İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin kontak lenslerin perakende satışını yaptığını, davalının ise kendi ürettiği kontak lens ve solüsyonlarını ithal eden yabancı sermaye ortaklığı olduğunu, müvekkilinin bu firmanın en büyük alıcısı olarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2372 KARAR NO : 2025/1914 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI : 2018/189 Esas 2022/88 Karar DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 14/02/2018 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin kontak lenslerin perakende satışını yaptığını, davalının ise kendi ürettiği kontak lens ve solüsyonlarını ithal eden yabancı sermaye ortaklığı olduğunu, müvekkilinin bu firmanın en büyük alıcısı olarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalıya 12 yıldır sektörün en büyük lens deposu olarak hizmet veren müvekkilinin büyük hacimli alımları karşılığında aynı zamanda davalıdan pazarlama desteği aldığını, böylelikle davalının ürünlerinin bilinirliğini arttığını, sektörde daha fazla satış imkanı sağladığını, davalı tarafından 2016, 2017 ve daha öncesi yıllarda belirli baremler dahilinde sağlanan pazarlama desteğinin 11/01/2018 tarihinde gönderilen e-posta ile sonlandırıldığını, davalının teamül haline gelen bu uygulamayı tek taraflı olarak sonlandırması nedeniyle iki şirket arasındaki alım-satım oranlarının, müvekkilinin sipariş hacminin büyük oranda azaldığını, tek taraflı kaldırılan pazarlama desteğine ilişkin yeni uygulamanın genel işlem koşulları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek müvekkil şirketin uğradığı zararın tazmini amacıyla şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın 30.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin davacıya ürettiği ve ithal ettiği “Alcon” ürünlerini sattığını, bedelini sonradan tahsil ettiğini, müvekkilinin davacıya bu şekilde vadeli ürün satışı yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bundan ibaret olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme akdedilmediğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının kendi nam ve hesabına davalının ürettiği ürünleri satın alıp Türkiye'de pazarladığı, davalı tarafın bunun karşılığında davacının toplam alımları üzerinden dönemsel olarak hesaplanan ve ödenen bir pazarlama desteğini davacıya verdiği, davacının davalıya reklam katkı payı için 11.02.2015 tarihinde ilk faturayı fatura kestiği, 2018 yılı başına kadar toplam 11 adet ve toplamda 1.642.817,51-TL tutarında “Reklam katkı payı” açıklamalı fatura düzenlediği, davalı tarafından bu faturalara itiraz edilmediği, taraflar arasında uzun zamandan beri itirazsız ve ihtilafsız olarak ödenen reklam katkı payının teamül halini aldığı, taraflar arasındaki sözleşme fesih edilmedikçe veya davalı tarafın önerisi davacı şirketçe kabul edilip sözleşme şartları değiştirilmedikçe davalının reklam katkı payı ödemekle yükümlü olduğu, 23.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ticari ilişkinin 18/01/2018 tarihli e-posta ile feshedildiği belirtilmiş ise de söz konusu e-posta içeriğinde ticari ilişkinin feshedildiğine dair bir ifadenin olmadığı, pazarlama desteği verilmeyeceğinin belirtildiği, ticari ilişkiye pazarlama desteği verilmeksizin devam edilmek istendiği, davacı tarafça ödenmeyen tüm reklam katkı payının hesaplanması talep edilmiş ise de dava tarihine kadar olan dönem için pazarlama desteğinin istenebileceği, dava tarihinden sonraki dönem için pazarlama desteği istenmesinin ayrı bir davanın konusu olabileceği, bilirkişi raporu ile pazarlama desteğinden yoksun kalınan tarihten dava tarihine kadar davacının talep edebileceği reklam katkı payı ödemesinin 304,50-TL olduğu, davalının 09/02/2018 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 304,50-TL'nin 09/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; dosyadaki bilirkişi raporlarının hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporlarının 29/03/2021 tarihli itiraz dilekçesindeki hususlar dikkate alınmaksızın düzenlendiğini, diğer taraftan davanın 3 aylık makul ihbar süresi için kabulü gerektiğini, taraflar arasındaki şifahi bir sözleşme ve sürekli borç ilişkisi bulunduğunu, 18/01/2018 tarihinde ihbar süresi verilmeksizin sözleşmenin aniden feshinin haksız olduğunu, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tüm zararın tazmini gerektiğini, mahkemenin 18/01/2018 tarihli e-postanın fesih iradesi taşımadığı yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, bahsi geçen e-postanın fesih niteliğinde olduğunu, reklam katkı bedellerinin 3'er aylık olarak ödendiğini, teamülleşen reklam katkı payı ödemelerinin sürekli sözleşme edimi niteliğinde olduğunu, bu nedenle sözleşmenin sonra erdirilmesi sırasında belli şekil ve süre şartlarına uyulması gerektiğini, davalının fesih için hiç bir süre tanımadığını, katkı payı ödemeyeceği yönündeki açıklamasının fesih niteliğinde olduğunu, 3 aylık makul ihbar süresi yönünden de davanın kabulü gerektiğini,müvekkilinin başkaca yoksun kalınan kârı oluşmadığına yönelik tespitlerin hatalı olduğunu, 11/04/2018 tarihinden sonrasını da kapsayacak şekilde hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda 2018 yılı itibariyle ürün alımında ve kâr miktarların ciddi azalma olduğunun tespit edildiğini, haksız rekabete ilişkin incelemenin ise uzman bilirkişi tarafından yapılmadığını, hukuki uyuşmazlık aydınlatılmadan karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; taraflar arasında pazarlama desteğini teamül haline getiren bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ani edimli satış sözleşmelerinin kurulması ile yürüdüğünü, bu kapsamda müvekkilinin hiç bir şekilde davacıya pazarlama desteği vermekle yükümlü olmadığını, mahkemenin aksi yöndeki tespitinin hatalı olduğunu, taraflar arasında sürekli bir borç ilişkisi bulunmadığını, 2015, 2016, 2017 yıllarında satışların artmasını teşvik etmek üzere özünde ürün fiyatlarında iskonto işlevi de gören ödemeler yapıldığını, müvekkilinin davacıya tazminat ödemesini gerektirecek bir sözleşme ihlali ya da borca aykırı davranışı bulunmadığını, önceki ödemelerin 2017 ve öncesi yıllara ilişkin sözleşmeler için kararlaştırıldığını, 2018 yılı için böyle bir ödeme yapılmayacağının henüz satış sözleşmeleri kurulmadan en başından davacıya bildirildiğini, davacının bu tarihten sonraki alımlarını pazarlama desteği ödenmeyeceğini bilerek yaptığını, davacının 2018 yılında herhangi bir tanıtım ya da pazarlama faaliyet yürütmemesi nedeniyle bir zarara da uğramadığını, bu nedenle davanın tümden reddi gerektiğini, ayrıca davacının belli bir alım kotasını doldurması halinde desteğe hak kazandığını, bu döneme ilişkin davacının zaten destek kazanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, pazarlama desteğinin tek taraflı olarak kaldırılması nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalının üreticisi ve ithalatçısı olduğu ürünlerin davacı tarafından satın alınarak Türkiye'de satışının yapıldığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davalı tarafından davacıya pazarlama desteği olarak 2015, 2016, 2017 yıllarında dönemsel olarak reklam katkı payı adı altında ödemeler yapıldığı, davalı tarafça 11/01/2018 tarihli e-posta ile pazarlama desteği uygulamasına tek taraflı olarak son verildiği hususları ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, taraflar arasında pazarlama desteği kapsamında ödenen reklam katkı payı ödemelerinin teamül haline gelip gelmediği, davalının pazarlama desteğine tek taraflı olarak son vermesinin taraflar arasındaki ticari ilişkiye aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki ticari ilişkinin nitelemesinin yapılması gerekmektedir. Davacı, davalının üretici veya ithalatçısı olduğu lens ürünlerini satın alarak Türkiye'de satışını yapmaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişki 2006 yılına dayanmakta ise de alım satım ilişkisinin koşullarının düzenlendiği çerçeve sözleşme niteliğinde bir sözleşme ibraz edilmemiştir. TTK'nın 89. vd maddelerinde düzenlenen koşullar bulunmadığından taraflar arasındaki ticari ilişki cari hesap olarak değil açık hesap ilişkisi olarak yürümektedir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının reklam katkı payı ile ilgili olarak ilk defa 11.02.2015 tarihinde fatura kestiği, 2018 yılı başına kadar toplam 11 adet ve toplamda 1.642.817,51 TL tutarında “Reklam katkı payı” açıklamalı fatura düzenlendiği, davalının bu faturalarını defterlerine işleyerek 2015, 2016 ve 2017 yıllarında reklam katkı payı ödemesi yaptığı tespit edilmiştir.Taraflar arasında bayilik veya tek satıcılık gibi süreklilik ve bağımlılık unsuru öne çıkan bir ilişki bulunmadığı gibi münhasırlık, alım ya da satım taahhüdü, rekabet etmeme gibi yükümlülükler öngörülmemiştir. Pazarlama desteği uygulamasının teamül olarak kabul edilip sözleşme hükmü haline geldiği ileri sürülmüş ise de yukarı da belirtildiği üzere taraflar arasında sürekli edim yükü doğuran bir çerçeve sözleşme akdedilmemiştir. Davacının davalıdan mal almamasının ya da davalının davacıya mal satmamasının sözleşmesel anlamda bir yaptırımı bulunmamaktadır. Bu durumda 2015-2017 yılları için reklam katkı payı ödenmiş olmasının davacının bundan sonrası için de ödenmesi gerektiği yönündeki beklentisine davalının uymasını gerektirir akdi koşullar oluşmadığı açıktır. Davalının açık bir taahhüdü bulunmadığından, dönemin değişen ekonomik koşullarına göre satış politikasının ve şartlarının yeniden belirlenmesinin dürüstlük kuralına aykırılığından dolayısıyla haksız rekabetten söz edilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddi gerekirken, aksi yönde kabul ile davanın kısmen kabulü doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2022 Tarih 2018/189 Esas 2022/88 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 170,78-TL nin mahsubu ile kalan 444,62-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 10.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 172-TL harcın mahsubu ile kalan 443,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yatırılan 175-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 135,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025