11. Hukuk Dairesi 2011/3004 E. , 2012/11490 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2010 tarih ve 2009/381-2010/871 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2011/3004 E. , 2012/11490 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2010 tarih ve 2009/381-2010/871 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin bireysel emeklilik sigortası müşterilerinden davalı tarafından tahsil edilen paraların müvekkili hesabına yatırılmadığını ileri sürerek, 3.250,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı tarafından zimmete geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir. HUMK.nun 163. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli yenileme tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen ara kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait muavin defter kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir. Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.