6. Ceza Dairesi 2025/6455 E. , 2025/11104 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1869 E., 2025/2250 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini g…
6. Ceza Dairesi 2025/6455 E. , 2025/11104 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1869 E., 2025/2250 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafileri duruşmalı inceleme isteminde bulunmuşlar ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede; I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2025 tarihli ve 2024/558 Esas, 2025/345 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d-h, 53... . maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 07.10.2025 tarihli ve 2025/1869 Esas, 2025/2250 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... ve Müdafilerinin Temyiz İstemleri Sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı halde eksik inceleme ile karar verildiğine, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, mağdurun çelişkili beyanları bulunduğundan bu beyanlarına itibar edilemeyeceğine, suça konu kolye evde bulunmuş olup sanığın yağma kastının bulunmadığına, teşdiden ve takdiri indirim uygulanmaksızın ceza verilmesinin hatalı olduğuna, sanığın şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe I. Sanık ile mağdurun resmi nikahlı eş oldukları, olay tarihinde saat 00.00 sıralarında sanığın İstanbul iline gideceğini söyleyerek mağdurdan para istediği, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine sanığın mağdurun yüzüne ve vücudunun çeşitli yerlerine yumruk ile vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde darp ettiği, mağdurun boynunda bulunan altın kolyeyi kopararak rızası dışında aldığı, daha sonra mutfakta bulunan ekmek bıçağını mağdura doğrultarak "Ben iyi değilim yola gideceğim, eğer başıma bir şey gelmez de ölmezsem geldiğim zaman kesinlikle seni öldüreceğim, ben buradan çıktıktan sonra polise git anlat ben de olayı anlatacağım" şeklinde tehdit ettiği, evden ayrılacağı sırada tekrar mağdura tokat atmak suretiyle kasten yaralayarak ikametten ayrıldığı iddia edilen olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in ..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanık ile mağdurun suç tarihinde resmi nikah eş oldukları, sanığın tüm aşamalarda mağdur ile İstanbul'a gitmek istemesi sebebiyle tartıştıklarını, aralarında itiş kakış olduğunu, bıçak ile mağdurun üzerine yürümediğini ve altın kolyesini almadığını beyanla üzerine atılı suçlamaları inkar ettiği, mağdurun aşamalarda değişkenlik gösteren çelişkili beyanlarından başka dosya kapsamında tarafsız görgü tanığının bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın mahkûmiyetine yetecek ölçüde her türlü şüpheden uzak, kesin mahiyette delil bulunmadığı, ceza hukukunun evrensel olarak kabul edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanık hakkında üzerine atılı nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, II.Kabule göre de; Suça konu altın kolyenin mağdura sanığın ailesi tarafından düğünde takıldığı, bu durumun mağdurun 24.11.2023 tarihli kolluk ifadesinde de belirtildiği, mağdur kadının sabit bir işi bulunmamakla, sanık tarafından geçiminin sağlandığının anlaşıldığı, UYAP sisteminden yapılan incelemede de tarafların halen evli oldukları ve aralarında boşanma davasına açıldığına dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı anlaşılmakla, bu haliyle suça konu altının evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal olarak değerlendirilmesi gerektiği, mağdurun söz konusu altını eşinin ailesinin taktığını kabul ettiği, sanık ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran bir hukuksal ilişkinin bulunduğu ve bu haliyle sanığın ekmek bıçağı ile mağdurun üzerine yürümek suretiyle iddianamede belirtilen tehdit içerikli sözleri söylediğine ilişkin olarak da dosya kapsamında delil bulunmadığı ancak mağdurun adli rapor içeriğine göre sanık tarafından yaralanmış olduğunun sabit olduğu dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaleti ile aynı Kanun'un 86/2, 3-a maddesi uyarınca hukuki alacağın tahsil amacı ile eşe karşı kasten yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname gerekçesine aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Nitelikli yağma suçundan tutuklu bulunan sanık ...'nın tutuklu kaldığı süre ve bozma sebebi göz önüne alınarak bihakkın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise bozma kararı doğrultusunda sanığın bu suçtan tahliyesi için tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna ve bağlı yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.12.2025 tarihinde karar verildi.