T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1319 KARAR NO : 2026/333 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19.04.2022 NUMARASI : 2017/266 Esas - 2022/347 Karar DAVA: Ariyetlerin iadesi- olmadığı takdirde bedelinin tahsili(Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1319 KARAR NO : 2026/333 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19.04.2022 NUMARASI : 2017/266 Esas - 2022/347 Karar DAVA: Ariyetlerin iadesi- olmadığı takdirde bedelinin tahsili(Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi, 31.12.2015 tarihli protokol ve ariyet sözleşmesi ile bir kısım emtianın davalıya teslim edildiğini, bayilik sözleşmesinin süresinden önce davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmesinin feshi ile ariyet sözleşmesinin de sona erdiğini ve davalıya teslim edilen malzemelerin müvekkiline iadesi gerekirken iade edilmediğini ileri sürerek, ariyet olarak verilen malzemelerin aynen iadesine, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde güncel piyasa değeri için şimdilik 26.000 TL'nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında imzalanan 31.12.2015 tarihli bayilik sözleşmesi ve asgari alım taahhüdü ile müvekkilinin davacıdan akaryakıt almayı taahhüt ettiğini, ancak davacının bu ürünleri göndermemesi üzerine müvekkilince gönderilen Isparta 1. Noterliğinin 08.11.2016 tarihli ihtarı akaryakıt ürünlerinin gönderilmesinin istendiğini, ihtara cevap verilmediği gibi ürünlerin de gönderilmediğini, müvekkilince 31.12.2015 tarihli protokol kapsamında davacıya verilen 100.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrildiğini, bunun üzerine müvekkilince gönderilen Isparta 7. Noterliğinin 21.11.2016 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve nakde çevrilen 100.000,00 TL tutarlı teminatın iadesinin istendiğini, teminat mektubunun bayilik ve ariyet sözleşmesine istinaden verildiğini, teminat mektubu nakde çevrilerek ariyetlerin bedelinin tahsil edildiğini, bedeli alınan alınan malların iadeye konu olamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, davalı ile yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin feshedilmesi nedeniyle davalıya ariyet olarak bırakılan emtialarının aynen iadesinin, aksi halde rayiç bedellerinin tahsilinin talep edildiği; davalı tarafça, ariyet konusu mal bedellerinin nakde çevrilen teminat mektubu ile tahsil edildiği savunularak davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır. Eldeki dava, HMK'nun 111. Maddesine dayalı olarak terditli dava şeklinde açılmıştır. Bu nedenle öncelikle davacı yanın asli talebi olan ariyet olarak verilen malların aynen iadesine ilişkin talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında, talimat yolu ile davalı tarafından işletilen akaryakıt istasyonunda keşfen inceleme yapılmış ve taraflar arasında imzalanan ariyet sözleşmesine istinaden davalı yana verilen emtiaların, akaryakıt istasyonununda bulunmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen 01/12/2019 tarihli keşif tutanağında davalı asil emtiaların akaryakıt istasyonunun yan tarafında bulunan boş araziye bırakıldığını ve akıbetleri hakkında bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Bu hali ile, ariyet olarak verilen emtiaların aynen iadesine karar verilmesi mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, emtiaların aynen iadesine karar verilmesi mümkün olmadığından, davacının feri talebi olan emtiaların rayiç bedellerinin tahsili talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında yapılan 31/12/2015 tarihli Bayilik Sözleşmesi davalı tarafından Isparta 7. Noterliği'nin 21/11/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedilmiştir. Bu hali ile yine taraflar arasında yapılan 31/12/2015 tarihli Bayilik Sözleşmesine Ek Ariyet Sözleşmesinin de kendiliğinden münfesih olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davalı tarafından ariyet olarak alınan emtia bedellerinin karşılanması gerekmektedir. Emtiaların mülkiyeti davacıya ait olduğundan, emtia bedellerinin ödenmesi bakımından, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının bir önemi bulunmamaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile, davalı yana ariyet olarak verilen emtiaların amortisman bedeli düşüldükten sonra dava tarihi itibariyle rayiç bedelleri 24.499,45 TL olarak tespit edilmiş olup, yapılan bu tespit mahkememizce de benimsenmiştir. Bu aşamada davacı tarafından nakde çevrilen teminat mektubu ile tahsil edilen 100.000,00 TL'nin işbu emtia bedelinden mahsubunun gerekip gerekmediğinin tespiti gerekmektedir. Davacı tarafça, tahsil edilen teminat mektubunun 12.094,82 TL'sinin davalının cari hesap borcuna, 28.402,38 TL'sinin cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağına, bakiye 59.502,80 TL'sinin ise davalının garantörü olduğu .... Ltd. Şti'nin cari hesap borcuna istinaden 11/11/2016 tarihinde tahsil edildiği belirtilmiştir. Anılan teminat mektubu taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesi ve eki niteliğindeki ariyet sözleşmesinden kaynaklanan borçlara istinaden verilmiş olup, davalının garantörü olduğu ... ... Ltd. Şti'nin cari hesap borcunun teminatını içermemektedir. Bu husus İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1354 Esas sayılı dosyası ile de tespit edilmiştir. Yine aynı dosya ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağının bulunmadığı ve davalının teminat mektubunu paraya çevirmesinin haksız olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece verilen karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olup, yapılan tespitler taraflar yönünden bağlayıcı niteliktedir. Bu hali ile davacı yan nakde çevrilen teminat mektubu ile ariyet olarak verilen emtia bedellerini eldeki dava açılmadan önce tahsil etmiş olduğu..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyadaki bilirkişi raporlarının dikkate alınmadan hukuka aykırı karar verildiğini, teminat mektubu bedelinin ariyet bedelinden mahsup edilmemesi gerektiğini, müvekkiline ait ticari defterlerden teminat mektubundan hangi alacakların tahsil edildiğinin bilirkişi tarafından tespit edildiğini, bilirkişi raporunda teminat mektubunun 71.597,62 TL cari hesap alacağı ile 28.402,38 TL cezai şart ve kar mahrumiyeti için tahsil edilerek bu şekilde muhasebeleştirildiğinin belirlendiğini, heri ik raporda dava konusu ariyet ekipmanları yönünden müvekkilinin 31.824,59 TL alacağı bulunduğunun belirlendiğini, raporların müvekkilinin iddialarını doğruladığı halde mahkemece aksi yönde değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu,. Mahkemece davalının takas ve mahsup talebinin hatalı değerlendirildiğini, davalının takas mahsup savunmasının yerinde olup olmadığı ile ilgili taraflar arasında ihtilaf bulunduğunu, takasın ileri sürüldüğü anda borcu sona erdirdiğini, takastan söz edilmesi için öncelikle iki kişinin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olması ve takas edilecek alacakların aynı nitelikte ve aynı türden olması gerektiğini, takas hakkının kullanıldığı anda borçların mutlaka aynı türden olmalarının zorunlu olduğunu, davalının teminat mektubunun iadesi talebinin henüz muaccel hale gelmiş bir alacak olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, mahkemenin emtia bedeli alacağından mahsup ettiği teminat mektubunun davalının gerek şahsi gerekse kefil veya ... olduğu borçları karşıladığını, bu hususun mahkemece değerlendirilmediğini, davalının söz konusu teminat mektubu bedelinin tahsili için müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlattığını ancak takibe yönelik itirazın iptali için dava açmadığını, teminat mektubunun nakde çevrilmesinden kaynaklı iade talebinin haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiğini, mahkemece bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında davalı bayiye verilen ariyetlerin, sözleşmenin bayli tarafından feshi nedeniyle iadesi veya bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 31.12.2015 tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli protokolün yansıra 04.01.2016 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi imzalandığı, 20.09.2016 tarihinden sonra, davacının davalıya mal teminini durdurması üzerine, davalı tarafça davacıya 08.11.2016 tarihli bildirim ile ürün temininin sağlanmasının istendiği, ürün verilmemesi üzerine bu kez 21.11.2016 tarihli noter ihtarı ile ile ürün teminin edilmemesi banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin davacıya bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili esas itibariyle, sözleşmenin teminatı olarak verilen 100.000 TL bedelli teminat mektubunun ariyet sözleşmesinin 4.5 maddesi gereğince, ariyetlerin de teminatı olduğunu, davacının teminat mektubunun nakde çevirerek alacağını tahsil ettiğini, alacağın tekrar tahsiline karar verilmesi halinde mükerrer tahsilat oluşacağını savunmaktadır. Feshin haklı olup olmadığı ile fesih nedeniyle uğranılan kâr mahrumiyeti ve cezai şart tazminat istemli olarak davacı tarafından İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1354 Esas sayılı dosyasında dava açılmıştır. Yargılama sonucu verilen kakar ile sözleşmenin davalı ... tarafından haklı nedenle feshedildiği ve teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız olduğu belirlenerek kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14.06.2020 tarih ve 2018/2142 Esas - 2020/516 Karar sayılı ilamı ile davacının, akaryakıt tedarik etmemesi nedeniyle davalının feshinin haklı olduğu, mal temininde temerrüde düşen davacının, bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshine sebep olduğu ve kâr mahrumiyeti ile cezai şart talep edilemeyeceği tespit edilmiştir. Bu davada davalı tarafından ileri sürülen teminat mektubunun davacı tarafından haksız şekilde nakde çevrildiği iddiası da değerlendirilmiştir. Ancak bu hususta davalının, davacı aleyhine başlattığı icra takibinin itiraz üzerine durduğu ve itirazın iptali davası açılmadığı, garantörlük sözleşmesi çerçevesinde davalının verdiği taahhüdün banka teminat mektubu kapsamında kaldığının kabulü durumunda dahi, ... sözleşmesinin 3. bendinde belirtilen dava dışı bayinin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve borçların ödenmediğini davalıya yazılı olarak bildirildiğinin ispatlanmadığı ve bu hususun davacı tarafça ileri sürülmediği gibi davacının sadece kendi kayıplarına dayalı olduğunu iddia ettiği alacağından dolayı banka teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız olması nedeniyle bayinin bu nedenle de sözleşmeyi feshetmesi haklı görülmüştür. Görüldüğü gibi Dairemiz ilamında davacının cari hesap alacağı dışındaki cezai şart ve kâr mahrumiyeti cezaları ile davalının garantörlük sözleşmesi kapsamındaki sorumluluğu değerlendirilmiş ve bu yönlerden davacının alacağının bulunmadığı kesin şekilde belirlenmiştir. Kesin hükümle belirlenen bir konuda artık davacının alacaklı olduğu ve bu alacak nedeniyle teminat mektubunu nakde çevirerek alacağını tahsil hakkından söz edilemez. Davacı ancak cari hesap alacağı veya yukarıda belirtilen kesinleşmiş hüküm dışında başka bir alacağı bulunduğu gerekçesiyle teminat mektubunu nakde çevirebilir. Mahkemece alınan 04.11.219 tarihli talimat raporunda, ariyetlerin amortismanların düşümü sonucu 24.499 TL değerinde olduğu belirlenmiştir. Mahkemece talimat yoluyla alınan 08.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise davalının davacıya toplam borcunun 12.094,82 TL olduğu, davacı ile dava dışı ...Ltd.ve ... arasında 23.12.2015 tarihinde imzalanan protokole istinaden ...Ltd.Şti'nin cari hesabından dolayı davacının 59.502,80 TL borcu bulunduğu, bu durumda toplam borcun 71.597,62 TL olduğu belenmiştir. Teminat mektubunun bu miktar ve 28.402,38 TL cezai şart ve kâr mahrumiyet alacağı için nakde çevrildiği belirlenmiştir. Davacı şirket lehine düzenlenen 15.01.2016 tarihli teminat mektubu kesin ve 13.01.2017 tarihine kadar geçerli olup, sözkonusu teminat mektubu içeriğinde “.....'ın şirketiniz ile akdettiği veya akdedeceği akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmeleri, bayilik sözleşmesine ek protokoller, ek ariyet anlaşmaları gibi taraflar arasında akdedilen her türlü sözleşme ve protokollerden; adı geçen tarafından şirketinize verilmiş ve verilecek olan her türlü taahhütnamelerden..” denilmiştir. ... ... ve ... olan 23.12.2015 tarihli “... Taahhütnamesi” başlıklı belgede; “(1)... Anonim Şirketi (...) Bayisi/Müşterisi/Borçlusu Olan ...Limited Şirketi 'Nin (Kısaca ... Olarak Tanımlanmıştır)...(2) BAYI tarafından imzalanmış bayilik sözleşmesi ve ek sözleşmeleri okuduğumuzu, hükümlerin hepsini anladığımızı ...' nin işbu protokol ve bağlı sözleşmeler ve ekleri dolayısıyla ...' e olan tüm taahhütlerini yerine getireceğini, Türk Borçlar Kanunu 128 inci maddesi gereği Üçüncü Kişinin Fitlini Üstlenme anlamında olmak üzere ...' sıfatıyla kesin ve süresiz olarak ... ederiz... (3). ... sıfatıyla ...' nin bu sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle ... lehine sözleşmeden doğmuş ve doğacak cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları dahil her türlü hak ve alacağı ... tarafından kendisine gönderilen ve ...' nin sözleşme gereği yükümlülüklerini verine getirmediğini ve borçlarını ödemediğini bildiren ilk yazılı talebi üzerine protesto çekmeye hüküm elde etmeye ve ...' nin rızasını almaya gerek olmaksızın derhal, tamamen ve nakden ödeyeceğimizi bu garanii taahhüdünün kesin ve süresiz olduğunu kayıtsız ve şartsız olarak her birlikte, ayrı avrı ve birbirlerine karşı olmak üzere beyan kabul ve taahhüt ederiz” denilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi kesinleşen İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2019/1354 Esas, 2018/538 Karar sayılı ilamı gereğince, davacının cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağı bulunmamaktadır. Bu nedenle teminat mektubundan tahsil edilen 28.402,38 TL'nin haksız şekilde tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan Dairemizin yukarıda belirtilen ilamında tespit edildiği üzere davacının, garantörlük sözleşmesi kapsamında temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır. Garantörlük sözleşmesi kapsamında borcu olduğu kabul edilse dahi davacının talep ettiği ariyet tutarının 28.402,38 TL'nin altında olduğu ve davacının haksız şekilde teminat mektubunu nakde çevirerek olmayan cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağı tahsil ettiği, bu miktarların ariyet borcundan mahsup edilmesinin yerinde olduğu belirlenmiştir. Aksi halde davacının esasında mevcut olmayan bir alacağını teminat mektubundan tahsil ettikten sonra, başka bir alacak olan ariyet bedelini de tahsil etmesi halinde, kesinleşmiş mahkeme kararıyla belirlenen ve davalının borçlu olmadığı anlaşılan kâr mahrumiyeti ve cezai şartın haksız şekilde tahsil edilmiş olacağı anlaşılmaktadır. Davalının, aynı bayilik ilişkisi kapsamında, teminat mektubunda kâr mahrumiyeti ve cezai şart için yapılan fazla kesintinin ariyet borçlarına mahsup edilmesini talep etmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Bunun için TBK'nın 139 vd. maddelerine göre takas koşullarının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Aynı ticari ilişkiden kaynaklanan alacak ve borçların mahsubu ile bakiye alacağın belirlenmesi gerekir. Davacının, elinde bulunan kesin teminat mektubunu bankaya ibraz ederek davalı bayinin esasında bulunmayan kâr mahrumiyeti ve ceza şart borçları için tahsil ettiği dikkate alındığında, aynı türden olan bu alacak ve borcun mahsubunun yerinde olduğun anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 651,30 TL bakiye istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.