T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2026/371 KARAR NO:2026/531 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/83 KARAR NO:2025/843 DAVA TARİHİ:04/02/2025 KARAR TARİHİ:16/12/2025 DAVA:İtirazın İptali KARAR TARİHİ:15/04/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; mü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2026/371 KARAR NO:2026/531 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/83 KARAR NO:2025/843 DAVA TARİHİ:04/02/2025 KARAR TARİHİ:16/12/2025 DAVA:İtirazın İptali KARAR TARİHİ:15/04/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki anlaşmalı servis hizmeti sözleşmesi kapsamında ticari ilişki mevcut olduğunu, bu ticari ilişkide davalı tarafın sigortalısı araçların müvekkil şirketten hizmet alması halinde davalı sigorta şirketinin ödemeleri ile araç onarım ve tamirleri yapıldığını, bununla birlikte müvekkili davalı sigorta şirketinin başkaca araç servis şirketlerine yedek parça teminini de sağladığını, ancak davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan araçların parça değişimi amacıyla sigorta şirketinin farklı servislerine müvekkili şirketçe tedarik edilen yedek parçalara ilişkin bedelleri müvekkili şirkete ödemediğini, bu yönüyle cari hesap ve faturadan kaynaklı olarak davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan İstanbul 36. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına davalının haksız itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasında düzenlenen herhangi bir cari hesap mutabakatının bulunmadığını, cari hesap sözleşmenin yazılı olmasının ticaret hukuku açısından şart olduğunu, yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda böyle bir cari hesap ilişkisinin varlığından bahsetmek mümkün olmayacağından davacının taleplerinin reddi gerektiğini, davaya konu alacak iddiası yargılamayı gerektirdiği için likit olmadığından inkar tazminatı talebinin de haksız olup koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada, davalının takip dosyasına yönelik icra şikayet istemi üzerine yapılan yargılama neticesinde; takip dosyası kapsamında dava konusu icra takibinin dayanağını oluşturan belgelerin icra dosyasına sunulmasına rağmen, söz konusu belgelerin, ödeme emri ile birlikte davacıya tebliğ edilmediği, borçlu icra müdürlüğüne itiraz ederek icra takibini durdursa dahi, takibe dayanak belgenin ödeme emri ile birlikte kendisine tebliğ edilmediği gerekçesi ile İİK'nın 58/3 ve 61/1 maddelerine dayalı olarak icra mahkemesinden ödeme emrinin iptalini talep etmekte hukuki yararının olduğunun kabulüyle, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/539 E. 2025/162 K. sayılı ilamıyla ödeme emrinin tebliğ işleminin iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu aşamadan sonra takibin devamını sağlamak için yeniden borçluya ödeme emri çıkarılması gerekeceğini, aksi takdirde usulüne uygun yapılan bir takipten söz edilemeyeceğini, zira ödeme emri tebliğ edildiğinde borçluya, seçilen takip şekline göre yetkili merciide itiraz hakkı verilecek ve bu itirazı yeniden değerlendirilebileceğini tüm dosya kapsamından ödeme emri tebliğ işleminini iptali üzerine davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı yeni bir ödeme emri düzenlenerek tebliğe çıkartılmadığının sabit olduğunu, usulüne uygun yapılmış bir takip bulunması itirazın iptali davasının görülmesi için dava şartı olup ödeme emrinin iptali üzerine takibin devamını sağlamak üzerine yeniden ödeme erinini tebliği sağlanmaması nedeniyle usulüne uygun yapılmış bir takip söz konusu olmadığından, itirazın iptali davası için dava şartı gerçekleşmediğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/6168E. - 2022/7353K. Sayılı İlamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi 2020/1403E. - 2020/1270K. Sayılı İlamı ), belirtilen açıklamalar ışığında davanın usulden reddine ve de usulden red kararı verilmesi nedeniyle de davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın açıldığı tarihteki durum ve şartlara göre değerlendirilerek yargılaması yapılması gerekmektiğini, davanın 04.02.2025 tarihinde ikame edildiğini, davalı tarafın dava konusu icra takibine 15.01.2025 tarihinde vekil aracılığıyla itiraz ettiğini, huzurdaki davanın ikame edildiği tarihte dava konusu icra takibinde geçerli kabul edilen ve takibin devamını engelleyen bir itiraz bulunduğunu, tebligatın usule uygun olmadığına dair İcra Hukuk Mahkemesi kararının gerekçe kabul edilerek şikayet dava tarihi sonrasında vekil aracılığıyla yapılan itirazın geçerli olmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, itiraz kapsamında takibin durdurulduğu mevcut durumda itirazın iptali davasının ikamesinin zaruri olduğunun da açık olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ödeme emrinin iptali kararının takibi esastan bitiren bir karar olmayıp, yalnızca usuli bir işlemin düzeltilmesine yönelik olduğunu, işbu kararın maddi anlamda kesin hüküm dahi teşkil etmediğini, dava konusu takipte bir eksikliğin dava sırasında ortaya çıkması halinde taraflarına eksikliği gidererek aynı dosya üzerinden yeni bir ödeme emri göndermek adına süre verilmesi gerektiğinin gözetilmesi gerekmemesinin usul ekonomisine aykırılık teşkil ettiği gibi hakkın ulaşılmasına da engel olduğunu, usulden ret kararı verilmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olmasının yanında, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de açıkça hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, cari hesap ekstresi alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul 36. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının... Şti., borçlunun ise ... A.Ş. olduğu, 1.368.483,64 TL asıl alacak ve 11.641,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.380.125,12 TL üzerinden 01.10.2024 tarihinde başlatılan icra takibinde "ekte bulunan faturalar ve cari hesap dökümünde belirtilen alacaklardan kaynaklı bakiye 1.368.483,64-TL bedelli alacaklardır." borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 08.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 15.10.2024 tarihinde borca itiraz edildiği tespit edilmiştir.İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/539 E. 2025/162 K. sayılı dosya incelendiğinde; davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... Şti.'ye karşı 09.10.2024 tarihinde İstanbul 36. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında davacıya çıkarılan ödeme emrinin iptali istemine ilişkin şikayete ilişkin yapılan yargılama neticesinde 03.03.2025 tarihinde davacı borçluya sadece ödeme emri gönderilip, takip dayanağı belgenin eklenmediği anlaşılmakla ve bu durum ödeme emrinin iptalini değil, ödeme emri tebliğ işleminin iptalini gerektirdiği (Yargıtay 12.HD'nin 2016/30841 Esas, 2018/3808 Karar sayılı ilamı) gerekçesiyle Şikayetin Kısmen Kabulü İle; Davacı borçlu yönünden İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün... sayılı icra takip dosyasındaki ödeme emri tebliğ işleminin iptaline dair istinaf yasa yolu açık olarak karar verilmiş, gerekçeli karar davacı vekiline 11.03.2025, davalı vekiline ise 09.03.2025 tarihinde ayrı ayrı tebliğ edilmiş, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır.Genel haciz yoluyla icra takibinde alacaklı tarafça yazılı, sözlü veya elektronik ortamda takip talebinde bulunularak takip başlatılır, varsa alacağı gösteren belgeler talebe eklenir, icra müdürü talebi kanuna uygun görürse İİK'nın 60. maddede düzenlenen ihtarları içeren ödeme emrini borçluya gönderir. Bu şekilde usulüne uygun olarak yapılmış ilamsız icra takibine borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi halinde, alacaklı taraf mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Usulüne uygun yapılmış takip ve bu takibe süresinde yapılmış itiraz HMK'nın 114/2. maddesine göre dava şartı olup davanın konusu ise borçludan tahsili talep edilen alacaktır.Somut uyuşmazlıkta itirazın iptali davası devam ederken, dava ile ilgili itiraza uğramış ödeme emri tebliğ işlemi İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nce iptal edildiği, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle kararın kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince de ortada usulüne uygun yapılmış bir takip söz konusu olmadığından davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu sabittir. İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/539 E. 2025/162 K. sayılı dosyasındaki karar ile icra takibi, ödeme emri iptal edilmeyip ödeme emrinin tebliğ işleminin iptaline hükmedilmiş ise de, dava konusu icra dosyasında İcra Hukuk Mahkemesi kararı nedeniyle iş bu itirazın iptali davasından sonra yeniden ödeme emri işlemi neticesinde iş bu dava davalısı takip borçlusunun önceki itiraz dilekçesindeki itiraz sebeplerinden farklı olarak İİK'nın 62 ve 63. maddeleri uyarınca itiraz sebebi de ileri sürme hakkının bulunması hususu dikkate alındığında yargılama sırasında mevcut olması gereken özel dava şartı niteliğindeki usulüne uygun takipte olması gereken icra dairesince borçluya karşı ödeme emri tebliğ edilmeden açılan işbu davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Mahkemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine yönelik kararda AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca dava miktarı nazara alındığında davacı aleyhine karar tarihindeki maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı ve 732,00 TL istinaf karar harcının ayrı ayrı Hazine'ye gelir kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/04/2026