6. Ceza Dairesi 2023/1585 E. , 2025/443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2133 E., 2022/2127 K. SUÇ : İşyerinde silahla yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir
**6. Ceza Dairesi 2023/1585 E. , 2025/443 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2133 E., 2022/2127 K. SUÇ : İşyerinde silahla yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/70 Esas, 2021/96 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a,d, 35, 58 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 33 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/2133 Esas, 2022/2127 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak somut bir delil bulunmadığı, yerel mahkeme ve İstinaf dairesinin kararlarının yeterli gerekçeye dayanmadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut bir delil bulunmadığı, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesi gereği cezasından indirim yapılması gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiği, sanığa verilen cezaya yetersiz gerekçe ile teşdit uygulandığı, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim yapılırken alt hadden indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğu, fazla ceza verildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosya içeriğine göre; sanığın eylemini, hakkında çocuk mahkemesinde dava açılan ... ile birlikte gerçekleştirdiğinin olay anına ilişkin kamera görüntüleri, tanık anlatımları, olay tutanağı ve mağdur ...'nun beyanlarıyla sabit olmasına rağmen, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,d bentleri yanında aynı Kanun'un 149/1-c bendi uyarınca da cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararında, sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289/1. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.01.2025 tarihinde karar verildi. (Muhalif) K A R Ş I O Y Olay günü, sanık ...'nın sanığın yeğeni olan ve dosyası yaş küçüklüğü nedeniyle ayrı görülen ancak dosyada tanık olarak beyanı alınan ... ile birlikte mağdur ...'in işyerine gittikleri, işyerinde çalışan ve mağdur ...'in üvey kardeşi olan mağdur ...'yu av tüfeğiyle tehdit ederek ve sopa kullanarak darp ettikleri, sanık ... ile ...'ın mağdur ...'dan ...'ın babası olan ...'ın mağdur ...'e borca karşılık teminat olarak verdiği ve borç ödenip iki defa görüşülüp talepte bulunulmasına rağmen devrinin yapılmadığını iddia ettikleri işyerinin devrini talep ettikleri, ayrıca mağdur ...ya hitaben "Seni ve kardeşini öldüreceğiz, buraya sizi öldürmeye geldik, ikiniz de bu işyerinden sağ çıkamayacaksınız, 200.000,00 TL para vereceksiniz, gerçi bu parayı verseniz de vermeseniz de sizi öldüreceğiz" şeklinde söz sarf ettikleri, daha sonra mağdur ...'nun telefonla haber vermesi üzerine mağdur ...'in ilk önce polisi arayıp yardım istediği ve daha sonra olay yerine geldiği, geldiğinde polislerin işyeri dışında beklemekte oldukları, mağdur ...'in işyerine girmek istediği sırada sanık ...'nın silahla mağdur ...'in üzerine doğru hareket ettiği sırada ayağının kayıp yere düştüğü, mağdur ...'in sanık ...'nın üzerine atladığı, mağdur ... ile ...'ın da katılımıyla tarafların bir süre yerde boğuştukları, devamında sanık ...'nın tekrar silahın hakimiyeti sağlayıp mağdur ...'e doğrulttuğu ve mağdur ...'e ateş ederek mağdur ...'i basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde ayağından yaraladığı ve sanığın silahı kolluk görevlilerine kendisinin teslim ettiği şeklinde gelişen olayda, uyuşmazlık sanığın hukuki alacağın tahsili amacıyla hareket edip etmediği noktasındadır. Her ne kadar mağdur ... ve ... kovuşturma aşamasındaki beyanlarında "...sanık ile herhangi bir alacak verecek meselem yoktur, benim ona bir borcum bulunmamaktadır." şeklinde beyanda bulunmuşlar ise de, sanık ...'nın aşamalarda eniştesi olan ...'ın mağdurlardan alacaklı olduğunu iddia ettiği, tanık ...'ın da aşamalarda babası ...'ın mağdurlardan alacaklı olduğunu beyan ettiği, hazırlık aşamasında ifadesine başvurulan ...'ın ise "...'te bulunan ... isimli işyeri sahibiyle alacak verecek olayımız vardır ancak bunlar konuşularak halledilecek olaylardır. ... oğlumdur, ... yakınımdır. Benim Eskişehir'de olmadığım bir günde çocukca ve fevri davranarak benim alacak verecek sorunum olan ... Medikal işyerine gitmişler" şeklinde beyanda bulunarak mağdurlar ile hukuki bir ilişkiden kaynaklı alacak verecek ilişkisini olduğunu beyan ettiği, her ne kadar mağdurlar sanık ... ile alacak verecek meselelerinin olmadığını beyan etmişler ise de mağdur ...'in cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesinde "...'nın babası ...'ı tanırım. Ticari alışverişimiz vardı. Kendisine mal satmıştık. Kardeşim ...'ya onlardan dükkan almıştık. ...'dan alacağımız vardı icraya vermiştik. Alacağımızı tahsis etmiştik." şeklinde beyanda bulunarak ...'ın babası ... ile ticari alışverişi olduğunu kabul ettiği, yine mağdur ...'in cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesinde "Olaydan bir sene önce bizim bu dükkanımıza ..., ... ve tanımadığım bir erkek şahıs üçü birlikte geldiler. Bizim ...'dan aldığımız dükkanı devir etmemizi istediler. Mülk sahibi kardeşim ... olup, biz bu teklifi kabul etmemiştik." şeklinde beyanda bulunarak sanık ...'nın borca karşılık teminat olarak verilen ve borç ödenmesine rağmen mağdurların devrini yapmadıklarını iddia ettiği işyerinin devrini talep ettikleri yönündeki iddiasını dolaylı olarak doğruladığı, mağdur ...'nun asliye ceza mahkemesinde "....işyerinin ağabeyi mağdur ...'e ait olduğunu ve kendisinin ...'in yanında çalıştığını" beyan ettiği anlaşılmakla; sanık ...'nın eniştesi olan ... ile mağdurlar arasında hukuki bir ilişkinin olduğu konusunda bir tereddüt bulunamamaktadır. Mağdurlar borçlarının olmadığını iddia ederken sanık ... ve tanık ... mağdurların ...'ın babası ...'a borcu olduğunu iddia etmektedir. Mağdur ...'in sanığın eniştesi olan ... ile hukuki ilişkisini olduğunu kabul etmesi nedeniyle bu ilişkiden dolayı ...'ın alacaklı olup olmadığı konusunda mutlak bir ispatın varlığına gerek olmadığı, başka bir deyişle sanığın mağdur tarafça kabul edilen hukuki bir ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu ispata zorlanamayacağı, sanık ...'nın eniştesine yanındaki ...'nın ise babasına ait olan alacağın tahsili ve amacı saikiyle bu eylemlerini gerçekleştirdikleri, bu saiklerinden dolayı bu yüzden olay yerinden kaçmayıp mağdur ...'i de olay yerine çağırttıkları, kolluğun gelmesine rağmen eylemlerini sürdürdükleri, Dairemizin istikrar bulan uygulamalarında da alacaklının yakın akrabalarının, ortağının ve yakın arkadaşlarının eylemlerinin de 5237 sayılı Kanun'un 150/1 maddesi kapsamında kaldığının kabul edildiği, anılan nedenlerle dosyamızda sanığın alacağın tahsili subjektif saiki dışında yağma kastıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, Yukarıdaki değerlendirmeler sonucunda; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 150/1 maddesi delaletiyle tehdit yaralama suçlarından cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasında isabetsizlik bulunduğundan hukuka aykırı görüldüğünden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.