İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... A.Ş'nin kurucu ortaklarından olup, % 50 sinin dava dışı ...'ya ait olacak şekilde 28.05.1999 tarihinde kuru…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1726 KARAR NO : 2025/2088 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/09/2025 NUMARASI : 2025/607 Esas - 2025/640 Karar DAVA: Şirketin İhyası İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... A.Ş'nin kurucu ortaklarından olup, % 50 sinin dava dışı ...'ya ait olacak şekilde 28.05.1999 tarihinde kurulduğunu, daha sonraki müvekkilinin bedelsiz olarak ve inançlı işlemle şirket hisselerinin devretmesi sonrasında devredilen şirket hisselerinin kendisine iade edilmemiş olması sebebiyle İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/264 esas sayılı dosyası nezdinde ihyası talep edilen şirkete ve ilgili diğer şahıslara karşı dava ikame edildiğini, anılan dava ile yine davacısı müvekkili olan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/390 esas sayılı dosyası arasında bağlantı bulunduğundan HMK 166/1 maddesi gereğince anılan davanın İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/390 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini, dava devam ederken iş bu dava ile ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... A.Ş'nin tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edildiğini belirterek Tasfiye Halinde ... A.Ş'nin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesi özetle; müvekkili müdürlüğün tescil taleplerini ilgili Yasa'nın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip sonuca bağladığını, yargı mercii gibi hareket edemeyeceğini, bu hususun T.T.K.'nun 32. maddesinde ifade edildiğini, Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, tasfiye süreci eksik/erken sonuçlandıran tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle müvekkili yönünden davanın reddini, aksi halde müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Tasfiye Memuru ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının ikame ettiği iş bu davanın konusunun zamanaşımına uğradığını, bu davada İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, ilgili şirketin tasfiye süreci TTK hükümleri doğrultusunda usulen uygun şekilde yerine getirilmiş olup, şirketin yeniden ihyasının mümkün olamayacağını, müvekkiline yöneltilen hususu kabul etmediklerini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "..İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/390 Esas sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen dosyanın sonuçlandırılması ve infazı ile sınırlı olmak üzere ihyasına," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yokluklarında ön inceleme yapılması ve taraflarına tahkikat duruşma günü bildirilmeksizin karar verilmesinin açıkça usule aykırı olduğunu, mazeretlerinin reddine dair gerekçenin yerinde olmadığını, mazeretlerinin usulen hatalı gerekçelerle ve HMK md. 140/4 hükmüne aykırı olarak reddedilmesi usule aykırı olduğu gibi, taraflarına usulüne uygun bir şekilde, HMK md. 147 uyarınca tahkikat duruşmasına davet edilmeksizin yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının da açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstinafa konu kararın yalnızca bu nedenle dahi kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davaya cevap dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla, ilgili şirketin tasfiye süreci TTK hükümleri doğrultusunda usulüne uygun şekilde yerine getirilmiş olup şirketin yeniden ihyasının mümkün olmadığını, davacı yanca müvekkiline yöneltilen husumeti kabul etmediklerini, zira tasfiye sürecinin yasal mevzuat kapsamında tam ve gereği gibi yönetildiği ve sonuçlandırıldığı bildirilerek taraflarınca husumet itirazında bulunulduğunu, mahkeme tarafından husumet itirazlarına yönelik bir karar kurulmaksızın ve bu yönde bir gerekçe açıklanmaksızın hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle duruşma taleplerinin kabul edilerek istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.09.2025 tarih, 2025/607 Esas ve 2025/640 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde, ihyası istenen şirketin terkin olmadan önce merkez adresinin Kadıköy /İstanbul olduğu, buna göre mahkemenin 6102 sayılı TTK'nun 547/1. maddesi anlamında kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır.İhyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı tasfiye halende ... A.Ş .'nin tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/390 Esas sayılı davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince tensip zaptı ile davanın basit usulü tabii olduğu taraflara tebliğ edilmeş ve HMK 320. Maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabii davada; 24/09/2025 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasına;, davacı vekilinin katılımı ile davacı tarfca kabul edilmeyen davalı vekilinin mazereti reddedilerek yokluğunda devam edilerek tahkikata sona erdirilerek karar verildiği görülmüştür.Somut olayda davalı tasfiye memuru vekilinin öninceleme duruşmasına Bursa ilinde taraf vekili olarak katılması gereken arabuluculuk toplantıları bulunması ve iş akışı nedeniyle İstanbul'da duruşmaya katılamayacağına belirterek mazeret dilekçesi sunmuş ise de dilekçe içeriğinde mazerete konu işlemlere ilişkin herhangi bir somut bir bilgiye yer vermediği gibi mazeretini tesvik eden bir belgeyi dilekçe ekinde ve istinaf aşamasında dahi sunmamıştır. Bu hale göre davacı vekilinin duruşmaya katılmamasının geçerli bir özre dayandığı husus kabul edilemeyecektir.HMK 320 ve devamı maddelerinde Basit Usule tabii davalarda ön inceleme ve tahkikat usulü düzenlenmiş olup, HMK 321 maddesi uyarınca taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmeyecek olmasına göre mahkemece davalı vekilinin yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmesine göre tasfiye memurunun istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde ve son tasfiye memurunun tasfiye memuru olarak atanmasında bir isabetsizlik bulanmamaktadır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2025