7. Hukuk Dairesi 2009/4687 E. , 2010/2598 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 215 ada 142 parsel sayılı 16532,99 m² yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak dav…
**7. Hukuk Dairesi 2009/4687 E. , 2010/2598 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 215 ada 142 parsel sayılı 16532,99 m² yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın belirli bölümüne dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 05.05.2009 havale tarihli rapor ve ekindeki haritada (A) harfi ile işaretli 9539,17 m² yüzölçümündeki bölümün son parsel numarası ile davacı adına, geriye kalan taşınmaz bölümünün tespit gibi hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca hazine adına oluşan tapu kaydının oluştuğu dönemden önce zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyiz konusu 215 ada 142 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine dayanak yapılan ve davalı hazine adına oluşan 7.4.1967 tarih 219 sayılı tapu kaydı ve dayanağı haritanın kapsamında kaldığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce adına tescil kararı verilen zilyet davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen şekilde taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün bulunup bulunmadığının belirlenmesinden ibarettir. Belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek bu konuda kendilerinden olaylara dayalı bilgi alınmamış, bu yolla hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmemiştir. Bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların sözleri saik ve sebebi belli olmayan olaylara dayanmayan soyut nitelikteki sözlerden ibaret kalmıştır. Dava ve temyize konu taşınmaz ile batı ve kuzey sınırında bulunan 215 ada 143 ve 144 parsel sayılı taşınmazların belirtmelik tutanağında taşınmazların öncesinin meradan açma olduğu açıklanmış, taşınmazların bulunduğu bölgede 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapıldığı belirtilmiştir. Ancak uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme ulaştırılabilmesi için öncelikle yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, taşınmazın 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı, öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen mera olup olmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. Mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın dava sonucunda yararı olmayan, taşınmazın bulunduğu köye komşu belde yada köyler halkından seçilecek yaşlı, yansız yerel bilirkişi ile aynı yöntemle seçilecek tanıklar aracılığıyla taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde yapılacak araştırma ve soruşturma ile belirlenmesi zorunludur. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi ile tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, ayrıca kadastro tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı, mera tahsis haritasının kapsamı dışında kaldığı takdirde öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen mera olup olmadığı belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hukuksal olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.