11. Hukuk Dairesi 2008/8643 E. , 2010/2903 K. MAHKEMESİ : Sakarya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.12.2007 tarih ve 2001/545-2007/402 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2010 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği…
**11. Hukuk Dairesi 2008/8643 E. , 2010/2903 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.12.2007 tarih ve 2001/545-2007/402 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2010 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili işyerinin yangın rizikolarına da kapsar şekilde davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığını, 03.01.2001 tarihinde çıkan yangın sonucu anılan işyerinin tamamen hasara uğradığını, yangın çıkmasında müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, ceza dosyasında beraat ettiğini, zararın tespit edildiğini, tazminatın ödenmediğini ileri sürerek, yanan ticari mallar için 22.500.000.000 TL, demirbaşlar için 22.500.000.000 TL ve kar kaybı için 5.000.000.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, dava açılmadan önce müvekkilden talep edebileceği muhtemel tazminatın 100.000.000.000 TL lik kısmını dava dışı firmaya temlik ettiğini, bu kısım için dava açamayacağını, zeyilnameler ile yangından 10 gün önce teminatların artırıldığını, davacının borç içinde olduğunu, yangının çıkış nedenin kesin tespit edilemediğini, kasıtlı çıkarıldığı yönünde kuvvetli emareler bulunduğunu, tazminat miktarının fahiş olduğunu, müşterek sigorta bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yangının çıkış nedenin tam belirlenmediği, yapılan tespitler, bilirkişi raporları, davacı yetkilisinin beraat ettiği ceza dosyası kapsamından bunun nedeninin elektrik arızası veya kaçağı olduğu, kasten çıkarıldığına dair iddianın kanıtlanmadığı, davacının bu sigorta ilişkisinden doğan hakların 100 milyar TL kısmını dava dışı firmaya temlik ettiği, ancak açılan davadan bahsedilmediği, temlikin yeniden hak ve borç doğurmayacağı, mevcut hakları aktaracağı, temliknamenin kapsamının aktif dava ehliyeti bakımından önem taşıdığı, içeriğinde davadan veya alacağın dava konusu edileceğinden bahsedilmediği, davacının aktif dava ehliyetinin olduğu, gerçek zararın belirlenmesi açısından veri olarak gerekli 1999-2000 ve 2001 yılına ilişkin bilanço ve gelir tablosu ile KDV beyanlarının vergi dairesi ve ticaret sicil memurluğuna sunulmadığı, ticari defter, kayıtlar ve işyerinin büyük bölümünün yandığı, üç ayrı bilirkişi kurulunun da tespit, zayi belgesi ve ceza dosyaları üzerinden değerlendirmeler yaptığı, son raporun hüküm kurmaya yeterli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 42.112.40 YTL’nin 03.01.2001 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline( sigorta şirketinin tahsil anında Sakarya 3. Noterliğinin 18.01.2001 tarih 1532 sayılı temliknamesi ve Albarak Türk Özel Finans Kurumu A.Ş’nin Beyoğlu 13. Noterliğince çekmiş olduğu 14.08.2001 tarih 15092 yevmiye numaralı ihtarnamesinin dikkate alınmasına) karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.. 1-Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait işyerinin davalı tarafından işyeri sigorta poliçesiyle sigorta örtüsüne alındığı ve 03.01.2001 tarihinde meydana gelen yangın sonucu sigortalı yerin tamamen hasara uğradığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, meydana gelen rizikoya rağmen sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürmüş, davalı vekili de davacının müvekkilinden alacağı muhtemel tazminatın 100 milyar TL kısmını dava dışı firmaya temlik etmesi nedeniyle aktif dava ehliyetinin bulunmadığını açıklayarak davanın esastan reddinin gerektiğini savunmuştur. O halde, uyuşmazlığın çözülebilmesi için, öncelikle davacının işbu dava itibariyle aktif dava ehliyetinin olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Alacaklı, alacağının tamamını veya bir kısmını ifa, tahsil veya bağış gibi bir nedenle başkasına temlik edebilir. Temlik niteliği itibariyle bir hukuksal işlem olup, bu işlem sonucunda alacağın bir başkasına intikal etmesi sağlanır. Temlik hukuksal işleminden itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatı kazanır. Alacağın tamamen temlikinde tamamı, kısmen temlikinde bu oranda aslı ve fer’ileri ile birlikte devir alan kişiye, başka bir anlatımla yeni alacaklıya geçer. Temlikin dava ve talep hakkını da kapsayacağı kuşkusuzdur. Somut olayda davacı taraf rizikonun meydana gelmesinden kısa süre sonra 18.01.2001 tarihinde davalıdan talep edebileceği sigorta tazminatının 100 milyar TL’lik kısmını ivazlı olarak dava dışı firmaya temlik etmiştir. Temlik alan firma 05.04.2001 tarihli yazıyla bu durumu davalıya bildirmiş, daha sonra 16.08.2001 tarihinde tebliğ edilen 14.08.2001 tarihli noter ihtarıyla da alacağının ödenmesini talep etmiştir. Temyize konu işbu dava ise temlik eden davacı tarafından 29.08.2001 tarihinde açılmıştır. Temlikten rücu edilmemiş, dava dilekçesinde temlikten bahsedilmemiştir. Esasen, temlik edilen alacağın dışında olabilecek tazminat alacağı da istenmemiş, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 50 milyar TL alacağın hüküm altına alınması talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının 42.112.40 YTL olduğu açıklanmıştır. Bu durum karşısında davacının, davalıdan tahsil etmesi mümkün olabilecek dava konusu ettiği sigorta tazminat tutarını davadan önce üçüncü kişiye ivazlı şekilde temlik ettiği, talep ve dava hakkının üçüncü kişiye geçtiği, aktif dava ehliyetinin bulunmadığı dikkate alınarak bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilini temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.