11. Hukuk Dairesi 2011/13472 E. , 2012/21246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2009 tarih ve 2005/335-2009/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2011/13472 E. , 2012/21246 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2009 tarih ve 2005/335-2009/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, şirket ana sözleşmesine göre ödenmesi gerekli şirket ana sermeyesinin 1/4' lük kısmına isabet eden 125.000 TL ilk apel borcunun ödenmemesine rağmen, apel borcunun yönetim kurulu tarafından yerine getirilmesinin talep edilmediği denetim kurulu tarafından da denetim görevinin yerine getirilmediği bu suretle müvekkili şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek, 125.000 TL'nın faiziyle ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Davalılardan ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, yönetim kurulunun apel çağrısında bulunmaması neticesinde uğranılmış olduğu zararın ispatlanamadığı, bu nedenle yönetim kurulu ve denetim kurulunun sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, apel borcunun zamanında tahsil edilmemesi nedeniyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerden tahsiline ilişkin olarakaçılmıştır. Davalıların eski yöneticisi oldukları şirket, bir sermaye şirketi olup, faaliyetlerini ortaklardan aldığı sermaye payları ile bundan elde ettiği kazançlarla yürütür. Hayatın olağan koşulları gereğince de sermaye payının zamanında tahsil edilmemesinin şirketi zarara uğratacağı tabiidir. Statüleri gereği basiretli bir tacir gibi hareket etmek durumunda olan davalı yönetim kurulu üyelerinin (E-TTK'nın 320/1. md.), bunları zamanında tahsil etmemesi, bu yönde herhangi bir faaliyette bulunmaması zarar oluşturduğu gibi, davalılar yönünden de kusur teşkil eder. Keza, bunları denetlemeyen denetçiler açısından da kusur oluşturur. Ayrıca, şirket zararının oluşması için, öncelikle sermaye taahhüt eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek yoktur. Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan tahsilde tekerrür olmamak üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir. Mahkemece, bu hususlar nazara alınarak bir hüküm kurmak gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA,19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.