11. Hukuk Dairesi 2008/9693 E. , 2010/3944 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.01.2008 tarih ve 2007/31-2008/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldı…
**11. Hukuk Dairesi 2008/9693 E. , 2010/3944 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.01.2008 tarih ve 2007/31-2008/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının Almanya’da ürettiği ve AB mevzuatına göre kategorisi “Anasonla Aromalandırılmış Distile Alkollü İçkiler / Anis” olan ürününü 1976 yılında Almanya’da, 1996 yılında Türkiye’de tescil ettirdiği “ASLAN SÜTÜ” markası ile ithal etmek istediğini, Anis’in üretiminde kullanılan alkolün anasonun kökeni ve üretim prosesi itibariyle rakı ile farklılık gösterdiğini, bu farklılığın uzmanları tarafından yapılabilecek teknik bir ayrım olduğunu, tadımsal özellik ve beyazlama açısından tüketicilerin ayırt edemeyeceğini, Aslan sütü ifadesinin Türk Halkı arasında rakı için uzun süredir kullanılan yerleşik bir ifade olması ve anisin bugüne kadar Türkiye piyasasına hiç girmeyen bir ürün olduğundan tüketicinin rakı olarak algılayacağını, 556 sayılı K.H.K'nin 7/1-c ve f uyarınca böyle bir markanın tescil edilemeyeceğini, davalı firmanın 1996 yılında yaptırdığı tescili ticari hayatta kullanmamış olduğunu, bunun yanında alıcı kitlesini yanıltmaya yönelik fiillerin haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, davalı adına haksız yere tescil edilmiş Aslan Sütü markasının hükümsüzlüğüne, sicil kaydının davalı adından terkini ile haksız rekabetin men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, markalarının 1996 yılında tescil edildiğini, 556 sayılı K.H.K'nin 70.maddesine göre davanın zamanaşımına uğradığını, markalarının sadece anis malı için tescilli olmadığını, şaraplar, içkiler ve likörler için de tescilli olduğunu, Aslan sütü ibaresinin rakı isimli içkinin diğer adı olmadığını, müvekkilinin rakı benzeri ürününün düşük metil alkol içermesi, yumuşak ve hafif tadı ile davacı ürününden farklı olduğunu, markanın 1976 yılından itibaren yurt dışında yoğun olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. ../.. Mahkemece, uzunca süre Tekel tarafından üretilen anasonlu içki vasfındaki rakı’nın Türk toplumunda bilinen mecazi anlamlarından birinin de Aslan sütü olduğu, aslan sütü ibaresinin rakı ile özdeşleşmiş ve eş anlamlı olarak yaygın şekilde kullanılmakta olması nedeniyle rakı dışında bir alkollü içkinin aslan sütü markası ile satılması halinde tüketici tarafından ürünün bir rakı içkisi olduğu düşüncesiyle satın alınma tehlikesi bulunduğundan davalı markasındaki içkiler emtiası yönünden 7/1-f maddesi anlamında yanıltıcı olacağı, ancak şarap ve likörler için yanıltıcı olmayacağı gibi 7/1-c anlamında da aslan sütü ibaresinin şarap ve likörler için cins, çeşit, vasıf gibi karakteristik özellikler belirten ibarelerden olmadığı, 42/2 maddesine göre hükümsüzlük hallerinin markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunması halinde yalnız o mal veya hizmetle ilgili olarak kısmi hükümsüzlük verilebileceği, ayrıca usulüne uygun olarak tescil edilen bir markanın Markalar Hukukuna aykırı olmamak kaydıyla kullanımının da haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli “ASLAN SÜTÜ” ibareli markanın 33.sınıf içkiler emtiası yönünden Hükümsüzlüğüne, şaraplar ve likörler emtiası ile sair istemlerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/11284 E,2006/11888 K sayılı ilamıyla davalı yararına bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın 5 yıllık dava açma süresinde açılmadığı gibi,başvuru aşamasında davalının kötü niyetli olduğunun kabulüne olanak verecek bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.