11. Hukuk Dairesi 2010/7169 E. , 2010/6699 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.12.2007 tarih ve 2006/429-2007/475 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra…
**11. Hukuk Dairesi 2010/7169 E. , 2010/6699 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.12.2007 tarih ve 2006/429-2007/475 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulunun 07.07.1992 tarih 92/18 sayılı kararı ile davalı Meysu Meyvesuyu ve Gıda San. A.Ş.nin Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığına ait % 96,15 oranındaki hisselerini blok olarak ..., ..., ...ve ... ile birlikte satın aldığını, satış sözleşmesinin 16.07.1992 tarihinde imzalandığını, hisse senetlerinin 23.07.1992 tarihinde teslim edildriğini ancak sürecin devamında şirketten nemalanan bir kısım kötü niyetli ortaklar tarafından kanunda aranan süreler de ihlal edilmek suretiyle 29.07.1992 tarihinde genel kurul toplantısı yaparak KOİ' ye bilgi verilmesi ve izin alınması gerekir iken bu usule de uyulmayarak, hisse teslimi 23.07.1992 iken 29.07.1992 tarihinde genel kurul toplantısı yapılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle de genel kurulda alınan kararların ve hisse artırımlarının yok hükmünde olduğunu,yönetim kurulunun yapılacak ihaleden önce şirketi ele geçirme saiki ile kötü niyetle satış yaparak % 96,15 oranındaki blok hissenin karşılıksız bırakılarak şirketi ele geçirmenin amaçlandığını, genel kurul toplantısının, gazete ilanının sermaye artırımı izinlerinin özelleştirme öncesi tarihlere ait olduğunu, bu nedenle genel kurula çağrı süresinin ilan ve toplantı süresinin bu durumda tamamen geçersiz olduğunu, Sanayi ve Ticaret Müdürlüğünden verilen izin belgesinin de amortismana tabi varlıkların değer artış fonunun sermayeye ilavesi izni olduğunu, nakit sermaye artışı izni verme yetkisinin İç Ticaret Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, şirkette yabancı sermaye de olduğu için nakit sermaye artışı için yabancı Sermaye Daire Başkanlığının da izni gerektiğini, bu izinlerin alınmamış olması nedeniyle yapılan sermaye artışının da yasal olmadığını, Ortaklar Genel Kurul hazır bulunanlar listesi incelendiğinde, ... ... kendisi adına asaleten, ortaklar ..., ... ve ... adına vekaleten oy kullanıldığını, oysa müvekkili ... tarafından bu şahsa verilmiş bir vekalet olmadığını, hükümet komserinin vekaletnameleri inceleyip incelendi şerhi vermesi ve divana sunmasının zorunlu olduğunu, vekaletlerin olmaması karşısında toplantı yeter msayısının mevcut olmadığını, bu nedenle de sermaye artırımı için aranan nitelikli çoğunluğun mevcut olmadığını, bu husus bile genel kurulun yoklukla malul olduğunu gösterdiğini, ... toplantı tarihinde muhasebe müdürü olmasına rağmen denetim ve yönetim kuruluna seçildiğini, ... toplantıda vekaleten temsil edilmesine rağmen divan başkanı olarak toplantı tutanağına imza attığını, ... istifa etmesine rağmen genel kurula katıldığını, KOİ'nin satış sözleşmesinin 3 ve 4. maddesinde 3. şahıslara hisse devrinin yasaklanmasına rağmen 3. şahıslara hisse devri yapıldığını ve yönetime seçildiklerini ileri sürerek, 29.07.1992 tarihli olağanüstü genel kurulun ve bu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, iflas masasının, müflis şirketin iflastan sonraki tasfiyeye ilişkin işlemlerini yapmakla görevli ve yetkili olduğunu, iflas masasının hukuki statüsü görev ve yetkileri İİK. da belirlenmiş olup, mevcut davanın iflastan önceki zamana ilişkin hukuki ihtilaf olduğunu, iflas masasının davalı yönünden husumet ehliyetinin olmadığını, öncelikle davanın davalı husumeti yokluğu yönünden reddi gerektiğini, davacı ...' nın hissenin mevcut olmadığına dair hüküm tesis edilmiş olduğunu bu hükmün temyiz edilmeyerek kesinleşmiştiğini, bu nedenle ...' nın davacı sıfatının olmadığını, ayrıca genel kurul tarihinin 29.07.1992 tarihi olup zaman aşımının da söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK.nun 536/Son maddesi yollamasıyla TTK.nun 381.maddesine göre açılacak iptal davasının aksine, kararların hükümsüz olduğunun tesbiti davasının 3 aylık dava açma süresine tabi olmadığı, Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1993/793 Esas 1997/321 karar sayılı ilamında davacı ...' nın hissesinin mevcut olmadığına karar verildiği, bu kararın da kesinleştiği, bu nedenle davacının, davalı şirketin 29/07/1992 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve genel kurulda alınan kararların yoklukla malül olduğunun tesbitini ve tüm sonuçlar ve alınan kararlar ile birlikte iptalini talep etmekte hukuki yararının olmadığı, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile mahkemece hükme esas alınan Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ve kesinleşmiş bulunan 1993/793 Esas - 1997/321 Karar sayılı davada işbu davanın davacısı olan ...’nın dahili davalı olduğu, her ne kadar usul hukukunda dahili dava diye bir müessese bulunmamakta ise de anılan mahkemece verilen hükmün tebliğ edilmesine rağmen dahili davalı ...’nın hükmü temyiz etmediği, bu şekilde husumeti benimsemiş bulunduğu, bu durumda sözkonusu kararın ... için de bağlayıcı olduğu, buna göre mahkemece davacının dahili davalı olarak yer aldığı yargılamada verilen hükmün esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03.15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.