İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13.HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2016 yılı içerisinde farklı tarihlerde davalı şirkete ait iş makineleri kullanılarak Antalya ili ... ve ... ilçelerinde gerçekleştirilen yol yapım çalışmaları sırasında yola paralel ve enine şekilde çekilmiş olan elektrik dağıtım şebekesine ait kablolara hasar verildiği, yapılan araştırmalar neticesinde maddi zarar tutarının 51.560,15 TL olarak hesaplandığı, davalı şirket çalışanlarının müvekkili kurumu uğrattığı zararının tahsili amacıyla Antalya 12. İcra Dairesinin ... esasında icra takibi başlatıldığı ve davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla, vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlunun icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 006/01/2020 tarihli ıslah dilekçesinde, başlangıçta dava değerinin 51.560,15 TL asıl alacak miktarı olarak gösterildiği, Antalya 12. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasında asıl alacaktan hariç 12.245,54 TL takip öncesi işlemiş faiz ve 2.204,20 TL takip öncesi işleyen gecikme faizi BSMK/ KDV taleplerinin bulunduğu, toplam takip çıkışı miktarın ise 66.009,88 TL olduğunu açıklayarak dava değerini 66.009,98 TL'ye yükseltmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davaya konu yol çalışması işinin Karayolları Genel Müdürlüğü'nün ihalesi alınmak suretiyle yüklenici firma olarak gerçekleştirildiği ve yol yapım çalışmalarına dair tüm işlemlerin ihale sözleşmesindeki teknik şartnameye uygun yapıldığı, bu halde müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin de mümkün olmadığı, müvekkili şirketin faaliyet merkezinin Bitlis ili Tatvan ilçesi olduğundan genel yetki kuralına göre yetkisiz Antalya mahkemelerinde davanın açıldığı, yetki ve husumet itirazlarından sonra ise uyuşmazlık konusu hadiseyle ilgili olarak davacı yanın Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (... esas sayılı dosya) nezdinde açtığı davanın irtibat nedeniyle birlikte görülmesi gerektiği, zarar miktarına ilişkin tespit ve hesaplamanın davacı tarafından yaptırılan inceleme sonuçlarına dair belgelere dayandığı ve tek taraflı hazırlanan bu bilgi ve belgelerin hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, davacı kurumun yol çalışması yapılan mahallerde kablolama çalışması ve elektrik dağıtım şebekesi işlemlerini Karayolları Genel Müdürlüğü'nden izin almadan gerçekleştirdiği, bundan dolayı da çalışma sahasında elektrik dağıtım şebekesi olduğu bilgisi bulunmadan yol yapım çalışmasının icra edildiği, hadisenin vukunda davacının kusurunun olduğu, kendi kusurundan kaynaklanan zararın tazminini isteme hakkının bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte zarar miktarının da fahiş hesaplandığını beyanla üstlenilen yol yapım işinin ihalesini yapan Karayolları Genel Müdürlüğü 13. Bölge Müdürlüğüne davanın ihbar edilmesini ve davanın reddini istemiştir. DELİLLER : Antalya 12. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası örneği, bilirkişi heyeti kök ve ek raporları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; temin edilen bilirkişi raporu ile tüm delillere göre davaya konu elektrik hatlarında oluşan hasarın davalı şirkete ait iş makinelerinin kazı çalışmalarından kaynaklandığı, davalı yan 2016 yılı şubat ve Ekim ayı arasında yaklaşık 500 metrelik kazı çalışması yaptığı, ilk hasarın oluşmasına rağmen her hangi bir tedbir alınmadığı gibi davacı kuruma bildirimde de bulunulmadığı, çalışmalara devam edilerek zararın artmasına neden olduğu, hasar verilen kablo uzunluğu göz önüne alındığında üzerinde 400/231 volt gerilim bulunan kablonun can ve mal güvenliği riskine rağmen bir çok yerinden koparılma suretiyle kazı çalışmalarına devam edilmesi sebebiyle hadisenin vukunda davalı şirketin asli kusurlu olduğunun benimsendiği, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları ve toplanılan delillere göre davalı yana %75 oranında resen kusur tayini yapıldığı, davacı şirketin kusuru yönünden yapılan değerlendirmede kabloların geçtiği alanlara ilişkin çalışma yapılan sahanın aydınlatma projesinin bulunmadığı, davacı kurumun mevcut alçak gerilim-orta gerilim kablolarının 80 cm derinlikte olduğunu bildirmesine rağmen temin edilen jeodeji bilirkişi raporunda da saptandığı gibi hasara uğrayan kabloların yaklaşık 60 ila 75 cm derinliğe döşenmiş olması hususlarından dolayı meydana gelen zararın oluşumunda davacının %25 oranıında tali derece kusurlu kabulünün oluşa münasip düşeceği, dosya kapsamına alınan tutanaklar ile davalıya gönderilen ihtarnameler uyarınca bilirkişi hesaplamasına göre; Kumluca'da meydana gelen hasarın TEDAŞ 2016 yılı birim fiyatları ile uyumlu olarak KDV hariç 65.056,93 TL olarak belirlendiği, davacı yanın talebi ile bağlı kalınarak ve 51.560,15 TL fatura tutarının davalının kusuruna isabet eden toplam maddi zararın 38.671,11 TL olduğu ve davacının bu kısım yönünden talebinde haklı olduğu, talep haksız fiile ilişkin olmakla; hasar tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edilebileceği anlaşılmakla; 9.184,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.854,26 TL üzerinden takibin devamına karar vermek gerektiği, öte yandan alacağın likit olmadığı ve muhakeme sonucu belirlendiğinden icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne ve Antalya 12. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasında takibin 38.670,11 TL asıl alacak ile 9.184,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.854,26 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının gerçekleştirdiği yol yapım çalışmaları sırasında müvekkiline ait yer altı elektrik dağıtım kablolarına zarar verdiği ve hasar tutarının mahkemece hesaplattırıldığını, yerel mahkemece temin edilen bilirkişi raporunda tespit olunan miktarın takip talebinde istenen tutardan daha yüksek hesaplandığını, dolayısıyla takip başlatılmakta haklı olunduğunu, mahkemenin kusur tayini yapmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin taraflar arasında görülen başka bir dava dosyasında alınan bilirkişi raporu ile eldeki dava dosyasında temin edilen rapor arasında çelişki oluştuğu gerekçesiyle bu çelişkinin giderilmesi için yeniden bilirkişiye tevdi edilip ek rapor düzenlenmesini istenmesinin de usule aykırılık oluşturduğunu, zira başka mahkeme nezdinde görülen davada somut uyuşmazlıktan farklı bir hadise nedeniyle oluşan zarar için açılan davaya ilişkin olduğunu, raporların çelişki oluşturmayacağını, raporda yer altı elektrik kablolarının 80 cm derinlikte olduğunu, bölgedeki çalışma sonrası çocuğunun yerinin ve derinlik standartlarının değiştiğinin belirtildiğini, kabloların montaj usul ve esaslarında belirtilen usule göre düzenlendiğini, bilirkişi raporunda bildirilen kablo derinliklerinin 60 ile 75 cm olduğu ve bu derinliğin mevzuatta belirtilen 80 cm'ye yakınsadığını, davalıların kazı çalışmaları sırasında kablolara uyguladığı kuvvetle belirtilen hafif sapmaların gerçekleşmesinin de mümkün olduğunu, bu halde müvekkiline herhangi bir kusur izafe edilmemesi gerektiğini, yine davalının haksız eylemi sonucu oluşan zarara ilişkin fiyatlama listesinden hesaplama yapıldığını, zarar tutarının belirlendiği ve alacağın likit olduğu gözetildiğinde icra inkar tazminatı şartları oluştuğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davacı yanın tek taraflı düzenlediği tutanaklara itibar edildiğini, tutanakta belirtilen olayların maddi gerçekliği yansıtmadığını, tanık dahil olmak üzere başkaca herhangi bir yan delil ile desteklenmeyen tutanakların muteber görülemeyeceğini, tamamen varsayımsal oluşa göre zarar tespiti yapılıp davanın kabul edildiğini, müvekkili firmanın ihale şartnamesinde belirtilen hususlara birebir uyduğu, sözleşme şartnamesine rağmen işi yavaşlatma yahut durdurmasının da mümkün olmadığı, mahkemenin kusur takdirinin hukuki dayanağının bulunmadığı ve soyut kabule göre yapıldığını, zararlandırıcı hadisenin vukunda davalının herhangi bir kusurunun olmadığını, elektrik dağıtım hattının şartnamede belirlenen derinlikte döşemeyen davacı kurumun üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemesinden dolayı meydana gelen zarar nedeniyle davalıdan tazminat isteyemeyeceğini, davacının usul ve mevzuatta belirlenen mesafe yerine daha sığ derinlikten geçirdiği kablolar nedeniyle hadisenin vukunda ağır derecede kusurlu olduğunu, davacının üzerine düşen bu edimi tam anlamıyla ifa etmiş olması durumunda zararın zaten oluşmayacağını, davacının zararına yol yapım çalışmasının değil yer altına döşenmiş elektrik dağıtım kablolarının mevzuatla belirlenen derinlikten daha sığ şekilde geçirilmesinden kaynaklandığını, aksi durumda dahi bu olgulara göre davalının %75 kusurlu kabul edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, kaldı ki davalı şirketin çalışma sahasındaki yer altı kablolarına ilişkin altyapı tespiti yapmak gibi bir yetkisi yahut yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının yol yapım çalışması gerçekleştirilen alandaki elektrik dağıtım kablolarına ilişkin altyapı bilgisini ihaleyi yapan üst iş veren kuruma bildirmediğini, yine yerel mahkemenin gerekçesinde dayandığı çalışmaların durdurulmaması ve zararın artmasına neden olunması yönündeki kabulünün de isabetsiz olduğunu, zira müvekkilinin yüklenici firma olarak tek taraflı olarak yapılan işi durdurmasının mümkün olmadığı, böyle bir tedbir alınmasının davalıdan beklenemeyeceğini, ayrıca davacının emsal gösterdiği dosyalarda kazı çalışmalarına refakat amaçlı personel verildiği yönündeki iddia gözetildiğinde zararın büyümesinin niçin engellenmediğinin de ayrıca izaha muhtaç olduğunu, öte yandan üst işveren konumundaki ihbar olunan kurumun kusur ve sorumluluğu açısından herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, haksız yapılan ıslahtan dolayı yapılan masrafların müvekkiline yükletilmemesi gerektiğini, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin de hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin yanlış belirlendiğini, davacı yan lehine fahiş, müvekkili için ise eksik vekalet ücreti takdir edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yargılama sırasında ileri sürülmeyen ilk kez istinaf dilekçesinde dayanılan iddiaların ilişkin olay ve olguların iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında dinlenmesinin mümkün olmadığı, sadece davacının düzenlediği tek taraflı tutanaklara dayanılarak müvekkili şirkete kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceği, davalı firmanın yol yapım çalışmasını yüklenici firma olarak gerçekleştirdiği, ihale şartnamesine uygun hareket ettiği, davacının üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle hadisenin vuku bulduğunu, icra inkar tazminatına yönelen istinaf itirazlarının da mesnetsiz olduğunu beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine yönelik vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Davacı vekili, davalı şirket çalışanları tarafından gerçekleştirilen yol yapım çalışmaları sırasında yola paralel ve enine şekilde yer altına çekilmiş olan elektrik dağıtım kablolarına zarar verildiğini, hasarlanan kablo bedellerinin tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazı hükümden düşürmek ve davalı borçluya icra inkar tazminatı ödemeye mahkum ettirmek için eldeki davayı açmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Antalya 12. İcra Dairesinin .... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 51.560,15 TL asıl alacak, 12.245,54 TL işlemiş faiz ve 2.204,20 TL işlemiş faizin BSMV / KDV'si olmak üzere toplam 66.009,88 TL takip çıkışı miktar üzerinden 01/10/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; 1-) Somut olayda, davalı şirkete ait iş makineleri kullanılarak Antalya ili ...ve ... ilçelerinde gerçekleştirilen yol yapım çalışmaları sırasında yola paralel ve enine şekilde çekilmiş olan elektrik dağıtım şebekesine 24/02/2016, 18/04/2016, 03/06/2016, 08/06/2016, 10/10/2016, 11/10/2016 ve 18/10/2016 tarihlerinde hasar verildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafın tespitlerine göre toplam hasar tutarının 51.560,15 TL olarak belirlendiği, davacı tarafça davalı şirket çalışanlarının davacı kurumu uğrattığı zararının tahsili amacıyla Antalya 12. İcra Dairesinin ... esasında icra takibi başlatıldığı ve davalının itirazı nedeniyle takibin durduğu, vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlunun icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi amacıyla iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya arasına sunulan belgeler incelendiğinde, somut dosyaya konu olan son hasar tarihinin 18/102016 tarihi olduğu, davalı taşeron şirketin iş sahibi konumunda olan Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından davacı şirkete, elektrik hatlarının projelendirilerek taraflar arasında protokol düzenlenmesine ilişkin hasarın ihbarının ise 19/10/2016 tarihi ve sonrasında yapıldığı, bu durumda davalı şirket ve onun iş sahibinin somut dosya yönünden 24/02/2016 tarihinden itibaren farklı tarihlerde ve çok sayıda olacak şekilde davacı şirketin elektrik hatlarına zarar verdiği sabit olmasına rağmen hasar ihbarının son zarar tarihinden sonra yapıldığının sabit olduğu, dolayısıyla davalı şirketin veya iş sahibinin yol yapım çalışmalarına başlamadan önce yol kenarında yapılacak olan kazı çalışmalarından dolayı yolun altında tesisatı bulanan ve çalışmalardan etkilenebilecek olan kurum ve kuruluşlara haber vermeden ve ilk hasar oluştuktan sonra davalı şirket çalışanları tarafından davacı şirketin elektrik hatlarına zarar verildiği bilinmesine rağmen hasar ihbarı yapılmadan ve zarar giderilmesine yönelik girişimde bulunulmadan çalışmalara devam edildiği, bu haliyle davalı şirket çalışanların zararın meydana gelmesi ve sonrasında zararın artmasında kusurlu oldukları sabittir. Yol yapımını taşeron olarak gerçekleştiren davalı şirketin, bu iş nedeniyle meydana gelen zararlardan iş sahibi ile birlikte sorumlu olacağında da kuşku bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı şirket, davacının yol kenarında bulunan elektrik hatlarının bulunduğu güzergahı iş sahibi olan KGM'ye bildirmemesi nedeniyle kusurun davacı şirkette olduğunu ileri sürmüş ise de, kazı çalışmasını ve zarara neden olan işlemi yapan tarafın davalı taraf olması, davalı şirketin veya iş sahibinin yol yapım çalışmalarına başlamadan önce yol kenarında yapılacak olan kazı çalışmalarından dolayı yolun altında tesisatı bulanan ve çalışmalardan etkilenebilecek olan kurum ve kuruluşlara çalışmaya başlamadan önce haber vermemiş olması, davalıya ait elektrik hatlarının uzun süredir dava konusu yerde bulunuyor olması ve bu durumun basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken davalı şirket veya iş sahibi olan KGM tarafından bilinmemesinin mümkün olmaması, hasar verilen hatların hangi kurum veya kuruluşlara ait olduğu hemen belirlenememiş olsa bile basiretli tacir olan davalının basit bir araştırma sonucu kabloların/hatların davalıya ait olduğunu tespit etmesinin mümkün olması karşısında, davalı şirketin asli kusurun davacı şirkette olduğuna yönelik savunmaları ve istinaf talepleri yersizdir. Ayrıca, dava konusu yerde ancak farklı tarihte meydana gelen hasara ilişkin olarak açılan Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının ve bu dosya kapsamındaki davacı şirketin beyanları ile bilirkişi raporunun, somut dosyada da hükme esas alınması ve davacının kusurlu olduğunun belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; ilgili dava dosyasında dava konusu yerde ancak somut dosyadakinden farklı tarihte meydana gelen hasara ilişkin olarak yargılama yapıldığından ve her davanın birbirinden bağımsız olduğu gözetilerek, somut dosyaya yansımayan beyanlara ve somut dosyada ileri sürülmeyen veya ispatalanamayan delillere itibar edilerek hüküm kurulması mümkün olmadığından, davalı vekilinin bu hususa yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. Öte yandan, mahkemece, davacı şirketin yer altında bulunan elektrik hatlarını mevzuatta ön görülen derinliğe yerleştirmediği, hattın yüzeyde olmasından dolayı davacının kusurlu olduğu benimsenmiş ise de, olay sonrasında yapılan bir tespit bulunmadığından davacı şirketin yer altında bulunan elektrik hatlarının mevzuatta ön görülen derinliğe yerleştirip yerleştirmediğine ilişkin olarak fotoğraflar üzerinden yapılan soyut nitelikteki bilirkişi raporuna dayanılarak yapılan kusur tespiti doğru değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin davacı şirketin kusuruna yönelik tespiti yerinde değildir. Ancak, davacı şirket kendilerine ait olan elektrik dağıtım şebekesine 24/02/2016, 18/04/2016, 03/06/2016, 08/06/2016, 10/10/2016, 11/10/2016 ve 18/10/2016 tarihlerinde davalı şirket çalışanları tarafından zarar verildiğini ileri sürmüş olup, her bir hasar yönünden ayrı ayrı tespitler yapılarak zarar miktarlarının belirlendiği dosya arasına gelen belgelerden sabittir. Bu durumda, kendilerine ait olan elektrik dağıtım şebekesine davalı tarafça zarar verildiği ilk hasar tarihi olan 24/02/2016 tarihinden itibaren davacı şirketçe bilinmesine rağmen, davacı tarafça, davalı şirkete veya iş sahibi olan Karayolları Genel Müdürlüğüne hasar bildiriminde bulunulmayarak ve daha fazla hasar oluşmasının engellenmesi için önlem alınması girişiminde bulunulmayarak yeni zararların ortaya çıkmasına ve dolayısıyla zararın artmasına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle davacı şirketin de somut olaydan kaynaklanan zararın artmasında kusuru bulunduğu sabittir. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporu da gözetilerek tarafların kusur oldukları belirlenmek suretiyle, olayın gelişimi ve özelliklerine göre kusur oranlarının mahkemece takdir edilmesinde ve her ne kadar davacı yönünden belirlenen kusur durumuna ilişkin gerekçe hatalı ise de, Dairemizce yapılan kusur değerlendirmesinde belirlenen sebeplere göre ve sonuç olarak, somut olayda davacının % 25, davalının ise % 75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesisinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle, taraf vekillerinin kusura yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. 2-) Somut dosyada alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin yaptığı hasar tespitleri ve olay tarihindeki veriler dikkate alınarak usulüne uygun ve denetime elverişli biçimde tazminat hesabı yapıldığından, davalı vekilinin tazminata ilişkin bilirkişi raporuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. 3-) Somut dosyada belirlenen tazminat miktarından, yukarıda açıklamalar doğrultusunda davacıya yüklenen % 25 kusur oranı dışında, TBK 49 vd maddeleri gereğince hakkaniyet ve müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir yasal bir sebep bulunmadığından, davalı vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekir. 4-) Somut olay Antalya ili ...yolu güzergahında gerçekleşmiş olup, 6100 sayılı HMK 16. Maddesi gereğince haksız fille dayanan davalarda haksız fiilin gerçekleştiği yer ve davacının ikametinin bulunduğu yer (Antalya) mahkemesi de yetkili olduğundan, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen bu dava yönünden, davalı vekilinin mahkemenin yetkisine yönelen istinaf talebi yersizdir. 5-) Somut dosyada davacı tarafça yapılmış ıslah beyanı, itirazın iptaline konu olan somut dosya dava değerininin, icra takibinde yer alan toplam miktara hasredilmesi ve harcının tamamlamasına yönelik olduğundan, davalı vekilinin ıslaha yönelen istinaf talebinin reddi gerekir. 6-) Somut olaya konu olan tazminat miktarı bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden alacağın likit olmadığı, ayrıca davacının davasının kısmen kabul edildiği dikkate alındığında davacının kötü niyetli olmasının mümkün olmadığı kanaatiyle, davalı vekilinin kötü niyet tazminatına yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. 7-)6100 sayılı HMK 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinin tarafların haklılık durumuna taraflara yüklenmesi gerekmekte olup, somut dosyada da ilk derece mahkemesince yargılama giderleri tarafların haklılık durumuna göre karşı tarafa yüklendiğinden, davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelen soyut nitelikteki istinaf talebinin reddi gerekir. Keza vekalet ücretinin de, tarafların haklılık durumuna göre karşı tarafa yüklendiği anlaşılmakla davalı vekilinin vekalet ücretine yönelen soyut nitelikteki istinaf talebi de yersizdir. 8-)Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekili ile davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının ve davacının peşin yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcı ile davalının peşin ödediği 817,24 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan, 2.451,68 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iadesi, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 02/12/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi.