11. Hukuk Dairesi 2009/10841 E. , 2011/10387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2009 tarih ve 2007/275-2009/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.09.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat
**11. Hukuk Dairesi 2009/10841 E. , 2011/10387 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2009 tarih ve 2007/275-2009/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.09.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 05.05.2005 tarihinde davalı şirkete (27.000) TL borç verdiğini, usulüne uygun şekilde ihtarname keşide edildiği halde davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek, şimdilik anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan borç para almadığını, iki yıldan fazla bir süre bu paranın talep edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların ticari defterlerinin kapanış tasdikleri yapılmadığından lehlerine delil oluşturmaycağı, kesinleşen mahkeme kararı ile davalının 31.12.2004 tarihli ve (93.338) TL bedelli faturadan dolayı alacağının olmadığının ispatlandığı, davacının (27.000) TL'nı davalının banka hesabına yatırdığı, bu bedel dışında başka alacağı olduğu konusunda bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (27.000) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, gerek dava konusu yaptığı 05.05.2005 tarihli ve (27.000) TL. tutarlı gerekse saklı tuttuğu 21.03.2005 tarihli ve (12.000) TL. ve 27.04.2005 tarihli ve (18.000) TL. tutarlı ödemelerinin davalıya borç olarak verildiğini iddia etmiş ve davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise davacıdan borç para almadığını savunmuştur. Dolayısıyla davacı ödünç ilişkisine dayanmış, davalı ise ödünç ilişkisini inkar etmiştir. Bu durumda iddiasını ispat yükümlülüğü davacıya düşer. Davacı ise iddiasını ispat için anılan tarih ve meblağlarda davalıya ödeme yaptığını gösteren banka dekontları sunmuştur. Ancak banka dekontlarında paranın davalıya hangi nedenle ödendiği konusunda bir açıklık yoktur. Bu durumda anılan belgeler ödünç ilişkisinin varlığını kanıtlamak için yeterli delil olarak kabul edilemez. Zira çekle veya banka hesabına doğrudan makbuzla yapılan ödemeler birer havale hükmünde olup, mevcut bir borcun alacaklısına ödendiğine dair bir karine teşkil eder. Çünkü kural olarak havale bir ödeme vasıtasıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılır. Davacı bu ödemelerin ödünç sözleşmesine dayalı olduğunu iddia ettiğine göre bu iddiasını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Ancak yargılama sırasında dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden, davacının keşide ettiği 27.06.2007 tarihli ihtarnamede, davalıya borç olarak verdiğini iddia ettiği aynı tarih ve miktarlarda toplam (57.000) TL.'nın kendisine ödenmesini istediği zaman, davalının 09.07.2005 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile davacının kendisine (57.000) TL. ödeme yaptığını kabul ettiği, ancak davacının da 31.12.2004 tarihli faturada belirtilen işin bedeli olan (93.338) TL.'nı ödemediğini ve hesaplarına yatırılan (57.000) TL.'nın bu alacağa mahsup edildiğini bildirdiği ve bakiye (36.338) TL.'nın davacıdan tahsilini istediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı alacak savunmasını somutlaştırmış ve 31.12.2004 tarihli faturaya dayanmıştır. Her ne kadar mahkemece davalının anılan faturadan dolayı davacıdan alacaklı olmadığının taraflar arasında görülen ve kesinleşen önceki davada kanıtlandığı kabul edilmişse de bu konuda yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Zira anılan fatura dosyaya sunulmadığı gibi kesinleşen 26.06.2007 tarihli önceki dava ile bu faturanın ilişkisi de yeterince incelenmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davalının savunmasında dayandığı 31.12.2004 tarihli fatura kapsamındaki işlerin, taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki davanın konusu olan eser sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, böylece taraflar arasında görülüp kesinleşen diğer davanın ve tarafların yukarıda anılan ihtarnamelerinin işbu davadaki etkilerinin değerlendirilmesi, bu inceleme ve değerlendirme sonucunda davacının iddiasını kanıtladığı anlaşılırsa bu kez de davalının davacıdan toplam (57.000) TL.'nı aldığı dosya kapsamı ile sabit ve davalının da kabulünde olduğundan, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. 2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerlerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 15.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.