Hukuk Genel Kurulu 2009/4-120 E. , 2009/193 K. "" MAHKEMESİ : Şişli 3.Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19.09.2008 Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.07.2006 gün ve 2006/53 E- 389 K. sayılı kararın incelenmesi, davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 11.12.2007 gün ve 2006/12581-2007/15816 sayılı ilamı ile; (“…Dava, kişilik hakla…
**Hukuk Genel Kurulu 2009/4-120 E. , 2009/193 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Şişli 3.Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19.09.2008 Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.07.2006 gün ve 2006/53 E- 389 K. sayılı kararın incelenmesi, davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 11.12.2007 gün ve 2006/12581-2007/15816 sayılı ilamı ile; (“…Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalının yabancı bir dergide yayınlanan röportajda; "30 bin Kürdü ve 1 milyon Ermeni'yi öldürdük. Türkiye'de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum." şeklinde beyanda bulunarak Türk Milletini ve atalarımızı katil ilan ettiğini, davalının iftiradan ibaret bu beyanının Türk Milletinin bütün fertlerini yurt dışında yabancı milletler karşısında zor duruma düşürdüğünü, Ermeni iddialarına güç kazandırdığını, bu beyanlarla birlikte Türk Milletinin dışarda horlanma, dışlanma ve aşağılanma şeklinde davranışlara daha sıklıkla maruz kalmaya başladıklarını, bir çok ülkede Ermeni iddiaları ile ilgili yasa tasarılarının kabul edilmeye başlandığını, Türk Milletinin bu iddialarla ilgili dış baskı ve tehdit ile karşılaştığını, davalının bu sözlerinin Türk Milletinin bütün fertlerine, tarihine, uluslararası ilişkilerine, menfaatlerine büyük darbe vurduğunu, fert olarak da büyük üzüntü duyulduğunu, şahsiyet haklarının ağır surette ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili ise müvekkilinin söylediği cümlenin davacılar tarafından tahrif edildiğini, dergide yer alan ifadenin aynen "Burada 30 bin Kürt öldürüldü, 1 milyonda Ermeni ve neredeyse kimse bundan söz etmeye cesaret edemiyor" biçiminde olduğunu, cümlenin özne içermediğini, davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, hem tazminat hem de yayın isteminin doğru olmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, Ermeni tehcirinin Osmanlı döneminde yaşandığını, müvekkilinin söylediği cümlenin Osmanlı Devletinde olan bir olaya ilişkin kanaatı olduğunu, düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ağır zarar koşulunun gerçekleşmediğini, Ermeni tehcirinin bir vakıa olduğunu, tarihi olayların tartışılmasına hiçbir sınır konulamayacağını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacıların bu eleştiriye katlanmak zorunda olduklarını, İstanbul Basın Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verildiğini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10.maddesi uyarınca müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini savunarak davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, davacıların salt Türk Milletinin bir ferdi olmaları nedeniyle yansıma yoluyla kişilik haklarına saldırı olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.