11. Hukuk Dairesi 2016/9546 E. , 2018/2903 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2016 tarih ve 2014/1736-2016/102 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.04.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğ
**11. Hukuk Dairesi 2016/9546 E. , 2018/2903 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2016 tarih ve 2014/1736-2016/102 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.04.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin müvekkili ile davalıların murisi ...tarafından kurulduğunu, ...'ın da hissedar gösterildiğini, şirketin idaresinin ...'a verildiğini, adı geçenin kötü niyet, hile ve desiselerle müvekkiline bir takım belgeler imzalattığını, müvekkilinin ev hanımı olup, belge içeriklerinden haberdar olmadığını, şirketin sermaye arttırım kararları aldığını, ...'ın 03.02.2014 tarihinde vefatının ardından hissesinin mirasçıları olan diğer davalılar adına pay defterine işlendiğini, yapılan genel kurullarla sermayenin arttırılması suretiyle müvekkilinin hisselerinin küçültüldüğünü, alınan genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunu ileri sürerek, 1.06.1999, 28.05.2002, 04.06.2003, 25.06.2014 tarihli genel kurullarda kötüniyet ve hile ile şirket hissedar yapısını bozacak şekilde alınmış olan kararların batıl olması gözetilerek iptalini ve şirketin hisse durumunun ilk kuruluşundaki hali ile geçerli bulunduğunun tespitini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davanın hukuki sebebini hileye dayandırmak sureti ile ıslah ettiklerini beyan etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının geçerli bir genel kurul toplantısı olmadığını, karar yeter sayısının bulunmadığını, toplantı yapılmadığını ve kendisine bilgi verilmediğini, çağrı yapılmadığını ileri sürmüş ise de, dava konusu 01.06.1999, 28.05.2002 ve 04.06.2003 tarihli genel kurullarda sermaye arttırımına ilişkin kararların alındığı, toplantı tutanaklarında davacının imzasının bulunduğu, dolayısıyla bu genel kurul kararlarına bizzat katıldığı, herhangi bir vekille temsil edilmediği ve genel kurul tutanağındaki imzaların da inkar edilmemesi karşısında davacının bu yöndeki iddiasına itibaredilmesinin mümkün görülmediği, her ne kadar bir kısım evraklar içerisinde genel kurul kararlarının davalı şirket müdürü tarafından imzalatıldığı belirtilmiş ise de, bu iddiayı ispata yarar herhangi bir delilin sunulmadığı, davacının sadece yaşlı bir ev hanımı olduğu ve alınan kararların içeriğini bilmediği iddiasının da davacının şirketin ortağı olması, davanın niteliği nazara alındığından dinlenemeyeceği, 01.06.1999, 28.05.2002 ve 04.06.2003 tarihli genel kurul kararlarının sermaye arttırımına ilişkin olup, kararların alınmasında yasada emredici nitelikte öngörülen şekli koşullarının yerine getirildiği, kararların iptalinin istenebileceği ancak sermaye arttırımının şirket işlerinde olağan ve kanunla izin verilen bir işlem olduğu nazara alındığında pay sahibinin katılamayacak olsa dahi sermaye arttırımına tahammül göstermek zorunda olduğu, nitekim esas sermayenin mevcut miktarının pay sahibi yönünden müktesep hak teşkil etmeyeceği, buna göre pay sahibinin sermaye arttımıyla paylarının gerçek değerinin azalacağından hareketle sermaye arttırımının yapılmasına engel olamayacağı ancak, şirketin de pay sahiplerinden bir kısmına zarar vermek amacıyla sermaye arttırımında bulunmasının mümkün olmadığı, aksi halde hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında afaki iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle bu kararın iptalinin mümkün bulunduğu açıksa da davacının, davalı şirket tarafından alınan sermaye arttırım kararlarının davacının pay oranını düşürmek amacıyla yapıldığı iddiasını da kanıtlayamadığı, kaldı ki bu iddianın butlan değil, iptal hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, iptal davası açmak için gerekli olan şekil şartına uyulmadığı ve sürenin de geçirildiği, 25.06.2014 tarihli genel kurul kararında ise, vefat eden ...'ın mirasçıları olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... adına veraset belgesindeki payları oranında hisselerin pay defterine kaydına ve bu doğrultuda yeni hissedarlık durumunun hangi şekilde olduğunun ve şirket ortaklarından ..., ..., ... ve ...'ın 10 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduklarına ilişkin kararların alındığı, kararın toplantı ve karar nisabının yasaya uygun olduğu, işbu genel kurula ilişkin gündemin ve genel kurulun yapılacağı tarihin ticaret sicilin 03.06.2014 tarihli gazetesinde ilan edildiği ve davacıya da 12.05.2014 tarihinde bildirildiği, bu belgede imzasının bulunduğu, genel kurula çağrının yasaya uygun olduğu, davacının genel kurula katılmamasının alınan kararların içeriği ve niteliği gözönüne alındığında toplantı ve karar nisabı bakımından sonuca bir etkisinin olmadığı, davanın şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup, davalı gerçek kişilere husumet düşmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise, husumetten reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davalı vekilinin ücret-i vekalete yönelik katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T.’nin 3/2 maddesinde '' Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur'' düzenlemesi bulunduğundan, hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişiler yararına ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinde yer alan “ Davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine'' ibarelerinin çıkartılması ile yerine '' Karar tarihinde yürürlükte bulunun ...Ü.T uyarınca kendisini vekil ile temsil ettiren davalı şirket yararına 1.800,00 TL, diğer davalı gerçek kişiler yararına 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı şirket ve diğer davalı gerçek kişilere verilmesine'' ibareleri yazılmak sureti ile kararın davalılar yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 19/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.