeye uygun kapak üretimine başlanmasına ilişkin ...'e talimat vermiştir...." hususlarını belirttiğini, bu tanık beyanında davalı firmaya yurtdışı siparişine konu olarak önce şişe kapak numunelerin, daha sonra da şişelerin teslim edildiğinin ispatlandığını;Yine 20/03/2020 tarihli mailde davalı firma çalışanı ve tanığı ...'in üretime numune geldiğinde başlayabileceklerini bildirdiğini, bu maile cevaben de ön ödeme ve numunelerin gönderileceğinin yine 20/03/2020 tarihinde davalı şirket çalışanına bildirildiğini, tüm bu mail yazışmalarında da, üretime başlamadan önce numune talep edildiği, davacı tarafından numune gönderileceğinin bildirildiği, numunelerin gönderildiği ve davalı tarafça teslim alındığının ispatlandığını, yine bilirkişi raporu ve tanık beyanları ile de teamülün numuneler geldikten sonra üretime başlanması şeklinde olduğunun ispatlandığını, tüm bunlara rağmen davacının numuneler gelmeden üretime başlanmasından sorumlu olduğuna karar vermenin haksız olduğunu;Dosya kapsamında, davalının "numuneler gelmeden siz üretime başlayın" şeklinde talimatlarının olduğu iddiasını destekler hiçbir delil olmadığını, Mahkeme kabulüne göre de 31/03/2020 tarihinden sonra ayıplı ürün üretildiğinin ortada olduğunu, İlk derece mahkemesi kararında numunelerin davalıya 31/03/2020 tarihinde teslim edildiğinin kabul edildiğini, bu kargonun tanık ... ile gönderilen numunelerden sonra, davalının hatalı üretim yapmamasını sağlamak amacıyla gönderildiğini, numunelere ilişkin kargonun davalıya 31/03/2020 tarihinde teslim edildikten sonra ürünlerin davacıya 07/04/2020 tarihinde teslim edildiğini ve aynı gün ayıp ihbarı ve iadesi sağlandığını;Davacıya teslim edilen ürünlerle ilgili ihtilaf konusu ürün adedinin 59.500 adet olduğunu, keza davalı firmanın 08/04/2020 tarihli iade faturasındaki 108.500 adet ürünün iadesini kabul ettiğini, ancak faturadaki 59.500 adet ürünün iadesini kabul etmediğini, davalının 07/04/2020 tarihine kadar iadesini kabul etmedikleri kapağa ilişkin yaptıkları 110.000 adet kapak üretim bedelini davacının gönderdiği avanstan keserek davacıya iade etmediğini, bu rakamın da dava konusu bedele karşılık geldiğini, davalı tanığı ...'in 16/11/2021 tarihli duruşmadaki beyanında, "tahminen bahsi geçen kapağın üç gün içerisinde 110 bin miktarda üretilmesi mümkündür" dediğini, görüleceği üzere dava konusu ayıplı ürünlerin zaten mahkemenin kabulü olan 31/03/2020 kargo teslim tarihinden sonra, 07/04/2020 ayıp ihbar tarihine kadar üretilen ürünler olduğunu, yani davalının 31/03/2020-07/04/2020 arasında ürettiği ürünlerin parasını davacıdan kestiğini, halbuki mahkeme kabulüne göre numunelerin davalıya 31/03/2020 tarihinde teslim edildiğinin ortada olduğunu, davalı tanığı beyanına göre bu sürede 110.000 adet kapak üretilebileceği de ortaya konduğuna göre tüm kapakların 31/03/2020 tarihinden sonra üretildiğinin alenen ortada olduğunu; Davalının 31/03/2020 kargo tesliminden evvel ürünler hazır gelin alın talimatı veya ürünleri teslime ilişkin bir hamlesi de olmadığına göre, ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davalının kargo teslim tarihinden evvel ürünleri ürettiğine dair dosyada delil olmadığını, İlk derece mahkemesinin davalının numuneler gelmeden üretime başladığını kabul ettiğini, ancak dosyada davalının numuneler gelmeden üretime başladığına dair hiçbir delil olmadığını, sadece davalı tanıklarından ...'in numuneler gelmeden 3 gün önce, ...'ın ise 1 hafta önce üretime başladıklarını beyan ettiklerini, birbiriyle çelişen ve yanlı olduğu aşikar tanık beyanlarına da itibar edilmesinin mümkün olmadığını, termin tarihlerine ilişkin mailleri, kapak numunesi gelmeden üretime başlayın şeklinde anlamanın Mahkemenin zorlayıcı bir yorumu olduğunu, keza bu maillerin hiçbir yerinde numuneyi göndeririz siz üretime başlayın şeklinde bir ibare olmadığını, termin tarihlerinin sorulması ve belirtilmesinin, davalının ne kadar sürede ürünleri üretebileceğinin tespiti amacıyla olduğunu, keza tarafların ilk kez çalıştığını, öte yandan termin tarihlerine dikkat edilecek olursa, tarihlerin hep 31/03/2020 kargo teslim tarihinden sonra olduğu, davalı tanığının 3 günde 110.000 kapak üretilir beyanıyla da uyumlu olduğunun görüldüğünü;Davacının "tüm sorumluluk benim, numuneler gelmeden üretime başlayın" şeklinde bir talimatı olmadığını, zaten böyle bir niyetleri olsa numuneyi göndermeye de gerek olmadığını, Mahkemece numuneler gelmeden üretime başlanmasını davacının sağladığı kabul edilmiş ise de, dosyada davalının en erken 31/03/2020 tarihinden evvel ürünleri ürettiğine dair bir veri olmadığını, aksine davalının, ürünleri 07/04/2020 tarihinde davacıya teslim ettiği, davalı tanığı da bu sürede 110.000 adet üretilebileceğini beyan ettiğine göre, tüm kapakların kargo tesliminden sonra ayıplı olarak üretildiğinin ortada olduğunu, bu durum açıkça ortada olmasına rağmen ayıplı ürün üretilmesine davacının sebebiyet verdiğini kabul etmenin hatalı olduğunu;Bilirkişi raporunda davalının ayıplı ürün ürettiğinin tespit edildiğini, tanık beyanlarına göre teamülün numunler geldikten sonra üretimin başlaması olduğunun belirtildiğini, teamülün aksini davalının ispatlaması gerektiğini, bilirkişi raporunda davacının siparişinden farklı olarak, numuneye aykırı, şişeye ağzı tam anlamıyla sarılamayan, sızdırmazlık özelliği olmayan, mandalı kapatıldıktan sonra kolaylıkla açılan, kapak kılavuzlarının geniş kaldığı kapak üretildiğinin tespit edildiğini, üstelik bu üretilen ürünlerin şişelere uymayacağının aşikar olduğunun da teknik anlamda izah edildiğini, kapak üreticisi olan davalı firmanın kapakların şişelere uymayacağını bile bile bu ürünleri üretip davacıya satmaya çalışması ve davacının gönderdiği avansı iade etmemesinin basiretli bir tacir davranışı olmadığını;Davalı tanıklarının beyanından teamülün numuneler geldikten sonra üretime geçilmesi olduğu, davacının da numuneleri davalıya gönderdiğinin anlaşıldığını, davalı tarafından numuneler gelmeden üretime başlayabilirsiniz şeklinde bir talimatı olmadığını, davacının gönderdiği avansı iade etmeyen davalının halen dahi iade edilen ürünleri elinde tutmasının da kötü niyetini gösterdiğini, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını, bilirkişi raporunda üretilen ürünlerdeki ayıbın açık ayıp olduğunun belirtildiğini, üretilen ürünlerin kendilerine 07/04/2021 tarihinde teslim edilir edilmez ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini ve dava dilekçesinde ek-6 olarak sunulan maillerin davalı tarafa gönderilerek ürünlerin iade edileceğinin belirtildiğini, keza ürünlerin davacı tarafından dava dilekçesine ek-7 olarak sunulan 08/04/2022 tarihli fatura ile davalıya iade edildiğini, davalı tarafından da bu faturada iade edilen ürünlerden 108.500 adedinin iadesinin kabul edildiğini, 59.500 adedinin ise iadesinin kabul edilmediğini, bu kapsamda da ayıp bildirimi ve iade sürecinin hızlıca ve süresinde yapıldığının ortada olduğunu beyanla Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/524 Esas 2022/1004 Karar sayılı 08/11/2022 tarihli kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, satım sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen avansın iadesi talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile kapak siparişi konusunda görüşme yaptıklarını ve davalıya şişe numunelerinin gönderildiğini, bu şişelere uygun kapak satın alınacağının bildirildiğini, davalının da şişeye uygun kapak numunelerini gönderdiğini, onaylanan kapak ile şişenin kargo ile davalıya gönderildiğini, üretilecek kapak konusunda anlaşmaya varıldığını ve avans ödemesi yapıldığını, davalının termin sürelerine uymadığını ve sipariş edilen kapaktan farklı kapakları 07/04/2021 tarihinde teslim ettiğini, davalının hatalı ürünlerine ilişkin 08/04/2021 tarihinde iade faturası kesildiğini ve ödemenin iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından siparişin iptal edildiği tarihe kadar üretilen kapak bedellerinin iade edilmediğini, 110.000 adet kapak bedeli için fatura düzenlediğini ve ödenen avanstan mahsup edildiğini, davalının ürettiği kapakların ayıplı olduğunu ve bedelin tamamının iadesinin gerektiğini beyanla 25.207,16 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıya kapak tekliflerinin ve numunelerinin gönderildiğini, teklif ve numuneler üzerine davacının her iki modelden 500.000 adet sipariş verdiğini, davacının siparişi onayladığını ve şişe numunelerini göndermeden üretime başlanmayacağı söylenmesine rağmen, aceleci davranarak bir an önce siparişe başlanmasını talep ettiğini, üretilen kapakların davacıya gönderildiğini, davacı tarafından numune ile gönderilen kapakların uyumsuz olduğundan bahisle iade faturası düzenlediğini, davacıya gönderilen numune ile üretilen kapakların aynı olduğunu, davacının daha sonra resim olarak gönderdiği numunenin kendilerine ait olmadığını, davacının siparişini onayladığı kapak bedellerinden sorumlu olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda satılanda bulunan ayıp, açık ayıp niteliğinde ise alıcının teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde satıcıya bildirimde bulunması gereklidir. Aynı Kanun'un 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkı olduğu hüküm altına alınmıştır.Dosya kapsamından; taraflar arasında TBK'nın 247. maddesinde düzenlenen numune üzerine satış ilişkisinin kurulduğu, davacı tarafından davalıya kapak siparişi verildiği ve avans ödemesi yapıldığı ancak davalının teslim ettiği kapakların, numuneye uygun olmaması sebebiyle açık ayıp nedeniyle sözleşmeden dönüldüğü, ödenen avansın iadesinin talep edildiği, Mahkemece; davacının sipariş onayını 18/03/2020 tarihinde verdiği, davalının 19-20/03/2020 tarihlerinde davacıdan şişe numunelerini istediği, 31/03/2020 tarihinde davacının şişe numunelerinin davalıya ulaştığı ancak davalının bu tarihten önce üretime başladığı, davacının erken tarihte üretim yapılmasını istediği ve davalının uyarısına rağmen şişe numunelerini göndermeden siparişi kesinleştirdiği, ... tarafından hangi tarihte davalıya şişe numunesinin götürüldüğünün belirsiz olması sebebiyle davacının söz konusu ayıba kendi kusuru ile sebep olduğu gerekçesi davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla birlikte; Mahkemece gerekçeli kararda kabul edildiği üzere; dava konusu kapakların davacıya 07/04/2020 tarihinde teslim edildiği, davacının aynı gün kapakların numuneye uygun olmadığını bildirdiği, ayıp ihbarında bulunarak bedel iadesi talep ettiği, yani sözleşmeden dönme yönünde seçimlik hakkını kullandığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarının, davalının sipariş formu ile başladığı ancak her iki tarafın beyanlarından görüşmelere bundan önce başlandığının sabit olduğu, taraflar arasındaki görüşmelerin yalnızca mail yolu ile değil telefon ile de yapıldığı, gerek davacı tanıklarının beyanları, gerekse davalı şirket müşteri temsilcisi ...'in 15/04/2020 tarihinde davacı tarafa gönderdiği mailden davacının, davalıya öncelikle ... ile beyaz şişe numunesini gönderdiği, davalının da aynı kişi ile davacıya kapak numunesi gönderdiği, bunun üzerine siparişin verildiği, davacının ayrıca şişe numunelerini kargo ile de davalıya gönderdiği, kargo ile gönderilen şişe numunelerinin davalıya 31/03/2020 tarihinde ulaştığı, davalı tanıklarının, şişe numunelerinin kendilerine geldiği tarih konusunda çelişkili beyanlarının olduğu, yine her ne kadar davalı taraf davacıya kapak numunesinin gönderildiğini beyan etmiş ve davalı tanıkları da bunu teyit etmiş ise de, kapak numunesinin ne şekilde gönderildiğinin açıklanmadığı, bu itibarla davacı tarafın numune kapağın ... tarafından kendilerine getirildiğine dair iddiasına itibar edilmesi gerektiği, taraflar arasında geçen mail yazışmalarında davacının, numune gönderilmeksizin üretime başlanması konusunda bir talimatının olmadığı, davalı tanığının 110.000 adet kapak üretiminin 3 gün içerisinde tamamlanabileceğini beyan ettiği, davalının kapakları 07/04/2020 tarihinde teslim ettiği sabit iken ve dosyada davalının 31/03/2020 tarihinde şişe numunelerinin gelmesinden önce üretime başladığına dair bir delil olmamasına rağmen, Mahkemece aksinin kabul edilmesi ve yine bu tarihten önce taraflar arasında şişe ve kapak numunelerinin gönderilmesi suretiyle siparişin kesinleştirildiği açık olmasına rağmen, davacının numune şişeyi göndermeden siparişini kesinleştirdiği ve ayıplı üretime kendi kusuru ile sebep olduğuna yönelik kabulü dosya kapsamına aykırı olmuştur. Davalı taraf, üretilen kapakların ayıplı olduğunu kabul ederek üretimi durdurmuş, yani ayıbı kabul etmiş, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda kapakların ayıplı olduğu tespit edilmiş ve açık ayıp davalıya süresi içerisinde ihbar edilmiş olduğundan, Mahkemece, davacının sözleşmeden dönmekte haklı olduğu kabul edilerek ve davacı tarafça dava dilekçesinde işleyecek faiz yönünden bir talepte bulunulmadığı da gözetilerek, davanın kabulü ile TBK'nın 229. maddesi gereği ödenen avansın iadesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2021/524 Esas 2022/1004 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-DAVANIN KABULÜ ile 25.207,16 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 1.721,90 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 430,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.291,42 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 430,48 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 489,78 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 436,60 TL tebligat/posta gideri ve 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 2.436,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 25.207,16 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 101,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 602,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.