T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:10/02/2023 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:10/02/2023 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı dava dilekçesinde özetle; huzurda görülen davanın konusu olan alacağın Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasının bekletme konusu yapılması hususunun, vekalet ücreti almak amacı ile Av. ...'in çevirmiş olduğu karmaşık ilişki ve entrikaların sonucu olduğunu, Danıştay 13. Dairesinin 10/10/2012 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararından sonra alacaklarının kesinleştiğini, iddianame düzenleyen Cumhuriyet Savcısı ve bu iddianameye dayanarak hakkında kamu davası açılmasının maddi ve manevi zarara uğrattığını, mahkememizin ... Esas - ... Karar sayılı dosyası yönünden yargılamanın yenilenmesi ve tüm yargılama giderlerinin dava tarihinden itibaren gecikme zamları ile birlikte karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... davacı Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2020 tarih ... E. ... K. sayılı dava dosyasından beraat ettiğini belirterek mahkememizin ... E. ... K. sayılı (bozma öncesi ... E.) dava dosyasında yargılamanın iadesine karar verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkememizin 12/05/2015 tarih ... E. ... K. sayılı kararında, davanın takip edilmemesi nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 16/11/2018 tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilerek karar 16/11/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı mahkememizin ... E. sayılı dava dosyasının bozma öncesi 20/01/2011 tarih ... E. ... K. sayılı kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 10/10/2012 tarih .... ... K. sayılı kararında Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. (bozma sonrası ... E.) sayılı dosyasının beklenmesine karar verilmesi gerektiğine işaret olunduğu, yurt dışı seyahatlerinin olması nedeni ile dosyayı takip edemediğini ve Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyasından beraat kararı verildiğini belirterek yargılamanın iadesini talep etmiştir. Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun m. 445) sınırlı olarak sayılmış olması, bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecek olması, yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemeyecek olması, mahkememizin 12/05/2015 tarih ... E. ... K. sayılı kararında, davanın takip edilmemesi nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması, davacının ileri sürdüğü yargılama sebeplerin kanunda yargılamanın iadesi nedeni olarak sayılan nedenlerden olmaması, ayrıca yine davacı tarafça aynı hukuki nedenlere dayalı olarak mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında görülen yargılamanın yenilenmesi davasında mahkememizce verilen 20/10/2022 tarihli ... Esas - ... Karar ve yine mahkememizin ... esas ... karar sayılı ilamı ile davacının yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi nedeni ile yargılamanın iadesi davasını mesmu olmadığından davanınn reddine karar verilmesi gerekmiş.." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı taraf istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve esas yönünden Anayasaya ve AİHS'ne aykırı olduğunu, 03/09/2010 tarihli ATK raporunda dava konusu belgelerdeki imzaların Haşim Balaban'a ait olduğunun belirtildiğini ancak mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, ceza dosyasında da yargılamanın iadesi istendiğini ve halen derdest olduğunu, karşı tarafın avukatı ile husumeti olduğunu bu nedenle vekilin karşı tarafın avukatlığını yapamayacağını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. A-Hemen belirtmek gerekir ki taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen taraf ve dava ehliyeti aynı Kanun’un “Dava şartları” başlıklı 114/1-d maddesinde, dava şartı olarak kabul edilmiş, 115/1. maddesinde ise dava şartlarının kamu düzeninden olduğu, mahkemece davanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 114/1 ve 115/2. maddelerinde ise başlangıçta ve dava açılırken bulunmayan dava şartlarının davanın devamı sırasında gerçekleşmesi halinde davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği hükme bağlanmıştır. Her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Genel olarak miras bırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçıya geçer. Bu nedenle dava sırasında taraflardan birisi ölür ise, istek şahsa bağlı bir hak değil ise dava mirasçılar tarafından yürütülür. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesine göre “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmez ise, gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir. Somut olaya gelince, istinaf aşamasında yapılan inceleme sırasında UYAP’tan elde edilen nüfus kaydına göre davalı ...'ın 23/02/2024 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçılarının kaldığı, eldeki yargılamanın iadesine konu davanın mirasçıların mal varlığını ilgilendirdiği, dolayısıyla davacının mirasçılarının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca davaya iştirakinin sağlanması gerektiği kuşkusuzdur. Mahkemece anılan usul hükümleri dikkate alınarak, mirası reddetmeyen mecburi dava arkadaşları olan davacının mirasçılarının davada yer almalarının sağlanması ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77/1. maddesi uyarınca mirasçıların vekaletnamelerini sunması için vekile süre verilmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Öncelikle bu nedenle, istinaf talebinin re'sen sebeple kabulü gerekmiştir. B-Dava, yargılamanın iadesi talebine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... E, ... K sayılı emsal ilamında da açıkça belirtildiği üzere; Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur. Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki, Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165). Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Muhammet, Özekes: Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324). Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Kanunu’nun (HMK) 375 inci maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka anlatımla, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171). Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı Kanun'un 374 üncü maddesinde de belirtildiği üzere kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir. Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir. İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi dosyasında, mahkemece, HMK m. 379 maddesine göre tarafların dinlenmesine gerek görülmeksizin davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK.nın hukuki dinlenilme başlıklı 27. maddesinde, "davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak yargılama ile ilgili olarak; bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir" hükmü düzenlenmiştir. Hukukî dinlenilme hakkı, medeni usul hukukunun da amacı olan hakikatin, maddi gerçeğin tespitini amaçlar. Uyuşmazlık konusu maddi vakıaların, tam olarak aydınlanabilmesi, taraflara hukukî dinlenilme hakkının sağlanmasıyla olur. Hâkim her iki tarafın açıklamaları ve gösterdikleri delillerden sonra daha doğru karar verebilir. İlk olarak hukukî dinlenilme hakkı, sorumlu ve aktif davaya katılmayı gerektirmektedir. Tarafa, aleyhine ileri sürülen iddialara karşı koyabilmeyi temin etmektedir. Tüm yargılama usullerinde her karardan önce, bu karardan hukuken etkilenen kişiler hukuken dinlenmelidir. Karardan etkilenen kişilere, hukukî dinlenilme hakkı tanınarak, kararı etkileyebilme hakkı sağlanmalıdır (Pekcanıtez, Hakan: Hukuki Dinlenilme Hakkı, Prof. Dr. Seyfullah Edis’e Armağan, İzmir 2000, s. 755, 756, 764).Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece taraflar dinlenmek üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Aksi hâlde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir (Kuru, B: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt II, s.1876 vd). Yargılamanın iadesi davası, mutlaka duruşmalı olarak incelenir (YILMAZ, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2013, s. 1627; KURU, Baki; Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C II, Mart 2020, s. 1554, dp. 77'den naklen, Yargıtay 11. HD, 19.9.2017, 7433/4496, İBD 2018/2 s. 415; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.11.2016 tarih ve 2016/17811 Esas, 2016/20481 Karar sayılı kararı). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 379. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde de açıkça, talep hakkında karar verilebilmesi için duruşma açılıp tarafların dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Böyle bir açık hüküm bulunmayan mülga HMUK döneminde de 23.05.1956 gün ve 8/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereği yargılamanın iadesi taleplerinin duruşma açılarak görülmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 9. HD, 2007/39541 E, 2007/36630 K). İstinaf incelemesine konu dosyaya bakıldığında, mahkemece yargılamanın iadesi talebi üzerine, taraflar davet edilip gerekli hukuki değerlendirme yapılması gerekirken duruşma günü verilmeksizin, taraflar davet edilmeksizin hüküm kurulması doğru olmamıştır. Belirtilen sebeple de istinaf talebinin re'sen kabulü gerekmiştir. C-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 374 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi talebi, hukuki niteliği itibariyle ayrı ve bağımsız bir davadır ve Harçlar Kanununun 10. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere ilk davadan bağımsız olarak harç alınıp ayrı bir esasa kaydedilerek karar verilir (Benzer yönde; KURU, Baki; Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C II, Mart 2020, s. 1588). Davanın tarihi de buna göre belirlenir. İstinaf incelemesine esas dosyaya bakıldığında, yargılamanın iadesi istenen kök dosya olan ... esas sayılı dosyanın uyap kaydında kayıtlı olan mevcut üç adet yargılamanın iadesi talep dilekçesi mevcuttur. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da geçen, aynı mahkemenin ... esas sayılı dosyasına konu olan talebin 24/06/2022 tarihli dilekçe olduğu, dava tarihinin de bu tarih olduğu anlaşılmaktadır. 10/02/2023 tarihli talebin de iş bu uyuşmazlığa konu dava dosyasının karar tarihi ile aynı tarihli olduğundan, geriye kalan 27/12/2022 tarihli dilekçedeki talebin, iş bu uyuşmazlığa konu dosyadaki yargılama konusu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça 20/12/2022 tarihinde ise başvurma harcının yatırıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, bu başvurma harcının, iş bu davaya ilişkin yatırıldığının kabulü gerekmiştir. Ancak, dosyada, alınması gereken peşin karar harcının alınmadığı anlaşılmaktadır. Harçlar Kanunu'nun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. Harçlar Kanununun 16, 30. ve 32. maddeleri uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz ve yargılama yürütülemez. Açıklanan yasal zorunluluğa rağmen mahkemece harç noksanlığı ikmal ettirilmeden, ilgili tarafa usulünce süre tanınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. O halde mahkemece yapılacak iş, usuli eksiklikler giderildikten sonra peşin karar harcını yatırmak üzere ilgili tarafa usulüne uygun süre verilerek (Harçlar Kanunu m. 30-32) eksikliğin giderilmesinin sağlanması, eksiklik giderildiği takdirde ise yargılamanın yenilenmesi isteğinin yeni ve bağımsız bir dava niteliğinde olduğu da gözetilerek, mahkeme gerekçesinde de geçen aynı mahkemenin ... esasındaki yargılama konusu ile birlikte kesin hüküm, derdestlik yönünden de inceleme yapılarak, duruşma açılarak değerlendirme yapılmasından ibarettir. Bu yönüyle de istinaf talebinin re'sen sebeple kabulü gerekmiştir. D-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca hükümde, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi gerekmektedir. İstinaf incelemesine konu gerekçeli kararda, gerekçeli kararın yazıldığı tarihin boş bırakıldığı anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca hüküm yazılması, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. Anılan eksiklik, mahallinde düzeltilebilecek bir husus olduğundan, burada eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç olarak, yukarıdaki tüm açıklamalar ışığında, davacı tarafın istinaf başvurusunun anılan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2023 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde yatıran tarafa İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...