10. Ceza Dairesi 2017/5 E. , 2017/4222 K. Adalet Bakanlığı'nın, 19/12/2016 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'ın 4.000 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 2. Çocuk Mahkemesi'nin 15/05/2014 tarihli ve 2013/774 esas, 2014/514 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 28.12.2016 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderild…
**10. Ceza Dairesi 2017/5 E. , 2017/4222 K.** **"İçtihat Metni"** Adalet Bakanlığı'nın, 19/12/2016 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'ın 4.000 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 2. Çocuk Mahkemesi'nin 15/05/2014 tarihli ve 2013/774 esas, 2014/514 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 28.12.2016 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Sanık ...'ın, 14.01.2008 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bakırköy 7. Çocuk Mahkemesi tarafından 05.05.2009 tarihinde 2008/415 esas ve 2009/169 karar sayı ile sanık hakkında TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbetlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği, 2- Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı aşamasında, Bakırköy Denetimli Serbestlik ve Yardım Şube Müdürlüğü'nce hükümlüye yapılan usulüne uygun tebligata rağmen 10 günlük süre içinde şubeye başvurmadığının bildirilmesi üzerine, Bakırköy 2. Çocuk Mahkemesi tarafından 18.12.2009 tarihinde 2009/781 esas ve 2009/373 karar sayı ile sanığın TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası, 31. maddesinin 3. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının CMK'nın 231. maddesi gereğince üç yıl süre ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 09.02.2010 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, 3- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde, sanığın 14.11.2011 tarihinde "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu işlemesi üzerine, Bakırköy 2. Çocuk Mahkemesi tarafından 15.05.2014 tarihinde 2013/774 esas ve 2014/514 karar sayı ile 18.12.2009 tarihli hükmün açıklanmasına karar verilerek, sanığın TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası, 31. maddesinin 3. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince adlî para cezasının günlüğü 20 TL'den 4000 TL adlî para cezasına dönüştürülmesine hükmolunduğu ve hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B) Kanun Yararına Bozma Talebi: Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "1- 5237 sayılı Kanun'un suç ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 191. maddesinin 5. fıkrasında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceğinin öngörülmüş olması karşısında, duruşma açılması ve sanığa “denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya katılıp bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, aksi takdirde denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek, cezaya hükmolunabileceği” şerhini içeren uyarılı tebligat yapılmaksızın, savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında, 2- Kayden 03/03/1994 doğumlu olup, suçun işlendiği 14/01/2008 tarihinde 15 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi gereğince indirim yapılması gerekirken, aynı Kanun’un 31/3. maddesi gereğince indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayininde, isabet görülmemiştir." denilerek, Bakırköy 2. Çocuk Mahkemesi'nin 15/05/2014 tarihli ve 2013/774 esas, 2014/514 sayılı kararının bozulması istenmiştir. C) Konunun Değerlendirilmesi: Sanık hakkında Bakırköy 7. Çocuk Mahkemesi tarafından 05.05.2009 tarihli karar ile TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince hükmedilen tedavi ve denetimli serbetlik tedbirinin infazı aşamasında, sanığa yapılan usulüne uygun tebligata rağmen 10 günlük süre içinde şubeye başvurmadığının bildirilmesi üzerine mahkemesince yargılama devam edildiği, ancak sanığa meşruhatlı davetiye gönderilmeden duruşma yapıldığı ve bu hususta savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle önemli usul ve uygulama hatası yapıldığı anlaşılmakla; 1- Suç tarihinde yürürlükte olan TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceği öngörüldüğünden; sanığa gönderilen duruşma günü ve saatini bildirir davetiyenin "tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, bir mazereti varsa gelip bildirmesi, gelmediği ve bir mazeret bildirmediği takdirde denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunacağı” uyarısı ile birlikte tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye tebliğ edilmeden ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet hükmü kurulması, 2- Nüfus kaydına göre 03.03.1994 doğumlu olan sanığın, suç tarihi olan 14.01.2008 tarihinde henüz 15 yaşını doldurmadığı ve 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılmakla, cezasından TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca ½ oranında indirim yapılması gerekirken, TCK’nın 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayin edilmesi, Usul ve yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi bu nedenlerle yerindedir. D) Karar : Açıklanan nedenlere göre; Bakırköy 2. Çocuk Mahkemesi'nin 15/05/2014 tarihli ve 2013/774 esas, 2014/514 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 28.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.