11. Hukuk Dairesi 2023/3404 E. , 2024/5379 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/488 Esas, 2023/527 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/977 E., 2019/1152 K. Taraflar arasındaki ticari işletmenin devri konusunda yapılan sözleşmeye aykırılık ve hile hukuki nedenine dayalı sözleşmenin iptali, sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesi, verilen çeklerin ve devredilen taşınmazın…
**11. Hukuk Dairesi 2023/3404 E. , 2024/5379 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/488 Esas, 2023/527 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/977 E., 2019/1152 K. Taraflar arasındaki ticari işletmenin devri konusunda yapılan sözleşmeye aykırılık ve hile hukuki nedenine dayalı sözleşmenin iptali, sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesi, verilen çeklerin ve devredilen taşınmazın iptali ile uğranılan zarar nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı arasında 22.08.2015 tarihinde şirket devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin ... (Sena Gıda Şirketi)'nin davalıya ait payları ile şirkete ait Mado işletmesinin müvekkillerine devri hükümlerini ihtiva ettiğini, davalı tarafın bahse konu devir sözleşmesinde hile ile müvekkillerini yanıltarak sözleşme hükümlerine açıkça aykırı hareket ettiğini, devir sözleşmesi sonrasında davalı tarafın işletmenin bulunduğu yere ait kira sözleşmesi ve tahliye davasını kasten gizlediğini, davalının devir sözleşmesinde 15.01.2012 tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, güncel kiranın 1.850,00 TL olduğunu belirttiğini ve davalının bu beyanları doğrultusunda sözleşme yapıldığını, ancak yapılan araştırma neticesinde Bakırköy 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/576 E.sayılı dosyası ile taşınmazın tahliyesi ve 240.000,00 TL için itirazın iptali davası açıldığını, 01.05.2000 tarihli kira sözleşmesi ile işyerinin kiralandığını öğrendiklerini, Bahçelievler Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 24.06.2015 tarihli raporu ve Bahçelievler Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından 24.07.2015 tarihli gıda raporlarının saklandığını, bu raporlar doğrultusunda 31.08.2015 tarihinde üretim işyerlerinin faaliyetlerinin durdurulduğunu, rapordaki eksiklikler giderilerek faaliyete devam ettiklerini, kiraların bir kısmının elden ödendiğini ancak bu hususun bildirilmediğini, mali defterlerin, vergi kayıtlarının ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının tam ve usulüne uygun tutulmadığının anlaşıldığını, vergi, SGK dahil tüm borçların kapatılıp kasanın devir itibari ile ''0'' olarak teslim edilmesi gerekirken şirket devrinden sonra müvekkiller tarafından devir öncesi döneme ait yaklaşık 30.000,00 TL borç ödendiğini, davalının Mado ile 16 yıl önce sözleşme yapıldığını, herhangi bir sorun olmayacağını belirtmesine rağmen, Mado ile yapılan görüşmelerde yeni alacak kişinin 1.000.000,00 TL yenileme ve ekipman gideri yatırımı yapmak kaydı ile devre izin verecekleri hususunun gizlendiğini, davalının gerçeğe aykırı taahhütlerde bulunarak ve müvekkilini yanıltarak sözleşmenin yapılmasını sağladığını belirterek; 22.08.2015 tarihli şirket devir sözleşmesinin geriye yönelik olarak tüm neticeleri ile feshine, 30.10.2015 vadeli 80.000,00 TL bedelli, 01.03.2016 vadeli 35.000,00 TL bedelli senetler yönünden davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, sözleşme gereği ...'a devredilen İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi Halkalı Mahallesi 801 ada 21 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkil ... adına tesciline, davalıya ödenen 100.000,00 TL ile 20.000,00 TL senet ödemesinin faiziyle iadesine, sözleşmenin ihlali nedeniyle uğranılan zarar kapsamında 50.000,00 TL ile sözleşme bedeli olan 685.000,00 TL'nin davalıdan 22.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 04.08.2016 tarihli ara karar ile dava dilekçesinin sonuç kısmı ile davalıya ödenen bedellere ilişkin açıklayıcı dilekçe verilmesi, talep edilen kalemleri tek tek ve miktarlarını ayrı ayrı belirtmesi istenmiş, davacı tarafından verilen 22.03.2017 tarihli dilekçe ile; sözleşmenin feshi, 30.10.2015 vadeli 80.000,00 TL bedelli, 01.03.2016 vadeli 35.000,00 TL bedelli senetler yönünden menfi tespit, davalıya ödenen 2. taksit bedeli olan 100.000,00 TL ve 3.taksit bedeli olan DBS kredi ödemesi ile 30.09.2016 vadeli ve 20.000,00 TL bedelli senet bedelinin faizi ile iadesi, davalı döneminden kalan borçlara ilişkin yapılan ödeme ile doğrudan veya dolaylı olarak uğranılan zararların şimdilik 50.000,00 TL sinin tahsilini talep etmiştir. 685.000,00 TL nin talebinin söz konusu olmadığını belirtmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde;müvekkili ... ile dava dışı Sena Gıda'nın kiracısı olduğu taşınmaz malikleri arasında dava bulunduğunu, davanın halen devam ettiğini, davanın devir konusu şirketle ilgisinin bulunmadığını, davadan şifahi olarak davacılara defalarca bahsedilmiş olup şirketle ilgili olmadığından protokolde belirtilmediğini, müvekkilinin bu davayı davacılardan gizlemesinin söz konusu olmadığını, davanın davacıları etkilemesi ihtimalinde sözleşmenin 11.6 maddesinde zararın devreden müvekkilince karşılanacağının belirtildiğini, sözlemenin 9.n maddesinde idare mahkemesindeki dava dışında devredilen şirketle ilgili devam eden herhangi bir davaya taraf olmadığı belirtilerek, şirketle ilgili davalar dışında kalan davaların sözleşmeden ayrı tutulduğunu, kira sözleşmesiyle ilgili davada tahliye talep edilmediği gibi davanın devir konusu şirketle ilgisinin bulunmadığını, davacıların kira ile ilgili ihtilaftan haberdar olduklarını, belediye ve tarım müdürlüğü tarafından iş yerinin faaliyetinin durdurulması sonucunda cezanın müvekkili tarafından ödendiğini, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı iddiası yerinde olmayıp davacıların şirketin tüm kayıtlarını inceleyerek hisseyi devraldıklarını, şirketin 30.000,00 TL devir öncesi borcu karşılığında mal alımı yapılmış olup davacıların bu malları satarak kar elde ettiklerini, davacılara Mado ile ilgili sözleşme konusunda bir taahhütte bulunulmadığını, davacıların hisse devri esnasında tüm araştırmaları yaptıklarını, hile iddiasının yerinde olmadığını, davacıların yanıltılmadığını, fesih talebinin yerinde olmadığını, davacıların zarar iddiasının dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Sena Gıda şirketinin 24.08.2015 tarihi itibariyle 150.000,00 TL olan sermayenin tamamı davalı ...'e ait iken, Bakırköy 7. Noterliğinin 24.08.2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 60.000,00 TL'ye isabet eden hissenin tamamının davacı ...'e, yine aynı tarihli devir sözleşmesi ile kalan 90.000,00 TL'ye isabet eden hissesinin tamamının davacı ...'a devir ve temlik edildiği, sözleşme hükümleri ve ekindeki kapanış tutanağı başlıklı belge incelendiğinde, şirkete ait belge ve bilgilerde eksik veya devralanları yanıltabilecek nitelikte herhangi bir bilgi olmadığının görüldüğü, kapanış tutanağı başlıklı belgede gıda raporlarının bulunmadığı, Bahçelievler Belediyesi ve Bahçelievler Kaymakamlığınca düzenlenen gıda raporları nedeniyle işletme hakkında devir tarihi olan 22.08.2015 tarihinde verilmiş bir kapama kararının bulunmadığı, kararın işletmenin devrinden sonra 31.08.2015 tarihli olduğu, sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince beyan ve taahhüde aykırılık tespit edilmediği, sözleşmenin 8.2.c maddesinde, şirketin ticari sözleşmelerinin (kira-bayilik) işbu sözleşmede öngörülen ortaklık yapısı değişiklikleri sebebiyle iptal/fesih olmayacaklarının tespit ve beyan edildiği, devreden pay sahibinin sadece kendi dönemi ve kusurlu olduğu işlemler bakımından sorumlu olacağı, devirden sonraki işlemlerden devralanlara karşı açılabilecek olan kira tespiti, tahliye davasından devredenin sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/576 E. sayılı dava dosyasında sabit görüldüğü üzere, dükkanın kira sözleşmesinin dükkan sahipleri Şükriye Yalvaçlı ve ... Yıldırım ile dava dışı ... ... arasında yapıldığı, 01.05.2000 tarihli yazılı kira sözleşmesi incelendiğinde 5 yıl süre için yapıldığı, devredilen şirketin ise 22.01.2002 tarihinde kira sözleşmesinden sonra kurulduğu, dava dosyası ekindeki Bakırköy 6. İcra Dairesinin 2013/3 sayılı icra takip dosyasında devredilen Sena Gıda adına ...'ın 23.05.2016 tarihli haciz tutanağında beyanlarının bulunduğu, şirket hakkında açılmış bir tahliye davası ya da icra takibi bulunmadığından, davacıların taşınmazı kullanmaya devam ettiklerinin anlaşıldığı, devredilen şirketin taşınmazdaki işletmesinin davacı tarafından devam ettirildiği, dava dışı ... Dondurma.. A.Ş.'nin dava dışı Sena Gıda'ya gönderdiği 18.09.2015 tarihli ihtarnamesinde, kendisinin izni olmaksızın işyerinin 3. kişiye devrinin kabul edilmediğinin, herhangi bir ürün teslimatı yapılmayacağının bildirildiği, bu ihtara rağmen devir sözleşmesinden sonra Mado şirketinin davacılara mal vermeye devam ettiği, ticari ilişkinin sonlandırılmadığı, böylece 8.2.c hükmü gereğince devirden sonra bayilik sözleşmesininde şirket ortaklık yapısı değişiklikleri sebebiyle fesih olmadığının tespit edildiği, sözleşmenin 9.n maddesinde, İstanbul İdare Mahkemesindeki dava dosyası haricinde devredilen şirket ile ilgili devam eden herhangi bir dava bulunmadığının belirtildiği, tahliye davası devredilen şirkete karşı açılmamış olması nedeniyle davacıların sözleşmenin 9.n maddesine aykırılık iddiasının sabit olmadığı, davalılar tarafından davacıların iradesinin hile kullanılarak yanıltılması için gereken bir ... tespit edilemediği, yalnızca susarak yanıltmanın gerçekleşmeyeceği, basiretli tacir olan davacıların aleni olan şirket kayıt ve sözleşmelerini araştırmak yükümlülüğü bulunmasına rağmen kendi kusurları ile bu yükümlülüğü yerine getirmedikleri, kaldı ki davanın tahliye istemi yönünden reddi nedeniyle, davacıların kendilerini etkilemeyen dava dosyasını gerekçe göstererek akdin feshini isteyemeyecekleri, sözleşmenin feshini gerektirecek hile, yanıltma ve akde aykırılık sabit bulunmadığından davacıların sözleşme bedelinin iadesi ve tapu iptali isteminin yerinde olmadığı, zarar iddiasının da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; devir konusu şirketin faaliyette bulunduğu dükkanın mal sahiplerinin, 2013 yılında Bakırköy 6. İcra Dairesinin 2013/3 esas sayılı dosyası ile 01.05.2000 tarihli sözleşmeye dayanarak 240.000,00 TL için davalı ... ve eski ortağı ... ... hakkında kira alacağı ve tahliye talepli icra takibi başlattığını, kira bedelleri ödenmeyince de 08.07.2014 tarihinde Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/576 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali, akdin feshi ve mecurun tahliyesini talep ettiklerini, bu davada davalı ... ve ... ... vekillerinin 01.05.2000 tarihli sözleşmenin feshedildiğini, davacı mal sahipleri ile Sena Gıda arasında 15.01.2002 tarihli yeni bir sözleşmenin imzalandığını beyan ettiklerini, mal sahiplerinin ise 15.01.2002 tarihli sözleşmenin sahte olduğunu ileri sürdüklerini, ancak davalı vekilince sözleşme aslı ibraz edilmeyerek kaybolduğunun beyan edildiğini, davalı ... vekillerinin bu davada tahliyesi talep edilen yerin Sena Gıda tarafından kullanıldığı ve davanın tarafının Sena Gıda olması gerektiğinin beyan edildiğini, taraflar arasındaki devir sözleşmesi 22.08.2015 tarihinde imzalanmış olup, ayrıca sözleşmenin 7.2 maddesi gereğince şirkete ait olup davalı ... tarafından teslim edilmesi gereken tüm belgelerin yazıldığı bir kapanış tutanağı düzenlendiğini, devirden yaklaşık 1 hafta sonra Bahçelievler Belediyesince devirden önce düzenlenen ve davalı tarafından sözleşme kapsamında müvekkile bilgi verilmeyen denetim raporuna dayalı olarak işletme faaliyetlerinin durdurulduğunu, davalının vekilinin şikayet üzerine baroya verdiği savunmasında, tahliye davasında devir sözleşmesi sırasında davalı ...’e bu hususun devralan davacılara bildirilmesi gerektiğini ifade ettiğini, ancak davalının bu bilginin paylaşılmaması husunda kendisine talimat verdiğini beyan ettiğini, davalının açıkça bu hususun gizlenmesini istediğini, ancak bu beyanın mahkemece dikkate alınmadığını, alınan bilirkişi raporlarında, davalının şirkete ilişkin mali ve diğer kayıtları yasalara uygun tutmadığının, kayıtların gerçeği yansıtmadığın, şirketin mali durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun tespit edildiğini, ancak bu tespitlerin de mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, devri yapılan işletmenin faaliyette bulunduğu işyerine ilişkin devam eden tahliye ve alacak davası hakkında bilgi verilmesinin sözleşmenin asli edimlerinden olduğu gibi dürüstlük kuralı gereğince de zorunlu olduğunu, bu hususun gizlenmesinin aldatma teşkil ettiğini, mahkemenin tahliye davasının şirketle ilgili olmaması nedeniyle aldatma oluşturmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, zira şirketin faaliyette bulunduğu yere ilişkin bir dava bulunduğunu, kaldı ki bizzat davalı tarafın tahliye davasında bu davanın tarafının şirket olması gerektiğini beyan ettiğini, diğer yandan davalı ...’in Sena Gıda adına düzenlemiş olduğu 2002 tarihli kira sözleşmesinden mal sahiplerinin bilgisi bulunmadığı gibi, mal sahiplerinin imzasının da bulunmadığını, dolayısı ile ortada sahte bir sözleşme bulunduğunu, bu sahteliğin de devir sözleşmesi sırasında gizlendiğini, ...'in devir sözleşmesi sırasında sözleşme aslının vergi dairesinde olduğunu beyan ettiğini, mahkemede ise sözleşme aslının kayıp olduğunu beyan ettiğini, davalının, dava nedeniyle müvekkillerinin mal sahipleri ile görüşmesini kasıtlı olarak engellediğini, sözleşmenin 4. maddesi gereğince taraflar beyan ve taahütlerini eksiksiz olarak bildirmek zorunda olduğu gibi, sözleşmenin 7. maddesi gereğince de şirkete ait tüm belgeleri kapanış tutanağına eklemek zorunda olduklarını, ancak davalının sözleşmenin bu hükümlerini ihlal ettiğini, davalının işletme faaliyetlerini gerşekleştirdiği dönem olan 24.07.2015 tarihinde tutulan bir tutanaktaki eksiklikler giderilmediği için 31.08.2015 tarihinde işletmenin faaliyetinin durdurulduğunu, davalının bu hususta da müvekkiline bilgi vermediğin, bu belgeyi kapanış tutanağına eklemediğini, bu hususun açıkça akde aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin 8.2.c maddesinde davalının, şirkete ait ticari sözleşmelerin, kira ve bayilik sözleşmelerinin devam kabiliyetini taaahhüt ettiğini, bu sözleşmelerin devam kabiliyetinin kendi dönemindeki kusurlu işlemleri nedeniyle ortadan kalması halinde sorumlu olacağının düzenlendiğini, tahliye davasının ise sözleşmenin devam kabiliyetini ortadan kaldıracak bir talep içerdiğini, yine davalının hisse devrine rağmen Mado bayiliğinin devam edeceğini açıkça taahhüt ettiğini, ancak hisse devri sonrasında Mado'nun ihtar çektiğini, Mado’nun mal vermeye devam etmesinin davalının akde aykırı davrandığını ve müvekkilinin bu nedenle sözleşmenin feshini isteme hakkını ortadan kaldırmayacağını, tahliye davasında devir konusu şirket taraf olmasa da işletmenin bulunduğu yerin tahliyesi istenildiğinden davanın doğrudan şirketle ilgili olduğunu, davalının sahte kira sözleşmesi düzenlemesi ile belediye tarafından tutulan tutanakların verilmemesinin aktif hile teşkil ettiğini, davalının tahliye davası hakkında bilgi vermemesinin ise pasif hile niteliğinde olduğunu, davalının bu konuda suskun kalarak davacıyı sözleşme yapmaya sevk ettiğini, bu konuda hilenin gerçekleştiğine dair bilirkişi raporlarındaki tespitlerin de mahkemece dikkate alınmadığını, tahliye davasında tahliyesi istenen yerde ... ...’ın hala kiracı olduğunun kabul edildiğini, hile ve aldatmanın nedeninin bu davanın gizlenmesi olduğunu, sonuçta tahliye davası sonucunda mal sahiplerinin istemiyle iş yerinde bulunan tüm malların haczedilerek satıldığını, tüm menkulleri haczedilip satılan işletmenin de faaliyetine son verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devir konusu iş yerinde yapılan denetimde temizlik ve hijyen kurallarına aykırılık nedeniyle iş yerinin faaliyetinin eksiklikler giderilinceye kadar durdurulması işlemi, işletme faaliyetinin devamı sırasında her zaman gerçekleşmesi mümkün olan bir işlem olup, ilgili aykırılıkların giderilmesiyle faaliyetin devamının mümkün olduğu, nitekim somut olayda da eksikler giderilerek faaliyetin devam ettirildiği, bu nedenle bu hususun sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilmesi ve feshi gerekçesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, yine devir konusu şirketin ... Dondurma firması ile akdettiği franchise sözleşmesi kapsamında Mado cafe isimli iş yerini işlettiği sabit olup, davacıların bu hususu bilmesi gerektiği gibi, bu tür işletmeyi devralan davacıların bunu bilmemesinin de mümkün olmadığı, bu nedenle işletmeyi devralmadan önce, devir sonucunda franchise sözleşmesinin akıbetinin ne olacağını, sözleşmeyi inceleyerek davacıların değerlendirmesi gerektiği, işletmenin devri nedeniyle franchise veren firmanın ne şekilde hareket edeceği, sözleşmeyi bu nedenle feshedip etmeyeceği önceden öngörülemeyeceğinden, davalının sözleşmenin 8.2 maddesindeki, şirketin bayilik sözleşmesinin ortaklık yapısı değişiklikleri sebebiyle feshedilmeyeceği yönündeki taahhüdü bakımından, dava dışı ... Dondurma firmasının devir konusu şirkete keşide ettiği ihtarnamenin de fesih nedeni olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, ancak tahliye ve kira alacağına ilişkin icra takibi ve buna bağlı olarak açılmış olan dava, devir sözleşmesi tarihinden önceye ait olup, söz konusu icra takibi ve dava hakkında davacılara bilgi verilmediği ve bu nedenle sözleşmede de geçmediğinin sabit olduğu, sözleşmenin tarafının şirketin önceki ortağı olması nedeniyle şirketin takip ve davaya taraf olmaması, tahliye isteminin şirketin faaliyette bulunduğu iş yerine ait olması gerçeği karşısında, dava ve takibin devir konusu şirketi ilgilendirmediğinden söz edilmesinin olanaksız olduğu, nitekim davalılar vekilince de tahliye davasında sözleşmenin tarafının şirket olduğunun ileri sürüldüğü, nihayetinde söz konusu icra takibinde devir konusu şirketin faaliyette bulunduğu iş yerinde bulunan menkuller haczedildiği, şirketin iş yerindeki faaliyetinin sona erdiği, bu durum mevcut olgunun davacılardan gizlenmesi nedeniyle hile teşkil ettiği gibi, şirketin taraf olduğu idari yargıdaki dava dışında bir dava bulunmadığına yönelik davalı taahhüdüne ve dolayısıyla sözleşmeye de aykırı olduğu, bu nedenle söz konusu takip ve davanın mevcudiyetinin davacılar bakımından sözleşmenin haklı nedenle feshin nedeni olarak kabul edilmesi gerekirken, mahkemece fesih koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu, TBK'nın 112. maddesine göre; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse, borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu, sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olabileceği gibi, menfi (olumsuz) zarar da olabilecği, menfi zararın uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarar olduğu, menfi zararın borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkacağı, olumsuz zararın alacaklının sözleşmenin geçerliliğine güvenerek yaptığı masraflar olup, faaliyetin yürütülmesi için yapılmış olan masraflar ise menfi zarar olarak nitelendirilemeyeceği, davacıların sözleşmeyi geçmişe etkili olarak haklı nedenle feshi koşullarının oluştuğu kabul edilmekle, davacıların şirketin devir bedeli ödemesinin teminatı olarak vermiş oldukları iki adet bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerektiği davacılar tarafından davalıya devir bedeli olarak 100.000,00 TL peşin ödeme yapıldığı, 370.000,00 TL değerinde kabul edilen taşınmazın devredildiği, ve taşınmazın üçüncü kişiye devri sonucunda bedeli bakımından davaya devam edildiği, ilave olarak 20.000,00 TL tutarlı senet bedelinin de davalıya ödendiği sabit olup, menfi zarar kapsamında bu bedeller toplamı olan 490.000,00 TL'nin davacılara iadesine hükmedilmesi gerektiği, davacıların sözleşmenin ihlali nedeniyle ilave zarara uğradıkları iddiasının ise kanıtlanamadığı, davalı ... ise sözleşmeye taraf olmayıp, devir bedeli olarak davacılar tarafından taşınmazın devredildiği kişi olduğu, bu nedenle davalı ..., sadece davacılar tarafından kendisine devredilen ve dava tarihi sonrasında üçüncü kişiye devrettiği taşınmazın bedeli olan 370.000,00TL'den diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacılar ile davalı arasında akdedilmiş olan 22.08.2015 tarihli Sena Gıda firması hisselerinin davalı tarafından davacılara devrine ilişkin devir sözleşmesinin haklı nedenle feshine, 490.000,00 TL alacağın, davalı ...'ın sorumluluğu 370.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 22.08.2015 keşide ve 01.03.2016 ödeme tarihli, keşidecisi ..., kefili ..., lehtarı ... olan 35.000,00 TL bedelli bono ile İstanbul 8. İcra Dairesinin 2015/31206 esas sayılı icra takibine konu edilen 22.08.2015 keşide ve 30.10.2015 ödeme tarihli, keşidecisi ..., kefili ..., lehtarı ... olan 80.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; devir sözleşmelerinde kira ihtilafının görüşüldüğünü, şirketin bu davaya taraf olmadığının belirtildiğini, mevcut davaya taraf olmamak adına bu hususun gizli bilgi olarak kalması hususunda anlaşıldığını, haciz işlemlerinde ve tahliye davasında şirketin taraf olmadığını, herhangi bir ihtar veya bildirim yapılmaksızın taraflarına dava açılmasının hukuka aykırılığa sebep olduğunu, davacıların dava dilekçesinde şirketin bayilik sözleşmesi bulunan Mado'yla yapılan görüşmeden bahsettiklerini, burada Mado'nun kira ihtilafını bildiğini beyan ettiğini kendisinin de beyan ettiğini, bu ihtilafın davacılara bildirildiğini, bu hususta gizlilik maddesi koydurarak iyi niyet savunmasında bulunma imkanını isteyerek kendi lehlerine muvazaa yarattıklarını, ilk derece mahkemesi kararının doğru olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticari işletmenin devri konusunda yapılan sözleşmeye aykırılık ve hile hukuki nedenine dayalı sözleşmenin iptali, sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesi, verilen çeklerin ve devredilen taşınmazın iptali ile uğranılan zarar nedeniyle tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.