11. Hukuk Dairesi 2023/954 E. , 2024/4452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/900 Esas, 2022/1840 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/616 E., 2021/233 K. Taraflar arasındaki markanın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı v
**11. Hukuk Dairesi 2023/954 E. , 2024/4452 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/900 Esas, 2022/1840 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/616 E., 2021/233 K. Taraflar arasındaki markanın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... arasında 27.11.2018 tarihinde marka devir sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkili şirketin markanın mülkiyetini edindiğini, müvekkili şirketin bu devir işlemine güvenerek işlerini yürüttüğünü, ilgili marka altında faaliyetine devam ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi ...'ın ekonomik yönden zor günler geçirdiğini, üzücü olaylar yaşadığını, bu nedenle ilgili noter senedine istinaden Türk Patent ve Marka Kurumundan (TÜRKPATENT) müvekkili şirket adına tescili gerçekleştiremediğini, bu süre zarfında davalı ...'ün müvekkiline herhangi bir bilgi vermeden markayı diğer davalı olan oğlu ...'e devrettiğini, TÜRKPATENT nezdinde markanın tescilinin davalı ... adına sağlandığını, davalıların bu işlemi kötü niyetli yaptıklarını, noter devir senedine göre hak sahibi müvekkili iken dürüstlük kuralına aykırı davranarak işlem yaptıklarını, kötü niyetli marka devrinin söz konusu olduğunu, bu durumun ceza hukuku yönünden de suç niteliği taşıdığını, bu nedenle davalı ... adına tescilli 2018/44068 numaralı, "şule çay" markanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar süresinde cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, 04.05.2018 başvuru tarihli, 01.10.2018 tescil tarihli, 2018/44068 tescil numaralı "Şule Çay" ibareli markanın 6712245 numarası ile ... adına tescilli 30 ve 35 nci sınıflarda ticaret/hizmet markası olarak koruma altında olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesi uyarınca; tescilli ve koruma altında bulunan bir markaya ilişkin hakların münhasıran tescil sahibine ait olduğu, marka devir sözleşmesi olduğu iddiası ile dosyaya sunulan evrakta; davacı adına şirket yetkilisi olarak imzası bulunan, aynı zamanda davacı tanığı olarak da dinlenen ...’ın bunalıma girmesi sebebi ile işlemlerin gerçekleştirilememiş olması iddiasının dayanaktan yoksun olduğu, taraflar arasındaki marka devir sözleşmesi olduğu iddia edilen evrakın; 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca TÜRKPATENT başvuru talebi ücretin ödenmesi, yönetmelikte belirlenen şartların yerine getirilmesi, sicile kayıt ve bültende yayımlanma aşamalarından geçmediği, davacı tarafın iddialarının soyut olmaktan öte gidemediği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin taraflarca ileri sürülmemiş olmasına rağmen davayı sanki bir hükümsüzlük davasıymış gibi neticelendirdiğini, hükme esas alınan raporun yetersiz olduğunu, Mahkemenin somut olaya 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin beşinci fıkrasını uygulamasının doğru olmadığını, davalıların baba oğul olmaları gözetilerek iyi niyet değerlendirmesi yapması gerekirken hiçbir hukuki maddeye atıfta bulunmadan karar verdiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinde sınai mülkiyet hakkının hukuki işlem yoluyla devrinin düzenlendiği, anılan maddenin ilk fıkrasında; sınai mülkiyet hakkının devredilebileceği, miras yolu ile intikal edebileceği, lisans konusu olabileceği, rehin verilebileceği, teminat olarak gösterilebileceği, haczedilebileceği veya diğer hukuki işlemlere konu olabileceği hükmünün bulunduğu, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, hukuki işlemlerin, yazılı şekle tabi olup devir sözleşmelerinin geçerliliğinin, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlı bulunduğunun; beşinci fırkasında ise, hukuki işlemlerin taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedileceğinin ve bültende yayımlanacağının belirtildiği; 115 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan hakların iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinin düzenlendiği, görüleceği üzere, kanuni düzenleme içeriğinden ve lafzından anlaşılacağı üzere noter onaylama sözleşmesi ile taraflardan her birinin başvurarak devrin tescilini isteyebileceği, davacının istinaf sebebi yaptığı kanun maddesinde geçen iyi niyet incelemesinin ise tescilsiz korunma ile oluşacak hak sahipliği yönünden söz konusu olacağı, oysa ki, dosya kapsamında davacının tescilsiz bir kullanımı ile oluşan bir hak sahipliği ispatlanamadığı gibi davacının tek taraflı olarak sicile tescil imkanı varken mücbir sebep oluşturacak bir olgu ve delil olmadığı halde devir tescil işlemlerini başlatmamasının kendi ihmalinden kaynaklandığı, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından davacı şirkete noterce onaylanan sözleşme gereği satışı gerçekleşen markanın TÜRKPATENT nezdinde tescili gerçekleşmeden yine... tarafından noterde onaylanan bir başka sözleşmeyle diğer davalı babası ...'e devredilip TÜRKPATENT nezdinde de tescil işleminin yapılması ve adına tescil yapılan diğer davalı üçüncü kişi ...'in iyiniyetli olup olmadığı, iyiniyet değerlendirmesinde de üçüncü kişinin markayı devredenin babası olmasının iyiniyeti ortadan kaldırıp kaldırmayacağı ile varılacak sonuca göre tescil işleminin iptalinin ve markanın davacıya tescilinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Dava ise, davalı ... adına tescilli marka kaydının iptali ve markanın davacıya tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesi. 3. Değerlendirme 6769 sayılı Kanun'un hukuki işlemler başlıklı 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hukuki işlemler yazılı şekle tabi olup, devir sözleşmesinin geçerliliği ise noter tarafından onaylanmasına bağlıdır. Anılan hüküm uyarınca devir sözleşmesinin noter tarafından onaylanması kurucu nitelikte olup, tescil ise iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasında etkilidir. Aynı maddenin beşinci fıkrasına göre ise sicile kaydedilmeyen işlemler iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu durumda tescilin korunması ancak üçüncü kişinin iyiniyetli olmasına bağlıdır. Somut olayda, davalılardan... sahibi olduğu markayı önce noter onaylı sözleşmeyle davacıya devretmiş, ancak devir işlemi tescil edilmeden yine ikinci bir noter onaylı sözleşmeyle aynı markayı babası olan diğer davalı ...'e devretmiş ve TÜRKPATENT nezdinde de bu devir sicile tescil edilmiştir. Noterce onaylanan senet, devir işleminin kurucu unsuru olduğundan, geçerli olan davalı ... ile davacı arasındaki ilk sözleşme olup ikinci sözleşmeye sonuç bağlanabilmesi ancak ikinci sözleşmeye taraf olan üçüncü kişinin iyiniyetli olmasına bağlıdır. Şu halde somut olayda, ikinci sözleşmeye taraf olan ve dava konusu marka adına tescil edilen üçüncü kişi konumundaki davalı ...'in, markayı ikinci kez satan davalı ...'in babası olduğu gözetildiğinde, bu durumun davalının iyiniyetli olmadığına karine teşkil edeceği dikkate alınarak bu cihette yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacı iddialarının soyut olmaktan öteye geçmediği gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.